Miraç Kandilinde okunması faziletli dua ve sureler neler sorusunun cevabı Müminler tarafından araştırılıyor. Recep, Şaban ve Ramazan'dan oluşan üç aylarda Müslümanlar için önemli gecelerden biri olan Miraç Kandilinde Peygamber Efendimizin (SAV), Allah'ın (CC) huzuruna yükseldiği ifade edilir. Yüce Allah'ın merhametiyle şereflenmek isteyen Müslümanlar bu kıymetli günde ellerini semaya açarak dua eder. Peki hangi duaları okumak daha faziletli? İşte merak edilenler...
Miraç Kandili bu akşam idrak edilecek. Tövbe ve rahmet kapılarının açıldığı bu kıymetli günde Müslümanlar zamanlarını dua ve ibadet ile geçirerek yüce Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaya çalışıyor. Miraç terim olarak Hz. Peygamber'in göğe yükselişini ve Allah katına çıkışını ifade eder. Peki Miraç Kandilinde okunması faziletli dua ve sureler neler?
MİRAÇ HADİSESİ NEDİR?
Miraç ya da Mirac İslamiyet'te peygamberimiz Hz. Muhammed'in (S.A.V) göğe yükselmesi vakasıdır. Arapçada kelime olarak yükseğe çıkma anlamına gelir ve merdiven anlamına gelen uruc kökünden gelmektedir.
Mirac olayı hicretten bir yıl ya da onyedi ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Peygamberimiz (s.a.s) Mescidül – Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında "İsra" adını alır. İkinci aşamayı ise Peygamberimiz (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselişi oluşturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur'an'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadiste ayrıntılı biçimde anlatılır.
Mirâç, rahmet ve hikmet dolu bu gecede, Peygamberimizin Mescid-i Aksâ'dan göklere yükselip Yüce Allah'tan vahiy almasıdır.
Miracın hediyesi, Allah'a ortak koşmayan kimselerin günahlarının bağışlanacağı ve sonunda cennete girecekleri müjdesidir.
Miracın bir diğer hediyesi ise "Âmenerrasulü" diye başlayan Bakara suresinin son iki ayetidir. Her gün yatsı namazından sonra bu ayetler okunur, iman dile getirilir. Mirâç, Cenab-ı Hak'tan gelen davete icabet ederek kulluğun gereklerini yerine getirerek, her adımda O'na yaklaşmaktır. Mirâç, maddeden uzaklaşarak manaya ulaşmak; fânî olandan vazgeçip bâkî olana yönelmektir.
MİRAÇ HADİSESİ NASIL GERÇEKLEŞTİ?
Buhari ve Müslim'de Miraç'la ilgili olarak yer alan rivayetlerin ortak noktalarına göre olay şu şekilde cereyan etti:
Bir gece Resulullah (sav) Kâbe'de Hicr veya Hatim denen yerde, bazı rivayetlere göre uyurken bazılarına göre ise uyku ile uyanıklık arasındayken Cebrail (as) geldi. Göğsünü açtı, zemzemle yıkadıktan sonra içini iman ve hikmetle doldurup kapattı. Cebrail, Peygamber Efendimizi (sav) Burak adlı bineğe bindirip Beytülmakdis'e (Kudüs) götürdü.
Resûl-i Ekrem (sav) Mescid-i Aksâ'da iki rekât namaz kılıp çıktığında Cebrail, biri süt biri şarap dolu iki kap getirdi. Resulullah (sav) süt dolu kabı seçince Cebrail "Fıtratı seçtin" dedi. Ardından O'nu alıp dünya semasına yükseltti. Resulullah'ı burada önceki bazı peygamberler karşıladı ve onu kendilerine imam yaparak arkasında topluca namaz kıldılar. Daha sonra semaya yükseltilen Allah Resulü (sav), semanın birinci katında Hz. Âdem, ikinci katında Hz. İsa ve Hz. Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Mûsâ, yedinci katında ise Hz. İbrahim ile görüştü. Sidret'ül- Münteha denilen yere vardıklarında yazıcı meleklerin kalem cızırtılarını duydu ve Allah'ın huzuruna çıktı.
