MHP lideri Bahçeli'den Özgür Özel'e mesaj: Ara seçim yok, seçim zamanında yapılacak

Giriş Tarihi:Son Güncelleme:
ahaber.com.tr Haber Merkezi
MHP lideri Bahçeli'den Özgür Özel'e mesaj: Ara seçim yok, seçim zamanında yapılacak

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu. İslamabad'da sonuçsuz kalan görüşmelere değinen Bahçeli, Dünya Barış Konseyi'nin kurulması gerektiğini söyledi. Bahçeli Özel'in seçim çağrısına ilişkin ise "CHP kapısındaki sıkışıklığı Türkiye'yi karıştırarak karalamaya heves etmesin. Ara seçim yok seçim zamanındadır." dedi.

Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, Orta Doğu'daki mevcut manzarayı münferit, sıcak çatışma başlıklarıyla, birkaç gün sürecek gerilim dalgalarıyla, askeri hareketlere dair haber akışıyla anlamaya kalkışmayı, "büyük resmin ıskalanması" olarak nitelendirdi.

Karşılarındaki tabloda, diplomasiyle askeri harekatların, enerji kaynaklarının güvenliğiyle sınır emniyetinin, uluslararası hukuk ile ırkçı ve mezhepçi zihniyetlerin arasında ilmek ilmek örüldüğünü, çok katmanlı bir hesaplaşma ağı durduğunu belirten Bahçeli, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını anımsattı.

Savaşın 7 Nisan'da 2 haftalık ateşkese bağlanmış görünmesinin krizin bittiği anlamına gelmediğine işaret eden Bahçeli, "Bu ateşkes, kapsamlı bir uzlaşıdan ziyade tarafların stratejik ve temel hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesine imkan tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir. Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır. Savaşın nihayete ermesi ve barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır. Bunun içindir ki bugün 'ateşkes' diye sunulan tabloyu safdil bir iyimserlikle değil, devlet ciddiyetiyle okumak zorundayız. Çünkü ateşkesin kendisi bile bir güç mücadelesinin aracına dönüşmüş durumdadır." diye konuştu.

ABD ve İran tarafından yapılan açıklamaları hatırlatan Bahçeli, açıklamaların krizin masaya taşındığını gösterdiğini söyledi. Silahların geçici olarak susmasının, hesapların kapandığı değil gerek sahada gerekse masada yeniden ayarlandığı bir ara safhaya işaret ettiğini dile getiren Bahçeli, ABD ve İran'ın Pakistan'da yaptığı görüşmelere dikkati çekti. Bahçeli, şunları kaydetti:

"Doğrudan ABD-İran müzakereleri, herhangi bir anlaşma sağlanamadan sona ermiştir. Yalnızca sahada değil, diplomatik zeminde de bütün ağırlığını sürdüren bu mücadele sonrasında görüyoruz ki ortada bitmiş bir kriz değil, yalnızca biçim değiştirmiş bir bilek güreşi mevcuttur. İslamabad'da sonuçsuz kalan görüşmeler, bölgedeki çatışmaların küresel bir yıkıma evrilme ihtimalini daha da kuvvetlendirmiştir. Denetimsiz ve önü alınmayan güç rekabeti ve silahlanma hırsı nasıl ki bugün Orta Doğu'da bombaların patlamasına sebebiyet veriyorsa, yarın Avrupa'nın göbeğinde, Asya'nın düğüm noktalarında ve Afrika'nın kırılgan havzalarında daha büyük yıkımların da önünü açacaktır."

(Foto: AA) (Foto: AA)

"YENİ BİR KÜRESEL İRADENİN TECELLİSİ ARTIK KAÇINILMAZ"
MHP Genel Başkanı Bahçeli, küresel salgınla sarsılan insanlığın Ukrayna-Rusya savaşıyla, Kızıldeniz ve Karadeniz'de bozulan ticaret güvenliğiyle, Gazze'deki insanlık dramıyla, Lübnan'daki yıkımla, Etiyopya'da, Sudan'da, Somali'de patlak veren krizlerle durmaksızın savrulduğunu söyledi.

