Başkan Erdoğan'dan F-35 mesajı: NATO güvenliği Türkiye'siz olmaz | Gazze Barış Gücü vurgusu: Türkiye'siz denklem olmaz
Başkan Recep Tayyip Erdoğan F-35'lere ilişkin "Türkiye'nin F-35'E dönmesi NATO için önemli. NATO güvenliği Türkiye'siz olmaz." dedi. ABD merkezli Bloomberg'e konuşan Erdoğan, Türkiye’nin F-35 programına yeniden katılması gerektiğini vurgulayarak bunun Washington ile ilişkileri sağlamlaştırmaya ve NATO’nun güvenliğini güçlendirmeye yardımcı olacağını söyledi. Ayrıca “Gazze’de konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücü’nün başarı şansı, sahada meşruiyeti olan aktörlerin içinde yer almasına bağlıdır. " diyen Başkan Erdoğan "Türkiye’nin olmadığı bir mekanizmanın, Filistin halkının güvenini kazanması bu anlamda zordur. " şeklinde konuştu. A Haber İstihbarat Şefi Arzu Fidan verdi Ankara'dan son gelişmeleri aktardı.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan F-35'lere ilişkin "Türkiye'nin F-35'E dönmesi NATO için önemli. Türkiye F-35 programına yeniden katılmalı. NATO güvenliği Türkiye'siz olmaz." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bloomberg'in gündeme ilişkin sorularına yazılı yanıt verdi. Eylül 2025'te Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmeye atıfta bulunan Erdoğan, Türkiye'nin Rusya'dan askeri teçhizat satın alması nedeniyle F-35 programından çıkarılması kararını "haksız" olarak nitelendirdi ve bu konuyu Trump'a bizzat ilettiğini belirtti.
Erdoğan, Trump'ın tekrar ABD Başkanı olmasıyla Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin daha makul ve yapıcı temellere dayalı yönde ilerlemesi için bir fırsatın ortaya çıktığını ifade etti.
Fotoğraf-AA Arşiv
"TÜRKİYE'NİN, F-35 UÇAKLARINI TESLİM ALMASI VE PROGRAMA YENİDEN DAHİL EDİLMESİ GEREKLİ"
F-35 konusuna ilişkin Erdoğan, "Türkiye'nin, ödemesini çoktan yaptığı F-35 uçaklarını teslim alması ve programa yeniden dahil edilmesi, önemli ve gereklidir." ifadesini kullandı. Erdoğan, bunun ABD ile daha iyi ilişkilere sahip olmaya ve NATO'nun savunmasına yönelik olduğuna da işaret etti.
Olası F-16 Block satın alımına ilişkin Erdoğan, Türkiye'nin, şartların NATO ittifakı ruhuna uygun olmasını beklediğine dikkati çekerek, Eurofighter Typhoon uçaklarının satın alınmasını da örnek gösterdi.
Erdoğan, ABD'de Halkbank aleyhine açılan ceza davasına dair, Türkiye'nin bu iddiaları yanlış bulduğuna ve bankanın "haksız cezalarla karşı karşıya kalmaması" için görüşmelerde bulunduğuna işaret ederek, yasalarla tamamen uyumlu şekilde adil sonuca ulaşmayı umduklarını bildirdi.
Türkiye ile ABD arasında enerji alanındaki ilişkilere dair, "Özellikle ABD'den olmak üzere LNG tedarikimizi önemli ölçüde artırdık." ifadesini kullanan Erdoğan, bunun Türkiye'nin tedarik zincirinde önemli bir konuma sahip olduğunu vurguladı. Erdoğan, Türkiye'nin pozisyonunun çok net olduğunun altını çizerek, "Milli çıkarlarımız ve enerji güvenliğimiz doğrultusunda hareket ediyoruz." görüşünü paylaştı.
Başkan Erdoğan, "Hidrokarbon ihtiyacının önemli bir bölümünü ithalata dayandıran bir ülke olarak, enerji güvenliğimizi etkileyebilecek tüm konularda temkinli ve dengeli bir yaklaşım izlemeliyiz." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin Rusya-Ukrayna Savaşı'nın dışında kalabilmesi sayesinde ileride yapılabilecek barış görüşmeleri için olası ev sahibi olma rolünü sürdürdüğünü vurgulayan Erdoğan, Ankara'nın aynı zamanda herhangi bir ateşkesin gözlemlenmesine de destek verebileceğini bildirdi.
Fotoğraf-AA Arşiv
"TÜRKİYE, RUSYA VE UKRAYNA LİDERLERİYLE DOĞRUDAN KONUŞABİLEN TEK AKTÖR"
"Türkiye, hem (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Sayın Putin hem de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile doğrudan konuşabilen tek aktör konumunda." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin kapısının herkese açık olduğunu ve bunu hem Rus hem de Ukraynalı liderlere defalarca açık şekilde söylediğini aktardı.
Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Filistin'deki eylemlerini sert şekilde eleştirerek, Gazze'de kurulması beklenen Uluslararası İstikrar Gücü'nün Türkiyesiz bir senaryoda "meşruiyet sağlamakta zorlanacağının" altını çizdi.
"Filistin tarafıyla sahip olduğumuz derin tarihsel bağlar, geçmişte İsrail ile işlettiğimiz güvenlik ve diplomasi kanalları ve bir NATO üyesi olarak bölgesel etkimiz sebebiyle böyle bir görev için kilit ülke konumundayız." değerlendirmesini yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Gazze'de kalıcı barış için her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazır olduğu mesajını verdi.
A Haber İstihbarat Şefi Arzu Fidanverdi Ankara'dan son gelişmeleri aktardı.
A Haber İstihbarat Şefi Arzu Fidanverdi'nin aktardıkları şu şekilde:
Başkan Erdoğan'ın Bloomberg'deki açıklamalarının hemen detaylarına bakacak olursak; bizler bu noktadan özellikle Başkan Erdoğan, Türkiye'nin F-35 programına yeniden katılması gerektiğini ve özellikle Washington'la ilgili ilişkileri sağlamlaştırmaya ve NATO'nun güvenliğini güçlendirmeye yardımcı olacaklarını özellikle yapmış olduğu bu açıklamayla birlikte ifade etmiş olduğunu özellikle gördüğümüzü söyleyelim.
Soruları yazılı bir şekilde yanıtlamıştı ve o yanıtlarda özellikle ABD ile ilişkiler, Türkiye'nin enerji politikası ve jeopolitik gelişmelere değindiğini görüyoruz. Bu noktada baktığımızda aslında Başkan Erdoğan'ın yapmış olduğu o açıklamada, Eylül ayında Beyaz Saray'da Trump'la yapmış olduğu görüşmede F-35 konusunu bizzat gündeme getirmiş olduklarını söyledi. Yine bu noktada baktığımızda Türkiye'nin Rusya'dan askeri teçhizat satın alması sebebiyle F-35 programından çıkarılma kararını haksız olarak nitelendirmiş olduğunu ifade etmiş olalım.
Başkan Erdoğan aslında yapmış olduğu o açıklamada; 'Sayın Trump'ın yeniden göreve başlamasıyla birlikte Türkiye-ABD ilişkilerinde daha makul ve olumlu bir zemine geçilmesi yönünde bir imkan doğmuştur' dedi. 'Türkiye'nin bedelini ödediği F-35 uçaklarının teslim alınması ve programa yeniden dahil edilmesi, iki stratejik ortak olan Türkiye ve ABD'nin yanı sıra NATO'nun güvenliği için de önemli ve gereklidir' açıklamasını yapmış olduğunu özellikle ifade etmiş olalım.
Özellikle bu noktada baktığımızda Amerikan LNG'si ile ilgili de bir açıklaması olduğunu ifade etmiş olalım. Başkan Erdoğan özellikle; 'ABD menşeli LNG tedariğimizi kayda değer ölçüde artırdık' dedi, bu noktaya vurgu yaptığını söyleyelim. Başkan Erdoğan bu noktada 'Türkiye'nin duruşu çok nettir' dedi, 'Biz milli menfaatlerimiz ve enerji güvenliğimiz doğrultusunda hareket ederiz' açıklamasını yapmış olduğunu görüyoruz. 'Hidrokarbon ihtiyacının büyük bölümünü ithalat yoluyla karşılayan bir ülke olarak enerji güvenliğimizi etkileyecek her başlıkta dikkatli ve dengeli olmak durumundayız' ifadesini kullanmış olduğunu söyleyelim Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın.
Aslında bu mesajların yanı sıra bölgesel sorunlarla ilgili de mesajları vardı Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın. Bu çerçevede baktığımızda Erdoğan; 'Türkiye olarak hem Sayın Putin'le hem de Zelenski ile doğrudan konuşabilen, aynı zamanda Washington-Brüksel hattında olsun yine NATO ve Birleşmiş Milletler nezdinde olsun, somut girişimlerde bulunarak güçlü ve dengeli diplomatik temaslar yürütebilen yegane aktörüz' ifadesini kullanmış olduğunu görüyoruz.
