Başkan Erdoğan'dan birlik mesajı: Duvarın tuğlaları gibi kenetleneceğiz

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
Başkan Erdoğan'dan birlik mesajı: Duvarın tuğlaları gibi kenetleneceğiz

Başkan Recep Tayyip Erdoğan AK Parti Grup Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan Orta Doğu'nun sancılı bir dönemden geçtiğini söylerken bir duvarın tuğlaları gibi kenetleneceklerini ifade etti. 500 bin sosyal konut projesine de değinen Erdoğan teslimatların 2027 yılının mart ayından itibaren başlayacağını vurguladı. Basını tehdit eden Özgür Özel'i de eleştiren Başkan Erdoğan "Yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler, bakıyorsunuz basın mensuplarına karşı aslan postuna bürünüyor." dedi.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan AK Parti Grup Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulundu.

Başkan Erdoğan'dan birlik mesajı: Duvarın tuğlaları gibi kenetleneceğiz - 1

İşte Başkan Erdoğan'ın açıklamaları:

"FİLİSTİN'İN YİĞİT EVLATLARINI SELAMLIYORUM"

Aziz milletim, değerli milletvekili arkadaşlarım, basınımızın kıymetli mensupları, hanımefendiler, beyefendiler, sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin şahsında Türkiye Yüzyılı'nın inşası için gecesini gündüzüne katan tüm yol ve dava arkadaşlarımı bu kürsüden hürmetle selamlıyorum. Gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde başları dik, alınları ak bir şekilde hayat mücadelesi veren kardeşlerimin hepsini saygıyla selamlıyor, ülkem ve milletim adına kendilerine dostluk mesajlarımızı yolluyorum.

Bilhassa uluslararası kuruluşların sessiz bakışları altında maruz kaldıkları onca barbarlığa, onca zulme ve soykırıma rağmen, "Susarsak eğer taşları sıkacağız. Acıkırsak eğer toprakla doyacağız ama asla terk etmeyeceğiz. Kanımız masumdur. Ama onu dökmekten çekinmeyeceğiz. Mazimiz önümüzde uzanıyor. Yaşadığımız an içimizde. Gelecek sırtımızda" diyerek topraklarına sahip çıkan Filistin'in yiğit evlatlarını bugün bir kez daha hürmetle selamlıyor, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dualarımızla, desteklerimizle daima yanlarında olduğumuzu tekrar ifade ediyorum.

Yine büyük bir coşkuyla gerçekleştirdiğimiz grup toplantımızın ülkemize, milletimize ve demokrasimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Katılımlarıyla toplantımızı onurlandıran kıymetli misafirlerimizin her birine hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Kelimelerin tarif etmekte zorlandığı şu muhabbet için her bir kardeşime, onların nezdinde tüm teşkilatıma kalpten teşekkür ediyorum. Cenab-ı Allah muhabbetimizi, danışmamızı ve dayanışmamızı, sınana sınana bu günlere gelen yol arkadaşlığımızı daim eylesin. Rabbim son nefesimize kadar bizleri millete, ümmete ve insanlığa hizmet yolundan ayırmasın.

KUT'ÜL AMARE ZAFERİ 110. YIL DÖNÜMÜ

Aziz milletim, çok kıymetli milletvekillerimiz, bugün tarihimizin iftihar vesilelerinden biri olan Kut'ül Amare Zaferi'mizin 110. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Bu destansı zaferin 110. sene-i devriyesinde Selman-ı Pak ve Kut çarpışmaları başta olmak üzere Birinci Cihan Harbi'nin tüm cephelerinde kahramanca mücadele eden askerlerimizi rahmetle iade ediyorum. Aynı şekilde tarih boyunca İ'lâ-yı Kelimetullah uğrunda fedai can eyleyen aziz şehitlerimizi tazimle anıyor, Rabbim cümlesinin ruhunu şad, mekânını inşallah cennet eylesin diyorum. Kut'ül Amare Zaferi, Çanakkale Zaferi'mizle birlikte milletimizin mücadele azminin yanı sıra ordumuzun kurmay zekâsını ortaya koyan muhteşem bir askerî başarı hikâyesi olarak ortaya çıkmıştır. Kut zaferi ile Bağdat'ın işgali bir sene daha engellenmiş ve Birinci Dünya Savaşı'nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır. Bu zaferde başta General Townsend olmak üzere 5 general ve 476 subayla birlikte toplam 13.309 kişi esir alınmıştır. Zafer sonrasında gazilere hitap eden 6. Ordu Komutanı Halil Kut Paşa, bakınız askerlerini nasıl tebrik etmişti: "Aslanlarım, bugün şu kızgın toprağın güneşli semasında şühedamızın ruhları şad olarak uçuşurken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum." 18. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ise muzaffer askerlerini kutlarken onlara aynı zamanda şunları emrediyordu: "18. Kolordunun aslan yürekli erleri, Cenab-ı Hakk'a secdeye kapanalım. Bu akşam şehitlerimize fatihalar, tebarekeler, Yasinler okunsun, gaziler birbirine sarılsın, birbirini tebrik etsinler" Ben de bugünkü Kut'ül Amare Bayramı vesilesiyle sizin pak ve yüksek alınlarınızdan samimiyetle öpüyorum. Evet, Kut'ül Amâre Zaferi işte böyle karşılanmış, tarihimize şanla şerefle yazılmış bir kahramanlık destanı olarak millî hafızamızda yerini almıştır.

