Süper Lig'in 4. haftası Fenerbahçe-Beşiktaş derbisine sahne oldu. Siyah-beyazlılar, Fenerbahçe karşısında geriden gelip kazanmasını bildi. Tartışmalı hakem kararları, İsmail Kartal'ın oynattığı oyun ve Vincenzo İtaliano'nun yeni Beşiktaş'ı, deneyimli spor yazarları tarafından değerlendirildi. Detaylar haberimizde...
KARŞILIKLI GOLLER
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasında sezonun ilk derbi heyecanı yaşandı. Fenerbahçe'nin konuğu olan Beşiktaş, 1-0 geriye düştüğü zorlu deplasmandan 2-1'lik galibiyetle ayrılarak bir sezonluk aranın ardından derbi sevinci yaşadı.
Chobani Stadı'nda oynanan dev karşılaşmaya her iki takım da oldukça temkinli bir başlangıç yaptı. İlk 25 dakikası karşılıklı top kayıplarıyla geçilen mücadelenin kilidini 26. dakikada ev sahibi Fenerbahçe açtı. Sarı-lacivertliler, Milan Skriniar'ın golüyle 1-0 öne geçti. Ancak bu skor üstünlüğü uzun sürmedi; çabuk toparlanan siyah-beyazlılar, 38. dakikada Rıdvan Yılmaz'ın attığı golle skora dengeyi getirdi ve takımlar soyunma odasına 1-1'lik eşitlikle girdi.
BAMBAŞKA BİR 2. YARI
Mücadelenin ikinci yarısına tutuk başlayan taraf Fenerbahçe oldu. Bu bölümde oyuna ağırlığını koyan Beşiktaş, rakip kalede üst üste tehlikeli pozisyonlar üretti. Fenerbahçe, kalecisi Ederson'un üst üste yaptığı başarılı kurtarışlarla bir süre daha oyuna tutunmayı başardı. Yakaladığı birçok net fırsatı değerlendiremeyen siyah-beyazlı ekip, aradığı üstünlük sayısını 73. dakikada buldu. Sahneye çıkan Dusan Vlahovic, ağları sarsarak takımını 2-1 öne geçiren kritik gole imza attı.
Karşılaşmanın kalan dakikalarında ev sahibi Fenerbahçe'nin beraberlik çabaları skor üretmeye yetmeyince, dev derbiden zaferle ayrılan taraf konuk ekip Beşiktaş oldu. Sarı-lacivertliler sezonun ilk derbisinde taraftarı önünde mağlup olurken, siyah-beyazlılar kritik bir deplasmandan üç puan çıkararak büyük bir coşku yaşadı.
HASRET SON BULDU
Beşiktaş, 4 maçlık aranın ardından ligde taraftarlarına derbi sevinci yaşattı. Geçen sezon oynanan 4 lig maçında Fenerbahçe ve Galatasaray'a karşı üstünlük kuramayan siyah-beyazlı ekip, Galatasaray'la ilk yarıda 1-1 berabere kalırken, ikinci yarıdaki derbide rakibine 1-0 yenildi. Fenerbahçe'ye karşı lig maçlarında 3-2 ve 1-0 mağlup olan Beşiktaş, sarı-lacivertli rakibiyle kupada oynadığı maçı ise deplasmanda 2-1 kazanmıştı. Beşiktaş, ligdeki son derbi galibiyetini 2024-2025 sezonunda yine Kadıköy'de 1-0 kazanarak elde etmişti.
İLK KEZ BOYUN EĞDİ
İsmail Kartal, ilk kez Beşiktaş derbisini kaybetti Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, sarı-lacivertli ekibin başında Beşiktaş'a karşı ilk yenilgisini yaşadı. Sarı-lacivertlilerin başında siyah-beyazlılarla 6. kez karşılaşan Kartal, ilk kez rakibine boyun eğdi. İsmail Kartal, bu karşılaşma öncesinde Beşiktaş'a karşı 4 galibiyet ve 1 beraberlik yaşamıştı.
İşte derbinin ardından spor yazarlarının yorumları...
