Başkan Erdoğan, milletin, kimlerin başörtüsü konusunda istismarcı olup olmadığını iyi bildiğini vurgulayarak, AK Parti'nin başörtüsüne özgürlük verdiği mücadeleler, geçmişte bu konuda yaptığı düzenlemeler nedeniyle kapatılmak bile istendiğine dikkati çekti.
CHP'nin ise o dönem "başörtüsüne özgürlük gelmesin" diye Anayasa Mahkemesine başvurduğunu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da bu işin başını çektiğini, başvuruda imzasının bulunduğunu aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz şimdi bu meseleyi anayasal düzenlemeyle güvence altına alalım istiyoruz. 'Bay bay Kemal' niye kaçıyorsun? O zaman Anayasa Mahkemesine gittin, şimdi ne yapacaksın merak ediyorum. Bu konunun çözümü için yola çıktık, teklifimizi sunduk. Konu Mecliste çözüme kavuşturulmazsa milletimiz en güzel çözümü sunacaktır. Hiçbir zaman sandıktan kaçan olmadık, sandıktan çıkan sonuca hep saygı duyduk. Milletin kendisine verdiği yetkiyi Mecliste özgürlüklerden, demokrasiden yana kullanmayanlara halkımız sandıkta gerekten cevabı verecektir. Temennimiz referanduma gerek kalmadan, en yüksek mutabakatla Mecliste bu konuyu çözüme kavuşturmaktır."
"AİLE KURUMUMUZU KORUYACAĞIZ, GÜÇLENDİRECEĞİZ"
Başkan Erdoğan, muhalefetin milletin faydasına olan ne varsa karşı çıkma ve yıkma zihniyetine sahip olduğunu belirterek, "Bu konuda ana muhalefet, aile yapısını bozan sapkınlıklara 'özgürlük' kisvesiyle göz yumuyor. Aile değerlerimizin tahrip edilmesine bu muhalefete rağmen izin vermeyeceğiz. Aile kurumumuzu koruyacağız, güçlendireceğiz. LGBT, şu, bu vesaire, hayır... Bu milletin kutsal değeridir aile. Kutsal ailelerden güçlü millet doğar, güçlü milleti de kimse yıkamaz." diye konuştu.
Teklife ilişkin, "400'ü geçerse yine de referanduma götürür müsünüz?" sorusuna karşılık Erdoğan, "gerek yok" yanıtını verdi.
"GENÇLERİMİZİN HAYALLERİ, DÜŞÜNCELERİ BİZİM İÇİN HAYATİ ÖNEMDE"
Başkan Erdoğan, gençlere yönelik atılan adımlar ve yeni projelere yönelik soru üzerine, Türkiye Yüzyılı'nın özellikle "gençlerin yüzyılı" olacağını söylediklerini anımsatarak, "Gençleri seçimin kilit kitlesi olarak değil, yol arkadaşlarımız olarak görüyoruz. 6 milyon genç, bu seçimin kaderini onlar belirleyecek." dedi.
AK Parti olarak göreve geldiklerinde seçilme yaşının 30 olduğunu, bunun önce 25'e indirildiğini ardından 18'in seçilme yaşı olarak parlamentodan geçirildiğini anımsatan Erdoğan, "O kadar ileri gittiler ki 'parlamentoyu çoluk çocuğa mı bırakacağız' dediler. Ama onlar bilmiyordu ki bu milletin ecdadı, Fatih Sultan Mehmet 18 yaşında bir devri kapayıp bir devri açtı. Biz buradan ilhamla bu adımı attık, bu milletin gençliği bunu başarır dedik." ifadesini kullandı.
Erdoğan, kendi gençlik dönemlerinin yasaklar, yokluklar, yoksulluklarla kuşatıldığını ve aynı durumu bugünün gençlerine asla layık görmeyeceklerini vurguladı.