MİRAÇ KANDİLİ DUASI
Ey Bizleri varlığa erdiren Var olmadaki sonsuz zevki gönüllerimize duyuran Güzeller Güzeli Rabbimiz! Sana sonsuz hamd ü senalar olsun. Kainatın İftihar Tablosu Peygamber Efendimiz'e Sonsuz salât ü selam olsun. Gufranla ufkumuzda tüllenen şu mübarek gecede bir kere daha dergâh-ı ilahînin önünde el açıp yalvarıyoruz:
YA İLAHEL-ALEMİN! Bize verdiğin isteme duygusu ve istenenleri vereceğin inancıyla rahmetinin vüs'ati genişliğindeki kapına dayanıyor, şu mübarek gecede bir kere daha hâlimizi arz etmek istiyoruz. Hâlimiz Sana ayan, söyleyeceklerimiz bildiklerinin bir kısmını beyan. Beklediğimiz asırlardan beri bizi kıvrım kıvrım kıvrandıran dertlerimize derman.. İcabet buyur ey Rahîm ü Rahmân!
EY ÇARESİZLER ÇARESİ! Senin dualara icabet etme mecburiyetin yoktur; ama bizim ona ihtiyacımız hissettiklerimizden de çoktur. Bütün dileklerimizi kabul buyur ve bunları kabulünü vicdanlarımıza duyur; aç ve yalnızlıkla tir tir titreyen kalblerimizi iman ve itminanla doyur. Ciddi bir yol almış sayılmasak da yıllar var hep yollardayız. Ufkumuz gam ve kederle tülleniyor. Önümüzdeki engebeler beşer takatini aşkın görünüyor. Ümmet-i Muhammed (aleyhissalatü vet-teslîmât) perişan, derbeder ve ızdırap içinde.. Müslümanlık gelenek ve göreneklerin darlığına mahkum.. İbadet ü tâat kültür televvünlü.. Duygular, düşünceler fantezilere emanet.. Mücadelelerin esası da çıkarlar, menfaatler, ırkî mülahazalara dayalı. Sen bizlere çıkar yol lutfeyle ya Rabbi!
HZ. YUNUS'UN DUASI
La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin
Senden başka ilah yoktur. Sen eksikliklerden uzaksın ve yücesin. Ben zalimlerden (kendine zulmedenlerden) oldum!
İNŞİRAH SURESİ ARAPÇA OKUNUŞU
Bismillahirrahmânirrahîm.
1- Elem neşrah leke sadrek 2- Ve vada'na 'anke vizreke 3- Elleziy enkada zahreke 4- Ve refa'na leke zikreke 5- Feinne me'al'usri yüsren 6- İnne me'al'usri yüsren 7- Feiza ferağte fensab 8- Ve ila rabbike ferğab
TÜRKÇE ANLAMI
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
1- Senin için bağrını açmadık mı? 2- İndirmedik mi senden o yükünü? 3- O sırtında gıcırdamakta olan (ve bu şekilde sana eziyet veren) yükünü? 4- Senin şanını yüceltmedik mi? 5- Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık var. 6- Evet o zorlukla beraber bir kolaylık var! 7- O halde boş kaldığında yine kalk yorul! 8- Ve ancak Rabbinden ümit et, hep O'na doğrul!
TEBBET SURESİ OKUNUŞU
Bismillahirrahmânirrahîm.
1- Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb
2- Mâ eğnâ anhü mâlühû ve mâ keseb
3- Seyeslâ nâren zâte leheb
4- Vemraetühû hammâletelhatab
5- Fî cî dihâ hablün min mesed
TEBBET SURESİ ANLAMI
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
1. Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da.
2. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi.
3. O, alevli bir ateşte yanacak.
4. Odun taşıyıcı olarak karısı da (ateşe girecek).
5. Ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde.
