Oyak İddianamesi de kabul edildi
Danıştay saldırısına ilişkin güvenlik kamera kayıtlarının silinmesinden sorumlu tutulan 6'sı tutuklu, 10 sanık hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi.
Danıştay 2. Dairesi'ne Alparslan Arslan tarafından 17 Mayıs 2006 tarihinde silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, üye Mustafa Yücel Özbilgin'in hayatını kaybettiği saldırıda, 2 üye de yaralanmıştı. Yargılama sürecinde Danıştay binasındaki güvenlik kamera kayıtlarından, olay günü ve öncesine ilişkin bazı kamera kayıtlarının silinmiş ve kaydedilmemiş olduğunun belirlenmesi üzeri soruşturma başlatılmıştı. Danıştay binasının kamera kayıtlarından sorumlu olan Oyak Güvenlik firması yetkililerinden 6'sı tutuklu 10 şüpheli hakkında iddianame hazırlanmıştı. 61 sayfalık iddianame, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti. İddianameyi inceleyen mahkeme iddianameyi kabul ederek, 13-14 ve 15 Ağustos 2012 tarihlerinde üç gün üst üste duruşma yapılmasına karar verdi.
Ayrıca mahkeme, Danıştay saldırısına ilişkin dava dosyasının birleştirildiği Ergenekon ana davasını yürüten İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesin'den Danıştay saldırısı sırasında yaralanan ve mağdur olan Danıştay 2. Ceza Dairesi başkan ve üyelerinin isimlerinin bildirilmesini istedi.
OYAK YETKİLİLERİ, DANIŞTAY SALDIRISINDAN SORUMLU TUTULDU
Danıştay binasının güvenlik hizmetini yürüten Oyak Güvenlik firmasının 6'sı tutuklu toplam 10 yetkilisi, Danıştay 2. Dairesine 2006 yılında avukat Alparslan Arslan tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı olayından sorumlu tutuldu.
İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bugün kabul edilen iddianamede, firma yetkilisi bulunan 10 kişinin, saldırıdan bir gün önce Danıştay binasındaki kamera kayıt ve görüntü sisteminin sökülerek delil niteliğinde olabilecek görüntülerin geri getirilemeyecek şekilde silinmesi, sökülen sistemin yerine yenisinin takılmayarak saldırı günü sistemin çalışmasının engellendiği belirtildi.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheliler Orhan Çoban, Mustafa Tarık Özyılmaz, Yavuz Selim Kavaklıoğlu, Serkan Akyıldız, Barış Demirtaş, Metin Almalı, Murat Ünal Rıza, Murat Kablan, Celalettin Yüksekkaya, Erdem Acun'un, "Anayasal düzenin ön gördüğü düzeni uygulamasını önlemeye teşebbüs" ettiği iddia ediliyor. Ayrıca şüphelilerin Danıştay saldırısına ilişkin "1 kişinin öldüğü, 4 kişinin de yaralanması sonucu adam öldürmeye teşebbüs suçuna yardım" ettikleri, "Silahlı terör örgütüne yardım etmek suretiyle örgüt üyeliği" ve "Suç delillerinin gizlenmesi ve yok edilmesine iştirak etmek" suçundan yargılanmaları isteniyor.
İddianamede 17 Mayıs 2006 günü Danıştay 2. Dairesine yönelik gerçekleştirilen menfur silahlı saldırı sonucu Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in hayatını kaybettiği, Başkan Mustafa Birden ile üyeler Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Ahmet Çobanoğlu'nun ise yaralandığı hatırlatıldı. Avukat Alparslan Arslan'ın ise olaydan hemen sonra suçüstü yakalandığı ve bu saldırıyı dairenin verdiği türban kararı nedeniyle gerçekleştirdiğini söylediği anlatıldı. Olayda kullandığı silah ise yine kamuoyunda hayalet silah olarak bilinen Glock marka silah olduğunun görüldüğü belirtildi.