Geçmişte sıraların üstünde kitap bile bulunamadığını, kırtasiye dükkanlarında kitap alabilmek için kuyrukların oluştuğunu aktaran Erdoğan, "Biz bunu yaşadığımız için aynı çileyi şu anda bizim yavrularımız yaşamasın dedik, sıraların üstüne kuşe kağıttan bütün kitapları koyduk, okullar açılırken orada kitaplarını bulsunlar diye. Şimdi yardımcı ders kitaplarını da artık sıraların üstüne koyuyoruz ki artık gençlerimizin, yavrularımızın bu sıkıntılarını tamamen çözelim." şeklinde konuştu.
Erdoğan, gençlere güvendiklerini, onlarla yürüdüklerini ve yürümeye devam ettiklerini belirterek, "Gençlerimizin hayalleri, düşünceleri bizim için hayati önemde. Türkiye'nin en büyük gençlik hareketine sahip partisi şu anda biziz. Gençlerin nabzını tutan, onların ihtiyaçlarını karşılama gayesi taşıyan yegane parti biziz. Şu anda üye sayımız 11 milyon 500 bin civarında, bunların içerisinde yaş limiti sebebiyle 1 milyon 100 bini sadece genç. Bayanlarda 5 milyonun üzerindeyiz, üyelerimiz itibarıyla." açıklamasında bulundu.
EYT AÇIKLAMASI! İLK MAAŞ NE ZAMAN YATACAK?
Başkan Erdoğan, emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) düzenlemesine ilişkin soruya karşılık, bu konuda çok kapsamlı çalışma yürütüldüğüne ve artık sona gelindiğine dikkati çekti.
Teklifin yarın Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüleceğine işaret eden Erdoğan, "AK Parti olarak bir an önce teklifi yasalaştırarak vatandaşlarımıza haklarını vermek istiyoruz. Emeklilikte yaşa takılanlar kapsamında emekliliğe hak kazanan vatandaşlarımıza, ilk aylıkları şubat ya da mart gibi bağlanabilir. Sorunu kökten çözmek için bir irade koyduk, bu irademizin arkasındayız." dedi.
Erdoğan, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'la akşam EYT düzenlemesine yönelik bir görüşme gerçekleştirdiğini, "Bu işi geciktirmeyelim, bir an önce inşallah bitirelim." görüşünü paylaştığını aktardı.

"ŞU ANDA BÜYÜMEDE YÜZDE 5,5'İ YAKALAMIŞ VAZİYETTEYİZ"
Başkan Erdoğan, Orta Vadeli Program'da 131,4 milyar lira faiz dışı açık tahmininde bulunduklarını anımsatarak, "Unutmayalım Kovid-19 salgını, tedarik zincirlerindeki aksaklıklar, emtia ve enerji fiyatlarındaki artışlara rağmen 4 yılın ardından yeniden faiz dışı fazla vermeyi başardık. Böylece bütçe öngörümüzden 139,3 milyar, Orta Vadeli Program hedefimizden de 322,1 milyar lira daha iyi bütçe açığıyla seneyi kapatmış bulunuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Bir başka konunun da bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya oranı olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Bütçe hazırlıklarında bu oranın yüzde 3,5 seviyelerinde gerçekleşeceğini görmüştük. Bazı uluslararası kuruluşlar ise bizim tahminlerimizin çok üzerinde yüzde 5-6'ları bulan bir bütçe açığı bekliyordu. Bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya oranının yüzde 1 olarak gerçekleşeceğini görüyoruz. Bütçe açığını 2002'de yüzde 11,1 seviyesinde devralmıştık, şimdi 2022 yılında yüzde 1'e düşürmüş durumdayız.
Bu yıl ayrıca faiz harcamalarının bütçe içindeki payını da azalttık. 2002'de faizin bütçe içerisindeki payı yüzde 43,2 iken 2022'de bu oran yüzde 10,6'ya düştü. Bütçede yakaladığımız güçlü gelir performansını sağlamak için ne vergi artırdık ne yeni vergi getirdik. Tam aksine vergi yüklerini düşürdük, özellikle yaptığımız KDV indirimleriyle dolaylı vergilerin bütçe içindeki payını da azalttık. Bunun da ötesinde uluslararası kuruluşlar yeni büyümeyi açıklıyorlar ve şu anda büyümede yüzde 5,5'i yakalamış vaziyetteyiz."