MUSTAFA ÇULCU: "MELER İÇİN KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞTI"
"Halil Umut Meler kuşkusuz ligin en kariyerli hakemi. 6'da ceza alanı içinde Oğuz ile mücadele esnasında yerden seken top Agbadou'nun omuz-kol bölgesinden sekiyor. Bu görüntüler ile temasın yerini çözmek zor. Hakem 'Devam' dedi. En yakındaki İrfan Can, pozisyonu en iyi görendi ancak o da reaksiyon vermedi. 50'de Vlahovic'in attığı golde Kante ile mücadelesinde karşılıklı basit bir temas var fakat hakem faul verdi. Neye faul verdiğini anlamak mümkün değil! Oysa bu temas modern futbolda faul değil, gol verilmeliydi. Skriniar- Vlahovic eşleşmesini maç başından itibaren çözemedi. Hakemler oyuncuları tanımalılar, geçmişlerinde yaşadıklarını bilmeliler. 52'de yaşanan krizde Skriniar, Vlahovic'in boğazını sıkıyor. Vlahovic de Skriniar'a anlamı kötü olan bir el işareti yapıyor. Her iki oyuncuya da kırmızı kart çıkmalıydı. Hakem sarı ile geçiştirdi. 75'te Beşiktaş ceza alanı ön çizg-i sinde Salih'in Kerem'e net bir faulü var. Çizgi içinde olsa VAR devreye girerdi ama girmedi. Demek ki dışarıda. Pozisyon dışarıda ise Meler frikik ve sarı kart vermeliydi ama hiçbir şey vermedi. Büyük hata! Meler ürkek ve tedirgindi. Daha iyi performans beklerdim. Bu maç Meler için köprüden önce son çıkıştı, uçurumdan aşağı atladı."
AHMET ÇAKAR: "İSMAİL KARTAL'IN SUYU ISINMAYA BAŞLAMIŞTIR"
Önce şunu söyleyeyim, Beşiktaş anasının ak sütü gibi helal bir galibiyet aldı. Üstelik Kadıköy'de Beşiktaş'ın böyle oynayacağını, bu kadar pozisyon bulabileceğini hiç düşünmemiştim. Fenerbahçe'nin attığı gol dışında neredeyse hiçbir pozisyonu yok. Attığı gol de tamamen bir bireysel hata. Taçtan uzun bir top geldi, Agbadou bacaklarının arasına top gitti-geldi, kaçırdı ve Skriniar da golü yaptı. Ama ondan sonra maçın mutlak hakimi Beşiktaş'tı. Önce Trossard'ın harika pasıyla Rıdvan çaprazdan vurdu, beraberlik geldi. Maçın geneline baktığımızda Beşiktaş'ın yakaladığı çok pozisyon var. Kante dışında Fenerbahçe'de kimse ne yaptığını bilmiyor. Yaratıcı eksikliğini İsmail Kartal, İrfan Can ile gidermeye çalıştı ama nafile. Zaten dayanamadı, devre arasında oyundan aldı. Talisca'yı satarsan böyle sorunlar yaşarsın. Beşiktaş'ı hücum anlamında çok beğendim. Trossard çok iyi oynadı, Olaitan çok iyi oynadı. Kolay değil, Kadıköy'de bu kadar pozisyon bulmak her babayiğidin harcı değil. Beşiktaş ne olursa olsun çok iyi takım olmuş. Son 20 dakika Fenerbahçe'yi sahada fizik olarak da ezdiler. Görünen o ki siz bu satırları okurken İsmail Kartal'ın suyu ısınmaya başlamıştır bile. Hakem Halil Umut Meler için kötü maç yönetti diyemem. Hataları var mı? Var. Üç tane tartışmalı pozisyon. İlkinde Vlahovic, Kante'ye faul yapıyor mu yoksa oyunun doğal gereği bir temas mı? Ama Halil Umut Meler golü iptal etti. Skriniar ile Vlahovic kavgasında Vlahovic'in boğazını sıkan Skriniar'ı oyundan atamadı. Son bölümde de Kerem penaltı bekledi ama devam kararı doğru.
