Başkan Erdoğan: "İran'a saldırılardan üzüntü ve endişe duyuyoruz"

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
ahaber.com.tr Haber Merkezi
Başkan Erdoğan: "İran'a saldırılardan üzüntü ve endişe duyuyoruz"

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde düzenlenen AK Parti İstanbul İl Teşkilatı İftarı programında önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Erdoğan, ABD-İran arasında yaşanan çatışmaları değerlendirirken, “İran’a yönelik saldırılardan endişe duyuyoruz.” dedi. Başkan Erdoğan ayrıca, "28 Şubat darbesinin Türkiye'ye 381 milyar dolar zarar verdiği ortaya çıktı" ifadelerini kullandı.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul İl Teşkilatı İftarı programında önemli açıklamalarda bulundu.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "İstanbul teşkilatımızın da tam kadro sahada olduğunu, Ramazan-ı Şerif'i hakkını vererek idrak etme çabasında olduğunu memnuniyetle müşahede ediyorum. Teşkilatımızı yaptıkları güzel çalışmalardan örnek faaliyetlerinden ötürü burada hassaten tebrik ediyor, her bir kardeşime teşekkür ediyorum. Ramazanın son gününe kadar sizlerden daha fazla gayret beklediğimi özellikle vurgulamak istiyorum." dedi.

Başkan Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanlığınca Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi Hangar İstanbul'da düzenlenen İl Teşkilatı İftar Programı'nda yaptığı konuşmada, katılımcıların ramazan ayını tebrik etti.

Muhabbet ve bereket sofrasında onlarla birlikte olmanın ve iftar yapmanın bahtiyarlığı içinde olduğunu belirten Erdoğan, iftarın mübarek, tutulan oruçların kabul olması temennisinde bulundu.

Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanlığına, kendilerini bir araya getirerek hasret gidermelerine vesile olması münasebetiyle teşekkür ederek, "Ramazan, hepinizin çok iyi bildiği gibi yardımlaşmanın, dayanışmanın, diğerkamlığın ve hoşgörünün zirveye ulaştığı bir aydır. Milli seciyemizi oluşturan değerlerimiz böyle zamanlarda berraklaşıyor, medeniyetimizin ayırıcı vasfı daha fazla tebarüz ediyor. Belediyelerimiz, hayırseverlerimiz, sivil toplum örgütlerimiz bilhassa bu mübarek günlerde her zamankinden daha yoğun olarak yardımlaşma ve dayanışma faaliyetlerine ağırlık veriyor." diye konuştu.

AK Parti olarak en tepeden mahalle temsilcisine kadar sahur ve iftar programlarında milletle beraber olduklarına işaret eden Erdoğan, kimseyi ayırmadan genç, yaşlı demeden insanların derdiyle dertlenip, muhabbeti güçlendirerek birlik ve beraberliği perçinlediklerini kaydetti.

"MİLLETİMİZİN KATKILARIYLA KURULAN İFTAR SOFRALARINDA, TÜRKİYE İÇİN DUALAR EDİLİYOR"

Başkan Erdoğan, "İstanbul teşkilatımızın da tam kadro sahada olduğunu, Ramazan-ı Şerif'i hakkını vererek idrak etme çabasında olduğunu memnuniyetle müşahede ediyorum. Teşkilatımızı yaptıkları güzel çalışmalardan örnek faaliyetlerinden ötürü burada hassaten tebrik ediyor, her bir kardeşime teşekkür ediyorum. Ramazanın son gününe kadar sizlerden daha fazla gayret beklediğimi özellikle vurgulamak istiyorum." ifadelerini kullandı.

Ramazan ayında 86 milyon vatandaşla kucaklaşırken, gönül ve kültür coğrafyasındaki kardeşlerini de unutmadıklarına dikkati çeken Başkan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ne yazık ki bir taraftan Pakistan-Afganistan, bir taraftan işte son günlerdeki İran-Körfez arasındaki savaşlar unutulur gibi değil. Bunların hepsinin de altında neler yattığı malumunuz, malumumuz. Türkiye Diyanet Vakfımız, TİKA'mız, Kızılayımız, ülkemizin yüz akı olan insani yardım kuruluşlarımız tam bir seferberlik ruhuyla ihtiyaç sahiplerinin kapısını çalıyor, ülkemizin yardım elini mazlum ve mağdurlara ulaştırıyoruz. Gazze'de, Sudan'da, Somali'de, Arakan'da ve daha pek çok yerde milletimizin katkılarıyla kurulan iftar sofralarında hamdolsun Türkiye için dualar ediliyor."