TAHA SURESİARAPÇA OKUNUŞU
1.Taha 2.Ma enzelna aleykel kur'ane li teşka 3.İlla tezkiratel limey yahşa 4.Tenziylem mimmen halekal erda ves semavatil ula 5.Errahmanü alel arşisteva 6.Lehu ma fis semavati ve ma fil erdı ve ma beynehüma ve ma tahtes sera 7.Ve in techer bil kavli fe innehu ya'lemüs sirra ve ahfa 8.Allahü la ilahe illa huve lehül esmaül husna 9.Ve hel etake hadiysü musa 10.İz raa naran fe kale li ehlihimküsu innı anestü naral leallı atıküm minha bi kabesin ev ecidü alen nari hüda 11.Felemma etaha nudiye ya musa 12.İnnı ene rabbüke fahla' na'leyk inneke bil vadil mukaddesi tuva 13.Ve enahtertüke festemı' lima yuha 14.İnnenı enallahü la ilahe illa ene fa'büdnı ve ekımıs salate li zikrı 15.İnnes saate atiyetün ekadü uhfıha li tücza küllü nefsim bi ma tes'a 16.Fe la yesuddenneke anha mel la yü'minü biha vettebea hevahü fe terda 17.Ve ma tilke bi yemınike ya musa 18.Kale hiye asay etevekkeü aleyha ve ehüşşü biha ala ğanemı ve liye fıha mearibü uhra
19.Kale elkıha ya musa 20.Fe elkaha fe iza hiye hayyetün tes'a 21.Kale huzha ve la tehaf se nüıydüha sıratehel ula 22.Vadmün yedeke ila cenahıke tahrüc beydae min ğayri suin ayeten uhra 23.Li nüriyeke min ayatinel kübra 24.İzheb ila fir'avne innehu tağa 25.Kale rabbişrah lı sadrı 26.Ve yessir lı emrı 27.Vahlül ukdetem mil lisanı28.Yefkahu kavlı 29.Vec'al li vezıram min ehlı30.Harune ehıy 31.Üşdüd bihı ezrı 32.Ve eşrikhü fı emrı33.Key nüsebbihake kesıra
34.Ve nezkürake kesıra35.İnneke künte bina besıyra 36.Kale kad ütiyte sü'leke ya musa37.Ve lekad menenna aleyke merraten uhra 38.İz evhayna ila ümmike ma yuha 39.Enıkzi fıhi fit tabuti fakzi fıhi fil yemmi fel yülkıhil yemnü bis sahıli ye'huzhü adüvvül lı ve adüvvül leh ve elkaytü aleyke mehabbetem minnı ve li tusnea ala aynı
40.İz temşı uhtüke fe raca'nake ila ümmike key tekarra aynüha ve la tahzen ve katelte nefsen fe necceynake minel ğammi ve fetennake fütunen fe lebiste sinıne fı ehli medyene sümme ci'te ala kaderiy ya musa 41.Vastana'tüke li nefsı 42.İzheb ente ve ehuke bi ayatı ve la teniya fı zikrı 43.İzheba ila fir'avne innehu tağa 44.Fe kula lehu kevlel leyyinel leallehu yetezekkeru ev yahşa 45.Kala rabbena innena nehafü ey yefruta aleyna ev ey yatğa 46.Kale la tehafa innenı meaküma esmeu ve era 47.Fe'tiyahü fe kula inna rasula rabbike fe ersel meana benı israıle ve la tüazzibhüm kad ci'nake bi ayetim mir rabbik vesselamü ala menittebeal hüda 48.İnna kad uhıye ileyna ennel azabe ala men kezzebe ve tevella 49.Kale fe mer rabbüküma ya musa
50.Kale rabbünellezı a'ta külle şey'in halkahu sümme heda 51.Kale fema balül kurunil ula 52.Kale ılmüha ınde rabbı fı kitab la yedıllü rabbı ve la yensa 53.Ellezı ceale lekümül erda mehdev ve selek leküm fıha sübülev ve enzele mines semai maa fe ahracna bihı ezvacem min nebatin şetta 54.Külu ver'av en'ameküm inne fı zalike le ayatil li ülin nüha 55.Minha halaknaküm ve fıha nüıydüküm ve minha nuhricüküm taraten uhra 56.Ve lekad eraynahü ayatina külleha fe kezzebe ve eba 57.Kale ec'tena li tuhricena min erdına bi sıhrike ya musa 58.Fe le ne'tiyenneke bi sıhrim mislihı fec'al beynena ve belneke mev'ıdel la nuhlifühu nahnü ve la ente mekanen süva 59.Kale mev'ıdüküm yevmüz zınet ve ey yuhşeran nasü duha 60.Fe tevella fir'avnü fe cemea keydehu sümme eta 61.Kale lehüm musa veyleküm la tefteru alellahi keziben fe yüshıteküm bi azab ve kad habe meniftera 62.Fe tenazeu emrahüm beynehüm ve eserrun necva 63.Kalu in hazani le sahırani yürıdani ey yuhricaküm min erdıküm bi sıhrihima ve yezheba bi tarıkatikümül müsla 64.Fe ecmiu keydeküm sümme'tu saffa ve kad eflehal yevme menista'la
