"KAMU-ÖZEL İŞ BİRLİĞİ PROJELERİ, SAYISIZ KAZANÇ SAĞLAYAN ESERLERDİR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu-özel iş birliği projelerinin bu ülkenin hiçbir vatandaşının cebinden haksız ve adaletsiz yere tek kuruş götürmediği gibi tam tersine hem yatırım modeli hem doğrudan ve dolaylı etkileri hem sonunda kamuya kalacak olması sebebiyle sayısız kazanç sağlayan eserler olduğunu bildirdi.
Esasen kamu-özel yatırımlarının önemli bir kısmında vatandaşların hizmetten faydalanmasını kolaylaştırmak için projede öngörülen tarifelerin çok altında bir bedel uygulandığına dikkati çeken Erdoğan, garanti ödemelerinin önemli bir kısmının da bu yüzden ortaya çıktığını belirtti.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir başka ifadeyle, devletin imkanlarını biz milletin emrine veriyoruz. Avrupa'nın, Amerika'nın, Asya'nın gelişmişliğini artırmak için kullandığı bir yatırım modelini, Türkiye'de işlemez hale getirmeye çalışanların derdi kesinlikle milletin inanın kesesi değildir. Bunlara verilen misyon, mesnetsiz tartışmalarla ülkemizi yönetim sisteminden ekonomik işleyişe kadar her alanda tekrar eskiye döndürerek tökezletmek ve hatta mümkünse yere sermektir. Varsın birileri dışarıda hazırlanıp ellerine tutuşturulan bu raporları, kendi 'model teklifleri' diye okutmaya çalışsın, varsın birileri kendilerini yalanla, iftira ile çarpıtma ile avutsun, varsın birileri, içinde ülkenin ve milletin olmadığı sinsi hesaplarla siyasetçilik oynasın, varsın birileri kendi hırslarının, kendi kifayetsizliklerinin, kendi karanlık ajandalarını peşinde koşsun. Biz ülkemize ve milletimize aşığız. Dolayısıyla eser kazandırmaya, hizmet getirmeye, 2023 hedeflerimizle 2053 vizyonumuzla büyük ve güçlü Türkiye'yi inşa ve ihya etmeyi sürdüreceğiz."
"HAYAT PAHALILIĞI BAŞTA OLMAK ÜZERE BUGÜNKÜ SORUNLARIN ÜSTESİNDEN GELECEK OLAN DA YİNE BİZİZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'ye 81 vilayetinin her karışıyla 20 yılda kazandırdıkları eserleri anlatırken bugün yaşanılan sıkıntıları elbette görmezden gelmediklerini ifade ederek, "Ülkemizin demokrasi ve kalkınma yolunda önüne çıkan her meseleyi çözdüğümüz gibi hayat pahalılığı başta olmak üzere bugünkü sorunların üstesinden gelecek olan da yine biziz. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, spordan sosyal desteklere kadar her alanda insanımızın refah düzeyini Cumhuriyet tarihinin en üst seviyesine biz çıkardık. Bu hizmetleri getirirken karşılaştığımız engelleri, milletimizin gönlünden kopup gelen 'Allah razı olsun' sözünden aldığımız güç ve motivasyonla aşarak bugünlere geldik." diye konuştu.
Sadece yatırım yapmakla, eser ortaya koymakla kalmadıklarını; siyasi, diplomatik, askeri, dış ticaret etki alanını ülkenin kalkınma hedeflerini destekleyecek şekilde güçlendirdiklerini, tahkim ettiklerini vurgulayan Erdoğan, "Yürütülen beşinci kol faaliyetlerine rağmen Türkiye'yi bölgesinin lideri, dünyanın sözü dinlenen ülkeleri grubuna çıkarttık. İşte bunun için diyoruz ki günlük sıkıntılarımızı konuşurken, tartışırken, dertlenirken Türkiye'nin mevcut kazanımlarını hangi badirelerden geçerek elde ettiğini, asla hatırımızdan çıkarmamalıyız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ülkemizin vakti ve enerjisi yıllarca vesayet güçleri üzerinden, milli irade hiçe sayılarak, demokrasi kağıt üzerinde bırakılarak, siyasetin altı boşaltılarak heba edilmişti. Bir dönem bu ülkede terör örgütlerinin saldırılarıyla sosyal kaos çıkarma denemeleri ile milletimizin huzuruna kast edilmişti. Biz kararlı ve dirayetli bir mücadele ile bu tür sorunları sadece sınırlarımız içinde çözmekle kalmadık, aynı zamanda PKK başta olmak üzere, milletin canına musallat olan terör örgütlerinin de başını ezdik, belini kırdık. Mücadeleyi sınırlarımız ötesine taşıyarak 780 bin kilometrekare vatan toprağının her karışında insanlarımızın güvenliğini, huzurunu garanti altına alacak bir iklim oluşturduk. Ülkemizin müzmin sancısı olan darbeler dönemini FETÖ ihanet çetesinin silahlarının karşısına milletimizle birlikte, imanla, inançla, cesaretle dikilerek etkisiz hale getirmek suretiyle biz kapattık."
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslenen Erdoğan, Türkiye'ye vesayet, darbeler, terör örgütleri, toplumsal fay hatlarını tahrik, askeri tehdit ve uluslararası dayatmalarla diz çöktüremeyenlerin son olarak ekonomiyi hedef aldığını söyledi.
Bunun en çarpıcı örneği olan Ağustos 2018'de yaşanan ekonomik tuzakları da Türkiye'nin potansiyelini daha verimli şekilde harekete geçirerek, daha çok çalışarak ve üreterek aşmanın mücadelesini yürüttüklerini belirten Erdoğan, bu mücadelenin içindelerken dünyada Kovid-19 salgınının başladığını hatırlattı.
Erdoğan, sağlık tehdidi olarak başlayan salgının giderek üretim, lojistik, tedarik, istihdam, finans, güvenlik alanlarına yayılan küresel depreme dönüştüğüne işaret ederek, "Bu süreç, maruz kaldığımız ahlaksız, vicdansız, haksız, adaletsiz kuşatmaya rağmen ülkemizin aslında ne derece güçlü bir hizmet altyapısına, üretim imkanına, yönetim kapasitesine sahip olduğunu dost, düşman herkese göstermiştir. Bu dönemde önceliğimiz insanımızın işini, aşını, ekmeğini garanti altına alacak bir ekonomik işleyişi kesintisiz sürdürmek olmuştur. Hatta bununla kalmayıp ekonomi programımızı klasik kur, faiz, enflasyon sarkacından çıkartarak ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla daha çok büyütecek bir yaklaşımı hayata geçirdik." ifadelerini kullandı.
Vesayet, darbeler ve terörle mücadele gibi bu tarihi değişimin de bir bedelinin olduğunu söyleyen Erdoğan, "Bu bedeli şimdi ödeyip ayağımıza gelen fırsatı değerlendiremezsek ülkemizin önümüzdeki çeyrek asrı, yarım asrı yine bir kısır döngüye mahkum kalacaktı." dedi.
Erdoğan, milletin, kendilerine ülkeyi yönetme sorumluluğunu "tatlı su demokratlığı" yapmaları için vermediğini söyleyerek, şöyle konuştu:
"Bu vazifeyi bize, ülkeyi ve milleti gerektiğinde en sert fırtınalardan sağ salim çıkartmamız için tebliğ etti. Irak'ta son 20 yılda yaşanan büyük yıkımları hatırlayın. Suriye'de hepimizin gözleri önünde yaşanan ve 11 yılını geride bırakan büyük trajediyi hatırlayın. Bir dönem bölgesinin en parlak yıldızı olan Libya'nın nasıl paramparça edildiğine bakın. Son olarak Ukrayna'nın topraklarının adım adım nasıl elinden alındığına, sonunda da nasıl topyekun işgal tehdidiyle karşı karşıya geldiğine bakın. Bu senaryoların hepsi çok daha fazlasıyla ülkemizin üzerinde de oynanmak istenmiştir. Biz milletimizle birlikte yürek yüreğe, omuz omuza vererek vatanımızın bütünlüğüne, insanımızın birliğine, beraberliğine, devletimizin bekasına, ülkemizin varlığına yönelik tehditleri teker teker bertaraf ettik."
Bu zorlu mücadele döneminde karar ve tercihleri ile sergiledikleri dirayetli yönetimin tüm riskinin kendilerine, tüm kazanımlarının ise ülke ve millete ait olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Eğer vesayetin ayak oyunlarıyla, Gezi hadiseleriyle, çukur eylemleriyle, 17-25 Aralık kumpasıyla, 15 Temmuz darbe girişimiyle ülkemiz aynı karanlık senaryonun güdümüne sokulabilseydi, Türkiye'nin bugün ne halde olacağını hayal etmek bile istemiyorum. Bugün haklı olarak hep birlikte hayat pahalılığından şikayet ediyoruz. Şayet vatan toprakları, gözünü istiklalimize dikmiş sırtlanların, akbabaların, yılanların istilasına uğramış olsaydı bugün hayat pahalılığını değil, kaybettiğimiz özgürlüğümüzün, yitirdiğimiz sevdiklerimizin, yıkılan evlerimizin, kararan geleceğimizin acılarını konuşuyor olacaktık.
Dün Suriye'de, bugün Ukrayna'da evlerini, hatta bir kısmı vatanını terk etmek zorunda kalan milyonların neler yaşadıklarını, neler hissettiklerini, nasıl bir çaresizliğe sürüklendiklerini hep beraber görüyoruz. Ukrayna'dan 200'e yakın yetimi ve öğretmenlerini birlikte ülkemize aldık ve kendilerine ülkemizde ev sahipliği yapacağız. Bunlar yetim yavrular. Kadınlar evlatlarıyla beraber, ellerinde valizleri oralardan çıkıp buralara kadar geliyorlar, Polonya'ya, Macaristan'a, Romanya'ya buralara geçiyorlar. Bunlar kolay değil. Şunu çok açık ve net söylüyorum, ülkemize sağladığımız en büyük kazanım, milletimize verdiğimiz en büyük hizmet, Türkiye'yi işte böyle bir duruma düşmekten kurtarmış olmamızdır."

"TÜRKİYE'Yİ DÜNYANIN EN BÜYÜK 10 EKONOMİSİ ARASINA SOKACAK BİR PROGRAMI UYGULUYORUZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'yi tüm mazlum ve mağdurların sığınağı haline getirdiklerini belirterek, Suriye, Irak, Afganistan gibi ülkelerden gelenlerin sayısının 5 milyon olduğunu dile getirdi.
Türkiye'nin, zorlu mücadele dönemini başarıyla geride bıraktığı için birbirleriyle savaşan tarafların bile güvendiği, diyaloğun ve barışın teminatı sayılan bir ülke olarak görüldüğünü vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bugün de geçtiğimiz 20 yılda ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmet altyapısından aldığımız güçle Türkiye'yi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokacak bir programı uyguluyoruz. Sıkıntılarımız geçici ama unutmayın kazanımlarımız bakidir. Umudumuz canlı, geleceğimiz aydınlıktır. Ne yaptığımızı, ne için yaptığımızı, nasıl başaracağımızı ve sonuçta ne elde edeceğimizi gayet iyi biliyoruz. Milletimizden sadece sabırlı olmasını, bize güvenmesini istiyoruz. Ülkemiz 2023 imtihanından da başarıyla geçtiğinde her alanda dünyanın en üst ligine çıkmış, güçlü, huzurlu, müreffeh, lider bir Türkiye'nin bizi beklediğine canıgönülden inanıyoruz."
"SABUN, TUVALET KAĞIDI, PEÇETE, BEBEK BEZİ GİBİ ÜRÜNLERİN KDV'SİNİ YÜZDE 8'E İNDİRME KARARI ALDIK"
Erdoğan, küresel ve bölgesel krizler karşısında Türkiye'yi güçlü tutmanın, hayat pahalılığından milleti korumanın mücadelesini verirken tüm kesimlerin işini kolaylaştıracak idari reformları da ihmal etmediklerini dile getirerek, geçen haftalarda KDV konusunda sadeleştirme çalışması yürüttüklerini anımsattı.
Hazine ve Maliye Bakanlığının, ilgili sivil toplum kuruluşları ve sektörlerle istişare içinde bu düzenlemeyi hazırladığını söyleyen Erdoğan, şu bilgileri paylaştı:
"Yürütülen çalışma aynı zamanda vatandaşlarımızı hayat pahalılığı karşısında ezdirmeme kararlılığımızın ve enflasyonla mücadele programımızın da bir parçasıdır. İlk etapta gıda ürünlerindeki KDV oranını, üretim, toptan ve perakende aşamalarının tamamında yüzde 8'den yüzde 1'e düşürmüştük. Bu indirim 14 Şubat'tan itibaren et, süt, yumurta, yoğurt, peynir, patates, tahıl gibi pek çok üründe bilfiil uygulanmaya başlanmıştır. Ardından meskenlerde ve tarımsal sulamada kullanılan elektriğin KDV'sini 1 Mart'tan itibaren yüzde 18'den yüzde 8'e indirdik. Şimdi de temel ihtiyaç maddelerinden olan deterjan, sabun, tuvalet kağıdı, peçete, bebek bezi gibi ürünlerin KDV'sini yüzde 18'den yüzde 8'e indirme kararı aldık. Ayrıca yeme içme hizmetlerinin tamamında KDV oranını yüzde 8 olarak belirliyoruz. Böylece yeme içme hizmetlerinde halen birinci sınıf işletme, 3 yıldız ve üzeri otel gibi yerlerde uygulanmakta olan yüzde 18 KDV oranını yüzde 8'e indirmiş oluyoruz."

"NET ALANI 150 METREKAREYİ AŞMAYAN KONUTLARDA KDV YÜZDE 8"
Erdoğan, bir diğer çalışmalarının "konut ve arsalarda KDV sadeleştirmesi" olduğunu söyleyerek, "Buna göre, satın alınan konut nerede olursa olsun, metrekaresine göre değişen aynı kademeli KDV uygulamasına tabi olacak. Yani net alanı 150 metrekareyi aşmayan konutlarda KDV yüzde 8'dir. Bu büyüklüğü aşan konutların ilk 150 metrekaresi için yine yüzde 8, aşan kısmı için yüzde 18 KDV uygulanacaktır. Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kanunu kapsamındaki konutlarda ise 150 metrekareye kadar yüzde 1, aşan kısmı için ise yüzde 18 KDV tahakkuku yapılacaktır. Arsa ve arazilerin KDV oranını da yüzde 8'e indirerek inşaat sektörünün üzerindeki finansman yükünü azaltıyoruz." bilgilerini paylaştı.
Bir diğer düzenlemenin de ihracatçılara yönelik olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"İmalat aşamasında ödedikleri KDV'leri istisna kapsamına alabilen ihracatçılara, bunun yerine ihracat bedelinin belli bir oranına kadar iade yapılması da bir tercih olarak sunulacaktır. Yatırım teşvik belgesi kapsamındaki işlerin KDV istisnası yöntemini değiştiriyor, turizm yatırımlarını da buna dahil ediyoruz. Yeni yöntemle imalatçılar yatırımlarını bitirdikten sonra KDV iadesi talep etmek yerine KDV ödemeden aynı işlemleri yapabilecekler. Sağlık Bakanlığı mevzuatı kapsamındaki tıbbi cihazların KDV'sini yüzde 18'den yüzde 8'e indiriyoruz. Tarım sektöründe her türlü sertifikalı tohum, fide, fidan teslimlerinde KDV'yi yüzde 1'e, süt toplama tankları gibi kimi ürünlerdeki KDV'yi de yüzde 8'e indiriyoruz. Gönüllülük esasına dayalı tam tevkifat uygulamasıyla bu konuda sorumluluk endişesi taşıyan mükelleflerin sorunlarını kökten çözüyoruz. Ülkemize döviz kazandırılması amacıyla yabancılara satılan konut ve iş yerlerindeki istisna süresini 1 yıldan 3 yıla çıkartıyoruz. Oto galericilerinin araç alım satımından elde ettikleri kar ile yat, kotra, tekne ve gezinti gemilerinin satışında halen yüzde 1 olan KDV oranını yüzde 18'e yükseltiyoruz. Demir çelik ürünlerinin nihai tüketiciye kadarki satış aşamalarında KDV tevkifatı uygulaması getiriyoruz. Tüm bu düzenlemelerin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum."
Erdoğan, bugün paylaşacakları bir diğer güzel haberin de ülkeyi elektrikli otomobil üssü haline getirecek çalışmalarla ilgili olduğunu söyledi.
Yerli otomobil Togg başta olmak üzere elektrikli otomobil üretimi ve kullanımındaki gelişmeleri dikkate alarak yüksek hızlı şarj istasyonlarının yaygınlaştırılması konusunda yeni adımlar attıklarını vurgulayan Erdoğan, "Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız vasıtasıyla 81 ilimizin tamamında 1500'den fazla yüksek hızlı şarj istasyonu kurulmasına yönelik çalışmalara 300 milyon liralık destek sağlıyoruz. Amacımız bir yıl içinde ülkemizde yaygın bir yüksek hızlı şarj alt yapısı kurulmasını sağlamaktır." dedi.
Rusya-Ukrayna müzakerelerinin yarın başlayacağını anımsatan Erdoğan, "Hayırlı bir neticeyle açılışını sabah yapacağız. Temennimiz odur ki sonu da hayır olsun. Liderleri de daha sonra bir araya getirtmek suretiyle inşallah yola devam." diye konuştu.