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "İsveç'in ve Finlandiya'nın taahhütlerine tam olarak uymalarını bekliyoruz. NATO üyeliği yolunda atacakları adımlar mutabakat zaptında yer alıyor. Bu adımlara göre de biz kararımızı vereceğiz. Tekrar söylüyorum an itibarıyla İsveç'in NATO üyeliğine sıcak bakmıyoruz." dedi.

Orta gelirlilere yönelik "Yeni Evim Kampanyası"nda sayı artırımı olup olmayacağına ve ikinci el evlerin kampanya kapsamına alınıp alınmayacağına dair soru üzerine Erdoğan, "Allah nasip ederse ikinci el konutlar ile ilgili destek olmak için bir çalışma ayrıca yapılacak. Projenin planlama aşaması devam ediyor. Somutlaşan çalışmayı inşallah kamuoyu ile de paylaşacağız." ifadelerini kullandı.
Erdoğan, kampanyada önceliği ilk evini alacak vatandaşlara yönelik yeni konut arzına verdiklerini belirterek, şöyle konuştu:
"Yeni konut arzını artırarak üretimi, istihdamı da artırmak istiyoruz. Bu tabii artık seçim sonrasında atılacak bir adım. Bizim bu konuda malum ciddi bir altyapımız var. Deneyim, tecrübe hepsi bizde var. 'Alt gelirliyi ev sahibi yapacağız' dedik, kuralar çekildi, 2 yıla evleri teslim edeceğiz. 'Orta gelirliye destek olacağız' dedik, kampanyamızı yaptık. 'Roman vatandaşlarımıza özel konut kampanyamız olacak' dedik, 12 ilde Roman vatandaşlarımıza özel proje için hazırlık yapıyoruz. Her vatandaşımızı uygun ödeme koşullarıyla ev sahibi yapmak istiyoruz. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı konut kampanyasını biz yaptık ve 20 yıldır yapıyoruz. İhtiyaç halinde yeni projeleri de hayata geçirmekten geri durmayacağız."
Başkan Erdoğan, ayrıca konut kampanyaları kapsamının dışında yangın, sel, deprem gibi afetlerin yaşandığı noktalarda konutların anında yapılarak teslim edildiğini anlattı.
"YOĞUN BİR ÇALIŞMA FİLYOS'TA DEVAM EDİYOR"
Karadeniz gazının kullanımı konusunda gelinen aşamanın durumu ve bu gazın ne zaman hanelere ulaşabileceğine ilişkin soruya cevap veren
Erdoğan, şunları kaydetti:
"2023'ün ilk çeyreğinde Karadeniz gazının milletimizle buluşması için tüm çalışmalar 7/24 esasına göre devam ediyor. Sahadaki çalışmalar şu anda 3 ana bileşenden oluşuyor. Bunun birincisi; deniz tabanı üretim tesisleri devam ediyor. İki işleme tesisi, üç boru hatları. Sahada şu anda yaklaşık 10 bin kişi çalışıyor. Denizde ise 50'den fazla gemi operasyonlarını sürdürüyor. Çalışmalar, canlı yaşamının dahi olmadığı denizin 2 bin 200 metre altında tamamen uzaktan kumandayla kontrol edilen robotlarla ve sistemlerle yürütülüyor. Derin denizde boru ve kordon bağı serimi tamamlandı. Derin deniz ana kordon hattının nihai etütlerine de başlandı. Yavuz ve Kanuni gemileri kuyuların alt ve üst tamamlama işlemlerini gerçekleştiriyor. Sahadaki kara tesisi yüzde 90 oranında tamamlandı. Kuyu başı ekipmanı, gaz toplama ve dağıtım haznesi gibi devasa ekipmanlar da deniz tabanına indirilmeye başlandı. BOTAŞ gazı ulusal sisteme aktaracak ölçüm istasyonunun ve 36 kilometrelik boru hattının inşasını tamamladı ve testler yapıldı. Yoğun bir çalışma Filyos'ta devam ediyor."