Gazze başta olmak üzere gönül coğrafyasındaki farklı köşelerinde ramazanı buruk bir kalple karşılayan tüm kardeşlerine milleti adına dayanışma mesajlarını gönderdiğini dile getiren Erdoğan, "Çekilen bunca acının, yaşanan bunca zorluğun zulme, zalime, mihnet ve muhannete karşı verilen bu kahramanca mücadelenin er ya da geç kalıcı zaferle taçlanacağına yürekten inanıyorum. Milletimizin her bir ferdinden paylaşma ve dayanışma ayı olan Ramazan-ı Şerif'te mazlum ve mağdur kardeşlerini hem dualarında hem de yardım çalışmalarında unutmamalarını özellikle rica ediyorum." dedi.

"ABD-İSRAİL'İN SALDIRILARINDAN DERİN ÜZÜNTÜ VE ENDİŞE DUYUYORUZ"

"Komşumuz İran'a yönelik Netanyahu'nun kışkırtmalarıyla başlayan Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz. Malumunuz, uzun bir süredir anlaşmazlıkların diyalog yoluyla müzakere masasında çözülmesi için çok ciddi emek verdik. Özellikle bu süre içerisinde Sayın Trump'la ve Sayın Pezeşkiyan'la telefonda görüşmeler yaptım. Bölgemizdeki başka ülkeler de aynı şekilde ellerinden geleni yaptı. Ancak hem taraflar arasındaki güven bunalımı aşılamadı hem de İsrail'in süreci zehirleme çabaları devam ettiği için istenen netice alınamadı. İran'ın egemenliğini açıkça ihlal etme yanında dost ve kardeş İran halkının huzuruna kasteden sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz. Aynı şekilde, her ne sebeple olursa olsun Körfez'deki kardeş ülkelerimize yönelik İran'ın füze ve dron saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz. Sağduyu ve aklıselim hakim olmaz, diplomasiye alan açılmazsa bölgemiz bir ateş çemberine sürüklenme riskiyle karşı karşıyadır. Buna izin verilmemelidir. Savaşın daha da büyümemesi, daha fazla kanın akmaması, -Allah korusun- bölgemizin daha büyük acıları yaşamaması için başta İslam dünyası olmak üzere tüm aktörlerin acilen harekete geçmesi gerekiyor. Biz Türkiye olarak ilk günden beri olduğu gibi sorunların suhuletle çözümü noktasında üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz ve yapacağız."

Başkan Erdoğan, bu sabahtan itibaren gerek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın gerek MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın gerekse tüm ilgililerin muhataplarıyla yoğun temas halinde olduklarını aktararak, "Biz de gelişmeleri anbean takip ediyoruz. Hudut güvenliğimiz ve hava sahamız açısından zaten bir sorunumuz yok. Askerimiz, jandarmamız, polisimiz ve istihbaratımız her türlü tedbiri en üst seviyede alıyor. Ülkemizin ve milletimizin güvenliğini önceleyen bir politikayla inşallah bu hassas süreci başarıyla yöneteceğiz. Eş zamanlı olarak önce ateşkesin tesisi, ardından da müzakere masasına dönülmesi için diplomatik çabalarımızı hızlandıracağız. Bu zor günleri aşana kadar devlet ve millet olarak bölgedeki tüm kardeş halkların yanında olmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

"28 ŞUBAT MÜDAHALESİ, 27 MAYIS'IN, 12 MART'IN, 12 EYLÜL'ÜN YENİ BİR HALKASIDIR"

Türk siyasi tarihinin "en kara günlerinden" 28 Şubat müdahalesinin 29. yıl dönümü olduğunu anımsatan Erdoğan, "Demokrasimizin kalbine zehirli bir hançer misali saplanan 28 Şubat post modern darbesinin üzerinden tam 29 sene geçti. Öncelikle bir noktayı burada dikkatinize sunmakta fayda görüyorum. Post modern darbe olarak nitelenen 28 Şubat müdahalesi, 27 Mayıs'ın, 12 Mart'ın, 12 Eylül'ün yeni bir halkasıdır. Darbeler silsilesinin devamıdır. Aynı halk düşmanı zihniyetin, aynı mütekebbir ideolojinin eseridir. Öne sürülen bahaneler ve kullanılan araçlar değişse de daha önceki tüm darbelerde olduğu gibi hedef değişmemiş, hedef milletin iradesi ve milletin tercihi olmuştur." ifadelerini kullandı.

Başkan Erdoğan, 28 Şubat'ın geride devasa bir enkaz yığını bıraktığını, hem ekonomik hem sosyal hem de bireysel ciddi travmalara yol açtığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bilhassa, Türk demokrasisi ve Türkiye ekonomisi telafisi yıllar sürecek çok ağır yaralar almıştır. Yapılan hesaplamalar 28 Şubat müdahalesinin Türkiye'yi 381 milyar dolar zarara uğrattığını ortaya koyuyor. Bununla birlikte yüz binlerce insanımız inançlarından, görüşlerinden, dış görünüşlerinden dolayı mağdur edildi. 28 Şubat özellikle kadınların ve kız çocuklarının hayatında gerçekten travmatik izler bıraktı. Üniversite kapılarındaki ikna odalarında başörtülü öğrencilere psikolojik şiddet uygulandı. Bu kardeşlerimiz okullara alınmadı, binlercesi eğitimini yarım bırakmak zorunda kaldı. Katsayı uygulaması ve 8 yıllık kesintisiz eğitim dayatmasıyla imam hatip okulları ve meslek liselerinin önü kesildi."