Halen Ergenekon ana davasının sanıkları arasında yer alan Muzaffer Tekin, M. Zekeriya Öztürk ve Hüseyin Görüm başta olmak üzere bir kısım şüphelilerin, Danıştay saldırısına ilişkin soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulduğu, ancak delil yetersizliği nedeniyle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belgisi verildi. Alparslan Arslan, Osman Yıldırım, Süleyman Esen, Tekin Irşi, Erhan Timuroğlu, İsmail Sağır, Salih Kurter, Ayhan Parlak ve Aykut Metin Şükre hakkında ise Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığı bilgisi verildi.
KAOS HABERLERİ İDDİANAMEDE
Danıştay saldırısına ilişkin güvenlik kamera kayıtlarının silinmesinden sorumlu tutulan 6'sı tutuklu, 10 sanık hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede, "Danıştay saldırısı olduğu gün ve sonrasında medyada çıkan haberlerde, Ergenekon Terör Örgütü'nün istediği gibi kaos ve kargaşa ortamı yaratacak haberlerin yapıldığı ve bu konunun medya tarafından desteklendiği anlaşılmıştır." ifadesi yer alıyor.
Danıştay binasının kamera kayıtlarından sorumlu olan Oyak Güvenlik firması yetkililerinden 6'sı tutuklu 10 şüpheli hakkında iddianame hazırlanmıştı. 61 sayfalık iddianame, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti. İddianameyi inceleyen mahkeme iddianameyi kabul etti. İddianamenin ayrıntılarında Danıştay saldırısı sonrası Ergenekon Terör Örgütü'nün istediği gibi kamuoyunda haberler yapıldığı anlatılıyor. Danıştay saldırısının olduğu gün ve sonrasında kaos ve kargaşa ortamı oluşturacak haberlerin servis edildiği belirtiliyor.
Belirtilen haber başlıkları şu şekilde: "Bu Kez De Aynı El", "Tehlikenin Farkında mısınız?", "Danıştay hükümeti suçladı: Yetkililer cesaret verdi, Hükümete tavır", "Laikliğe Kurşun" "Allahın askeriyiz", "Saldırı rejimin temeline" ve "Çörtoğlu: En yetkililer saldırıya cesaret verdi", "Türkiye'ye Kurşun", "Laik Cumhuriyete Savaş Açtılar", "Halkın Tepkisi Devamlı Olmalı"
Bu şekilde atılan manşetlerle toplum üzerinde baskı oluşturulmaya çalışıldığı, laik-antilaik çatışmasının körüklendiği ifade ediliyor. Mustafa Yücel Özbilgin'in cenaze töreninde atılan sloganlar hatırlatılarak iddianamede, "Katılımcıların tepkileri ve sloganlarına bakıldığında ülkede nasıl bir kaos ve kargaşa ortamı oluşturulmaya çalışıldığı, toplum arasında nasıl bir çatışma ortamı hazırlanmaya çalışıldığı açıkça görülmektedir." ifadeleri yer alıyor.
OYAK'TA ERGENEKON İZİ
Danıştay saldırısına ilişkin Oyak Güvenlik Şirketi yetkilileri hakkında açılan yeni davanın iddianamesinde, Danıştay saldırısının anlaşılabilmesi için Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün amacının ne olduğunun iyi bir şekilde izah etmek gerektiği belirtildi.
Oyak iddianamesinde, Danıştay saldırısının amacının ne olduğu sorusuna en iyi cevabın, 'Ergenekon Silahlı Terör Örgütü, elinde bulundurduğu gücün devamlılığını sağlayabilmek ve koruyabilmek için ayrımcılık ve diğer bölücü unsurlar körüklenmiş, bu amaçla Türk-Kürt, Alevi-Sünni, laik-anti laik çatışması çıkartılmaya çalışılmış ve yine örgütün kontrol ve yönetiminde olan medya yapılanması sayesinde bu argümanlar ustaca kullanılmıştır.' şeklinde olduğu belirtildi.
