İletişim Başkanı Altun’dan: FETÖ ve arkasındaki güçlerin ana hedefi “Erdoğan’sız bir Türkiye

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun 15 Temmuz darbe girişiminin 4. yılında Lacivert Dergisi'ne özel açıklamalarda bulunu. Fahrettin Altun, "Hain darbecileri yer ile yeksan eden Millî Direniş 4'üncü yılında hâlâ güncelliğini, sıcaklığını ve heyecanını koruyor. Her şeyden önce 15 Temmuz süreci soruşturmalarıyla, yargılamalarıyla, tasfiyeleriyle, yol açtığı yeni yapılanmalarla ve tartışmalarıyla özellikle kamusal alanda gündemini koruyor. Öte yandan sebepleri, sonuçları, arka planı v e ülkemiz, devletimiz ile milletimiz açısından ifade ettiği anlamlar hâlâ anlaşılmaya çalışılıyor." dedi. Darbe girişimini salt bir darbenin ötesinde "Türkiye'yi kuşatma teşebbüsü" olarak nitelendiren Altun asıl hedefleneni özetlerken, 15 T emmuz Direnişi'nin anlam ve kodlarını da veriyor, "Türkiye'nin içine kapanık, bölgesinde pasif, ekonomisi IMF'den sorulan, teknolojisi ve savunma sanayisi olmayan, üretmeyen, terörün her türlüsüyle uğraşarak atılım gerçekleştiremeyen bir ülke olmasını istiyorlar." dedi.
1- 15 Temmuz'un 4'üncü yılını idrak ediyoruz. Sizce 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimi ve bu darbeye karşı gösterilen direniş Türkiye için ne gibi anlamlar ifade ediyor, neleri temsil ediyor?
Hiç kuşkusuz, 15 Temmuz'un en önemli yanı, ordu içine sızmış FETÖ mensuplarının kalkıştığı darbe teşebbüsünün, Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde kendi iradesine sahip çıkan milletimiz tarafından püskürtülmüş olmasıydı. Bu, Türkiye için olduğu gibi dünya için de emsalsiz bir zaferdir. Darbelerin, Türkiye'nin normali olduğunu düşündürmek için bilinçli olarak kullanıldığına inandığım "Türkiye siyasi tarihi, darbeler tarihidir" tezinin artık yıkıldığının ilanıdır 15 Temmuz.
15 Temmuz'da milletin ortaya koyduğu destansı mücadele, Türkiye siyasi tarihi için yeni bir dönüm noktası oldu. 15 Temmuz'daki sivil direniş, karanlık güçlerin Türkiye'ye biçtiği kalıbın millet eliyle yıkılmasıyla özgün bir nitelik kazandı. O gece millet, liderinin çağrısıyla istiklaline, bağımsızlığına ve demokrasisine sahip çıktı, egemenliğin sahibinin bizatihi kendisi olduğunu ilan etti.
15 Temmuz'un bir diğer özelliği de milletin darbeci teröristleri suçüstü yakalayarak adalete teslim etmesidir. Önceki darbelerin faillerinin milletin geleceğini karartmakla kalmayıp aynı zamanda cezasız kaldıkları da düşünüldüğünde bunun ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. 15 Temmuz direnişiyle milletimiz kendi iradesine, demokrasisine, liderine sahip çıkarken aynı zamanda siyaset kurumunun da itibarını korudu.
Diğer taraftan 15 Temmuz, devletin yönetim sistemindeki değişim ihtiyacının artık çözülmesi gerektiğini ortaya koydu. Dünyada askeri darbelerin ardından yönetim sistemleri darbecilerin, cuntacıların lehine değişirken, 15 Temmuz'daki başarısız darbe teşebbüsünün ardından yönetim sistemi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle milletin lehine değişti.
2- Darbe girişimini durduran halk direnişini; nedenleri, sonuçları ve darbeler tarihindeki yeri açısından nasıl tahlil etmek gerekir sizce?