Başkan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Partilerimizi kapatarak bize 'Siyaset yapamazsınız.' dediler. Uyduruk yargı kararlarıyla bizi siyasetten tasfiye etmeye çalıştılar. Hatta çıktılar, utanmadan 'Muhtar bile olamazsınız.' dediler. Önümüze duvar ördüler, engel çıkardılar. Bizi engellemek, bizi millete hizmet yolundan alıkoymak için her türlü hukuksuzluğu sergilediler. Ama biz bunların hiçbirine boyun eğmedik, karamsarlığa kapılmadık, ümitsizliğe düşmedik. Asla yeis içinde olmadık. Allah'a dayandık, sa'ye sarıldık, hikmete ram olduk. 'Yol varsa budur, bilmiyoruz başka çıkar yol.' dedik. Birbirimize daha sıkı kenetlenerek, saflarımızı daha da sıklaştırarak, sabır, tahammül ve imanla bize, aziz milletimize ve siyasi görüşlerimize yönelik saldırıları tek tek bertaraf ettik. 28 Şubat döneminde işinden atılan veya istifaya zorlanan kardeşlerimizin haklarını kendilerine iade ettik. Başörtüsüne yönelik keyfi uygulamalara ve anlamsız yasaklara son verdik. 28 Şubat'ın faillerini Türk adaletine teslim ederek millete ve demokrasiye karşı işledikleri suçlardan ötürü yargılanmalarını sağladık. En son 15 Temmuz sonrasında 28 Şubat'a en büyük desteği veren FETÖ'yü de tasfiye ederek 28 Şubatçıların önünü açtığı, palazlandırdığı, daha sonra milletin başına musallat ettiği bir beladan milletimizi kurtardık."

"TÜRKİYE NORMALLEŞİYOR, MİLLET HUZURA KAVUŞUYOR"

Evlatlarımız inançlarıyla, kariyerleri, dini hassasiyetleriyle okulları arasında bir tercihte bulunmak zorunda kalmıyor. Güvenlik kuvvetlerimiz, üniversitelerimiz, yargımız, iş dünyamız, sendikalarımız artık vakitlerini siyasete balans ayarı yapmak için değil, asli vazifelerini en güzel şekilde yerine getirmek için harcıyor. Hasılı vesayetçi zihniyetin tortuları temizlendikçe Türkiye normalleşiyor, millet huzura kavuşuyor, Türk demokrasisinin standartları yükseliyor. Allah'a hamdolsun AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın kararlı, cesur, bir o kadar da akıllı ve sabırlı mücadelesi sayesinde işte bu noktalara geldik.

Rabbim bugünkü kazanımlarımızda, bugüne kadar elde ettiğimiz hak ve özgürlüklerde emeği, alın teri ve katkısı olan herkesten razı olsun diyorum. Değerli kardeşlerim, 28 Şubat'ın yıl dönümünde şunu da açık açık ifade etmek isterim. O karanlık ve kasvetli dönemler bir daha gelmemek üzere inşallah geride kalmıştır. Milletimizin gerici, mürteci, takunyalı, çarşaflı, sakallı denilerek aşağılandığı, inancından dolayı tahkir edildiği günler Artık geride kalmıştır. Türkiye'nin kaptan köşkünde bizler olduğumuz müddetçe, Allah'ın izniyle eskiyi hortlatmaya kimsenin gücü yetmez ve yetmeyecektir.

"BİLDİRİLERLE MİLLETİN ARASINA NİFAK SOKMAYA ÇALIŞIYORLAR"

Üç beş şuursuz bildirilerle milletimizin arasına nifak sokmaya çalışıyor. Ana muhalefetin başındaki zat ise marjinallere destek veriyor. Millete "gerici azınlık" diyen kibir kulelerine sahip çıkıyor. Dikkat edin; sürekli meydanlarda konuşuyor, mikrofonu elinden bırakmıyor. Ama beyefendi, okullarda gönüllü Ramazan etkinlikleri düzenlenmesine niçin karşı çıktıklarının cevabını bir türlü veremiyor.

Söyleyin, çocukların iftar sofralarında bir araya gelmesinin neresi yanlış? Yardımlaşma ve dayanışmayı artıracak faaliyetler düzenlenmesinin neresi hatalı? Çocuklarımızın Ramazan süslemesi yapmasının, neşe içinde cıvıl cıvıl ilahiler okumasının neresi sorunlu?

Bunların hiçbirine makul, mantıklı ve hukuki bir cevapları yok. Ana muhalefetin başındaki zat kusura bakmasın; biz doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz.

Mobil uygulamalarımızı indirin