"CEZERİ ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA TAMAMIYLA UÇUŞA HAZIR HALE GELECEK"
Dünyadaki uçan araba teknolojisinin artılarını ve eksilerini anlatan Bayraktar, CEZERİ'nin ülkemizde bu alandaki girişimlere cesaret kazandırabileceğini söyledi.
"Uçan araba teknolojisi bildiğiniz üzere hala dünya üzerinde yoğun bir hayal gücü ile gelişmeye devam ediyor. Dünyada tasarımsal ve kullanım açısından henüz net bir konsept üzerinde karar kılınmış değil. Ancak gelecekte bu araçların hayatımıza gireceğine inanıyoruz. Bizler de bu sebeple dünya üzerindeki yüzlerce uçan araba çalışması gibi bir program yürütüyoruz. En büyük gayemiz, gelecekte hayatımıza girebilecek bu teknolojiye şimdiden sahip olmak ve bu sayede ülkemizi geleceğin yarışlarına hazırlamak. Biz Cezeri Uçan Araba'yı yalnızca Baykar'ın bir projesi olarak görmüyoruz. Aynı zamanda ülkemizin bu alandaki girişimlerini cesaretlendirecek bir çalışma olarak da görüyoruz.
Ancak dünya üzerinde özellikle pil ve akıllı otonomi teknolojisinin daha da gelişmesi gerekiyor. Uçan arabaların çok güvenli ve emniyetli araçlar olması lazım. Bu nedenle yapay zekâ çalışmalarının özellikle bu alanda akıllı sürüş teknolojilerinin çok daha ileri bir seviyeye taşınması gerekli. Biz de özellikle yapay zekâ ve akıllı sürüş teknolojisi üzerine çalışıyoruz. Bu teknolojiler gelişmeden uçan arabaları hayatımızın olağan akışında göremeyebiliriz. Gerek bu teknolojilerin gelişimi gerekse uçan araçlarla alakalı regülasyonun oluşmasının ardından uçan arabalar hayatımıza girecektir. Ben bunun en az 10-15 yıl sonra gerçekleşebileceğini düşünüyorum.
Cezeri ise önümüzdeki yıllarda tamamıyla uçuşa hazır hale gelecek diyebiliriz. Ancak az önce belirttiğim sebeplerden ötürü şehirlerimizde trafikte görmek yerine kırsal alanlarda görebiliriz. Sportif ve turistik amaçlarla da önümüzdeki 4-5 yıl içerisinde kullanıldığını görebileceğimizi düşünüyorum."

"TÜRKİYE KENDİ GÖBEĞİNİ KENDİSİ KESER HALE GELDİ"
Bayraktar, son yıllarda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın destekleriyle artan savunma sanayiindeki gelişimi değerlendirdi.
"Ülkemiz, gerek tarihten gelen sorumlulukları gerekse bulunduğu coğrafyanın gereği olarak sürekli bir kavga içinde yaşıyor ve güçlü bir şekilde var olmaya çalışıyor diyebiliriz. Hal böyleyken insanlarının ve mazlum halkların güvenliğini sağlayabilmek için savunma sanayii araç gereçlerine yoğun bir şekilde ihtiyaç duyuluyor. İşte bu noktada, kendi savunma sanayii ürünlerinizi geliştirmediğiniz takdirde ulusal güvenliğinizi ve insanlarınızın güvenliğini başka ülkelerin vicdanlarına emanet etmiş oluyorsunuz. Geçmişte, tüm dünya tarafından en büyük insanlık suçlarından birisi olarak görülen teröre karşı kullanmak için dahi bazı silah sistemlerinin ülkemize satılmaması bu durumun en açık kanıtıdır. Kötü komşu ev sahibi yapar sözüne uygun olarak Türkiye de kendisine verilmeyen savunma sanayii ürünlerini yerli ve milli olarak – hatta verilmeyenlerden daha kaliteli bir şekilde – geliştirerek kendi göbeğini adeta kendisi keser hale geldi. Savunma sanayiinde 15 yıl önce %15'lerde olan milli üretim son dönemde %70'lere ulaştı. Bu ülkemiz için büyük bir başarı.