Keşmir hattında Hindistan ile Pakistan'ın karşı karşıya geldiği, Pakistan-Afganistan geriliminin on binlerce insanın hayatını altüst ettiği bir dünyada, yangının tek bir bölge ile sınırlı kalacağını düşünmenin tehlikeli bir gaflet olduğunu ifade eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"'Üçüncü dünya savaşı' ihtimalinin daha yüksek sesle telaffuz edildiği böylesi bir dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Antonio Guterres'in öncülüğünde, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği'nin katılımıyla bir 'Dünya Barış Konseyi' mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir. Barışı lafzında taşıyıp savaşı fiilinde büyüten ikircikli anlayışların değil, adaleti, dengeyi ve hakkaniyeti esas alan yeni bir küresel iradenin tecellisi artık kaçınılmazdır. Türkiye, tarihinin yüklediği sorumlulukla ve coğrafyasının biçtiği misyonla elini taşın altına koymaya hazırdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' vecizi, dün olduğu gibi bugün de atacağımız her adımın rotasını, yürüyeceğimiz tüm yolların istikametini tayin edecektir."

"İSRAİL, BU SAVAŞIN GERÇEK VE TEK SORUMLUSUDUR"
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının devam ettiğini hatırlatan Devlet Bahçeli, yaşanan can kayıplarının siyonist hesapların Lübnan topraklarını terk etmeye niyetli olmadığını gösterdiğini, Gazze'deki çığlıkların Lübnan'da da yankı bulduğunu belirtti. Bahçeli, "İsrail'in Lübnan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıları derhal durdurulmalı. Bölgedeki istikrarın sağlanması ve kardeş Lübnan halkının toprakları üzerindeki egemenliğinin tesis edilmesi insani ve vicdani bir gerekliliktir." dedi.

Bahçeli, İsrail'in, Suriye, İran ve Lübnan gibi bölge ülkelerini hedef alan saldırılarının arttığını ifade ederek, bölgede, komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak siyonizm ve emperyalizm lehine yeniden bir güvenlik inşa etmeye çalışan anlayışın, yalnızca kaos ürettiğini vurguladı. Bahçeli, şöyle konuştu:

"İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur. İsrail üzerinde bir baskı mekanizmasının işletilememesi ise uluslararası sistemin esas sorunudur. ABD'nin şımarık çocuğunun saldırganlığının nasıl tolere edildiği, hatta zaman zaman nasıl teşvik edildiği ise küresel dünyanın çifte standartlarını gözler önüne sermektedir. İlk kıblemiz, göz nurumuz, mübarek hatıraların ve mukaddes emanetlerin kalbi olan Mescid-i Aksa, miraç mucizesinin eşiği, Peygamber Efendimizin ümmetine yadigarıdır. Bu kutlu mabede yönelen her tahakküm ve her kuşatma doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır.

Mescid-i Aksa'nın, İsrail tarafından 41 gün boyunca ibadete kapatılması ve ancak geçtiğimiz günlerde yeniden açılması, bize bu mücadelenin yalnız hava sahaları, sınırlar ve üsler üzerinden değil, kutsal değerlerimiz, inançlarımız, iman ve gönül iklimimizin ait olduğu mekanlar ve inancımızın hafıza sahası üzerinden de yürütüldüğünü göstermektedir. Filistinli Müslüman kardeşlerimizin ibadet özgürlüğü ağır şekilde sınırlandırılmış, halihazırda süren insanlık dramına, önü arkası kesilmeyen insan hakları ihlallerine bir yenisi daha eklenmiştir. "

(Foto: AA) (Foto: AA)

İsrail'in Filistinli esirleri hedef alan idam yasasına değinen Bahçeli, düzenlemenin siyonizmin hukuktan ve ahlaktan yoksun yönünü gözler önüne serdiğini belirtti. Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hukuk eliyle meşrulaştırılmaya çalışan zulüm, siyonizmin İslam'dan almaya çalıştığı intikamının, Filistinli kardeşlerimiz üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümün bir başka yansımasıdır. Uluslararası hukuk bu denli ağır bir saldırıya dayanabilecek midir? Eşitlik nerede kalmıştır? Ayrımcılık yasağı kimler için vardır? Batı'nın insan hakları söylemiyle Orta Doğu'nun gerçekliği arasındaki uçurum artık gizlenemez hale gelmiştir. Demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları adına dünyaya nizam vermeye kalkışanlar, söz konusu Filistin olunca ya derin bir sessizliğe gömülmekte ya da apaçık hukuksuzlukları muğlak ve utangaç cümlelerle geçiştirmektedir. Batı'nın bu sessizliği, hesaplı bir ahlaki körlük ve organize bir siyasi ikiyüzlülüktür."