65.Kalu ya musa imma en tülkıye ve imma en nekune evvele men elka 66.Kale bel elku fe iza hıbalühüm ve ısıyyühüm yühayyehü ileyhi min sıhrihim enneha tes'a 67.Fe evcese fı nefsihı hıyfetem musa 68.Kulna la tehaf inneke entel a'la 69.Ve elkı ma fı yemınike telkaf ma saneu innema saneu keydü sahır ve la yüflihus sahırü haysü eta 70.Fe ülkıyes seharatü sücceden kalu amenna bi rabbi harune ve musa 71.Kale amentüm lehu kable en azene leküm innehu le kebırukümüllezı allemekümüs sıhr fe le ükattıanne eydiyeküm ve ercüleküm min hılafiv ve le üsallibenneküm fı cüzuın nahli ve le ta'lemünne eyyüna eşeddü azabev ve ebka 72.Kalu len nü'sirake ala ma caena minel beyyinati vellazı fetarana fakdı ma ente kad innema takdıy hazihil hayated dünya 73.İnna amenna bi rabbina li yağfira lena hatayana ve ma ekrahtena aleyhi mines sıhr vallahü hayruv ve ebka
74.İnnehu mey ye'ti rabbehu mürimen fe inne lehu cehennem la yemutü fıha ve la yahya 75.Ve mey ye'tihı mü'minen kad amiles salihati fe ülaike lehümüd deracatül ula 76.Cennatü adnin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ve zalyike cezaü men tezekka 77.Ve lekad evhayna ila musa en esri bi ıbadı fadrib lehüm tarıkan fil bahri yebesa la tehafü derakev ve la tahşa 78.Fe etbeahüm fir'avnü bi cünudihı fe ğaşiyehüm minel yemmi ma ğaşiyehüm 79.Ve edalle fir'avnü kavmehu ve ma heda 80.Ya benı israıle kad enceynaküm min adüvviküm ve vaadnaküm canibet turil eymene ve nezzelna aleykümül menne ves selva 81.Külu min tayyibati ma razaknnaküm ve la tatğav fıhi fe yehılle aleyküm ğadabı ve mey yahlil aleyhi ğadabı fe kad heva 82.Ve innı le ğaffarul limen tabe ve amene ve amile salihan sümmehteda 83.Ve am a'celek an kavmike ya musa 84.Kale hüm ülai ala eserı ve aciltü ileyke rabbi li terda 85.Kale fe inna kad fetenna kavmeke mim ba'dike ve edallehümüs samiriyy 86.Fe racea musa ila kavmihı ğadbane esifa kale ya kavmi elem yeıdküm rabbüküm va'den hasena e fe tale aleykümül ahdü em eradtüm ey yehılle aleyküm ğadabüm mir rabbiküm fe ahleftüm mev'ıdı 87.Kalu ma ahlefna mev'ıdeke bi melkina velakinna hummilna evzaram min zınetil kavmi fe kazefnaha fe kezalike elkas samiriyy 88.Fe ahrace lehüm ıclen cesedel lehu huvarun fe kalu haza ilahüküm ve ilahü musa fe nesiy 89.E fe la yeravne ella yarciu ileyhim kavlev ve la yemlikü lehüm darrav ve la nef'a 90.Ve le kad kale lehüm harunü min kablü ya kavmi innema fütintüm bih ve inne rabbekümür rahmanü fettebiuni ve etıy'u emrı 91.Kalu len nebreha aleyhi akifıne hatta yarcia ileyna musa 92.Kale ya harunü ma meneake iz raeytehüm dallu
