Son dakika haberi... Sakarya'nın Hendek ilçesi D-100 karayolunda ölü olarak bulunan onlarca sığırcık kuşu endişe oluşturdu. Karayolunda onlarca ölü sığırcık kuşu gören vatandaşlar şaşkına döndü. Kuşların esrarengiz ölümü ile ilgili inceleme başlatıldı.
Olay, D-100 karayolu Sakarya 2. Organize Sanayi Bölgesi mevkiinde yaşandı. Gökyüzünde danslarıyla kendilerine hayran bırakan onlarca sığırcık kuşu nedeni henüz belirlenemeyen bir sebepten dolayı karayoluna düştü.
Araçları ile bölgeden geçen bazı sürücüler gördükleri manzara karşısında şok oldu.
Durumu fark eden Kenan Esenboğa isimli bir sürücü ise aracını yolun kenarına çekerek yoldaki yaralı kuşları topladı.
Birbirlerine yakın mesafelerde yolda ölü şekilde bulunan kuşları görerek şaşkına dönen Esenboğa, bu anları kayıt altına aldı. Bazı kuşların ölü bazı kuşların ise yaralı olduğunu gören hayvan sever vatandaş, duygularına hakim olamadı.
Büyük üzüntü içerisinde yoldan tek tek topladığı kuşları kutulara koyan Esenboğa, durumu yetkililere bildirdi. Konunun bildirilmesi üzerine Hendek Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri bölgeye gelerek yolda inceleme yaptı. Kuşların kesin ölüm sebeplerinin bulunabilmesi için çalışma başlatıldı.
Yıllar önce çekilen ancak hala akla mantığa sığmayan bu fotoğraflar, gizemlerini koruyorlar.
2010 yılında ekstra görselleri yayınlanan ve 1928 yılında çekilen Charlie Chaplin'in 'Sirk' filmi içerisinden ünlü bir sahnedir. Sahnede bir kadının cep telefonu ile konuştuğu görülmektedir. Yönetmen George Clarke'a göre bu sahne zaman yolculuğunu kanıtlar niteliktedir.
BABUŞKA LADY
22 Kasım 1963 yılında Amerikanın Dallas eyaletinde Başkan John Kennedy suikaste kurban gitti. Bu fotoğraf o günden kalma ve fotoğraftaki kadın elinde bir kamera tutuyor. Özel servisler bu kadını ne kadar bulmaya çalışsalar da başarılı olamamışlardır.
Gerçek adı bilinmediği için Babuşka Hanım olarak anılan kadın, Kennedy suikastinde, suikastçinin bulunduğu noktayı fotoğraflayan tek kişi olarak biliniyor. Hatta suikastçinin fotoğraflarını da çektiği ciddi bir rivayet olarak dolaşıyor. Ancak Babuşka Hanım'ın gerçekte kim olduğu ve nerede olduğu bilinmiyor. Ona dair tek bilgi bu fotoğraf ve bu fotoğrafın ardından çekilen fotoğraflar. 1963'teki suikast anından sonra Babuşka Hanım'ın izi bulunamıyor. Hatta FBI'ın arananlar listesinde olduğu biliniyor.
1965 Yılında Robert Le Serrec tarafından Avusturalya, Hook adası sahillerinde çekilen bu fotoğraf hakkında internette photoshop olduğu söylentileri dolaşsa da, hala hayvanbilimcilerin ilgisini çekmektedir.
Apollo-17 mars görevi sırasında çekilen bu fotoğrafta ay yüzeyinde görülen piramitler, dünyamızda var olan piramitlerin de dünya dışı varlıklar tarafından yapıldığı düşüncesini ortaya atmıştır.
Norveçli bir fotoğrafçı tarafından 30-saniyelik bir pozlama ile çekilen bu fotoğraf bilim adamlarının çok dikkatini çekmişti. Ayrıca bu fotoğraf Hessdalen Vadisinde görüntülenen uçan cisimlerin ilki de değildi
11 Eylül Terörist saldırısı anında fotoğrafçı Richard Drew tarafından yakalan bu kare, fotoğraftaki düşen adamın ilginç pozisyonu yüzünden çok fazla dikkat çekmiştir. Adam oldukça dik bir şekilde düşmektedir ve bu o şartlar altında neredeyse imkansızdır. Ayrıca adamın kimliği hiç bir zaman teyit edilememiştir.,
Bu fotoğraf Pekin'de 1989 darbesi sırasında çekilmiştir. Tiananmen Meydanında kimliği belirsiz bir adam yarım saat boyunca tankların önünü bu şekide kesmiştir. Bu olaydan sonra adamın kim olduğu öğrenilememiş ve akıbeti bilinmemektedir.
1.Dünya Savaşı sırasında çatışmış Sir Goddard Tim'ine ait albümde bulunan bu ilginç fotoğrafta yuvarlak içindeki Freddie Jackson bu fotoğraftan 2 gün önce hayatını kaybetmişti. Hatta fotoğraf Freddie'nin cenazesinden sonra çekilmiştir. Olay hala anlamlandırılamamıştır.
1960 yılında ilk defa NASA tarafından görüntülenen 'Siyah Şovalye', zaman zaman dünya çevresinde dönerken görüntülenebilmektedir. Bilim adamları bunun insan yapımı bir parça olduğunu düşünmektedir.
1964 yılında Jim Templeton 5 yaşındaki kızının bu fotoğrafını çekti. Fotoğrafı çektikten sonra şok olan Jim, bulundukları yerde kendilerinden başka kimsenin olmadığını defalarca belirtti. Daha sonraları yapılan analizlere göre fotoğraf üzerinde hiç bir oynama olmadığı ortaya çıktı ve fotoğrafın akıbeti hala bilinmemekte.