ÖMER ÜRÜNDÜL: "DİRENÇLİ BİR 10 NUMARA YOK"
Beşiktaş ikinci yarıda sergilediği mükemmel futbolla Fenerbahçe'yi deplasmanda mat etti. Eğer Ederson'un 6 tane net kurtarışı olmasaydı tarihi bir hezimet olabilirdi. Peki neden böyle oldu; öncelikle İsmail Kartal dersine hiç iyi çalışmamış. Beşiktaş çok iyi takım, kadrosu oturmuş, aynı zamanda da günümüz futbolunun istediği atletik oyuncular ağırlıkta. Bir de buna mükemmel bir Trossard'ın kalitesini eklemek lazım. İlk yarı genelde daha dengeli oldu. Ama yine de Beşiktaş'ın cesur oyunu ve kondisyon üstünlüğü açıkça görülüyordu. İrfan Can çıkarken İsmail Kartal'ın bunu göz önüne alıp İsmail hamlesi yapması gerekiyordu. Kerem'i alacaksa da çok net bir pozisyonda pas vermeyip şut atan ve defansif görevini hiç yapmayan Grenwood'u çıkarmalıydı. Kısaca Kerem ve İsmail girip yerine Greenwood ile İrfan Can'ın çıkması gerekirdi. Aslında ikinci yarıda Fenerbahçe'nin yediği gole kadar net görüntü bir an önce İsmail hamlesi gerekiyordu. Kaleci Ederson müthiş kurtarışlarla o dakikaya kadar oyunu tuttu. Ama kenardan gereken hamle gelmeyince Beşiktaş ikinci golü de attı. Dün gece Fenerbahçe açısından bir şey daha açıkça belli oldu; dirençli bir 10 numara kadroda yok. Ayrıca zorlu bir rakip karşısında defansif görevler paylaşılamadığı için Kante ve Guendouzi de iflas ettiler. Beşiktaş ve teknik direktör Vincenzo İtaliano'yu kutlamak gerek. Her şeyden önce bu kısa teknik adamlık döneminde ortaya çağdaş bir takım sundu.
BÜLENT TİMURLENK: "ITALİANO DERSİNE İYİ ÇALIŞMIŞ"
Geçen sezonun devre ortasında üç santrforu gönderip golcü almamak nasıl bir gafletse, bu hafta da Asensio sakat ve yakın vadede durumu belirsizken Talisca'yı göndermek bir o kadar futbol faciası. Gençlerbirliği yıllarından beri forvet arkasında oynamamış İrfan Can'dan medet uman İsmail Kartal karşısında İtaliano; Salih, Olaitan, Orkun üçlüsünün dinamizmine güveniyordu. Fenerbahçe taraftarının önünde baskılı değil ama rakibi ikili mücadelelerde sindiren bir futbolla başladı. Duran toptan golü de buldular ancak oyuna hükmetmekte zorlandıkları ilk yarının 25-45 diliminde yaratıcılıkları sadece sağ kanattan merkeze gelen Greenwood ile sınırlıydı. İtaliano, dersine iyi çalışmış. Semedo ve Skriniar'ın arkasındaki madeni güzel keşfetmiş. Maç boyunca bu bölgeyi paramparça etti. İsmail Kartal, merkezde gelip iyi işler yapan Greenwood'u ikinci yarıda burada tutsa, İrfan Can'ın yerine aldığı Nene'yi sağ kanada yerleştirse doğru bir hamle yapacaktı. Olaitan ikinci yarıda canlanınca Beşiktaş, ikinci yarıda orta sahayı aldı. Kerem ile oyun neredeyse 4-4-2'ye dönmüş, Kartal, İsmail'i de kulübede unutmuştu. Trossard nefis futboluyla oyunu domine etti. Kartal'ın Lukaku ve Nene hamleleri, İtaliano karşısında iflasıydı. Beşiktaş, top kayıpları yüzünden temposu yüksek görünen derbiden çok değerli bir üç puanla çıktı. Fenerbahçe, Asensio dönene kadar üretkenlik problemi yaşamaya devam eder.