93.Ella tettebian e fe esayte emri 94.Kale yebneümme la te'huz bi lıhyetı ve la bi ra'si innı haşıtü en tekule ferrakte beyne benı israıle ve lem terkub kavlı 95.Kale fe ma hatbüke ya samiriyy 96.Kale besurtü bi ma lem yebsuru bihı fe kabadtü kabdatem min eserir rasuli fe nebeztüha ve kezalike sevvelet lı nefsı 97.Kale fezheb fe inne leke fil hayati en tekule la misase ve inne leke mev'ıdel len tuhlefeh venzur ila ilahikellezı zalte aleyhi akifale nüharrıkannehu sümme le nensifennehu fil yemmi nesfa 98.İnnema ilahükümüllahüllezı la ilahe illa hu vesia külle şey'in ılma 99.Kezalike nekussu aleyke min embai ma kad sebak ve kad ateynake mil ledünna zikra 100.Men a'rada anhü fe innehu yahmilü yevmel kıyameti vizra
101.Halidıne fıh ve sae lehüm yevmel kıyameti hımla 102.Yevme yünfehu fis suri ve nahşürul mücrimıne yevmeizin zürka 103.Yetehafetune beynehüm il lebistüm illa aşra 104.Nahnü a'lemü bima yekulune iz yekulü emselühüm tarıkaten il lebistüm illa yevma 105.Ve yes'eluneke anil cibali fe kul yensifüha rabbı nesfa 106.Fe yezeruha kaan safsafa 107.La tera fıha ıvecev ve la emta 108.Yevmeiziy yettebiuned daıye la ıvece leh ve haşeatil asvatü lir rahmani fe la tesmeu illa hemsa 109.Yevmeizil la tenfeuş şefaatü illa men ezine lehür rahmanü ve radıye lehu kavla 110.Ya'lemü ma beyne eydıhim ve ma halfehüm ve la yühıytune bihı ılma 111.Ve anetil vücuhü lil hayyil kayyum ve kad habe men hamele zulma 112.Ve mey ya'mel mines salihüti ve hüve mü'minün fe la yehafü zulmev ve la hadma 113.Ve kezalike enzelnahü kur'anen arabiyyev ve sarrafna fıhi minel veıydi leallehüm yettekune ev yuhdisü lehüm zikra
114.Fe teallellahül melikül hakk ve la ta'cel bil kur'ani min kabli ey yukda ileyke vahyühu ve kur rabbi zidnı ılma 115.Ve lekad ahıdna ila ademe min kablü fe nesiye ve lem necid lehu azma 116.Ve iz kulna lil melaiketiscüdu li ademe fe secedu illa iblıs eba 117.Fe kulna ya ademü inne haza adüvvül leke ve li zevcike fe la yuhricenneküma minel cenneti fe teşka 118.İnne leke ella tecua fıha ve la ta'ra 119.Ve enneke la tazmeü fıha ve la tadha 120.Fe vesvese ileyhiş şeytanü kale ya ademü hel edüllüke ala şeceratil huldi ve mülkil la yebla 121.Fe ekela minha fe bedet lehüma sev'atühüma ve tafika yahsıfani aleyhima miv verakıl cenneti ve asa ademü rabbehu fe ğava 122.Sümmectebahü rabbühu fe tabe aleyhi ve heda 123.Kelehbita minha cemıam ba'duküm li ba'dın adüvv fe imma ye'tiyenneküm minnı hüden fe menittebea hüdaye fe la yedıllü ve la yeşka 124.Ve men a'rada an zikrı fe innel lehu meıyşeten dankev ve nahşüruhu yevmel kıyameti a'ma 125.Kale rabbi lime haşertenı a'ma ve kad küntü besıyra 126.Kale kezalike etetke ayatüna fe nesıteha ve kezalikel yevme tünsa 127.Ve kezalike neczı men esrafe ve lem yü'mim bi ayati rabbih ve le azabül ahırati eşeddü ve ebka 128.E fe lem yehdi lehüm kem ehleknü kablehüm minel kuruni yemşune fı mesakinihim inne fı zalike le ayatil li ülin nüha 129.Velev la kelimetün sebekat mir rabbike le kane lizamev ve ecelüm müsemma 130.Fasbir ala ma yekulune ve sebbıh bi hamdi rabbike kable tuluış şemsi ve kable ğurubiha ve min anail leyli fe sebbıh ve atrafen nehari lealleke terda 131.Ve la temüddenne aynelke ila ma metta'na bihı ezvacem minhüm zehratel hayatid dünya li neftinehüm fıh ve rizku rabbike hayrun ve beka 132.Ve'mur ehleke bis salati vastabir aleyha la nes'elüke rizka nahnü nerzükuk vel akıbetü lit takva 133.Ve kalu lev la ye'tiyna bi ayetim mir rabbih e ve lem te'tihim beyyinetü ma fis suhufil ula 134.Ve lev enna ehleknahüm bi azabim min kablihı le kalu rabbena lev la erselte ileyna rasulen fe nettebia ayatike min kabli en nezille ve nahza 135.Kul küllüm müterabbisun fe terabbesu fe se ta'lemune men ashabüs sıratıs seviyyi ve menihteda