İddianamede, 'Danıştay Saldırısı Sanıkları ile Ergenekon Terör Örgütü arasındaki İlişki' başlıklı bölümde ise ayrıntılı bilgilere yer veriliyor. Danıştay saldırısını gerçekleştiren avukat Alparslan Arslan'ın, Ergenekon davası sanıklarından Muzaffer Tekin ile uzun yıllar birlikte çalıştığı anlatılıyor. Bir dönem Muzaffer Tekin'in uyuşturucu kaçakçısı olarak bilinen Ertuğrul Yılmaz ile ortak factoring şirketi işletirken bu şirketin avukatlığını Alparslan Arslan'ın yaptığı belirtilen iddianamede "Muzaffer Tekin'in çıkar amaçlı silahlı suç örgütü lideri olarak bilinen Semih Tufan Gülaltay ile çok iyi ilişkilerinin olduğu, Alparslan Arslan'ın Danıştay olayından bir süre önce Semih Tufan Gülaltay'a ait Maltepe'deki iş yerine geldiği, Alparslan Arslan ve suç ortaklarının Muzaffer Tekin'in kontrolünde ve yönlendirmesinde olan kişiler olduğu anlaşılmıştır." ifadesine yer verildi.
Danıştay davası sanıklarından Osman Yıldırım'ın da Cumhuriyet Gazetesi saldırıları konusunda Veli Küçük ve Ergenekon Terör Örgütü ile bağlantısını kabul ettiği anlatılan iddianamede, "Cumhuriyet Gazetesi saldırılarının Veli Küçük ve Muzaffer Tekin'in talimatı ve Muzaffer Tekin'in verdiği bombalar ile gerçekleştirildiğini beyan etmiştir. Bu nedenle Cumhuriyet Gazetesi saldırılarının Ergenekon Terör Örgütü Yönetici ve üyesi Veli Küçük ve Muzaffer Tekin'in talimatı ile gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır." denildi.
Danıştay Saldırısının, Cumhuriyet Gazetesi saldırılarından hemen sonra olmasının ise her iki eylemin de aynı amacı gerçekleştirmeye yönelik olduğu anlamına geldiği ifade edilen iddianamede "Eylemlerde de aynı kişilerin kullanılması, bu eylemin de Ergenekon Terör Örgütü yöneticisi Veli Küçük ve Muzaffer Tekin'in talimatı ve azmettirmesi ile gerçekleştirildiğini göstermektedir." iddiası yer aldı.
İDDİANAME: ERGENEKON, AMAÇLARI İÇİN ÖZEL GÜVENLİK ŞİRKETLERİ KURDU
İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen 'Oyak' iddianamesinde, Ergenekon'un özel güvenlik şirketi kurmayı ve gerektiğinde bu şirketleri istihbarat ve operasyonel eylemler için kullanmayı amaçladığı bilgisine yer verildi. İddianamede, bu kapsamda Oyak A.Ş.'ye yönelik bulgulara da rastlandığı belirtildi.
İddianamede, özel güvenlik şirketleriyle ilgili önemli bilgilere yer verildi. Ergenekon'un, amaç ve faaliyetleri doğrultusunda özel güvenlik şirketleri kurulması ve bu şirketlerden istihbarat ve operasyonel anlamda yararlanılmasını hedeflediği ifade edildi. İddianamede, 'Lobi' isimli örgüt dokümanında, 'Hedef' başlığı altında "… İnsan kaynaklarına dayalı ticari bir danışmanlık ve hizmet şirketi kurularak güçlü ticari kuruluşlarda kadrolaşma sağlanabilmesi, yine aynı amaçla bir güvenlik şirketi kurularak, iş adamlarının güvenliğinin sağlanması ve böylece her alanda kadrolaşmanın gerçekleştirilmesi…" ifadelerine yer verildi.
