Sadık Albayrak’tan ulemanın izinde 9 ciltlik dev eser: Osmanlı’nın zihin mirası gün yüzünde

Osmanlı'nın son dönemindeki ilmi otoriteyi ve toplumsal hafızayı yeniden canlandıran Araştırmacı-yazar Sadık Albayrak, 9 ciltlik devasa külliyatının yazım serüvenini ve ulemanın imparatorluktaki kilit önemini Aktüel Tarih okurları için değerlendirdi.
Turkuvaz Medya Grubu bünyesinde yayımlanan Aktüel Tarih dergisinden Doğan Mert Demir'e konuşan araştırmacı- yazar Sadık Albayrak, yarım asrı aşan emeğiyle hazırladığı "Son Devir Osmanlı Uleması" külliyatının hikâyesini anlattı. Albayrak, İstanbul Müftülüğü'ndeki arşivlerde başlayan çalışmanın dokuz ciltlik dev bir esere dönüştüğünü belirtti.

'TEK DERDİM İLİMDİ'
Sadık Albayrak, külliyatını yazma fikrinin 1970'li yıllarda şekillendiğini belirterek dönemin son Osmanlı ulemasının yaşadığı zorlukların kendisini derinden etkilediğini belirtti. "Osmanlı Uleması" kitabında da ilim hayatının yanı sıra ulemanın, toplum ve devlet içindeki rolünü de ortaya koymaya çalıştığını söyledi.

Askerlikten sonra Anadolu'ya gitmek yerine İstanbul'da kalmayı tercih ettiğini söyleyen Albayrak, Ankara'da Lütfi Doğan ile yaptığı görüşmeyi şu sözlerle anlattı: "Git Anadolu'ya, güzel güzel vaaz ver, siyasi bir kimlik kazanırsın, meşhur olursun' dedi. Yine 'Hayır' dedim; 'Ben meşhur olmak değil, ilim yapmak istiyorum.' İşte o gün verdiğim o 'Hayır' cevabı, yıllar sonra ortaya çıkacak olan 9 ciltlik külliyatın başlangıcı oldu."

AKADEMİK KARİYER YERİNE ARAŞTIRMA YOLU
Kitap yazmak için 5 yıl gece gündüz demeden çalıştığını anlatan Sadık Albayrak, "Kitabı basabilmek için babamın aldığı arsamı sattım, o parayla kâğıt aldım ve ilk cildi bizzat bastım. Fedakârlık etmeden eser ortaya çıkmıyor. Kim ki bir müminin tarihini ve geçmişini kaleme alır, onu adeta yeniden ihya etmiş gibi olur" dedi. Albayrak, "Fethi Gemuhluoğlu bana 'Bu kitabın üzerinde Profesör Doktor yazmadıkça kıymeti bilinmez' demişti. Ama ben akademik unvanların peşinden gitmek yerine araştırma ve yazı hayatına yönelmeyi seçtim" diye konuştu.
İCAZETİN YERİNİ DİPLOMA ALDI
İlerleyen dönemlerde ortaya çıkan "mektepli-medreseli" tartışmasına da değinen Albayrak, icazet geleneğinin yerini diploma sisteminin aldığını belirterek "Oysa icazetname, yalnız bir belge değil, bir medeniyetin hafızasıdır" dedi.

KALEM OYNATMAK KOLAY DEĞİLDİ
Her zaman yazı yazdığını belirten Albayrak, sözlerine şöyle devam etti: "İslam'da işçi', 'İslam'da yönetici', 'İslam'da emek-sermaye ilişkileri' gibi konularda makaleler kaleme aldım. Daha sonra bu yazılar bir araya getirildi ve 'Sömürge'ye Karşı İslam' kitabı ortaya çıktı. Kitap 1971 senesinde neşredildi." Albayrak, yazarlığa başladığı dönemin güçlü bir entelektüel ortam barındırdığını da vurgulayıp "O zamanlar kalem oynatmak kolay değildi; hem fikri bir rekabet vardı hem de ciddi bir entelektüel ortam. Erdem Beyazıt'tan Mehmet Akif İnan'a, Cemil Meriç'ten İsmet Özel'e kadar birçok güçlü kalemin olduğu bir dönemdi" dedi.