"İSVEÇ TERÖR ÖRGÜTLERİ MENSUPLARININ GÜVENLİ LİMANI HALİNE GELDİĞİ GERÇEĞİYLE YÜZLEŞMELİDİR"
İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya üyeliği konusunda Türkiye'nin nasıl bir süreç sürdüreceğinin sorulması üzerine Başkan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Önce İsveç'in NATO'ya üyelik başvurusu sürecini terörizm ile mücadelede kapsamlı ve uzun soluklu bir işbirliği tesis etmemiz için de bir fırsat olarak gördük. Dedik ki, 'Bize bu 120 teröristi iade edin.' Ama İsveç bu konuda, 'Anayasa değişikliği yapacağız, değişikliği yaptıktan sonra biz süreci işleteceğiz' dediler. Sayın Başbakan buraya geldi, kendisiyle burada her türlü ev sahipliğimizi yaptık. Gayet güzel görüşmelerimiz de oldu. Tabii yeni İsveç hükümetinden aldığımız mesajlar, İsveç'te terörle mücadele alanında bir anlayış değişikliğinin başlayabileceğini işaret ediyordu. Ancak mutabakat zaptı kapsamında terörle mücadelede verilen taahhütlerin yerine getirilmediğini gördük. Terör örgütünün, propaganda, eleman değişimi ve finansman faaliyetlerinin İsveç'te devam ettiğini gördük."
Erdoğan, İsveç'te geçen haftalarda terör örgütleri tarafından Türkiye ve kendisine yönelik hakaret içerikli eylemler gerçekleştirildiğini anımsatarak, "Bu eylemlerin failleri hakkında soruşturma açılmasına dahi gerek duymadılar." dedi.
Son gelişmeler nedeniyle İsveç Parlamento Başkanı ve Savunma Bakanının ziyaretlerini ertelemek durumunda kaldıklarını vurgulayan Erdoğan, "İsveç terör örgütleri mensuplarının güvenli limanı haline geldiği gerçeğiyle bir defa yüzleşmelidir. Mutabakat zaptı bizim yol haritamızdır. Buradaki taahhütlerin eksiksiz yerine getirilmesi önceliğimizdir." şeklinde konuştu.
Avrupa'da ve özellikle İskandinav ülkelerinde son dönemde artan İslam karşıtı söylem ve eylemlerden endişe duyduklarını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"21 Ocak'ta kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'e karşı yapılan saldırıya İsveç'in tüm uyarılarımıza rağmen seyirci kalmasını kabul edemeyiz. Hemen sonrasında Hollanda'da bu minvalde menfur bir eylemin yapılmasını tesadüf olarak görmüyoruz. Müslümanları hedef gösteren ve kutsal değerlerimize hakaret eden bu İslam düşmanı eylemlere bunların duyarsız kalması, hatta güvenlik güçlerinin bunları kordon altına alıp, 'İstediğiniz gibi bunları yapabilirsiniz' mahiyetinde koruma altında bu eylemlerini yapmasını görmek neyle izah edilebilir? Tabii bizler de bunları en güçlü şekilde kınadık. Bu bir nefret suçudur. Bunu İsveç'in süratle halletmesi lazım. İfade özgürlüğü kisvesi altında Müslümanlara karşı açık ve aleni olarak nefret suçu işlenmesi kabul edilemez. İsveç'ten ülkede yaşayan tüm grupların inançlarına saygı gösterilmesini ve İslam karşıtlığıyla mücadele konusunda samimi adımlar atılmasını bekliyoruz.
İsveç'in ve Finlandiya'nın taahhütlerine tam olarak uymalarını bekliyoruz. NATO üyeliği yolunda atacakları adımlar mutabakat zaptında yer alıyor. Bu adımlara göre de biz kararımızı vereceğiz. Tekrar söylüyorum an itibarıyla İsveç'in NATO üyeliğine sıcak bakmıyoruz. Öte yandan Finlandiya'nın durumunu farklı değerlendiriyoruz. Görelim İsveç verdiği sözleri tutacak mı? Tutmadığı takdirde kusura bakmasınlar. Finlandiya eğer şu andaki gibi bu süreci işletirse bizler de parlamentomuz açık olduğunda üzerimize düşen görevi yerine getiririz."