TAHA SURESİ ANLAMI
1. Tâ Hâ.(1)
(1) Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 2,3. (Ey Muhammed!) Biz, Kur'an'ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah'ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik.(2)
(2) Rivayete göre, Hz.Peygamberin çok ibadet ettiğini gören Kureyş müşrikleri, "Allah, bu Kur'an'ı Muhammed'e sıkıntı çeksin diye indirdi" demeleri üzerine bu âyet inmiştir. 4. (O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir.
5. Rahmân, Arş'a(3) kurulmuştur.
(3) Arş, kudret ve hâkimiyet tahtı, sınırsız kudret makamı demektir. 6. Göklerdeki, yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey, yalnızca O'nundur.
7. Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da.
8. Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. En güzel isimler O'nundur.
9. Mûsâ'nın haberi sana ulaştı mı?
10. Hani bir ateş görmüştü de ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım ondan size bir kor ateş getiririm, yahut ateşin başında, yol gösterecek birini bulurum" demişti.(4)
(4) Mısır'da Firavun'un gözetimi altında yetişen Hz. Mûsâ, orada istemeyerek bir kişiyi öldürünce, Medyen'e kaçmak zorunda kalmış, orada Hz. Şu'ayb ile karşılaşmış ve kendisine sekiz yıl -arzu ettiği takdirde on yıl- çobanlık yapmak karşılığında kızlarından biriyle evlenmişti. Müddeti tamamlayan Hz. Mûsâ, bir kış gecesi, doğup büyüdüğü Mısır'a doğru giderken yolunu kaybetmişti. Burada sadece bir kısmı gündeme getirilen ve Hz.Mûsâ'nın Mısır'da Medyen'de ve tekrar Mısır'da yaşadığı olaylar zinciri, Kasas sûresinde (3-42. âyetler) genişçe anlatılmaktadır. 11. Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: "Ey Mûsâ!"
12. "Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ'dasın."
13. "Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle."
14. "Şüphe yok ki ben Allah'ım. Benden başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl."
15. "Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim."
16. "Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler, seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helâk olursun!"
17. "Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?"
18. Mûsâ dedi ki: "O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onunla başka işlerimi de görürüm."
19. Allah, "Onu yere at ey Mûsâ!" dedi.
20. Mûsâ da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş!
21. Allah, şöyle dedi: "Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz."
22,23. "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın."(5)
27,28. "Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."
29. "Bana ailemden birini yardımcı yap,"
30. "Kardeşim Hârûn'u."
31. "Onunla gücümü artır."
32. "Onu işime ortak et."
33. "Seni çok tespih edelim diye",
34. "Seni çok zikredelim diye."
