Son dakika: AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten kritik MYK sonrası önemli açıklamalar
Son dakika haberine göre AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Başkan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Kritik toplantı sonrası Boğaziçi Üniversitesindeki protestolarla ilgili konuşan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Atanmış bir yöneticiyi biz yönetici olarak kabul etmiyoruz ifadesinin ötesinde, fiziki engelleme, üniversite yönetimini çalıştırmama gibi bir duruma gelince güvenlik güçlerinin müdahalesi söz konusu olacaktır. Demokratik protesto hakkı aşıldı. Mesele yöntem, ilkeler tartışması değil. Terörle iltisaklı bazı gruplar bu işlerin içinde." diyerek sert çıktı. Twitter'ın sansür kararına tepki gösteren Ömer Çelik, "Kararları verenler neye göre hareket ediyor. Sansür kararları dijital faşizmi getirecektir. Demokratik olmayan, objektif olmayan bir tutum var." ifadelerini kullandı. Miçotakis'in tartışmalı sözlerini de değerlendiren Çelik,"Türk askeri oradan çekilmeyecek. Türk silahlı kuvvetlerimiz orada kalıcıdır" dedi. Ömer Çelik, Kılıçdaroğlu'nun borçlanma açıklaması ilgili de, "Siyasi sorumsuzluk örneği olarak tarihe geçecek." diye konuştu.
AK Parti Merkez Yürütme Kurulu saat 15'te Başkan ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.
Parti genel merkezindeki toplantı sonrası AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik önemli açıklamalarda bulundu.
Ömer Çelik'in açıklamalarından satır başları:
Diyarbakır annelerimizin vicdan eylemi 526. gününe girdi. Aile sayısı 200'ü buldu. Şırnak'taki ailelerde eylemini sürdürüyor. Bu annelerin hepsinin evlatlarına kavuşmasını diliyoruz.
PKK ile mücadelemizi sürdürdüğümüz gibi, DEAŞ'la ilgili de önemli operasyonlarımız oldu. DEAŞ'la mücadele konusunda Türkiye hem Suriye'deki mücadelesini hem de Türkiye içindeki mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor. Önceki operasyonlara ek olarak Eren-9 operasyonu da gerçekleştiriliyor. Maalesef müttefiklerimiz hala ayrımları yaparak yanlış bir ısrar içindedirler. PKK ile bu mücadeleyi sürdürdüğümüz gibi geçen haftalarda DEAŞ'a göz açtırmayan operasyonlar gerçekleştirildi. Yalova merkezli, Balıkesir merkezli çok ciddi sonuçlara ulaşıldı.

BOĞAZİÇİ PROTESTOLARI: DEMOKRATİK HAK AŞILDI
Boğaziçi Üniversitesi'ndeki olaylarla ilgili olarak çeşitli devletlerin açıklamalarını yakından takip ediyoruz. Bu açıklamalarda Türkiye'nin egemenlik hakkına dönük olarak hiçbir şekilde kabul edemeyeceğimiz bir takım cümleler oluyor. Genelde kendi ülkeleriyle ilgili detaylı anlayış bekleyenler, bizim ülkemizdekilerle ilgili kaba saba açıklama yapmakla yetiniyorlar. Biz bu tepkileri verdiğimiz zaman, insan hakları konusu evrensel bir konudur diyorlar. İnsan hakları konusundaki hassasiyetimizle ilgili bir sorgulamayı bunların yapabileceği bir durumu değerlendirmiyoruz. Atanmış bir yöneticiyi biz yönetici olarak kabul etmiyoruz ifadesinin ötesinde, fiziki engelleme, üniversite yönetimini çalıştırmama gibi bir duruma gelince güvenlik güçlerinin müdahalesi söz konusu olacaktır. Demokratik protesto hakkı aşıldı.
Boğaziçi Üniversitemiz göz bebeğimiz bir üniversite. Demokratik protesto hakkı taleplerinizi mercilere iletmek için kullanılır. Şunu da görüyoruz, en son yayınlanan bir bildiride gördüğümüz gibi; meselenin atanan kişinin değerlendirilmesiyle ilgili tartışma olduğunu görüyoruz. Atanan rektör bizden önceki uygulamaların bazılarında olduğu gibi, başka bir partinin parti meclisi üyesi olsaydı, ya da aktif olarak danışmanlık yapan birisi olsaydı ve atansaydı bazı kesimlerin bu eleştirileri ortaya koymayacağını öngörmek mümkün. Burada demokratik protesto hakkı, demokratik eleştiriyle eylemin bir şiddete veya oradaki öğrencilerin eğitim-öğretim hayatını engellemesine, terörle iltisaklı grupların bu işlerin içine girmesi gibi meselelere hassas olmak gerekir.
Burada tabi bu tip meselelerde herkesin sağ duyulu olması gerekir. Grupların sızması konusunda, işte valilik açıklama yapıyor kimler hangi eylemlere katılmış, bunların iltisakları nedir gibisinden... Burada sağ duyu ile hareket etmek zorunludur.

TWITTER'IN SANSÜR KARARLARI: BUNUN ADI DİJİTAL FAŞİZM
Sosyal medya şirketleri birer özgürlük mecrası olarak ortaya çıktılar ama şimdi kafalarına göre yargı kararı olmadan keyfi kararlarla kamu otoritesi gibi davranıyorlar.
PKK yöneticilerinin hesaplarına resmi onay verirken, mavi onay verirken KKTC yöneticileri niçin bundan mahrum kalıyor?
Diyarbakır annelerini anlatan Twitter hesabı engellendi. Buradaki keyfi kararın arkasındaki ilkeler nedir? Hiçbir şekilde böyle bir şey gözükmüyor.
Peygamberimize, Müslümanlara dönük nefret suçu olan tweetleri niçin engellemiyorsunuz? Hangi mahkeme kararıyla ya da hangi ilkelerle hareket ediyorsunuz? Bunların net bir şekilde bilinmesi lazım.
Sosyal medya ulusal iradeleri aşan, kavga eden, hukukla kavga eden bir mekanizmaya dönüştü. Bu arkasından bir dijital faşizm, diktatörlük getirecektir. Burada bu kriz alanına daha çok olumsuz katkıda bulunmak yerine mantıklı ve ilkeli bir yaklaşım getirmek gerekir.
Hele KKTC'deki bazı yöneticilerinin hesaplarına yapılan muamelenin mantığı nedir?