Son 15 yılda Cumhurbaşkanımızın desteği ile sadece savunma sanayii gelişmedi, savunma sanayi firmaları edindikleri kabiliyet ve bilgi birikimi ile diğer sektörler içinde itici güç oluşturdu. Bunun en büyük örneği, salgın döneminde dünyanın adeta mumla aradığı yoğun bakım solunum cihazlarını Baykar ve Aselsan gibi savunma sanayii firmalarının da içinde bulunduğu farklı sektörlerde çalışan yerli firmaların güç birliği yaparak 15 günde seri üretime hazır hale getirmesi oldu. Ülkemizin hem Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerimizin ihtiyaçlarını büyük oranda kendi imkânlarıyla karşılaması hem de dost ve müttefik ülkelere bu ürünleri ihraç eder hale gelmiş olması bizler için de büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı."

"7'DEN 77'YE HERKESİN TEKNOLOJİ GİRİŞİMLERİNE SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR"
Milli teknoloji hamlesinin önemine değinen BAYKAR Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar, teknolojimizi geliştirmemiz gerektiğini vurguladı.
"Tarih, aslında biraz da okuyan kişinin bakış açısına göre farklı anlamlar ifade edebilir. Tarihimiz gurur duyulacak birçok hadiseyle dolu olmakla birlikte özellikle Osmanlı'dan Cumhuriyet dönemine kadar tarihimizin birçok farklı noktasında karşılaştığımız teknoloji geliştirme alanındaki engellemeleri ve bu sebeple ortaya çıkan başarısızlıkları da iyi okumamız ve buradan önemli dersler çıkarmamız gerekiyor. Maalesef büyük güvenlik problemlerine sahip olan coğrafyamızda, kendi teknolojilerinizi geliştirmeniz gerekiyor. Küreselleşen dünyada artık büyük devletler kadar nüfuza sahip olmaya başlayan dev teknoloji şirketlerinin ortaya çıktığını ve tekelleştiğini görüyoruz. Ülkemizin ve vatandaşlarımızın geleceğini garanti altına alabilmek adına kendi teknolojilerimizi yine kendi insanımızla geliştirmeliyiz. Geçmişte meydana gelen olumsuzlukların bir daha yaşanmaması adına 7'den 77'ye herkesin teknoloji girişimlerine sahip çıkması gerekiyor. Milli Teknoloji Hamlesi aslında bir dip dalgası oluşturmayı hedefleyen önemli bir davadır. Ülkemizin birçok alanda tam bağımsızlığa Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu ile sahip olacağına inanıyoruz. Milli Teknoloji Hamlesi, bilimsel ve teknolojik gelişmelerdeki tekelleşmeye karşı bir duruş ve güçlü bir itirazdır. Bugün bir uçağa dokunup ilham alarak büyüyen bir çocuk, ileride bu ülkenin uzay programında görev alabilir, kendi geliştirdiği teknolojiler ile tüm dünyada adından söz ettirebilir. Yalnızca bugünü değil geleceğimizi de bu dip dalgası ile garanti altına almalıyız. 77 yaşındaki bir dede torununu bu noktada teşvik ederse, 7 yaşındaki bir çocuk da abilerinden ablalarından ilham alarak bu alanlara yönelirse geleceğimizi teminat altına alabiliriz. İşte bu yüzden her fırsatta Milli Teknoloji Hamlesi'nin önemini dile getiriyoruz. Dünyada büyük bir nüfuz sahibi olmaya başlayan, dünya üzerindeki birçok ülkeden daha fazla gelire sahip olan dev teknoloji şirketlerinin tartışılır insafına kendimizi bırakmamak için bu yolda emin adımlarla ve tüm toplumun desteğini alarak ilerlemeliyiz."