35. "Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin."
36. Allah, şöyle dedi: "İstediğin sana verildi ey Mûsâ!"
37. "Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk."
38. "Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:"
39. "Onu (bebek Mûsâ'yı) sandığın içine koy ve denize (Nil'e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım."
40. "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük.(6) (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen'e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr'a) geldin ey Mûsâ!"
(6) Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre, Firavun ailesi küçük Mûsâ'yı bulup alınca, çocuk hiçbir kadından süt emmemeye başladı. Ona süt emzirecek bir kadın aradıkları sırada, ablası Meryem, Firavun ailesine, "Size, ona bakıp emzirecek birini göstereyim mi" deyince, bu teklif kabul edildi. Gidip Mûsâ'nın annesini getirdiler ve çocuk onun sütünü kabul etti. Böylece Mûsâ tekrar annesine dönmüş oldu. 41. "Ben seni kendim için seçtim."
42. "Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin."
43. "Firavun'a gidin. Çünkü o azmıştır."
44. "Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar."
45. Mûsâ ve Hârûn, şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz."
46. Allah, şöyle dedi: "Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim. İşitirim ve görürüm."
47. "Ona gidin ve şöyle deyin: 'Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.' "
48. "Şüphesiz bize, azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu."
49. Firavun, "Sizin Rabbiniz kim, ey Mûsâ?" dedi.
50. Mûsâ, "Rabbimiz, her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren, sonra onlara yol gösterendir" dedi.
51. Firavun, "Ya geçmiş nesillerin hâli ne olacak?" dedi.
52. Mûsâ, şöyle dedi: "Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır. Rabbim, yanılmaz ve unutmaz."
53. "Rabbim, yeryüzünü size beşik yapan, orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir." Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık.
54. Yiyin, hayvanlarınızı yayın. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır.
55. (Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık, (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.
56. Andolsun, biz ona (Firavun'a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.
57. Şöyle dedi: "Ey Mûsâ! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?"
58. "Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle."
59. Mûsâ, "Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi.
60. Bunun üzerine Firavun ayrılıp, hilesini kuracak sihirbazlarını topladı, sonra geldi.
61. Mûsâ, onlara şöyle dedi: "Yazıklar olsun size! Allah'a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah'a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır."
62. Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular.
63. Şöyle dediler: "Şüphesiz bu ikisi, sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar."
64. "Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra hâlinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır."
65. Sihirbazlar: "Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin, ya da ilk atan biz oluruz" dediler.
66. Mûsâ: "Yok, (önce) siz atın" dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.
67. Bunun üzerine Mûsâ, içinde bir korku hissetti.
68. Şöyle dedik: "Korkma (ey Mûsâ!). Çünkü, sensin en üstün olan."
69. "Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez."
70. (Mûsâ'nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, "Hârûn ve Mûsâ'nın Rabbine inandık" dediler.
71. Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ'ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz."
72. Sihirbazlar şöyle dediler: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin."
73. "Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah'ın vereceği mükâfat daha hayırlı ve daha kalıcıdır."
74. Şüphesiz, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
75,76. Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükâfatıdır.
77. (Firavun'un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ'ya, "Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır'dan) yürütüp çıkar. Yakalanmaktan korkmaksızın, endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç" diye vahyettik.
78. Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de, deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu.
79. Firavun, halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.
80. (Allah, şöyle dedi:) "Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tûr'un sağ yanını va'dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik."
81. "Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helâk olmuş demektir."
82. "Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim."
83. (Mûsâ, Tûr'a varınca): "Seni, acele ile kavminden uzaklaştıran nedir, ey Mûsâ?" (dedik.)(7)
(7) Tefsir bilginlerinin bahsettiğine göre, Hz.Mûsâ Tûr'a giderken, yanına, halkından seçtiği bazı temsilcileri de almıştı. Yolda bir an evvel Rabbi ile konuşma arzusuyla acele ederek onları geride bırakmıştı. Âyette ifade edilen uzaklaşma budur.