"KÖKENLERİMİZ FARKLI OLSA DA BİRİZ"

Şuraya da özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Kut zaferinin bir başka yönü, belli kesimler tarafından şimdilerde tekrar köpürtülen Birinci Dünya Savaşı'nda Araplar bizi sırtımızdan hançerledi yalanını deşifre eden en bariz örneklerden biri olmasıdır. Kut halkı, Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket ederek kuşatmaya destek olmuş, hatta bu uğurda pek çok şehit vermiştir. Mesela köklü bir Arap ailesinin mensubu olan Uceymî Paşa, muhasara altında kalan bir birliğimizi yanındaki adamlarıyla beraber kurtarmıştır. Arapların yanı sıra Türdi, Berzenciye seyitleri, Niayin seyitleri, Talebani gibi Kürt aşiretleri de Osmanlı ordusunun yanında savaşmışlardır. Yine tarihçilerimize göre ordumuza destek veren Arap aşiretlerinin içinde Şii olanlar da bulunuyordu. Zaferin bu yönü, bizim sık sık altını çizdiğimiz Türk, Kürt, Arap ittifakının ne kadar stratejik önemde olduğunu bizlere yeniden hatırlatmaktadır. Sadece Kut'ül Amâre'de değil, aynı uhuvvet tablosuna Çanakkale'de de şahit oluyoruz. Saraybosna'dan, Üsküp'ten, Bakü'den, Kudüs'ten, Bağdat'tan, Şam'dan, Halep'ten nice kardeşimiz Çanakkale'de ecdadımızla birlikte omuz omuza çarpışmış, şehit düşmüş, kara toprağı al kanlarıyla birlikte sulamışlardır. Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur. Aynı hakikat Kut'ül Amâre için de geçerlidir. Orada da vahdet nifaka galip gelmiş, toplu vuran yürekleri hiçbir müstevli gücün sindiremeyeceği çok net görülmüştür.

Değerli dostlarım, sevgili gençler, burada önemli belirtmek isterim ki bugün de kardeşi kardeşe kırdırmak suretiyle coğrafyamızı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattımız, bir duvarın tuğlaları misali birbirimize kenetlenmemizdir. Kökenlerimiz farklı olabilir. Mezheplerimiz, meşreplerimiz farklı olabilir. Hayat tarzlarımız, düşünce dünyamız, siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Bunların hepsi bizleri bölen, ayrıştıran, kutuplaştıran değil, beşerî ve fikrî zenginliğimizi yansıtan müstesna değerlerdir.

Özellikle bölgemizin içinden geçtiği şu sancılı dönemde köken, meşrep ve mezhep farklılıklarımızı bir yana bırakıp hep beraber vahdeti kuşanmak, kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz. Sadece kendi içimizde değil, sınırlarımızın ötesinde de kardeşliğin özellikle dili ile konuşmak, barış mesajlarımızı çok güçlü biçimde vermek durumundayız. Türkiye bunun mücadelesini yürütmektedir. Aynı şekilde biz, tüm kadrolarımızla bunun mücadelesini yürütüyoruz. Türkiye'nin Kürt, Arap, Türkmen, Fars ayrımı yapmaksızın bölgedeki tüm kardeşleri ile kucaklaşması, ortak tarih, ortak gelecek temelinde yeni bir güvenlik paradigması inşa etmeye çalışması tenkit edilecek değil, aksine takdir edilecek, desteklenecek, övülecek bir politikadır. Mazimiz gibi istikbalimiz de müşterektir. Dolayısıyla bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek, hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır. Hangi bahaneyle olursa olsun hiç kimse böyle bir vebali taşıyamaz. Artık şunu herkes bilsin ve anlasın. Nasıl etle tırnak birbirinden ayrılmazsa, bin yıldır aynı topraklarda beraber yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza kimse giremez, bizi kimse ayıramaz, barış içinde geleceği kucaklamak varken bize kimse düşman olamaz.

