Başkan Erdoğan'dan Azerbaycan dönüşü flaş açıklamalar: Dış politika, Türk Devletleri Teşkilatı, Türkiye-Yunanistan ilişkileri, İsveç'in NATO üyeliği...

Başkan Erdoğan KKTC ve Azerbaycan dönüşü uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Seçim sonrası dış politika ile ilgili soruyu yanıtlayan Erdoğan, "Doğu mu batı mı gibi ayrıştırmaya gitmek bizim ilkelerimiz arasında yer almıyor." dedi. Zengezur Koridoru'nun önemine de vurgu yapan Erdoğan, sorunların aşılması durumunda "Pekin-Londra hattı"nın açılacağını ifade etti. İsveç'in NATO üyeliği konusunda aynı noktada olduklarını ifade eden Erdoğan, "İsveç üzerine düşen görevi yerine getirmesi lazım" dedi. Yeni dönemde Yunanistan ile ilişkiler konusunda da konuşan Erdoğan, "İki komşu ülkeyiz. Biz düşmanlıkları çoğaltmanın değil azaltmanın peşindeyiz." ifadelerini kullandı. Türk dünyası fikrinin de fiili olarak sonuç vermeye başladığına dikkat çeken Başkan Erdoğan, "Bunu geliştirmek, daha da güçlendirmek için bazı adımları atmak mümkün." açıklamasında bulundu.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 28 Mayıs seçim zaferinin ardından geleneği bozmayarak ilk ziyaretlerini KKTC ve Azerbaycan'a gerçekleştirdi.
Erdoğan, bu ziyaretleri kapsamında çok önemli mesajlar verirken, Azerbaycan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Erdoğan, soruları yanıtlamadan önce ziyaretlerle ilgili genel bir değerlendirmede de bulundu.

İşte Başkan Erdoğan'ın açıklamaları
14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan'a düzenlediğimiz ilk resmi ziyaretlerimizi tamamladık. Değerli Kardeşlerim Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar ve Sayın İlham Aliyev'le ikili ve heyetler arası olmak üzere verimli görüşmeler gerçekleştirdik.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki güçlü bağların altını tekrar çizmiş olduk. İkili gündemimizde yer alan konuları ve Kıbrıs meselesine dair son durumu değerlendirdik. Maruz kaldıkları onca haksız, hukuksuz ambargoya rağmen, Kıbrıs Türkü kardeşlerimize devlet hizmetlerinin rahatlıkla sunulabilmesi noktasında yürüttüğümüz ortak çalışmaları ele aldık. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Doğu Akdeniz'de bir çekim merkezi haline getirilmesi yönünde attığımız ve atacağımız adımları mütalaa ettik. Türkiye olarak, Kıbrıs Türkü'nün hak ve menfaatlerinin korunması, Doğu Akdeniz'de barış, güvenlik, istikrar ve refahın hâkim kılınması için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılını inşa ederken, Ada'nın asli unsuru Kıbrıs Türklerinin haklarını savunmak, önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Bu konuda kararlılığımızı Sayın Tatar'a tekrar ifade ettim. Bundan sonraki süreçleri yine işbirliği içinde yürütmeyi kararlaştırdık.
Lefkoşa'nın ardından Bakü'ye geçtik. İlham kardeşimin ve Azerbaycan halkının 6 Şubat depremleri sonrasında milletimizle sergilediği dayanışmayı asla unutamayız. Tıpkı kendi insanımız gibi Azerbaycanlı kardeşlerimiz de depremzedelerimiz için seferber oldu, harekete geçti. Seçim sürecinde de Azerbaycan halkının manevi desteğine bizzat şahitlik ettik. 28 Mayıs gecesi Ankara ve İstanbul nasılsa, Bakü'de de aynı coşku, aynı heyecan, aynı mutluluk vardı. Seçim zaferimize en az bizim ve milletimiz kadar, Azerbaycanlı kardeşlerimiz de sevindi. Ziyaretimizle hem kendilerine manevi destek ve duaları için teşekkür ettik hem de gündemimizde bulunan konuları ayrıntılı şekilde ele aldık.
Ermenistan'la yürütülen normalleşme süreçlerinde kaydedilen mesafeleri değerlendirdik. Azerbaycan-Ermenistan arasındaki barış sürecinin ilerlemesi, Ermenistan'la ilişkilerimizin normalleşmesine önemli fayda sağlayacaktır. Çekilen onca acıdan sonra bölgemizde barışın kapısının aralandığını görüyoruz. Bu fırsatın kaçırılmaması için ilgili tüm tarafların sorumlulukla hareket etmelerini bekliyoruz.
Azerbaycan'la Stratejik İşbirliği Konseyi ve Karma Ekonomik Komisyonu gibi mekanizmalarımızı işleterek ikili ilişkilerimizde yakalanan ivmeyi sürdürmek istiyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere bölgesel işbirliği ve istişare mekanizmalarımızı daha da kuvvetlendireceğiz. Türk dünyasının birliği ve dirliği için Azerbaycan'la çalışmaya devam edeceğiz. Seçimler sonrasında yaptığımız bu tarihi ziyaretin, mevcut dayanışmamızı güçlendirdiğine inanıyorum.
Ziyaretlerimizin, ikili ilişkilerimizle birlikte tüm bölgemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Şahsıma, eşime ve heyetime gösterilen samimi ev sahipliğinden dolayı Sayın Tatar ve Sayın Aliyev'e bir kez daha şahsım, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum.

SORU: (Merve Başkurt – TvNet) Seçimin tamamlanması ve kabinenin kurulmasıyla Türkiye Yüzyılı resmen başladı. Peki dış politikada yansımalarını nasıl göreceğiz? Türkiye'nin yeni dönemdeki ekseni batı odaklı mı olacak, yoksa diğer coğrafyalarda da etkisini sürdürerek denge politikasıyla zirveye taşıyacağı bir döneme kapı mı aralayacak?
Başkan Erdoğan: Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu yılda özellikle "doğu mu batı mı" gibi bir ayrıştırmaya gitmek, bir defa bizim ilkelerimizin arasında yer almıyor. Biz batıya ne kadar yakınsak doğuya da en az o kadar yakınız. Bizim derdimiz özellikle bu yüzyılda dünyadaki tüm ülkelerle aynı anlayışla bir arada olmak... Hepsiyle tüm görüşmelerimizi en ideal şekilde sürdürmenin gayreti içerisinde olacağız. Tüm dünyayla şu ana kadar sürdürdüğümüz ilişkilerimizi bundan sonraki süreçte de rahat ve ilkeli şekilde yürütmeye devam edeceğiz. Diyalog ve diplomasiyi öncelikli olarak kullanarak inisiyatif almayı, bölgemizde ve dünyada barışın ve istikrarın egemenliği için ne gerekiyorsa onu yapmayı inşallah temenni ediyoruz ve bunu yapmaya da çalışacağız. Tabii bu temelde milletimizin hakkıyla beraber tüm insanlığın hakkını, hukukunu, ortak menfaatlerini savunmak da bizim asli sorumluluğumuz olacaktır.