"REJİM BUNUN BİLİNCİNE VARMALI"
Terörle mücadele kapsamında devam eden operasyonların son durumu hakkındaki soruya Erdoğan, "Terörle mücadele adına yürüttüğümüz mücadele aynı zamanda Suriye'nin toprak bütünlüğü ve birliğinin muhafazasına da katkıda bulunuyor. Dolayısıyla rejim bunun bilincine varmalı diyoruz." cevabını verdi.
Suriye'nin geleceğinin ipotek altına girmemesi için PKK/YPG ve Suriye Demokratik Güçleri terör örgütünün ayrılıkçı tutumuna karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Bu süreçte bize birtakım koşulların konulmasını kabul etmemiz mümkün değil. Diyalog sözlük itibarıyla 'ön koşulsuz konuşma' demektir. Biz şu anda Suriye'nin kuzeyinde terörle mücadelede tavizsiz yolumuza devam ettik." ifadelerini kullandı.
Suriye rejimi ile diyalogda kademeli bir çalışma sürdürüldüğünü belirten Erdoğan, konunun çözülmesi için önce Türkiye, Rusya ve Suriye'nin istihbarat örgütlerinin, ardından savunma bakanlarının bir araya gelmesini önerdiklerini vurguladı.
Başkan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Onların bu işi başarıyla sonuçlandırmaları halinde ardından dışişleri bakanları bir araya gelsin, onu da başarmamız halinde nihai adım liderler bir araya gelsin ve bu adımda da bu bir araya gelişlerin neticelerinden İran'ı da haberdar edelim, böyle bir adımımız da olsun dedik. Tabii bu sürecin nasıl şekilleneceğinde tarafların tutumu belirleyici olacak. Biz her halükarda ulusal güvenliğimizi koruma adına gereken önlemleri alırız, siyasi sürecin ilerletilerek ihtilafa bir çözüm bulunması bir fırsat penceresi teşkil edebilir. Geri dönüşlerin gönüllü, onurlu ve güvenli olması gerekiyor. Biz bu briket evleri boşuna yapmadık. İstedik ki gönüllü dönüşler başlasın. Suriye'de BM ilkeleri temelinde geri dönüşlerin sağlanması için gerekli şartların da oluşturulması gerekiyor ve bu da başladı. Yani şu anda 400-500 bine yakın mülteci Suriye'ye dönmeye başladı."
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "Gerek Amerika'nın gerek Almanya'nın tanklar, vesaireler bunların Ukrayna'ya gönderilmesi olayı bir çözüm müdür? Bu zamana vabeste bir durumdur. Tankların gönderilmesi bir çözüm unsurudur diyemem. Bunların hepsi riskli ve biraz da silah baronlarının işine yarıyor." dedi.
ABD ve Almanya'nın Ukrayna'ya tank sevkiyatı yapmasına ilişkin soruya Erdoğan, Rusya ve Ukrayna liderleriyle ihtiyaç anında sık sık görüştüklerini söyledi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'in de görüşmelerde arzulu olduğunu bildiren Erdoğan, "lider diplomasisi" diye adlandırdığı bu görüşmeleri tereddütsüz yaptıklarını ifade etti.
Erdoğan, "Zaten bunu yapamazsak bizim netice almamız mümkün değil. Bu görüşmeleri yapmak suretiyle netice alıyoruz. Kişisel ilişkilerin diplomaside ne kadar önemli olduğunu bu süreçte tüm dünya görmüş olmalı. Her görüşmemizde çözüme kavuşturduğumuz konular mutlaka oluyor. İnisiyatif alma konusunda hiçbir Avrupa ülkesi bizim kadar cesur olamadı. Hatta bazıları aksini savundular. Tabii cesaret de tek başına yeterli değil, bir de taraflar nazarında, uluslararası kurumlar nazarında bir itibarınızın olması lazım." diye konuştu.