"İÇ CEPHEYİ SAĞLAM TUTMADAN DIŞ KUŞATMAYI YARMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR"
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Hürmüz Boğazı'ndan enerji geçişi ve deniz yollarının güvenliği tartışmaya açılmışken Orta Doğu'da su güvenliğinin de önem kazandığına dikkati çekerek, savaş öncesi dönemde de küresel ölçekte en yüksek su sıkıntısı yaşayan coğrafyalardan birinin Orta Doğu olduğunu söyledi.

İklim değişikliği, kuraklık, talep artışı ve çatışmaların, su kaynaklarını yeni bir rekabet cephesine dönüştürdüğünü vurgulayan Bahçeli, yarının çatışma sahalarının su, gıda, enerji, altyapı ve lojistik hatları üzerinden şekilleneceğini kaydetti. Bahçeli, sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken kaynak güvenliği, ticaret yollarının kontrolü, üretim ağlarının örgüsü ve coğrafyanın medeniyet yapısının birlikte ele alınması gerektiğine işaret etti.

(Foto: AA) (Foto: AA)

Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgedeki her sarsıntının, Türkiye'ye mezhepçilik, etnikçilik ve vekalet savaşları üzerinden yeni faturalar çıkarmak isteyen odakların iştahını kabarttığını dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'yi içeriden tartışmalı hale getirmek, etnik ve mezhebi fay hatlarını kaşımak, Terörsüz Türkiye süreci devam ederken devletin omurgasını yumuşatmak, sınır dışındaki kirli hesapların içerideki yankısından başka bir şey değildir. Washington-Tel Aviv hattında yaşanan gerilim karşısında bölge devletlerinin etnik, dini ve mezhebi bölücülüğe fırsat vermeyen bir dayanışma çizgisinde kalması hayati meseledir. İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir.

Sanıyorum ki sınırlarımız dışındaki tüm gelişmeler karşısında Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki ısrar ve kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır. Hal böyleyken, bu süreci bahane ederek Milliyetçi Hareket Partisinin çizgisini, Türk milliyetçiliğinin fikri omurgasını ve yegane kalesini sorgulamaya yeltenen sözde muhalefet, her şeyden önce kendi basiretsizliğini ele vermektedir. Oysa ne idrakleri bu meseleyi kavramaya yeter ne ufukları bu süreci okumaya yeter ne de çapları Milliyetçi Hareket Partisini tartmaya yeter. Türk milliyetçiliğini sorgulama cüreti gösterenler, önce kendi siyasi acziyetlerinin ve fikri savrulmalarının hesabını çıkarmalıdır."

(Foto: AA) (Foto: AA)

Bahçeli, bir avuç toprağı vatan yapanın, o toprağı can pahasına, kan pahasına, anadan ve yardan ayrı düşmek pahasına korumuş olmanın, uğruna ölünen, öldürülen, direnilen, feda edilen, nice nesiller hür yaşasın diye serden geçilen tarihi ve milli varlık olduğuna dikkati çekti.

Gözden kaçırılmaması gereken hayati bir hakikat daha bulunduğuna işaret eden Bahçeli, toprağı vatan yapanın sadece müdafaa değil, aynı zamanda imar ve ihya olduğunu vurguladı.

Şehidin kanı toprağa vatan mührünü vuruyorsa çiftçinin emeğinin de o mührü bütünlemekte olduğunu dile getiren Bahçeli, "Askerimizin koruduğu, çiftçimizin işlediği, milletimizin üzerinde devlet kurduğu toprak işte böyle vatan olur. Uğruna can verilmiş fakat terk edilmiş bir toprak parçası, zamanla sadece hatıralarda ve hamasi vecizlerde yaşayan bir kayba dönüşecektir. Ekilip biçilen, üretimle zenginleşen, nesilden nesle aktarılarak aidiyet kazanan toprak ise vatan olma vasfını her geçen gün yeniden teyit eder." diye konuştu.

Devlet Bahçeli, Türk milletinin tarih boyunca pek çok badire atlattığını, kıtlık zamanında duruşunu yitirmeyen, yoklukta direncini kaybetmeyen, toprağını namusu bilen, namusunu son nefesine kadar muhafaza eden büyük bir millet olduğunu ifade ederek, "Türk milliyetçisi için toprağı düşmana karşı müdafaa etmekle toprağı işlemek arasında mahiyet farkı yoktur, bunlar aynı milli şuurun iki ayrı cephesidir. Biri istiklalin kanla kazanılmış yüzüdür, diğeri istiklalin alın teriyle inşa edilmiş yüzüdür. Biri hududu muhafaza eder, diğeri o hududun içindeki hayatı ayakta tutar. Biri devleti saldırıya karşı korur, diğeri milletin nasibini sinesinde tutar. Vatanımız, emekle yaşatılan, ekinle güçlendirilen, ekmek olup nimete dönüşen, evlatlarımızla geleceğe taşınan bir emanettir." değerlendirmesinde bulundu.