FATİH DOĞAN: "BÜYÜK AKIL KAZANDIRDI"
Beşiktaş'ın Kadıköy zaferinin baş mimarı İtaliano… "Forza İtaliano" diye özetlesek abartı olmaz. Şampiyonluğun en güçlü takımlarından Fenerbahçe'yi deplasmanda devirdi. Agbadou-Emirhan uyumsuzluğundan kaynaklı ilk golü kalesinde görmesine rağmen demoralize olmadı ve cevap verdi. Korkmadı, önce oyun kontrolünü eline aldı, sonra önde baskıya devam etti. Kadıköy'de gecenin kazananı yalnızca Beşiktaş değil, İtaliano'nun derbi aklıydı. Bu müsabaka, Beşiktaş adına "doğru oynadım" maçıydı. İtaliano'nun en önemli tercihi, Kadıköy atmosferine teslim olmadan oyunun merkezini kontrol etmekti. Orkun ve Salih'in merkezdeki direnci, Olaitan'ın geçişlerdeki hareketliliği ve Trossard'ın bağlantı oyunu, Fenerbahçe baskısının kırılmasını sağladı. Orkun'un topu tek ya da iki dokunuşla kanada aktarması, Olaitan'ın çizgiye basarak rakip bekleri geriye koşturması, ön alan baskısının arkasında boşluklar oluşturdu. Trossard ise geriye gelerek üçüncü adam rolünü üstlendi; topu aldı, rakip orta sahayı üzerine çekti ve kanatlardaki koşuları hızlandırdı. İtaliano'nun planı açıktı: Derbiyi kaosa değil, kontrollü geçişlere ve doğru anlara bırakmak. Orkun'un asistiyle Vlahovic'in galibiyet golündeki hücum ve pas organizasyonu muhteşemdi. Galibiyetin asıl mesajı şu: Beşiktaş artık derbiyi kazanmak için yalnızca mücadele eden değil, baskıyı doğru pasla aşan, topu kazandığında hızlanan bir takım görüntüsü veriyor. Beşiktaş, Kadıköy'den yalnızca 3 puanla değil, şampiyonluk inancıyla döndü.
MURAT ÖZBOSTAN: "GOL GELİYORUM DİYORDU"
Sezonun ilk derbisini kimse kaybetmek istemez. Hele iki takım da dünya kadar yatırım yapmışsa… Fenerbahçe'nin ise bu maçta önemli bir avantajı vardı: Taraftarı ve kendi sahası. Nitekim maçın ilk bölümünde de sahada daha iyi olan taraf Fenerbahçe'ydi. Orta sahada Kante ve Guendouzi iyi mücadele etti, savunma hattı Beşiktaş'a fazla alan bırakmadı. Greenwood ve Oğuz da hücumda etkili olmaya çalıştı. Fenerbahçe oyunun kontrolünü elinde tutan, daha istekli ve daha organize bir görüntü verdi. Ancak ikinci yarıyla birlikte işler değişti. Fenerbahçe'nin yaratıcılığı düştü, hücumdaki etkinliği azaldı. İrfan Can'ın yerine Kerem girdi. Beklenti, Kerem'in hızı ve hareketliliğiyle Fenerbahçe'nin hücumuna yeniden canlılık getirmesiydi. Ancak tribünlerin aklındaki isim başkaydı: Talisca… Sahi, böyle bir oyuncu nasıl gönderilir? Beşiktaş'ın eşitliği yakalamasının ardından maçın dengesi tamamen değişti. Özellikle 50 ile 76. dakikalar arasında siyah-beyazlılar neredeyse tek kale oynadı. Fenerbahçe kendi sahasına çekilirken Beşiktaş peş peşe fırsatlar yakaladı. Fakat karşılarında Ederson vardı. Brezilyalı kaleci, bu sezon Fenerbahçe'nin adeta taşıyıcısı haline geliyordu sanki! Kritik kurtarışlarıyla takımını ayakta tutan Ederson, Beşiktaş'ın baskısının arttığı bölümde kalesinde devleşti. Son bölüm ise adeta gelecek golün habercisiydi. Vlahovic net fırsatlar yakaladı, Trossard etkili oyunuyla dikkat çekti. Gol sanki "geliyorum" diyordu. Beşiktaş Teknik Direktörü İtaliano, Vlahovic'in yorulduğunu görmesine rağmen Sırp golcüyü oyundan almadı. Israr etti, güvendi. Ve haklı çıktı. Çünkü maçın kaderini belirleyen gol Vlahovic'ten geldi. Derbiler böyledir. Bazen 90 dakika boyunca ne yaptığınızdan çok, kritik anda hangi oyuncuya güvendiğiniz önemlidir. Fenerbahçe maça iyi başladı, Beşiktaş geri döndü. Ederson, Fenerbahçe'yi oyunda tuttu, İtaliano ise Vlahovic'e güvendi. Son sözü de Sırp yıldız söyledi. Sezonun ilk derbisi bir kez daha gösterdi ki; büyük yatırımlar, yıldız isimler ve dolu tribünler elbette çok şey ifade ediyor. Ama derbileri çoğu zaman küçük ayrıntılar, doğru kararlar ve büyük oyuncular belirliyor.