"KALICI BARIŞ İÇİN ARABULUCULUK GÖREVİNİ ÜSTLENMEYE HER ZAMAN HAZIRIZ"
Tahıl koridoru, esir değişimi ve Zaporijya Nükleer Santrali'nin güvenliği ve insani yardımlar konusunda hep çözümün parçası olduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Kalıcı barış için Türkiye olarak kolaylaştırıcı ve arabuluculuk görevini üstlenmeye her zaman hazırız. Avrupa'dan ve dünyadan da barış ve müzakere çağrılarına destek bekliyoruz. Ateşkesin ilanı ve adil çözüm vizyonuyla müzakerelerin desteklenmesi gerekiyor. Barışa dair umutlarımı her zaman canlı tutuyorum. Bu umudumu kaybetmiş olsaydım tahıl koridoru açılmazdı, esir değişimi yaşanmazdı. Gerek Amerika'nın gerek Almanya'nın tanklar, vesaireler bunların Ukrayna'ya gönderilmesi olayı bir çözüm müdür? Bu zamana vabeste bir durumdur. Tankların gönderilmesi bir çözüm unsurudur diyemem. Bunların hepsi riskli ve biraz da silah baronlarının işine yarıyor."
Türkiye ve Yunanistan'ın son zamanlardaki ilişkilerine ilişkin soruyu yanıtlayan Erdoğan, "Yunanistan'ın son dönemde Türkiye'ye yönelik izlediği tutumun izahı da kabulü de mümkün değil. Yunanistan'ın bu tutumu ve asılsız propagandaları iyi komşuluk ilişkilerine de müttefikliğe de aykırı. Yunanistan'ın esas rahatsızlığı Türkiye'nin bölgesel ve küresel düzeyde yükselen profilidir. Yunanistan'ın hukuk dışı adımlarına karşı verdiğimiz yanıtlar karşısında çaresiz kalan Yunan tarafı akıl dışı iddialara sığınıyor." diye konuştu.
"KIYILARIMIZA YAKIN ADALARI ULUSLARARASI ANLAŞMALAR HİLAFINA SİLAHLANDIRMAYA DEVAM EDİYOR"
Yunanistan'ın hava ihlali iddialarının temelsiz olduğunu ifade eden Erdoğan, "Asıl Yunanistan hava sahamızı ihlalleri, uçaklarımızı tacizleri, balıkçılarımızı tacizleriyle tansiyonu yükseltiyor. Bu hasmane eylemleri hava kuvvetlerimiz ve sahil güvenliğimiz elbette yanıtsız bırakmıyor, bırakmayacaktır. Kıyılarımıza ve büyük yerleşim merkezlerimize çok yakın adaları uluslararası anlaşmalar hilafına silahlandırmaya devam ediyor. Tabii sonra Tayfun deyince panikliyorlar. Yani biz kendimize göre hazırlıklarımızı yapmayacak mıyız?" dedi.
Erdoğan, Tayfun füzesinin menzilinin 560 kilometreden 1000 kilometreye çıkarılması talimatı verdiğini dile getirerek, "Sen de yap, senin de olsun. Bizim atığımız adım bu, bundan niye rahatsız oluyorlar? Ülkemizin güvenliğine yönelik eylemlere karşı elimiz kolumuz bağlı oturmamız mümkün değil. Bunlara gerek hukuki olarak gerek sahada cevap vermeyi sürdüreceğiz. İHA'larımız, SİHA'larımız, Akıncılarımız ve hepsinden öte Kızılelmamız, bunlar önemli. İnşallah Gökbey geliyor. Tüm bunlarla beraber Silahlı Kuvvetlerimiz çok daha güçlü hale gelecek." değerlendirmesinde bulundu.