Ancak bu noktada baktığımızda bir kez daha ifade edecek olursak; Başkan Erdoğan'ın özellikle F-35 konusuyla ilgili mesajları oldukça önemli bir yere sahip. Başkan Erdoğan 'Türkiye'nin F-35'e dönmesi NATO güvenliği için gerekli' açıklamasını yaptığını bir kez daha bu söyleyelim.
"TÜRKİYE'Yİ ÇIKARIN AVRUPA GÜVENMESİZ VE SAVUNMASIZ KALIR"
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın "NATO güvenliği Türkiyesiz olmaz" çıkışı, dünya başkentlerinde geniş yankı uyandırdı. Türkiye'nin F-35 programına geri dönmesinin stratejik önemini vurgulayan Erdoğan'ın mesajlarını, Askeri Stratejist Dr. Eray Güçlüer A Haber canlı yayınında analiz etti. .
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın NATO güvenliğine ilişkin ifadelerinin küresel sistemdeki karşılığını değerlendiren Dr. Eray Güçlüer, Türkiye'nin jeopolitik gücünün altını çizdi:
"Sayın Cumhurbaşkanımız aslında küresel sistemde Türkiye'nin jeopolitik etkileri bakımından çok önemli bir ifadede bulundu. Ben daha da ileri gideyim; Avrupa Türkiyesiz olamaz artık bu saatten sonra. Avrupa güvenlik mimarisi Türkiye olmadan olamaz. Yani Türkiye'yi denklem dışı çıkarın, Avrupa güvensiz ve savunmasız kalır. İnanın, Avrupa ülkeleri bunu bizden çok daha fazla söylüyorlar."
"BİZ SADECE UÇAK DEĞİL, PROGRAMI İSTİYORUZ"
Türkiye'nin F-35 talebinin sadece bir satın alma işlemi olmadığını, programın kurucu ortaklığına geri dönüşü hedeflediğini belirten Güçlüer, şunları söyledi:
"Biz F-35 almak değil, biz o programa dönmek istiyoruz. Çünkü biz programın içerisindeki üreticilerden biriydik ve hakkımız da vardı. Stratejik devlet aklı bunu görüyor. NATO'nun ve Avrupa'nın güvenliğini istiyor musunuz Türkiye ile? O zaman F-35'leri vereceksiniz. Öyle ya da böyle, bu uçakları Türkiye'ye satmak durumunda kalacaklar."
TUSAŞ MÜHRÜ: "YAZILIMLAR MİLLİLEŞTİRİLECEK"
Türkiye'nin savunma teknolojilerinde ulaştığı seviyenin, F-35'lerin kullanım şartlarını da değiştireceğine dikkat çeken Güçlüer, "Özgür Projesi" örneğini hatırlattı:
"Bizim savunma teknolojilerinde, özellikle yazılım konusunda ulaştığımız seviye ortada. F-16 Blok 30'ları kendimiz Blok 70 yaptık, modernizasyon kitlerini almadık. F-35'lerde de aynı durum olacak. Bu uçaklar bize geldiği zaman önce bir TUSAŞ'tan geçecek. TUSAŞ'ta bunların sistemleri milli ve yerli hale getirilecek. Türkiye, dünyada kabul gören bazı mahsurları giderebilecek teknolojik kabiliyete sahip."
KIZILELMA VE ANKA-3 İLE KURULAN STRATEJİK DENGE
Milli Muharip Uçak KAAN'ın gelişim sürecine ve insansız savaş uçaklarının sahadaki etkisine değinen Güçlüer, stratejik dengenin nasıl değiştiğini şöyle özetledi:
"Biz stratejik dengeyi zaten Bayraktar Kızılelma ve Anka-3'ün insansız savaş uçaklarının 'sürü konsepti' ile dengeledik. Aralık ayı savunma teknolojilerinde çok ciddi bir çığır açtı. Şimdi F-35 de elimizde olursa, bu stratejik dengeyi bir 'stratejik avantaja' çevirebilecek kabiliyete ulaşacağız. Ayrıca buradaki know-how'ın (bilgi birikiminin) KAAN uçağımızı geliştirme projesine ve kendi bilgi havuzumuza aktarılması büyük bir ivme yaratacaktır."
TARİHİ DÖNÜM NOKTASI: KAAN GELENE KADAR...
Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki gerilimin Avrupa'yı bir güvenlik krizine sürüklediği bu dönemde Türkiye'nin vazgeçilmezliğinin tescillendiğini ifade eden Eray Güçlüer, "İlerleyen günlerde yaşanacak olanlar bu meseleden çok daha önemli olacak. Türkiye'nin kararlı ve realist tutumu, KAAN gökyüzünde tam hakimiyet kurana kadar bölgedeki en büyük güvence olmaya devam edecektir" diyerek sözlerini tamamladı.
GÜNÜN MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN