CEPHEDEKİ ASKERLERİ ÇEKMEK ZORUNDA KALACAKTI
Eğer Osmanlı, Sevk ve İskan Kanunu ile iç karışıklık yaşanan bölgelerdeki Ermeni nüfusu başka yerlere göndermeseydi, cephelerdeki askerlerini çekmek mecburiyetinde kalacaktı. Daha açık bir ifade ile mesela, Çanakkale'de veya Kudüs'te savaşan askerlerimizi karışıklık yaşanan bölgeleri güvenli hale getirmek için oraya göndermemiz gerekecekti. Böylece Osmanlı, cephede düşmanla değil sınırları içindeki çetecilerle mücadele ederken savaşı kaybetmiş olacaktı. Allah göstermesin bu tehlikeli süreç, bizi ağır bir esaretle yüz yüze bırakarak, İstiklal Harbi'mizi dahi tehlikeye atacak boyuta ulaşabilirdi. Zaten o günlerde savaştığımız düşmanların istediği de buydu. Ermenileri bu sinsi senaryoda acımasızca kullanmışlar, amaçlarına ulaşamayınca da ölülerini dahi istismar etmekten çekinmemişlerdir. Halbuki diğer tarafta şöyle bir gerçek var. Çok değil, bir asır önce bugünkü Ermenistan devletinin bulunduğu coğrafyadaki nüfusun yüzde 80'inden fazlası Müslümanlardan oluşuyordu, burası çok önemli. Oysa bugün aynı coğrafyada Türk ve Çerkez nüfustan oluşan Müslümanlardan neredeyse kimse kalmamıştır."
"EĞER 'SOYKIRIM' DİYORSANIZ KENDİNİZİ AYNAYA BAKIP DEĞERLENDİRMENİZ LAZIM"
Yaklaşık 30 yıl önce işgal edilen Dağlık Karabağ ve Azerbaycan şehirlerinde yapılanların da ortada olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Şimdi buradan yine sesleniyorum Sayın Biden: Minsk Üçlüsü diye bir üçlü oluşturulmuştu burada. Kim vardı? Amerika, Rusya ve Fransa vardı. 30 yıl bu işgalden kurtarmadınız oradaki insanları ve ne yazık ki 1 milyonu aşkın Azeri kardeşlerimiz oralardan hicret etmek durumunda kaldılar. Bütün o yerler, o Karabağ, bütün binaları, her şeyi maalesef yakıldı, yıkıldı. Eğer 'soykırım' diyorsanız, şöyle kendinizi aynaya bakıp bir değerlendirmeniz lazım." ifadelerini kullandı.
Bütün gerçeğin ortada olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Karabağ, Kızılderilileri zaten söylememe gerek yok, onlar her şeyiyle ortada. Bütün bu gerçekler ortadayken sizler kalkıp da Türk'e, Türk milletine 'soykırım' yaftasını yakıştıramazsınız. Bakın buralarda on binlerce sivil insan katledilirken 1,5 milyon Azerbaycanlı kardeşimiz evlerini terk etmek mecburiyetinde bırakılmıştır." dedi.

ERMENİLER YALANLARI ÖRTME TELAŞI İÇİNDELER
"En başından beri Ermeni çevrelerin soykırım yalanı üzerine bu derece abanmalarının sebeplerinden biri de yaklaşık 1,5 asırdır yaptıkları kıyımlardan ve ihlallerden sorumlu tutulma korkularıdır. Büyük vaatlerle kandırılan Ermenilerin, hem Ruslar hem de Avrupa ve Amerika tarafından aldatılmış olmanın utancı ve öfkesini bu yalanla örtmeye çalıştıkları anlaşılıyor. Ermeni yalanlarını destekleyen çevreler de kendi tarihlerindeki utançların üzerini örtme telaşı içindeler.
Toplamda 17 milyon insanın öldüğü 1. Dünya Savaşı döneminde yaşanan sivil kayıplar üzerinden bir değerlendirme yapacaksak, şunları da hatırlatmamız gerekiyor: Aynı dönemde Çarlık Rusyası topraklarında yaşayan yüz binlerce Alman ve Musevi kökenli vatandaşını Alman ordusuyla iş birliği yapma ihtimalleri olduğu iddiasıyla Sibirya tarafına sürmüştür. Daha doğrusu sürgün adı altında bu insanların çok büyük bir bölümü açlık, hastalık ve soğuk altında ölüme terk edilmiştir."
"ERMENİ SEVK VE İSKANI SIRASINDA YAŞANAN KAYIPLARI BU İKLİMDE DEĞERLENDİRMEK GEREKİYOR"
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun da kendi vatandaşı olan yüz binlerce Rus asıllı insanı kurşuna dizerek, asarak veya toplama kamplarında ölüme yollayarak ortadan kaldırdığını anımsatan Erdoğan, "Balkanlarda ve Kafkaslar'da bizim uğradığımız, 5 milyonu ölümle 5 milyonu yerinden edilmeyle sonuçlanan kayıtları tekrar hatırlatmak istiyorum. Osmanlı'nın 1915'te gerçekleştirdiği Ermeni Sevk ve İskanı sırasında yaşanan kayıpları işte bu iklimde değerlendirmek gerekiyor." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şayet Ermenilerin kayıtları 'soykırım' olarak nitelendirilecekse, verdiğimiz bu örnekler başta olmak üzere aynı dönemde yaşanan tüm olaylar da aynı paranteze alınmalıdır. Hatta öncesine ve sonrasına gidecek olursak Amerika ve Avrupa tarihinde soykırım diye nitelendirilebilecek nice hadiseye rastlayabiliriz. Kızılderililer'den siyahilere, Almanya'nın Dresden kentinde yapılanlardan Japon şehirlerine atılan atom bombalarına, özellikle Vietnam'dan Irak'a kadar pek çok başlıkta bu konular tartışmaya açılabilir. Güney Amerika'dan Afrika Kıtası'na ve Doğu Asya'ya kadar dünyanın dört bir yanındaki nice toplumlar yaşadıkları zulümleri yüreklerinde hala bir yara olarak taşıyor. 1. Dünya Savaşı'nda bizim topraklarımızda ortaya çıkan acı görüntüler ise aynı dönemde istisnasız herkesin yaşadığı sorunların bir kesitini teşkil ediyor." ifadelerini kullandı.

DELİL VE MAHKEME KARARI YOK
Biden'ın 24 Nisan'da yayımladığı mesaja değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, soykırım kavramının ifade edilebilmesi için tarihçilerin üzerinde uzlaştığı somut deliller ve bunlara dayalı mahkeme kararları olması gerektiğini, Ermeni iddialarına ilişkin ortada ne somut delil ne de uluslararası mahkeme kararı olduğunu vurguladı.
Soykırım iddialarına karşı Türkiye'nin ortak tarih komisyonu kurulması ve arşivlerin açılması teklifinde bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, bununla öncelikle meselenin tarihi olarak doğru zemine oturmasını amaçladıklarını belirtti. Erdoğan, "Biz kendimizden emin olduğumuz için bu konularda her türlü konuşmaya, tartışmaya, araştırmaya, değerlendirmeye açığız. Hatta peşin hükümle aleyhimizde yayın yapacağını bildiğimiz araştırmacılara bile arşivlerimizi kapatmıyoruz." ifadelerini kullandı.
ABD ve Avrupa'nın, arşiv belgeleriyle konuşmaktan kaçanların iftira ve yalanlarının yanında yer aldığını belirten Erdoğan, söz konusu ülkelerin bu tutumlarıyla sadece Türkiye'ye husumet göstermekle kalmadıklarını, aynı zamanda bilime de ihanet ettikleri belirtti.
Ermeni yalanlarına prim vermedikleri ve gerçeğin peşinde koştukları için saygın tarihçilere saldırıların yapıldığına dikkati çeken Erdoğan, "soykırım yoktur" demenin yasayla suç haline getirilmesi çabalarının ise tam bir garabet örneği olduğu ifade etti.
ASALA terör örgütünün 1970'li yıllarda Türk diplomatlara, yani elinde silah olmayan sivil kamu görevlilerine karşı gerçekleştirdiği saldırıları unutmadıklarını ve unutmayacaklarını belirten Erdoğan, bu alçak eylemlerde hayatlarını kaybeden diplomatların katillerinin nasıl korunduğunu, cezaevlerinden nasıl salıverildiğini de bildiklerini kaydetti.
Bir asır önceki hayallerin bir benzerinin, Ermeni örgütlerinin bıraktığı yerden son 40 yıldır PKK terör örgütü vasıtasıyla hayata geçirilmeye çalışıldığının da farkında olduklarının altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Allah'ın izniyle üzerimizde oynanın tüm oyunları nasıl hüsrana uğrattıysak, dün PKK üzerinden sınırlarımız içinde, bir süredir PKK-YPG üzerinden Suriye'de kurulan tuzağı da aynı şekilde parçalayıp atacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Amerika Birleşik Devletleri'nin, bu gerçekler ışığında attığı yanlış adımdan bir an önce dönmesini umut ediyoruz. Soykırım gibi ithamlar, siyasetin konusu olamayacak kadar hassas konulardır. Tarih ilmi bir kenara bırakılarak, ülke başkanlarının, parlamentolarının bu tür konularda ahkam kesmesi, işleri içinden çıkılmaz bir hale getirmekten başka işe yaramaz. Biz tarihe, husumet çıkarmak ve yeni kavgalar üretmek değil, daha güzel bir geleceği inşa ederken ders almak için bakılması gerektiğine inanıyoruz."
