Dünya nüfusunda yaş dengesi değişti: 65 yaş ve üzeri nüfusun payı çocukları geride bıraktı
Dünya nüfusunun yaş dengesi tarihi bir eşikten geçiyor. 65 yaş ve üzerindeki nüfusun toplam nüfus içindeki payı, 5 yaş altı çocukların payını geride bıraktı. Türkiye ise doğum yardımı, faizsiz evlilik kredisi, sosyal konut ve uzatılan doğum izniyle aileleri destekleyen yeni bir politika yürütüyor.
Dünya nüfusunun yaş dağılımında dengeler ilk kez bu kadar belirgin biçimde değişti. 65 yaş ve üzerindeki nüfusun dünya nüfusu içindeki payı, 5 yaş altındaki çocukların payını geride bıraktı. Doğurganlıktaki düşüş ve yaşam süresindeki artışla hızlanan bu dönüşüm, Türkiye'yi de nüfus politikalarını yeniden şekillendirmeye yöneltti.
DÜNYA NÜFUSUNDA DENGELER DEĞİŞİYOR
Dünya nüfusunun yaş dağılımında dikkat çekici bir dönüm noktası yaşanıyor. Daha az çocuk doğuyor, insanlar daha uzun yaşıyor. Bunun sonucu olarak yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki ağırlığı giderek artıyor.
ABD Nüfus Sayım Bürosu'nun "An Aging World: 2025" raporunda yer alan Figure 2-2 bu değişimi açıkça ortaya koyuyor. Grafikte 65 yaş ve üzerindeki nüfus ile 5 yaş altındaki çocukların dünya nüfusundaki payları karşılaştırılıyor.
Verilere göre iki grubun nüfus içindeki oranları 2020 ile 2025 arasında birbirini kesiyor. Böylece 65 yaş ve üzerindeki nüfusun toplam dünya nüfusundaki payı, 5 yaş altındaki çocukların payının üzerine çıkıyor. Burada söz konusu olan iki grubun toplam nüfus içindeki oranı. Yani grafik, 65 yaş üzerindeki insanların mutlak sayısının 5 yaş altındaki çocukların sayısını geçtiğini göstermiyor.
YAŞLI NÜFUSUN PAYI ARTMAYA DEVAM EDECEK
2010'da 65 yaş ve üzerindeki nüfusun dünya nüfusundaki payı yaklaşık yüzde 7,7 seviyesindeydi. Aynı dönemde 5 yaş altındaki çocukların payı yaklaşık yüzde 11 düzeyindeydi. 2025'e gelindiğinde iki oran yer değiştirdi. 65 yaş ve üzerindekilerin payı yaklaşık yüzde 10,5'e çıkarken, 5 yaş altındaki çocukların payı yaklaşık yüzde 9,5 seviyesine geriledi.
2060 projeksiyonu ise farkın daha da büyüyeceğine işaret ediyor. 65 yaş ve üzerindekilerin dünya nüfusundaki payının yaklaşık yüzde 19,6'ya ulaşması bekleniyor. 5 yaş altı çocukların payının ise yaklaşık yüzde 8 seviyesine düşeceği öngörülüyor. Bu değişimin arkasında iki temel unsur bulunuyor: düşen doğurganlık oranları ve uzayan yaşam süresi.
DEMOGRAFİK DEĞİŞİM ÜLKELERİ ZORLUYOR
Nüfusun yaşlanması yalnızca istatistiksel bir değişim değil. Çalışma çağındaki nüfusun yapısından emeklilik sistemlerine kadar pek çok alan bu dönüşümden etkileniyor. Yaşlı nüfusun artması sağlık ve bakım hizmetlerine olan ihtiyacı da yükseltiyor. Buna karşılık çocuk nüfusunun azalması, gelecekte iş gücüne katılacak nüfusun daralması riskini beraberinde getiriyor.
Bu nedenle ülkeler bir yandan yaşlanan nüfusa yönelik politikalar geliştirirken diğer yandan doğum oranlarındaki düşüşü tersine çevirecek adımlar arıyor.
AVRUPA YAŞLANMANIN EN BELİRGİN GÖRÜLDÜĞÜ BÖLGE
Demografik dönüşüm dünyanın her bölgesinde aynı hızda ilerlemiyor. Avrupa, yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payının en yüksek olduğu bölgelerden biri. Mevcut eğilimin devam etmesi halinde Avrupa'da 65 yaş ve üzerindeki nüfusun payının 2060'a kadar yaklaşık yüzde 31'e yükselmesi bekleniyor.
ABD'de de benzer bir artış öngörülüyor. 65 yaş ve üzerindeki nüfusun toplam nüfusa oranının aynı dönemde yüzde 18,9'dan yüzde 23,4'e çıkacağı tahmin ediliyor. Afrika ise bugün dünyanın en genç nüfusuna sahip bölgesi. Birleşmiş Milletler verilerine göre 2024'te dünyada yaklaşık 132 milyon bebek doğdu. Bunların yaklaşık 47 milyonu Afrika'da dünyaya geldi. Avrupa Birliği ülkelerinde ise doğan bebek sayısı yaklaşık 3,5 milyon olarak kaydedildi.