Başkan Erdoğan'dan birlik mesajı: Duvarın tuğlaları gibi kenetleneceğiz - 2

"KARDEŞLİĞİMİZİ BOZMAYA KİMSENİN GÜCÜ YETMEZ"

Bizim Çanakkale'de, Kut'ül Amare'de ve daha nice İslam beldesinde şehitlerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulmuş dostluğumuzu, kardeşliğimizi bozmaya kimsenin ama hiç kimsenin gücü yetmez. Bunun için kardeşliğimizi kundaklamak isteyenlere eyvallah demeyeceğiz. Aramıza nifak sokmaya çalışanlara inat, biz zafer marşlarımızı kardeşlik türkülerimizle birlikte coşkuyla söylemeye devam edeceğiz. Bu vesileyle başta Halil Kut Paşa olmak üzere, 110 sene önce kazanılan şanlı zaferde emeği bulunan subaylarımız ile şehitlerimizi de, gazilerimizi de bir kez daha rahmetle iade ediyorum. Kut'ül Amare Zaferi'mizin 110. sene-i devriyesi kutlu olsun diyorum.

"500 BİN HAK SAHİBİNİ BELİRLEDİK"

Aziz yol ve dava arkadaşlarım, partimizin kuruluşunun 25. yıl dönümüne adım adım yaklaşırken ilk günkü aşkla, ilk günkü heyecanla milletimize hizmet ediyoruz. Hani Yunus Emre diyor ya, bir gönül yaptın ise, er eteği tuttun ise, bir kez hayır ettin ise, binde bir ise az değil. İşte biz de gönüller yapmak, gönüller kazanmak, eser ve hizmet siyasetiyle vatandaşlarımızın gönlüne girmek için canla başla çalışıyoruz. Gerek şahsım, gerek kabine üyelerimiz, gerekse değerli milletvekillerimiz, elbette belediye başkanlarımız, bir tek saniyemizi dahi boşa harcamamak adına yoğun bir mücadelenin içindeyiz.

Geçen hafta cumartesi günü bu minvalde çok önemli bir adım attık. Biliyorsunuz 24 Ekim'de 81 ilimizde 500 bin sosyal konut kazandıracak 100 Yılın Konut Projesi'ni kamuoyumuzla paylaşmıştık. Halkımız projemize gerçekten yoğun bir ilgi gösterdi. Öyle ki 500 bin konut için yaklaşık 8 milyon vatandaşımız başvuru yaptı. Vatandaşlarımızın bu itimadına layık olabilmek için hemen kolları sıvadık, 29 Aralık itibarıyla kura süreçlerimizi başlattık. 4 ay gibi rekor bir sürede 81 ilimizde noter huzurunda tamamen şeffaf bir şekilde 500 bin hak sahibimizi belirledik.

"2027 MART AYI İTİBARIYLA EVLERİ TESLİM ETMEYE BAŞLAYACAĞIZ"