- "ÇEŞİTLİLİĞİ VE REKABETÇİ SEKTÖRÜN ÖNÜNÜ AÇAN BİZ OLDUK"
"Muhalefet niye rahatsız?" sorusu üzerine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz ülkemizi savunmayacak mıyız? Savunurken de bunlardan izin mi alacağız? Yedili masaya mı soracağız? Kusura bakmasınlar. Onlar da bir defa bütün bu yaptıklarımızı havada karada zaten beğenecekler. Şu anda biz savunma sanayisinde artık ciddi manada ihracat yapıyoruz. Kızılelma bizim ufkumuzdur. Bu ufkumuzu Kızılelma ile yakalayacağız hiç tereddütsüz. İktidara geldiğimizde hedefimizi tam bağımsız savunma sanayi olarak belirlemiştik. Hamdolsun şimdi bunu adım adım gerçekleştiriyoruz. Başta Baykar ve TUSAŞ olmak üzere emeği olanların hepsini tebrik ediyorum. Savunma sanayi sektöründe 2002'de 56 firma faaliyet gösterirken, bugün bu sayı 2 bin 705'e yükseldi. Burada çeşitliliği ve rekabetçi sektörün önünü açan biz olduk. Bugün savunma sanayisinin hiçbir alanında tek bir firmanın faaliyet göstermesi söz konusu değil. Sadece SİHA'lar değil, bütün alanlarda birçok koldan geliştirme ve üretim faaliyetleri sürüyor. En iyiye ulaşma çabamızda rekabetçi ortamın önemli faydalarını gördük, görmeye devam ediyoruz."
Erdoğan, Pakistan Senatosu tarafından Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterildiğinin anımsatılması üzerine, "Doğrusu şu an itibariyle 10-15 ülkenin parlamentosu böyle bir adımı atmış. Yani bu konuyla ilgili olarak karşımızda İsveç var. Malum Nobel Barış Ödülü'nün merkezi İsveç'te. Onlar bu konuda ne gibi bir tavır takınırlar, ne gibi bir adım atarlar bunu bilemem." dedi.
"ŞU ANDAKİ MÜCADELEMİZ KÜRESEL BİR GÜÇ OLMAKTIR"
Rusya-Ukrayna savaşında aldıkları görevler, attıkları adımlar ve elde edilen başarının dünya barışına katkı sağladığının altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Burada tabii bir şey ben zikretmekten sakınmayacağım. O da Sayın Putin'in bana olan ifadesidir. O da şu; 'Ben bu tahılı bilabedel göndereceğim.' 'Tamam' dedim, 'Biz de bunu bilabedel una dönüştürelim ve böylece fakir fukara Afrika ülkelerine gönderelim.' Çünkü ilk etapta gelen tahılın yüzde 44'ü Avrupa ülkelerine gitti, Afrika'ya yüzde 16 falan gitti. Biz bunu yeni attığımız adımlarla yüzde 60-70'lere çıkartırsak az gelişmiş fakir fukara Afrika ülkelerini rahatlatırız. Bu konuda bizim Sayın Putin ile bir mutabakatımız var. Bunu yapmanın gayreti içinde olacağız. Hatta sadece tahıl değil, gübre noktasında da yani amonyak, gübre bunun üretimini sağlayıp bundan da bu fakir fukara ülkelere gönderelim diyoruz.
Biz hep şunu söyledik, 'Türkiye Türkiye'den büyüktür'. Artık biz etkin bir bölgesel gücüz. Sadece istikrar adası değiliz, artık istikrarı sağlayan istikrarlaştırıcı bir gücüz. Şu andaki mücadelemiz küresel bir güç olmaktır. Bu inançla bölgemizde ve ötesinde her zaman barış, huzur, refah ve istikrar için durmadan, yorulmadan gayret göstermeye devam edeceğiz."
"İNŞALLAH 14 MAYIS TÜRKİYE YÜZYILI'NIN GÜNCELLENDİĞİ BİR SEÇİM OLACAK"
"21 yıllık iktidarımızda söz verdiğimiz her vaadi icraata dönüştürdük' diyorsunuz. Bu icraatlar Türkiye'yi nereye taşıdı?" sorusunu Erdoğan, "Onların hepsi Türkiye'nin Yüzyılı'nın içinde. Şimdi biz Türkiye'nin Yüzyılı'nı bu yeni adımla reforme ediyoruz, güncelliyoruz. İnşallah 14 Mayıs Türkiye Yüzyılı'nın güncellendiği bir seçim olacak." şeklinde cevapladı.
