Başkan Erdoğan: Gazze çocuk mezarlığına döndü
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası programında gündeme ilişkin önemli mesajlar verdi. Gazze'deki katliama dikkat çeken Erdoğan, İsrail'in bölgesel barışı ve insani değerleri hedef aldığını belirterek, Müslümanlar olarak istikbale yürümek istediklerini söyledi.
Başkan Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası Programı'nda yaptığı konuşmada, milletin ve İslam aleminin Mevlid-i Nebi Haftası'nı tebrik etti, salondaki katılımcılara davete icabet ettikleri için teşekkür etti.
Ülkenin ve dünyanın farklı yerlerinde kendilerini takip eden, şu anda aralarında olmasalar da gözü, gönlü, kulağı burada olan tüm kardeşlerine selamlarını ve sevgilerini gönderdiğini dile getiren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Böylesine güzel bir programda bizleri buluşturan, rahmetiyle, lütfuyla, keremiyle kalplerimizi birbirine ısındıran Cenab-ı Allah'a sonsuz şükürler olsun. Alemlere rahmet, insanlığa hidayet, müminlere güzel ahlakın en yüksek timsali olarak gönderilen, ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Peygamber Efendimize salat ve selam olsun. İki cihan serverini dünya gözüyle gören, onun etrafında yıldızlar gibi hale ve halka oluşturan ali'ne, ashabına ve ehl-i beytine selam olsun. Fahri Kainat Efendimiz'in izinden giderek asırlardır ümmete hizmet eden, yol gösteren, felaha susayan gönülleri irşad eden alim ve ariflerimizin, kalp ve ilim ehlinin mübarek ruhları şad olsun. İslam'ın izzetini her şeyin üstünde tutan, ilayi kelimetullah davası uğruna canlarını ortaya koyan, vatanı, milleti, ezanı, bayrağı, devleti ve ümmeti için her türlü cevrü cefayı, zorluğu göze alan kahraman şehitlerimizin, gazilerimizin o mücadele ve mücahede erlerinin aziz ruhları şad olsun diyorum."

"HATEMÜL ENBİYA EFENDİMİZ İNSANLIĞIN UFKUNU NEBEVİ BİR NURLA DOLDURMUŞTUR"
Erdoğan, Müslümanlar olarak hafta başında Leyle-i Mevlid'i bir kez daha idrak ettiklerini hatırlatarak, kurtuluş vesilesi olarak yeryüzünü teşrif eden Hazreti Peygamber'in veladetinin bir seneidevriyesine daha erişmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, gerek dualarıyla gerek ibadetleriyle o mübarek geceyi anlamına ve mehabetine uygun şekilde hissetmeye, değerlendirmeye çalıştıklarını söyledi.
Bu vesileyle Veladet-i Nebi'nin 1501. yıl dönümünün ülke, millet ve başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, "Şunu öncelikle ve özellikle ifade etmek istiyorum. Veladet-i Nebi, yüce Allah'ın sonsuz rahmetinin bu dünyadaki en güzel tecellisidir. Efendimiz'in bu aleme doğuşu, insanoğlunun kainattaki yerini, yaratılış gayesini ve istikametini yeniden keşfetmesinin başlangıcı olmuştur. Hani merhum Süleyman Çelebi Mevlid-i Şerif'inde diyor ya, 'Belirince işaretleri dünyada Mustafa'nın, tuttu cihanı baştan başa nuru Mustafa'nın.' İşte beşeriyetin inanç ve ahlak bakımından zifiri karanlığın pençesinde olduğu bir çağda Hatemül Enbiya Efendimiz insanlığın ufkunu nebevi bir nurla doldurmuştur." diye konuştu.
Başkan Erdoğan, "Peygamber aşkı, peygamber sevgisi müminlerin gönlünde nesillerden nesillere aktarılan en kıymetli miras olmuştur. Bu sevda İslam ile müşerref olduğu ilk günden itibaren milletimizin de kalbinde müstesna bir yer tutmuştur." dedi.