Ankara'dan İzmir'e, Gaziantep'ten Trabzon'a, Çorum'dan Hatay'a kadar on binlerce ailemizi ev sahibi yapacak sürecin ilk aşaması tamamlandı. Şimdi hedefimiz evlerimizi hızla inşa edip hak sahiplerine teslim etmek. Sahada çok hızlı bir şekilde inşa sürecine başlayacağız. İnşallah 2027 Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz. 7.300 lira ile 11.000 lira arasında bir taksitle insanlarımızı yuva sahibi yapmanın bahtiyarlığını yaşayacağız. Projeyle ayrıca ilk kez İstanbul'da kiralık konut uygulamasını da hayata geçiriyoruz. İstanbul'umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz. Dar gelirli vatandaşlarımız çok uygun koşullarda TOKİ'den ev kiralayacak. Bu yaz kiralık konutların da anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz. Kura'da ismi çıkan vatandaşlarımızın gözleri aydın olsun diyorum, yeni yuvalarında inşallah güle güle otursunlar. Kura'da ismi çıkmayan vatandaşlarımız da üzülmesinler. Biz sadece TOKİ vasıtasıyla 1 milyon 760 bin konut üretmiş bir iktidarız. Biz 455 bin konut ve iş yeri yaparak 6 Şubat asrın felaketinin izlerini 3 yıl gibi kısa sürede büyük oranda silmiş bir kadroyuz. Biz İstanbul'da 980 bin, ülke genelinde 2 milyon 262 bin bağımsız bölümü dönüştürmeyi başarmış bir hükümetiz. Bunları nasıl yaptıysak, önce 500 bin konutu yapacağız. Ardından da eserlerimize yenilerini ekleyeceğiz.

AK PARTİ VE CUMHUR İTTİFAKI VİZYONU

Şunu tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini isterim. Biz bu ülkeye, bu millete sevdalıyız. Unutmayın. Hizmet eden izzet bulur prensibi bizim siyasetteki pusulamızdır. Bizim gerilim siyasetiyle işimiz olmaz. Bizim ülkeyi kutuplaştıran polemiklerle işimiz olmaz. Bizim millete faydası olmayan sahte ve sanal tartışmalarla işimiz olmaz. Biz bunların hiçbirinde yokuz. Olmadık ve olmayacağız. Bizi arayan açılışta bulur, şantiyede bulur, devasa yatırımların temelini atarken, bitmiş eserleri hizmete açarken, buralarda bulur, iş ve icraat üretirken bulur. Bizi arayan milletimizin gönül sarayının baş köşesinde bulur. Bizi arayan bu milletin derdiyle dertlenirken, sevincine ortak olurken bulur. İşte AK Parti'nin ve Cumhur İttifakı'nın vizyonu budur. İşte Türkiye'nin son 23 yılda şehircilikte ulaştığı seviye budur. Hepsinden önemlisi siyasette itibar işte böyle kazanılır, işte böyle korunur. Milletin gönlüne lafla, polemikle, tehditle, şantajla değil, işte böyle eserle, hizmetle, yatırımla, icraatla girilir. Milletimiz bize inansın. Milletimiz bize güvensin. Biz bu güveni evelallah boşa çıkarmadık, çıkarmayız. Rabbim ömür verdikçe milletimizin hayallerini gerçeklere dönüştürmeye devam edeceğiz. İnşallah daha nice yıllar ülkemize hizmet bahtiyarlığına nail olacağız.

"BASIN MENSUPLARINI KÜSTAHÇA TEHDİT EDENLERDEN OLMADIK"

Değerli milletvekillerimiz, kıymetli misafirler, bizim siyasetimizde şehircilikte olduğu gibi hayatın diğer kulvarlarında da çözümsüzlük çözümdür anlayışına yer yoktur. 23 yıldır büyük küçük demeden milletimizin her türlü derdiyle ilgilendik, her sorununa çözüm yolları bulmaya çalıştık. Hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden devlete çöreklenmiş oligarşik yapılarla mücadeleye, siyaset odaklarının geriletilmesinden millî iradenin güçlendirilmesine kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık. Birçok alanda sessiz devrimler gerçekleştirdik. Ana muhalefet gibi lafa gelince basın özgürlüğünden dem vurup sırf yolsuzluklarını ifşa ediyorlar diye kürsüden basına parmak sallayanlardan, basın mensuplarını küstahça tehdit edenlerden olmadık. Eleştirilere tahammül gösterdik, yapıcı önerilere kulak verdik, hukuksuzluklar karşısında hakkımızı yine hukukun içinde aradık. Onu kapatacağız, şunun kapısına kilit vuracağız, hepinizden hesap soracağız gibi antidemokratik yollara asla tevessül etmedik. Bakınız burada yıllardır bizi basın özgürlüğü konusunda topa tutanların iki yüzlü tavrına kısa bir parantez açmak istiyorum. Şimdi değerli kardeşlerim, biz hafta sonu İstanbul'da 100 bin konutun kura çekim törenini yaparken aynı saatlerde CHP Genel Başkanı belediye başkanlarıyla toplantıdaydı. Toplantı sonrasında çıktı, yine ipe sapa gelmez bir sürü ithamda bulundu. Son derece seviyesiz ifadelerle şahsımızı ve partimizi hedef aldı. İçinde zerre kadar vizyonun, projenin, nezaketin olmadığı, Türkiye'nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba dinleyenler muhatap oldu. Bir defa şu derin çelişkiyi herkes görüyor. Yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler, bakıyorsunuz basın mensuplarına karşı aslan postuna bürünüyor. Rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler, kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor. Yıllarca basın özgürlüğünden, farklı seslere ve görüşlere saygılı olmaktan, eleştirilere kulak vermekten bahsettiler. Ama daha ortada hiçbir şey yokken onu bunu tehdit etmeye başladılar. Sizin basın hürriyetinden anladığınız bu mu? Bu mu sizin özgürlük ve demokrasi anlayışınız? Bu mu sizin siyaset tarzınız?