84. Mûsâ, şöyle dedi: "Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim."
85. Allah, "Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Sâmirî onları saptırdı" dedi.
86. Bunun üzerine Mûsâ, öfke dolu ve üzgün bir hâlde halkına döndü. "Ey kavmim! Rabbiniz, size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti, yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?" dedi.
87. Şöyle dediler: "Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Sâmirî de aynı şekilde attı."
88. Böylece (Sâmirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. (Sâmirî ve adamları) "Bu sizin de ilâhınızdır, Mûsâ'nın da ilâhıdır. Öyle iken Mûsâ, (ilâhını burada) unuttu (da onu Tûr'da aramaya gitti)" dediler.(8)
(8) Rivayete göre İsrailoğulları Mısır'dan çıkacakları gece, "Yarın bizim bayramımızdır" diyerek yerli halktan ödünç olarak süs eşyaları almışlardı. Mûsâ'nın Tûr'a gidişinden sonra, Sâmirî onları ikna ederek altınları ateşte eritmiş, kalıba dökerek bir buzağı heykeli yapmıştı. 89. Onlar bu heykelin, sözlerine karşılık vermediğini, kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi?
90. Andolsun, Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: "Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân'dır. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin."
91. Onlar da, "Mûsâ bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz" dediler.
92,93. Mûsâ, (Tûr'dan dönünce) şöyle dedi: "Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?"
94. Hârûn: "Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum" dedi.
95. Mûsâ, "Ya senin derdin neydi ey Sâmirî?" dedi.
96. Sâmirî, şöyle dedi: "Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi."
97. Mûsâ, "Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) "Bana dokunmak yok!" diyeceksin.(9) Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilâhına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız.
98. Sizin ilâhınız ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'tır. O, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.
99. (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur'an) verdik.
100. Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o, kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir.
101. Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır. Sûra üfürüleceği gün(10), bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür!
(10) "Sûr", üfürülmesiyle kıyametin kopacağı, mahiyeti bizce bilinmeyen bir tür boru demektir. 102. O gün günahkârları, (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz.
103,104. Aralarında birbirlerine "(Dünya'da) sadece on (gün) kaldınız" diye gizli gizli konuşacaklar. -Onların, hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz.- O vakit içlerinden en aklı başında olanları, "Siz sadece bir gün kaldınız" diyecektir.
105. (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) hâlini soruyorlar. De ki: "Rabbim onları toz edip savuracak."
106. "Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan hâlinde bırakacaktır."
107. "Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin."
108. O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrâfil'e) uyarlar. Sesler, Rahmân'ın azametinden dolayı kısılmıştır. Artık sadece fısıltı işitebilirsin.
109. O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.
110. O, önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. Onların bilgisi ise Rahmân'ı kuşatamaz.
111. Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten Allah'a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen, mutlaka hüsrana uğramıştır.
112. Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse, o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan.
113. İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık.
114. Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur'an'ı okumakta acele etme. "Rabbim! İlmimi arttır" de.
115. Andolsun, bundan önce biz Âdem'e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme, diye) emrettik. O ise bunu unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık.
116. Hani meleklere, "Âdem için saygı ile eğilin" demiştik de, İblis'ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı.
117. Biz de şöyle dedik: "Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun."
118. "Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur."
119. "Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın."
120. Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: "Ey Âdem! Sana ebedîlik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"
121. Bunun üzerine onlar (Âdem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı.
122. Sonra Rabbi onu seçti, tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi.
123. Allah, şöyle dedi: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker."
124. "Her kim de benim zikrimden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz."
125. O da şöyle der: "Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum hâlde, niçin beni kör olarak haşrettin?"
126. Allah, "Evet, öyle. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun" der.
127. Haddi aşan ve Rabbi'nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır.
128. Yurtlarında dolaşıp durdukları, kendilerinden önceki nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır.
129. Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlar da hemen cezalandırılırlardı.
130. O hâlde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın.
131. Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
132. Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınmanındır.
133. İnanmayanlar, "Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!" dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur'an) onlara gelmedi mi?
134. Eğer biz onları o Kur'an'dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka, "Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık" derlerdi.
135. Ey Muhammed, de ki: "Herkes beklemektedir, siz de bekleyin. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!"