Gülistan Doku dosyasında çarpıcı detay: Ceset yakıldıysa bile izi kalır
Tunceli’de 6 yıldır kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku soruşturmasında jandarma raporlarının dosyanın seyrini değiştirebileceği öngörülüyor. A Haber canlı yayınına konuk olan Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Hakan Kar, rapordaki “mezar benzeri boşluk” ve “paslanma” emarelerini değerlendirirken kritik bir gerçeğin altını çizdi: "İskeletleşmiş bir bedende asırlar geçse de DNA tespiti mümkündür; hatta ceset yakıldıysa bile o izler tamamen silinemez."
Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku soruşturmasında yeni bir safhaya girildi. Jandarma raporlarına yansıyan "mezar benzeri boşluk" ve "paslanma" emareleri cinayet şüphesini güçlendirdi. Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Hakan Kar, A Haber canlı yayınında DNA analizinin 6 yıl sonra bile hangi sırları aydınlatabileceğini bütün detaylarıyla gözler önüne serdi.
GÜLİSTAN DOKU'NUN CESEDİ TESPİT EDİLEBİLİR Mİ?
Toprak altındaki bozulma sürecine dikkat çeken Prof. Dr. Hakan Kar, "Toprağa gömülmüş bir cesedin nem ve toprak içeriğine göre 1 ila 5 yıl içerisinde iskeletleşmesi beklenir. Gülistan Doku'nun kaybolduğu 2020 yılından bu yana geçen sürede mezarı bulunduğu takdirde karşımıza muhtemelen yumuşak dokuları tamamen kaybolmuş bir iskelet çıkacaktır" sözleriyle teknik süreci aktardı.
İskelet üzerinden kimlik tespiti yapılmasının mümkün olduğunu belirten Kar, "Cenaze iskeletleşse hatta üzerinden yüzyıllar geçse bile kimlik tespiti yapılabilir. Özellikle uzun kemikler ve azı dişlerinden alınan örneklerle yapılacak DNA analizi, cenazenin kime ait olduğunu kesin olarak ortaya koyar" ifadelerini kullandı.
(Foto: ahaber.com.tr)
"ATEŞLİ BİR SİLAHIN VARLIĞINI İŞARET EDİYOR OLABİLİR"
Soruşturma dosyasındaki çarpıcı bulguları değerlendiren Kar, şunları kaydetti:
"Jandarmanın yer altı görüntüleme cihazlarıyla tespit ettiği 160-170 santimetre uzunluğunda ve 70-80 santimetre derinliğindeki mezar benzeri boşluk oldukça kıymetli bir veri. Tutanaklarda burada bir cenaze olduğu ancak sonradan başka yere nakledildiği yönünde iddialar var. Ayrıca bölgedeki normal dışı oksitlenme ve paslanma, cenaze ile birlikte gömülmüş ateşli bir silahın varlığını işaret ediyor olabilir."
(Foto: ahaber.com.tr)
KEMİKLER CİNAYETİ ELE VERİR Mİ?
Kemik yapısı üzerindeki travmaların cinayet yöntemini kanıtlayabileceğini ifade eden Prof. Dr. Hakan Kar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir tanık ifadesine göre maktulün ateşli silahla baş bölgesinden vurulduğu iddia ediliyor. Eğer bu doğruysa, yumuşak dokular kaybolsa bile kemikte mermi çekirdeğinin oluşturduğu giriş ve çıkış delikleri mutlaka görülecektir. Adli tıp incelemesiyle bu durum kolayca ayırt edilebilir. Ayrıca iskelet ve eklemler, ölüm öncesi veya sonrası maruz kalınan tüm travmaları bize söyler."
(Foto: ahaber.com.tr)
"CESET YAKILDIYSA BİLE DNA ELDE EDİLEBİLİR"
Cenazenin yakılarak yok edildiği iddialarına da açıklık getiren Kar, "Sıradan bir vatandaşın ilkel koşullarda bir iskeleti tamamen toz haline getirmesi mümkün değildir. Bunun için krematoryum gibi profesyonel tesisler gerekir. Dolayısıyla ceset yakıldıysa bile DNA elde etme imkanı hala mevcuttur" sözleriyle umut verici bir tablo çizdi.
Hamilelik iddialarıyla ilgili ise daha temkinli konuşan uzman, "6 yıl sonra iskeletleşmiş bir bedende gebelik tespiti oldukça zordur. Özellikle ilk aylardaki bir cenin henüz kemikleşmediği için yumuşak dokuyla birlikte yok olur. Ancak ileri aylardaki bir gebelikte kıkırdaklaşmış iskelet sisteminden izler beklenebilir" ifadelerini kullandı.
SİLİNEN HASTANE VERİLERİ VE BİYOLOJİK MATERYALLER
Gülistan Doku'nun kaybolmadan önce hastaneye yaptığı başvuruların kritik önemde olduğunu vurgulayan Kar, şu ifadeleri kullandı:
"Hastanelerdeki silinen dijital veriler geri getirilebilir. Bu mümkün olmasa bile, cihazların kendi hafızalarında mutlaka birer kopya bulunur. Ayrıca kurumların tetkik için aldıkları kan ve idrar gibi biyolojik materyalleri 5 yıl süreyle saklama zorunluluğu vardır. Bu materyallere ulaşılması durumunda hem gebelik hem de toksikolojik incelemelerle uyuşturucu madde kullanımı gibi detaylar netliğe kavuşur."