"ALIŞTIĞINIZ ESKİ TÜRKİYE YOK"

Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim. Beyler, cürmünüz kadar yer yakarsınız. Tehditle, şantajla, dozunu devamlı artırdığınız hakaret senfonileriyle bu ülkede kimseyi sindiremezsiniz. Kabul etseniz de etmeseniz de alışık olduğunuz eski Türkiye artık yok. Gazetelerin CHP'nin basın bülteni gibi çıktığı günler artık geride kaldı. Ekranların CHP ideolojisine tahsis edildiği günler artık geride kaldı. Aykırı sesleri susturduğunuz günler artık bu ülkede geride kaldı. Basının sizi eleştirmesine, etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine öyle veya böyle alışacaksınız. Yankı odalarınızın dışında farklı sesler duymaya alışacaksınız. Beytülmale el uzatmışsanız adalete hesap vermeye alışacaksınız. Türkiye uzun yıllar hasretini çektiği çok sesliliğe nihayet kavuşmuştur. Ve bundan geriye dönüş olmayacaktır. Bakın şurası da çok enteresan. Her gün yeni bir skandal patlak veriyor. CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil, hemen basını susturmak geliyor. Beyefendilerin aklına para kuleleriyle, baklava kutularıyla mücadele değil, bunların üzerine giden kurumları tehdit etmek geliyor. Yolsuzluklardan arınalım, Gazi'nin partisini çıkar şebekelerinin oyuncağı olmaktan kurtaralım gibi ne bir düşünceleri ne de böyle bir niyetleri var. Sonra da utanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar. Ya ortada ahlak mı bıraktınız ki bir de üstünlük olsun. Bunca kepazelikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmanız sizin üstünlüğünüzden değil, yüzsüzlüğünüzden kaynaklanıyor. İnsan bir öz eleştiri yapar. Başkalarını suçlamadan önce kendisini bir hesaba çeker. Yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan insan bir müdahale eder. Hem bunları yapmayacaksın, bir de üstüne basını tehdit edeceksin. Ne diyelim. Cenab-ı Allah bu milleti, bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin. Aziz milletim, çok değerli yol arkadaşlarım, biz yoğun mesaimiz arasında esasen bunlara nefes ve vakit harcamayı tamamen israf olarak görüyoruz. Bizim CHP'deki Bizans oyunlarıyla uğraşacak ne vaktimiz ne niyetimiz, doğrusunu söylemek gerekirse ne de bunlara ayıracak sabrımız var. Biz tamamen işimize odaklanmış durumdayız. Bir taraftan 500 bin sosyal konutumuzun kurasını çekiyor, diğer taraftan ülkemizi küresel bir cazibe merkezi haline getirecek adımlar atıyoruz. Türkiye Yüzyılı'nda yatırımlar için güçlü merkez şiarıyla hazırladığımız kapsamlı çalışmayı inşallah yakında Meclisimizin takdirine sunacağız. Hedefimiz, istikrar adası vasfını son hadiselerle bir kez daha tescilleyen ülkemizi üretim, ticaret, lojistik ve yatırım alanlarında küresel bir merkeze dönüştürmek, Türkiye'nin rekabet gücünü artırmaktır. Ekonomik şahlanışımızın bir diğer lokomotifi terörsüz Türkiye sürecidir. Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde inşallah Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır. Maruz kaldığımız gizli açık tüm sabotajlara rağmen süreçte 18. ayı geride bıraktık ve hamdolsun birçok kritik eşiği suhuletle aşmayı başardık. Komisyon raporunun onaylanmasıyla çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varılmış oldu. Komisyon raporunun ışığında siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşaktan kazasız belasız geçelim arzusundayız. Süreçle ilgili son günlerde belli çevreler tarafından köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı bugün bir kere daha vurguluyorum. Sürece dair karamsar senaryolar yazanlar, açık söylüyorum, gerçeklerle değil tamamen vehimleri ile hareket etmektedir. 23 Nisan resepsiyonunda da ifade ettiğim gibi olumlu bir atmosfer vardır. Yapılması gerekenler bellidir. Süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir. Çünkü kardeşlerim, biz bu yola ittifak olarak Türkiye'nin önündeki en büyük engellerden birini kaldırmak için çıktık. Biz bu yola bölgemizde oynanan sinsi oyunları bozmak için çıktık. Biz bu yola kardeşliğimize saplanan hançeri söküp atmak için çıktık. Biz bu yola silahların tahakkümüne tamamen son vererek sivil siyasetin demokratik kapasitesini daha da güçlendirmek için çıktık. Biz bu yola kendimiz için değil, Türkiye'nin aydınlık yarınları için çıktık. Bizim yaşadığımız acıları evlatlarımız yaşamasın, bizim ödediğimiz ağır bedelleri gelecek nesiller ödemesin diye biz bu yola revan olduk.