Programda, AK Parti'nin 21 yıllık iktidarlığında Erdoğan'ın imzasıyla gerçekleştirilen projelerin bulunduğu video izletildi. Ardından kendisini en çok heyecanlandıran imzanın neye ilişkin olduğunun sorulması üzerine Erdoğan, "Ayasofya." yanıtını verdi.
Erdoğan, "Hayaliniz miydi?" sorusu üzerine, "Allah rahmet etsin, üstat Sultanahmet'te konuşuyor. 'Ayasofya açılacak, Ayasofya açılacak, Ayasofya açılacak.' Takdimini yapan da benim. Açmak da Allah'a hamdolsun bize nasip oldu. Üstadın o kararlılığını orada yaşadık. Ondan sonra da Ayasofya'yı açmak Rabbime hamdolsun bize nasip oldu. Nasıl duygulanmayayım?" dedi.
"ERBAKAN HOCAMIZIN O VAATLERİNİ GERÇEKLEŞTİREN OLMAMIZA RAĞMEN..."
"Ayasofya'yı açtınız, Taksim'e cami yaptınız, başörtüsü sorununu çözdünüz. Bunlar merhum Erbakan'ın da hayalleriydi ama onu siz gerçekleştirdiniz. Erbakan'ın partisi olan parti sizin yanınızda değil, karşınızda." sözleri üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
"Ağlatma bizi lütfen, karıştırma oraları maalesef. Erbakan hocamızın o vaatlerini gerçekleştiren olmamıza rağmen ve onunla o yolda yürümüş birisi olarak şu anda tabii birilerinin farklı zeminde tam bu adımlara karşı olanlarla beraber olmaları insanı ciddi manada hakikaten yıkıyor."
Başkan Erdoğan, basketbol oynamaya devam edip etmediği sorusu üzerine, dün akşam basketbol oynadıklarını ve 44 sayı attığını anlattı.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın iyi basketbol oynadığını ifade eden Erdoğan, "Ama yine beni yakalayamıyor. Herhalde ABD'deyken o işi bayağı kapmış, bayağı iyi biliyor bu işi ama benim sayımı yapamıyor." dedi.
Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu'nun yoğunluğu sebebiyle gelemediğini belirten Erdoğan, "Onlar İstanbul'da. Eski Abdi İpekçi yenileniyor orayı inşallah bir an önce bitirecekler." diye konuştu.
Kendisine yerli otomobil Togg'a ilişkin soru yöneltilen Başkan Erdoğan, şunları söyledi:
"Türkiye'nin ilki. Türkiye'nin ilki olması hasebiyle de Togg gerçekten bizim için 2023'ün içinde inşallah gerek ihracatımızla gerek iç piyasadaki ihtiyaçlarımızı karşılamada ve gerçekten elektrikli araç olarak da içinde en ufak bir ses duymuyorsunuz. Manevra kabiliyeti muhteşem. Eşim de çok beğendi. Gerçekten başta Gürcan arkadaşımız o da bu işte çok çok maharetli. İşi başarılı şekilde tamamladılar ve bu konuyla ilgili olarak da Sanayi ve Teknoloji Bakanımız ve tüm yönetim burada büyük emek verdi ve Togg'u ülkemize milli ve yerli bir eser olarak kazandırdılar. Bir güzelliği de tabii renklerin aldığı isimler ülkemizin tüm genelini kapsayacak şekilde. Fabrika muhteşem."
Başkan Erdoğan, Togg'un üretiminde yer alan personel sayısının da sürekli arttığını belirterek, "Genç mühendislerle böyle bir eserin ortaya çıkması bizim gurur abidemiz." şeklinde konuştu.
Togg için sipariş verip vermediği sorulan Başkan Erdoğan, "Müsaade et de artık öyle olsun." dedi.
Hangi rengi tercih ettiği sorusu üzerine Başkan Erdoğan, tercihi eşi Emine Erdoğan'a bıraktığını bildirdi.
Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in de ikinci Togg'un kendisine verilmesini istediğini ifade etti.