"DIŞA BAĞIMLI HALE GELEN MİLLET, DİZ ÇÖKMÜŞ DEMEKTİR"
MHP lideri Bahçeli, tarıma basit bir sektör başlığı, dar bir ekonomik alan, sadece çiftçi gündemi veya piyasa dengeleriyle sınırlı bir faaliyet olarak bakılamayacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tarım, toprağın milletin sofrasına ulaşma şeklidir. Tarım, nasibin devlet aklıyla birleşmesidir, milletin yalnız bugününü değil, yarınını da besleyen stratejik kudrettir. Günümüz dünyasında bir millete diz çöktürmenin tek yolu işgal değildir. Dışa bağımlı hale gelen millet, diz çökmüş demektir. Çiftçisi tarlasını terk etmişse, köylüsü bağını dağıtmışsa, devlet, üreticisini kaybetmişse diz çökmüş, çocuklarının sofrasını başkasının denetimine bırakmış demektir. Kaşığını başkasının doldurmasına, karnını başkasının doyurmasına izin veren devlet, hür değildir. Bu nedenle gıda güvenliği, doğrudan doğruya bir milli egemenlik, bir milli beka meselesidir. Tarım meselesi, ertelenebilecek bir yatırım kalemi değildir."

Gıda güvenliğinin ise tali bir politika başlığı olmadığını vurgulayan Bahçeli, savaşın bugün sadece cephede çarpışmayla verilmediğini, bazen sınır hattında, bazen gümrük kapılarında, bazen yağmur duasına çıkan ellerde olduğunu dile getirdi. Bahçeli, "Savaş bazen vatandaşımızın kesesine giden yolda, bazen evladını karnı tok uyutmak isteyen annenin çabasında olur. Savaş bazen silahla gelir, bazen ambargoyla gelir, bazen kurşunla gelir, bazen tohumla, gıda zinciriyle, gümrük baskısıyla gelir. Savaş sadece tankla, tüfekle, füzeyle yürütülmez. Savaş bazen tedarik zincirinin kırılmasıyla, bazen boş market raflarıyla, bazen kepenk indiren esnafla, bazen kapatılan pazar tezgahıyla olur. Bugün tohumu kim üretiyorsa savaşın galibi odur. Bugün bir milletin sofrasına gelen aşı kim kaynattıysa savaşın galibi odur." ifadesini kullandı.

"ÇOCUKLARIMIZIN SOFRASINI KORUMAK, GELECEĞİMİZİ KORUMAKTIR"
Devlet Bahçeli, kendi kendine yetebilen bir ülke olmanın düş, kadere emanet edilmiş bir dua, hamasi bir dilek hiç olmadığını, bugün üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmanın, jeopolitik bir zorunluluk, milli bir gereklilik, tarihi bir haysiyet meselesi olduğunu söyledi.

Dünyanın içinden geçtiği kaotik döneme dikkati çeken Bahçeli, "İklim baskılarının arttığı, su krizlerinin büyüdüğü, tarımsal üretimin jeopolitik bir silaha dönüştürülebildiği, lojistik hatlarının kırılganlaştığı, biyoteknolojik müdahalelerin ve denetimsiz gıda dolaşımının çoğaldığı bir vasatta, tarımı sadece ekonomik verim meselesi olarak görmek basiretsizliktir." görüşünü paylaştı. Tarımı, "milli mukavemet, yarınları bugünden koruma iradesi, tam bağımsız, büyük ve güçlü Türkiye" olarak nitelendiren Bahçeli, "Türk milleti, kriz anında kapı kapı dolaşacak, başkasının lütfuyla yaşayacak, yardım eli uzanmasını bekleyecek bir millet değildir. Türk milleti kendi emeğiyle ayağa kalkmış, kendi iradesiyle tarih yazmış, kendi alın teriyle kıtlıkları yarmış büyük bir millettir ve kıyamete kadar öyle kalacaktır. Bize düşen, toprağı küstürmemektir, çiftçiyi yalnız bırakmamaktır. Bize düşen, köyü boşaltan değil, milletin efendisi olan köylüyü yaşatan politikaları hakim kılmaktır." dedi.

Kara toprağa terini katık edip sofralara nimet ulaştıran çiftçiyi ve köylüyü ezdirmemenin, kendilerine düştüğünü belirten Bahçeli, şöyle konuştu:

"Hem çiftçimizin alın terine hem helal soframız için kesemizden çıkan kazancımıza göz dikenlere de göz açtırmamalıyız. Tarımsal üretim alanında milletin emeği ve alın teri üzerinden haksız kazanç devşirerek kar maksimizasyonu hedefleyen fırsatçılar tek tek belirlenmeli ve nerede gayrimeşru bir kazanç alanı varsa derhal devlet eliyle kapatılmalıdır. Tarım aynı zamanda nesillerimizin beden ve zihin sağlığını ilgilendiren milli bir meseledir. Bugün GDO'lu gıdalar, denetimsiz üretim biçimleri, tedarik zinciri bozulmuş gıdalar, kimyasal yoğunluk, sağlıksız tüketim kalıpları ve ithalata dayalı beslenme alışkanlıkları Türk evlatlarının bedenine ve ruhuna yönelmiş en büyük tehlikedir. Gıda güvenliği kadar güvenilir gıdaya ulaşma konusu da son derece önemlidir. Güvenilir gıdaya erişim konusu, Türk milletinin yarınını hangi bünyeyle, hangi dirençle, hangi şuurla taşıyacağının meselesidir. Çocuklarımızın sofrasını korumak, geleceğimizi korumaktır."

Yerli Malı Haftası kapsamında okullarda düzenlenen etkinliğe değinen Bahçeli, mütevazı, sade görünen ancak mesajı açık olan bu etkinliğin, varlığı da yokluğu da şükrü de sabrı da bilen çocuklar için bir ahlak kazanımı olduğunu anlattı. Çocukların birlikte yedikleri meyvelerin onlara paylaşmayı da nimetin kıymetini bilmeyi de öğrettiğini vurgulayan Bahçeli, "İşte bu anlayışın güncellenmiş, güçlendirilmiş ve çağın ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlanmış şekilde Milli Eğitim Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının müşterek çalışmasıyla bugün yeniden ele alınması gerektiğine inanıyorum. Çocuklarımıza toprağın kıymetini anlatmalı, sağlıklı gıdalarla büyümelerini sağlamalıyız. Milli şuur, nutuklarla değil, o şuuru taşıyacak nesillerin yetiştirilmesiyle inşa edilir." değerlendirmesinde bulundu.

"'TERÖRSÜZ TÜRKİYE', YENİDEN ŞENLENEN KÖYLERDİR"
MHP Genel Başkanı Bahçeli, hudutta sipere koşan Mehmetçik ile tarlasında ekin nöbeti tutan çiftçinin bir olduğunu ifade ederek, bunlardan birinin vatan toprağını korurken, diğerinin topraktan hayat bulduğunu aktardı.

Tarımın aynı zamanda sosyal denge meselesi olduğuna işaret eden Bahçeli, köylerdeki hayatın sönmesinin, şehirlerde demografik dengenin, sosyal hayatın ve kültürün yara alması anlamına geleceğini belirtti. Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:

"Bu sebeple kendi kendine yeten köyler anlayışını, geçmişe yönelik içi boş ve hamasi bir dönüş olarak değil, geleceğe odaklanan stratejik bir yürüyüş olarak değerlendirmek lazımdır. Bugün için üreten, yarın için depolayan, kooperatifleşen, yaylaları, tarlaları, meraları ve seraları boş bırakmayan, hayvanının başında duran, suyunu kirletmeyen, toprağını nadasa bırakmayan, havasını zehirlemeyen, genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla ve çocuğuyla üreten köylere ihtiyacımız vardır. Türk ve Türkiye Yüzyılı, kırsalımızdan, köylerimizden, çiftçilerimizin ve besicilerimizin omuzlarında yükselecektir. 'Terörsüz Türkiye' hedefi doğrultusunda ilerledikçe, sınırlarımızdan terörün hain gölgesi çekildikçe, huzurun coğrafyası genişledikçe, devletin kudretiyle milletin duası aynı istikamette buluştukça, yıllarca korkunun, istismarın, göçün ve güvensizliğin baskısı altında kalmış nice bölgemiz yeniden ayağa kalkacaktır."