Veli Küçük, Ümit Oğuztan, Şener Eruygur, Ufuk Akkaya, Tuncay Özkan gibi Ergenekon sanıklarından 'Security A.Ş. Uluslararası Güvenlik Şirketi Projesi' isimli örgüt dokümanının ele geçirildiği de belirtildi. Bu dokümanda, 'Amaç' başlığı altında şu ifadelerin bulunduğu kaydedildi: "Güvenlik şirketlerinin istihbarat örgütleri için çok önemli olduğu, oluşturulacak güvenlik şirketinin istihbarat görevlerinde yer alarak uzmanlaşmış emekli bir kurmay albayın başkanlığında kurulması gerektiği ve tüm personelin yalnızca emekli istihbarat subaylarından oluşturulması gerektiği, bu şirket bünyesinde kesinlikle emekli emniyet mensuplarının yer almaması gerektiği, böylece örtülü bir biçimde yepyeni bir yapılanma ile güçlü bir istihbarat biriminin oluşturulmuş olacağı, bu istihbarat biriminin doğal olarak operasyonel hizmetlerin sorumluluk ve yükümlülüğünü de üstlenebilecek yeterlilikte olacağı, Özel Güvenlik Şirketi olarak faaliyet gösterecek olan bu şirketin operasyonel girişimlerinin deşifre olması halinde olumlu bir örtü görevi üstleneceğinin de çok açık olacağı…"
İddianamede, dokümanın sonuç bölümünde ise kurulması planlanan güvenlik şirketinin anonim şirket olarak faaliyete geçeceği, kurulacak güvenlik şirketiyle hem gelir elde edileceği, hem de istihbarat verilerinin toplanacağı, gerektiğinde ise operasyonel faaliyetler sürdürebileceği bilgisine yer verildi.
ERGENEKON'UN GÜVENLİK ŞİRKETİ FAALİYETLERİ
İddianamenin 'delillerin değerlendirilme' bölümünde şu ifadelere yer verildi: "Yukarıda bir kısım alıntılar yapılan örgüt dokümanlarından, Ergenekon Terör Örgütünün nihai amacına ulaşmak amacıyla özel güvenlik şirketlerini kurmak/yönetmek/kontrol altında tutmak amacıyla ciddi çalışmalar yürüttüğü ve bu kapsamda stratejiler geliştirdiği anlaşılmaktadır.
Örgütün bu stratejisine paralel olarak bugüne kadar haklarında işlem yapılan sanıklar Veli Küçük, Oktay Yıldırım, Muhammet Yüce ve Ergin Geldikaya başta olmak üzere bir kısım örgüt üyesi ve yöneticisi şüphelilerin özel güvenlik sektöründe çalışması bu durumu açıkca ortaya koymaktadır.
Ergenekon Terör Örgütünün yapmayı planladığı operasyonel faaliyetlerin deşifre olması halinde bu durumun örtbas edilmesi, delillerin yok edilmesi amacıyla kurulan/kontrol edilen özel güvenlik şirketinin önemli bir görev üstleneceği, bu kapsamda kurulacak olan özel güvenlik şirketlerinin yönetim kurulu başkanlığına istihbarat alanında uzmanlaşmış emekli kurmay albay getirilmesi hedefine uygun olarak, OYAK Güvenlik Şirketinin yönetimine, Ergenekon örgütü sanıklarıyla irtibatlı olan Emekli Kurmay Albay Orhan Çoban'ın görevlendirildiği, bu nedenle OYAK SGS'nin de örgütün müdahalesi, yönlendirmesi ve kontrolüne açık olduğu anlaşılmaktadır."
OYAK-ERGENEKON BAĞLANTISI
Oyak iddianamesinde, özel güvenlik şirketleriyle ilgili yukarıda belirtilen bir kısım örgüt dokümanlarının yanı sıra, soruşturmaya konu olan Oyak A.Ş ile ilgili soruşturma kapsamında bazı bulguların elde edildiği belirtildi.