Başkan Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası Programı'nda yaptığı konuşmada, ecdadın asırlar boyunca din-i mübin-i İslam'ın sancaktarlığını yaptığını ve İslam peygamberi Hazreti Muhammed'e duyduğu aşk ve muhabbeti tertemiz bir imanla koruduğunu belirtti.
Merhum Nihat Sami Banarlı'nın çok anlamlı bir tespitini paylaşmak istediğini belirten Erdoğan, özellikle gençlerin ve yeni yuva kuran çiftlerin bu hatırayı çok iyi dinlemesi ricasında bulundu.
Erdoğan, Türk edebiyatının önemli isimlerinden merhum Banarlı'nın, kırdan kente göçün başladığı yıllara ait şu anısını paylaştı:
"Anadolu'nun çeşitli bölgelerinden İstanbul'a, Ankara'ya ve başka büyük şehirlere göç eden halkımız var. Bunlar ailece gelip apartmanlarda kapıcılık, iç hizmetleri ve başka işler yapıyorlar. Bilhassa kadın adları dikkatimi çekiyor. Gül, Yaz Gülü, Gülşah, Gülşan, Güldalı, Güldane, Gülizar, Kırgülü, Gülbeyaz hatta erkek adı olarak da bazen Gülbey bu güllü isimlerin Anadolu'muzu gül bahçelerine çeviren güzel adların bu derece ısrarla niçin konulduklarını ben biliyorum ama yine de bilmezlikten gelerek soruyorum. Sizin oralarda gül bahçeleri çok olmalı. Köy evlerinin bahçelerinde çok mu çiçek yetiştirirsiniz? Adı Güldalı olan hanım cevap veriyor. 'Hayır Bey, bizim oralarda çiçek bahçesi ne gezer? Biz toprağı tarla diye kullanırız.' Peki kızlarınıza bu kadar çok ve güzel gül adlarını güle hasret duyduğunuz için mi koyuyorsunuz? 'Hayır Bey, bizim hasret duyduğumuz başkadır. Bizim oralarda inanılır ki gül Hazreti Muhammed'in remzidir."

Erdoğan, "Gül Muhammed teridir" diyen Yunus Emre gibi büyük bir şairin bu milletten ve bu topraklardan çıkmasının boşuna olmadığını aktararak, "Bizim Resul-i Ekrem'e olan sadakatimiz yalnızca milli seciyemizde değil, dilimizde, edebiyatımızda, kültür ve sanatımızda da tezahür etmiştir. Süleyman Çelebi'nin kalbinden beyitlere dökülen Mevlid-i Şerif, yüzyıllardır Efendimize duyulan hürmetin ortak sesidir. Fuzuli'nin Su Kasidesi, Resul-i Kibriya'nın bastığı toprağa ulaşma arzusuyla yanıp tutuşan bir gayenin, böyle bir gayretin ifadesidir. Şairlerimizin, ediplerimizin, hatta padişahlarımızın Efendimize ithafen yazdığı naat-ı şerifler, milletimizin hak yolundaki adanmışlığının en veciz nişaneleridir." ifadelerini kullandı.
Gönlü Peygamber aşkıyla yanan isimlerden birinin de merhum Mehmet Akif İnan olduğunu söyleyen Erdoğan, İnan'ın Hz. Peygambere olan bağlılığını ifade ettiği şu mısraları aktardı:
"Özgürlük menşurum, kanatlarımdır toprağım/Devletim, bayrağım sensin/Maddemsin, manamsın, varım yoğumsun/Ufkumsun, yakınım, uzağım sensin/Annem, babam, atam, kardeşim, yavrum/Evim, barkım, bahçem ve bağım sensin/Seslerin kalbimin dudaklarında/Zamanım, dönemim ve çağım sensin/Ümidim, cihadım, şafağım sende/Hicretim, menzilim, durağım sensin/Seninle olmaktır ahdim, yeminim/Ordum, emirim ve otağım sensin."