Doğu Anadolu'nun, Güneydoğu Anadolu'nun, sınır havzalarının, yaylaların, ovaların ve köylerin terör prangasından kurtularak büyük bir üretim seferberliğine katılmasının artık hayal olmadığını söyleyen Bahçeli, "'Terörsüz Türkiye', silahları susturan, terörün kökünü kazıyan bir hedeftir. 'Terörsüz Türkiye', tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. 'Terörsüz Türkiye', yeniden şenlenen köylerdir. 'Terörsüz Türkiye', işini büyükşehirde aramayan gençlerdir. 'Terörsüz Türkiye', aşını anasının kazanında kaynatan kadınlarımızdır. 'Terörsüz Türkiye', ata yurdunu terk etmeyen babalardır. 'Terörsüz Türkiye', huzurun üretime, üretimin refaha dönüşmesidir." diye konuştu.

"TÜRK POLİSİ YALNIZ DEĞİLDİR, YALNIZ BIRAKILMAMALIDIR, YALNIZLAŞTIRILMAMALIDIR"
Türk Polis Teşkilatı'nın 181. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Bahçeli, şunları kaydetti: "Polis Haftası münasebetiyle, yurdumuzun dört bir yanında gecesini gündüzüne katarak görev yapan, kimi zaman canı pahasına, kimi zaman evladıyla geçireceği zaman pahasına, kimi zaman kendi yorgunluğunu içine atarak vatandaşlarımızın güvenliği için vazife başında olan bütün emniyet mensuplarımızı hürmetle selamlıyorum. Şehit olan polislerimize Cenabıallah'tan rahmet diliyorum. Gazilerimize minnetlerimi sunuyorum. Görevi başındaki her bir polis kardeşime de üstün başarılar temenni ediyorum. Türk polisi bugün çok ağır bir yük taşımaktadır. Bayramda, afette, terörle mücadelede, seçimde, trafikte, her yerde ve her zaman görevde olan polis kardeşlerimiz evlerimizde huzurla uyumamız için üstün bir adanmışlıkla çalışmaktadır.

Bu adanmışlık elbette kıymetlidir. Elbette güvenliğimiz riske atılamaz ancak güvenliği sağlayan insan unsuru da görev başında yıpratılamaz. Emniyet mensubu kardeşlerimizin hayat şartları görmezden gelinemez. Polislerimiz üzerine atılı bulunan fazla mesai sorunu ihmal edilemez. Karşılığı hissedilmeyen çalışma saatleri, sınırı belirsizleşen nöbet görevleri ve sürekli teyakkuz hali, polislerimizin omuzlarına çok ağır bir yük bindirmektedir. Bu kapsamda polis intiharlarını es geçmemek gerekir. Uzun mesai saatlerinin yorduğu, psikolojik baskının yıprattığı, yalnızlaşmanın yükünü taşıyan ve görev yoğunluğunun altında ezilen hiçbir polis kardeşimizi görmezden gelmemiz mümkün değildir. Türk polisi yalnız değildir, yalnız bırakılmamalıdır, yalnızlaştırılmamalıdır."

Bahçeli, polislerin sadece bir güvenlik unsuru değil, aynı zamanda devletin sokaktaki nabzını tutan, krizleri ilk hisseden ve müdahale eden bir erken uyarı mekanizması olduğunu belirterek, "Bu mekanizma zayıflarsa, devlet körleşir. Bu mekanizma yıpranırsa, devlet ağırlaşır. Bu mekanizma çökerse, devlet felç olur." ifadesini kullandı.

"ARA SEÇİM YOK"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nın ardından bir gazetecinin, "CHP'nin bir ara seçim talebi var ve bir haftadır tartışmalar devam ediyor. MHP olarak bu tartışmalara nasıl bakıyorsunuz?" şeklindeki sorusuna, "CHP, yapısındaki karışıklığı Türkiye'yi karıştırarak karalamaya heves etmesin. Ara seçim yok, seçim zamanındadır ve Türk milletinin iradesidir. O iradeye de şimdiden saygı duymak gerekir." yanıtını verdi.

Öte yandan Bahçeli'nin, hat sanatıyla tasarlanan, üst tabla merkezinde Besmele-i Şerif'in, çevresinde Nas ve Felak surelerinin işlendiği, "Bismillahirrahmanirrahim", "El-Melik", "Er-Rahman" ifadelerinin yer aldığı yüzük ve onunla aynı konseptte hazırlanan rozet taktığı görüldü.

Devlet Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nı izleyen teşkilat mensuplarıyla Meclis Şeref Merdivenleri'nde fotoğraf çektirdi.

Mobil uygulamalarımızı indirin