"TEKNOFEST'E GELEN BAŞVURULAR MİLLİ TEKNOLOJİ HAMLESİ AŞISININ TUTTUĞUNU GÖSTERİYOR"
Teknofest 2021 başvurularının başladığının altını çizen T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, 28 Şubat 2021 tarihine kadar başvuruların devam ettiğini söyledi.
"Teknofest'e katılım her geçen yıl katlanarak artıyor. 2020'de 84 ülkeden 100 bin genç yarışmalara katılmak için başvurdu. Bu yıl da yine gençlerin nitelikli projeleri birlikte geliştirdiği takım arkadaşlarıyla 28 Şubat'a kadar başvurularını yapmalarını bekliyoruz. Yarışmaya katılan projelerin neredeyse tamamı takım halinde yürütülebilecek çalışmalar. Salgın sürecinde takımlar bir arada çalışamasa da çevrimiçi olarak projelerini yürütmek için olağanüstü gayret sarf ediyorlar. Bu açıdan baktığımızda Teknofest'e gelen başvurular Milli Teknoloji Hamlesi aşısının tuttuğunu gösteriyor. Önemli olan buradan çıkacak projelerin, girişimlerin dünya sahnesinde yerini almasıdır."

"ÜLKEMİZİN GENÇLERİNE OLAN GÜVENİM ÇOK BÜYÜK"
T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, genç mühendis ve mühendis adaylarına tavsiyelerde bulundu.
"Böyle görülmek benim için büyük mutluluk kaynağı ve çok gurur verici. Ama bu durumun üzerimize yüklediği sorumlulukları da bilerek ona göre hareket etmemiz gerekiyor. Bu ülkenin gençleri, kendilerine yol gösteren abileri, ablaları olduğu ve asgari imkânlar sağlandığı müddetçe çok büyük işler başarabilirler. Her daim buna inanmalı ve buna göre hareket etmeliyiz. Genç kardeşlerimize daha önce de birkaç kez ifade ettiğim bazı hususları söyleyerek onlara naçizane yol gösterebilirim. Yaşadıklarımdan da elde ettiğim tecrübelere dayanarak söylemek isterim ki öncelikle genç kardeşlerimiz neyi yaptıklarından çok nasıl ve niye yaptıklarına dikkat etmeliler. Kendinizi bilime adayabilir, teknoloji geliştirebilir veya bir girişim ortaya çıkarabilirsiniz. Yapabileceğiniz birçok farklı iş var. Uçak da yapabilirsiniz, temizlik görevlisi de olabilirsiniz, polis de olabilirsiniz veya bir lokantada çalışıyor olabilirsiniz. Burada asıl önemli olan şey bunları nasıl ve niye yaptığınızdır. Yaptığınız tüm işlerde asıl önemli olan şey o işe atfettiğiniz anlamdır. Kendilerinden öte ailelerine, çevrelerine, topluma, milletimize ve insanlığa hizmet etmek için gayret göstermeliler. Etik ve ahlaki değerlerden asla çıkmadan yaptıkları işi başarmalılar. Bir insan, bir işi neden yaptığını bilirse, nasıl yapacağını da kendi içinde daha kolay cevaplayabilir.
Teknoloji geliştirmek isteyen genç kardeşlerimize şunları söylemek istiyorum. Öncelikle tüm yaptıkları işlerde geleceğin trendlerine hazırlanmalılar. Başkalarının yıllar önce yaptıkları işlere takılmak yerine kendi özgün tasarımları ortaya koymalılar ve bu ortaya çıkardıkları ürünün arkasında durmalılar. Yaptıkları iş ne olursa olsun bu iş ile dünyada lider olabileceklerine inanmalılar. Ve her zaman yapılanı değil yapılmayanı yapmaya gayret göstermeliler. İnançlı olarak gönüllerindeki aslanı bulmalılar. Böyle olurlarsa belki uzun vadede bir takım engellemelere maruz kalabilirler ancak er ya da geç başarırlar.