Geçmiş darbelere giden yolda büyük toplumsal olaylar kurgulanmıştı. 15 Temmuz'a giden yolun taşları ise FETÖ'nün 17/25 Aralık yargı darbesi, MİT tırları kumpası, Gezi kalkışması gibi ihanet girişimleriyle döşendi. Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Parti hükümetleri, FETÖ'nün ihanetlerinin başladığı ilk günden itibaren kararlı bir mücadele ortaya koydu. Bu mücadelenin tek destekçisi her zamanki gibi milletimiz oldu.
15 Temmuz, sadece Türkiye değil dünya tarihine de milletin sokaklara inerek önlediği bir darbe girişimi olarak geçti. Bu zaferle tüm dünyaya bir demokrasi dersi verdik. Söz konusu vatan, bayrak, devlet olunca tanklara, silahlara korkusuzca göğüs geren cesur bir halk gördü o gece dünya. Milletimizin canı pahasına ortaya koyduğu mücadele darbecilerin bütün hesaplarını alt üst etti.
15 Temmuz sadece bir darbe değil bir işgal girişimiydi. Buna geçit vermedik. İnanmış ve kenetlenmiş bir milleti hiçbir gücün yıkamayacağını gösterdik. Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'ndaki ruhtu bu. Bu zafer elbette her türlü işgale, zulme karşı mücadele veren ve verecek halklara ilham ve örnek oldu.
3- Arap baharı, Wall Street işgali, Sarı Yelekliler, Hong Kong öğrenci direnişi, ABD'deki siyahîlerin isyanları gibi direnişler kısa sürede yaygınlaştırılıp küreselleştirilirken sivil halkın 15 Temmuz'daki benzersiz direnişine karşı uluslararası mecraların ve medyanın duyarsızlığını nasıl yorumlamak gerek?
Elbette bir stratejinin parçası olarak bu yayınları yapıyorlar. Amaçları da Türkiye'nin güçlenmesini, bağımsız politikalar izlemesini, milletin iradesinin ülke yönetimine tam olarak yansımasını ve kültür coğrafyasında yer alan ülkelere liderlik etmesini engellemek.
15 Temmuz'daki mücadele bir yandan da Türkiye'nin geleceği için umut besleyenler ile iradelerini başka ülkelerin kapısına bağlayanların mücadelesiydi. Bu yönüyle düşünüldüğünde yayın politikasını Türkiye düşmanlığı üzerine inşa eden medyanın da mücadeleyi hakkıyla yansıtmasını zaten beklemiyoruz.
Konu Türkiye olunca demokrasiden, seçilmiş hükümetten yana değil her zaman vesayet odaklarından, cuntalardan yana oldular. Bunu 15 Temmuz ve sonrasındaki yayınlarında gördük. Hatta o dönemde bile "hükümetin yaptıklarını eleştirecek" birilerini aradıklarına şahitlik ettik.
FETÖ elebaşının nasıl bir örgütü yönettiğini, ülkede nasıl terörist eylemler gerçekleştirdiğini görmezden gelen Batı medyası, yaptığı çarpıtmaları o kadar ileri götürdü ki 15 Temmuz'da ülkesi için sokağa çıkan vatandaşlarımızı yaftalamaya çalıştı.
Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde çok hızlı gerçekleşen atılımlar, her alandaki modernleşme ve gelişme, Türkiye düşmanlarının da hareketlenmesine neden oldu.
Türkiye'de sivil siyaset güçlendikçe, demokrasi değer kazandıkça ve bunun simgesi de Recep Tayyip Erdoğan olunca Türkiye düşmanları telaşlandı. Yıllarca yavaş ve sinsice örgütlendikleri kurumlar, yapılar yerli ve milli unsurlarca yönetilmeye başlanınca sözde tarafsız Batı'nın medyası da yayınlarındaki saldırı dozunu artırdı.