Zaman yolcusu hipster
1941 yılında çekilmiş bu fotoğraf, dünyada zaman yolculuğunun temsili fotoğrafı konumunda. Bir köprü açılışı sırasında çekilen fotoğrafta, dönemin kılık kıyafetiyle alakası olmayan giyinimde bir adam ve elindeki kayıt cihazı dikkat çekiyor. Zaman yolculuğu ne kadar gerçektir bilinmez ancak söz konusu kişinin gözlüklerinden tutun tepeden tırnağa zamanının çok ötesinde olduğu kesin.
Bu fotoğrafta ise dört çocuk kameraya poz veriyor ancak fotoğrafta fazladan bir el var. Hayır bir göz yanılması söz konusu değil ve beşinci bir çocuk arkadan elini uzatmıyor. Beşinci çocuk olmadığını düşünecek olursanız, bu fazladan elin fotoğrafta nasıl belirdiğini söylemek son derece güç.
Semada bir UFO! 15. yüzyılda Domenico Ghirlandaio tarafından çizilen bu son derece ünlü tabloda Hz. Meryem ve Aziz Giovannino resmedilmiş. Ancak arka planda tam anlamıyla bir UFO gözlemi söz konusu. Palazzo Vecchio koleksiyonunda yer alan bu tablodaki UFO'nun sırrı yüzyıllardır çözülemiyor.
Phoenix Işıkları
1000'den fazla kişi tarafından Arizona ve Nevada semalarında görülen bu ışıklara ait pek çok görüntü ABD hükümeti tarafından toplatılsa da, 13 Mart 1997'de olaya tanık olan pek çok kişi, o anı bu ve benzeri fotoğraflarla ölümsüzleştirdiler. Işıkların genel bir kanıyla dünya dışı canlıların dünyayı ziyareti olarak yorumlanması söz konusu. Ancak gerçekte tam olarak ne oldukları belirsiz.
Los Angeles savaşı
2. dünya svaşı sırasında 1942'de meydana gelen olayda Los Angeles semalarında devasa büyüklükte ve ışıklar saçan bir cisim belirir. Bu aracın öncelikle Nazilerin gizli bir silahı olduğu düşünülse de, söz konusu hava taşıtını yakından görenlerin tarifleri, aracın dünya dışı bir teknoloji olduğuna dair izlenimler yaratmıştır. Savaşın gergin atmosferi sebebiyle panik olan Los Angeles'taki askeri birlikler top atışlarıyla cismi düşürmeye çalışırlar. Bu fotoğraf cisme ait en net görüntü olup, cisme açılan atışların çoğu isabet etmesine rağmen araç düşürülememiştir. Geldiği gibi birden ortadan kaybolan cisime açılan ateş olayın Los Angeles Savaşı olarak anılmasına sebep olmuştur.
Beyin Tanrı
Mikalanjelo'nun meşhur "Adem'in yaradılışı" çalışması, Sistine Şapeli'nin tavanını yüz yıllardır süslemekte. Bu çalışmada en dikkat çekici özeliklerden biri, Tanrı figürünün gökyüzünde garip bir geometrik cismin içinden çıkmasıdır. Söz konusu cismin dikkatli incelendiğinde aslında bir insan beyninin yarısının iç kısmını sembolize ettiği anlaşılabiliyor. Bilinene göre Mikalanjelo ve onunla aynı çağda yaşamış pek çok sanatçı insan anatomisini daha iyi tanıyabilmek için cesetler üstünde çalışmalar yapıyorlardı. Yani Mikalanjelo çok büyük bir olasılıkla insan beyninin iç yapısını biliyordu. Peki neden Tanrı'yı insan beyninin içinden çıkacak şekilde resmetmişti? Nasıl bir mesaj vermek istiyordu?
Düşen beden
Texas'taki evlerine yeni taşınan Cooper ailesinin çektiği bu fotoğrafta yukarıdan aşağı, tepe taklak sarkan bir beden arka planda gözüküyor. Fotoğraf üzerinde yapılan incelemeler fotoğrafın gerçek olduğunu ortaya çıkartsa da, aslında var olmayan korkutucu görüntünün nasıl oluştuğu hala bir sır.
Kar Mucizesi
Masolino Da Panicale (1383-1440) tarafından "Kar Mucizesi" adı verilerek resmedilen eser bugün hala Santa Maria Maggiore kilisesinde, Floransa İtalya'da sergilenmekte. İsa ve Meryem tasvirinin altında gökyüzünün UFO'lar ile kaplandığı bir günü tarif etmekte. Söz konusu gün ile ilgili kayıtlar Vatikan güncelerinde saklı tutulmaktadır. Olayla ilgili pek çok söylenti dönemin Vatikan yönetimi tarafından baskılarla kaynaklardan silinmiş. Eserin sahibi Panicale, uzun bir süre yardımcılığını yaptığı Kardinal Branda Castiglione'den hikayeyi dinlemiş ve olayı bu şekilde tasvir etmiş. Söz konusu olayı kar ve bulut olarak şifreleyen Panicale bu şekilde Vatikan'ın sansüründen kurtulmayı başarmış. Ancak bu çalışmanın ardında anlatılmak istenen gökyüzü olayının tam olarak ne olduğu gizemini korumaktadır.
Micromegas
Voltaire'in (1684-1778), 1752'de yazdığı "Micromégas" adlı felsefi bir romanda günümüzdeki UFO tasvirleriyle birebir uyan çizimler yapmış ve romanın gerçek deneyimlerden esinlenilerek kurgulandığını anlatmış. Micromegas'ta yer alan çizimlerdeki gök cisimlerinin ne olduğu hala daha bilinmiyor.