İddianamede bununla ilgili bulgular şöyle sıralandı: "Sanık Mehmet Şener Eruygur'dan ele geçirilen ve Emekli Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu anlaşılan günlüklerin, "7 Ocak 2004" başlığı altında, "Tuncay Özkan'ın Ziyareti … Benden UYAK'ın (OYAK) kurulacak şirkete hissedar olmasını ve böylece Başbakan Recep Tayyıp ERDOĞAN'a karşı bir çeşit koruma sağlamayı istedi. Bende kendisine elimden geleni yapacağım dedim. …"
"2 Şubat 2004" başlığı altında; "Akşam Aytaç paşalar bizi ve oğlanları Bilkentte yemeğe götürdüler. Çok güzel vakit geçirdik. Yine bizim Burak bir konu açtı. Bizim bunda sonra iki konuya önem vermemiz gerkiyor. OYAK'ın heyetinin yaptıklarının kontrol edilmesi gerekiyor. Ankara Belediyesine 250 milyon dolar kredi vermiş durumda bu parayı geri almak biraz zor. İkinci bir konuda OYAK'ın kendi amaçlarımıza yardımcı olacak şekilde kullanılması, bazı medya kuruluşlarına ortak olması veya kredi vermesi gibi. Oyak ile ilgili bir rapor hazırlamaya karar verdik."
"15 Mart 2004" başlığı altında; "Tuncay Özkan ve Kerim Can Kamal'ın ziyareti Tuncay Özkan yanında yeni kurmakta olduğu TV istasyonunu yöneticisi olacak Kerim Can ile beraber geldi. Çok oturmadılar. Bana OYAK'ın reklam teminatı verip veremeyeceğini sordu. Esas bunu öğrenmeye gelmişler. Bana göre dehşetli bir istihbarat bilgisi var." şeklinde notların bulunduğu tespit edilmiştir."
SANIKLARDAN 6'SININ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBETLE CEZALANDIRILMASI İSTENİYOR
Danıştay saldırısının olduğu gün ve öncesi Danıştay binasının güvenlik kamera kayıtlarının silinerek delillerin karartıldığı iddiasına ilişkin hazırlanan iddianamede, eski OYAK Savunma ve Güvenlik Sistemleri (SGS) Genel Müdürü Orhan Çoban'ın da aralarında bulunduğu 6 tutuklu sanığın ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırılması istendi.
Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş tarafından hazırlanan 63 sayfalık iddianamede, 17 Mayıs 2006 günü Danıştay 2. Dairesine avukat Alparslan Arslan tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı olayında sorumluluğu bulunduğu iddia edilen Oyak SGS firması yetkililerinden Genel Müdür Orhan Çoban, Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Tarık Özyılmaz, Elektronik Güvenlik Sistemleri Müdürü Yavuz Selim Kavaklıoğlu, Bilgi İşlem sorumlusu Barış Demirtaş, montaj bakım şefi Metin Almalı ve teknisyen Serkan Akyıldız tutuklu sanık olarak yer aldı. Bu tutumlu sanıkların, "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. İddianamede, aynı sanıklar hakkında "Tasarlayarak, kamu görevi nedeniyle kasten adam öldürmeye yardım", "4 kişinin yaralanması sonucu adam öldürmeye teşebbüs suçuna yardım etmek" suçlarından da 100 ile 150'şer yıl arasında hapis cezası istendi.
Olay tarihinde Oyak SGS A.Ş.'de teknisyen olarak görev yapan Murat Kablan ve Murat Ünal ile satın alma ve lojistik sorumlusu olarak çalışan Erdem Acun ile Danıştay Başkanlığı Bilgi İşlem Merkezi'nde mühendis olarak görev yapan Celalettin Yüksekkaya'nın ise tutuksuz sanık olarak yer alıyor. İddianamede bu sanıkların da "Silahlı terör örgütüne yardım etmek suretiyle örgüt üyesi olmak" ve "suç delillerinin gizlenmesi ve yok edilmesine iştirak etmek" suçlarından 8 ile 20'şer yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.
İddianamede, 19 kişi hakkında da "Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında da ek kovuşturmaya yer olmadığına dair (Takipsizlik) kararı verildiği belirtildi.
Cihan