KUCAKLAYICI VE YAPICI ANLAYIŞ VURGUSU

İnşallah bu kutlu yolda menzile vasıl olana kadar sabırla, samimiyetle ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Birbirimize kulaklarımızla birlikte kalplerimizi de açtığımızda inanıyorum ki bu yolculuk daha kolay, daha hızlı olacaktır. Burada şunun da altını çizerek söylemekte fayda mülahaza ediyorum. Bölgemizin içinden geçtiği bu sancılı dönemde hiç şüphesiz sürece katkı veren herkes tarihe adını kaydettirecektir. Aynı şekilde süreci zorlaştıran, süreci yokuşa süren, tahrik eden her türlü girişim de tarih karşısında sorumlu olacaktır. Herkesten bu sorumluluk duygusuyla hareket etmesini, sürecin yükünü artıracak söylem ve eylemlerden özenle kaçınmasını bekliyoruz. Cumhur İttifakı olarak bu ülkenin bagajlarından kurtulması için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kuşatıcı, kucaklayıcı ve yapıcı bir anlayışla hareket etmeyi sürdüreceğiz.

"MİLLETİN UMUTLARINI BOŞA ÇIKARAMAYIZ"

Çok kıymetli milletvekillerim, sizler de vatandaşlarımızla temaslarınızda görüyorsunuz. Halkımız bizden hizmet bekliyor, proje ve eser bekliyor, dertlerine derman olacak reçeteler bekliyor. Hiçbirimizin hangi sebeple olursa olsun milletin umutlarını boşa çıkarma lüksüne sahip olmadığını tekraren dile getirmek isterim. Eğer milletimiz bizi buraya kendisini temsil etmek üzere gönderdiyse bu kutsal görevimizi bahane aramadan, engellere takılmadan, muhalefetin tuzaklarına düşmeden layıkıyla icra etmek zorundayız. Özellikle siyaseti engel çıkarmak olarak gören ana muhalefetin Meclisi tıkamasına, yasama faaliyetlerini engellemesine müsaade edemeyiz.

Şunu lütfen unutmayın. Biz bu yüce çatı altında seçim çevremizle birlikte hangi partiye gönül vermiş olursa olsun 86 milyonun tamamına hizmet etmek için varız. Sizlerin çalışması demek Meclisin çalışması demektir. Gerek komisyon gerekse Genel Kurul boyutuyla yüce Meclisin yasama vazifesini tam ve eksiksiz bir şekilde yapmasını sağlamak, iktidar partisi olarak bizim asli görevimizdir. Sizlerden bu vazifeyi partimize ve değerlerimize yakışır biçimde en güzel ve en verimli şekilde yerine getirmenizi bekliyorum. Rabbim yar ve yardımcınız olsun diyorum. Bu düşüncelerle Meclis çalışmalarında sizlere başarılar diliyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.

Mobil uygulamalarımızı indirin