5 soruda Doğu Akdeniz'de yaşanan gerginliğin kökeni!
Son dakika haberi... Türkiye ile müzakere masasına oturmamak için ön koşullar dayatmaya çalışan Yunanistan Doğu Akdeniz'de gerilimi artırmaya devam ediyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Yunanistan'ı kışkırtarak gerilimi daha da körükleyecek adımlar atmakta ısrar ediyor. Fransa ve Yunanistan, gerilimi tırmandırarak neyi hedefliyor? Yunanistan'ın, Avrupa Birliği Komisyonu, 'Sevilla Haritası'nın 'AB'nin resmi belgesi olmadığını' belirttiği Sevilla haritası ısrarı nedir? Doğu Akdeniz'de neler oluyor? İşte detaylar...
Yunanistan, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de defalarca yinelediği diyalog çağrılarına rağmen müzakere masasına oturmamak için ön koşullar dayatmaya çalışıyor. Fransa gibi bölge dışı aktörlerin Türkiye'ye karşı kışkırttığı Atina yönetimi, krizin çözümü için Ankara ile doğrudan diyalog kurmak yerine gerilimi daha da körükleyecek adımlar atmakta ısrar ediyor. Yunanistan, Avrupa Birliği Komisyonu, 'Sevilla Haritası'nın 'AB'nin resmi belgesi olmadığını' belirttiği, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Yunanistan Sevilla haritasından vazgeçmediği sürece gerginlik bitmez" dediği Sevilla haritası ısrarını sürdürüyor. Doğu Akdeniz'de neler oluyor? Yunanistan' ve Fransa haddi küstah talepleri ile neyi hedefliyor.
İşte 5 soruda Doğu Akdeniz'de yaşanan gerginliğin kökenini, Yunanistan'ın neden Türkiye ile diyaloğa yanaşmadığını, Fransa'nın bölgede tansiyonu artıran tutumunun arkasında neler olduğunu ve uluslararası aktörlerin krize bakışı..
1 - DOĞU AKDENİZ'DEKİ GERGİNLİK NASIL ALEVLENDİ?
Doğu Akdeniz'de gerginliğin fitili ilk kez, Kıbrıs Rum kesiminin adanın etrafındaki doğal zenginlikleri işletmek için kuzeydeki Türk tarafının hukuki ve meşru haklarını hiçe sayarak uluslararası anlaşmalar yapmasıyla ateşlendi.
Batılı şirketler, hükümetlerinin de desteğini alarak Rumlarla geniş bir alanda doğal gaz araştırma ve sondajlarına girişti.
Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) adanın çevresindeki zenginliklerin Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm getirilmesiyle tüm halkın faydasına sunulması gerektiği yönündeki uyarılarına konunun muhataplarınca yıllar boyu kulak tıkandı.
Doğu Akdeniz'de büyük hidrokarbon sahalarının varlığı keşfedildikçe bu zenginlikleri işletmek isteyen bölge ülkeleri, Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmaları yapmaya yöneldi.
2003'te Mısır, 2007'de Lübnan, 2010'da İsrail ile sözde MEB anlaşmaları imzalayan Kıbrıs Rum yönetimine karşı Türkiye ve KKTC'nin uyarıları sürdü.
TÜRKİYE VE KKTC'NİN HAKLARINI HİÇE SAYARAK ÇALIŞMALAR SÜRDÜRDÜLER
Rum yönetimi, Batılı şirketlerle Türkiye ve KKTC'nin hak sahibi olduğu alanlarla çakışan şekilde hidrokarbon alanında çalışmalarına devam etti.
GAZ ÇETESİNİN KİRLİ PLANLARI
Mısır, Yunanistan, Rum yönetimi ve İsrail, Kahire'de oluşturdukları Doğu Akdeniz Gaz Forumu üzerinden Türkiye, Libya ve Lübnan gibi aktörleri saf dışı bırakmaya çalıştı.
KKTC ve Türkiye, iyi niyetli bir açılım yaparak Birleşmiş Milletler (BM) aracılığıyla Rum tarafına hidrokarbon kaynakları konusunda ortak bir komite kurulması önerisi sundu. Böylece adada adil ve kalıcı bir çözüm bulunana kadar kaynakların karşılıklı uzlaşma çerçevesinde sorunsuz şekilde işletilmesi adına yeni bir formül bulunabilecekti.
Ancak Avrupa Birliği'nin (AB) desteğini arkasında gören Rum yönetimi iş birliğine açık olmadığını gözler önüne serdi.