ZEKİ UZUNDURUKAN: "ITALIANO HOCALIK DERSİ VERDİ"
Çok keyifli bir derbi izledik. Fenerbahçe de Beşiktaş da maça yüksek tempoda başladı. İki takım da hızlı top çevirdi. Ama risksiz bir oyun ön plandaydı. Derbide tüm gözler Vedat Muriç ve Vlahovic'teydi. Ancak Vlahovic'i Skriniar; Vedat Muriç'i de Emirhan çok iyi marke edince; iş savunmacılara düştü. İlk 45'te Fenerbahçe'nin golü Milan Skriniar'dan gelirken; Beşiktaş'ın beraberlik sayısını da Rıdvan Yılmaz kaydetti. Beşiktaş'ın yediği golde Agbadou'nun büyük hatası vardı. Beşiktaş'ın attığı golde ise Trossard'ın asisti jeneriklikti.
Beşiktaş'ta ilk yarıda Orkun Kökçü ve Vaclav Cerny etkisizdi. Derbide Beşiktaş'ın en etkili ismi Trosssard'dı. Fenerbahçe'de ise orta alanda Kante (ilk yarıda) iyiydi. Greenwood da klasını konuşturan isimlerdendi. Sonuç olarak kafa kafaya geçen bir ilk yarı oldu. İlk 45'te Fenerbahçe'nin bir isabetli şutu, Beşiktaş'ın da kaleyi bulan üç şutu vardı. İsmail Kartal, ilk yarının etkisiz isimlerinden İrfan Can Kahveci'yi kenara alarak, ikinci yarıya Kerem Aktürkoğlu ile başladı. Beşiktaş'ta ise sakatlık geçiren Rıdvan Yılmaz'ın yerine ikinci yarıda Kassoum Ouattara görev aldı.
İkinci yarıda da iki takım nefesleri kesti. Orta alanlar çok hızlı geçildi. Pozisyon zenginliği üst düzeyde olan bir derbi ortaya çıktı. Beşiktaş'ın Vlahovic ile yakaladığı bir gol pozisyonu var ki; Ederson karşı karşıya pozisyonda kalesinde devleşti. İkinci yarıda çok daha etkili olan, daha çok pozisyonlar bulan taraf Beşiktaş'tı. Beşiktaş çok organize, daha önce çalışılmış hücum aksiyonları ile Fenerbahçe kalesine çok rahat geldi. Beşiktaş oyunu tek kaleye çevirmişti ve 'gol geliyorum' demeye başlamıştı. Öyle de oldu zaten.
Beşiktaş atakları karşısında yaptığı muazzam kurtarışlarla takımını ayakta tutan Ederson, bu kez Vlahovic'in golüne engel olamadı. Fenerbahçe savunmasının dağıldığı bir anda Orkun Kökçü ceza sahasına girdi, bomboş pozisyondaki Vlahovic'e topu servis etti. Vlahovic de boş kaleye topu gönderdi. Beşiktaş'ta ikinci yarıda giren İlhan adeta civa gibi. Ele avuca sığmayan oyun stili ile Fenerbahçe savunmasını çok zorladı. Dünkü derbinin gizli yıldızı Trossard'dı. Arsenal'de de Trossard büyük maçları çok severdi. Dün de futbolu ile yıldızlaştı. Bir asist yaptı, bir şutu direkten dışarı çıktı, rakibi bezdirici kanat bindirmeleri ile tam bir Kartal gibi mücadele etti.
Sonuç olarak özellikle ikinci yarıda muhteşem oynayan Beşiktaş, derbiden zaferle ayrılarak şampiyonluk yarışına ağırlığını koydu. Fenerbahçe ise dördüncü haftada ikinci yenilgisini alarak taraftarlarını hayal kırıklığına uğrattı. İtaliano; taktiksel hamleleri, cesur oyun anlayışı ve Beşiktaş'a oynattığı coşkulu futbol ile İsmail Kartal'a hocalık dersi verdi. Fenerbahçe dünkü derbide Talisca'nın yokluğunu çok hissetti. Muriç ve Lukaku, Beşiktaş savunmacıları arasında çok etkisiz kaldı. Bir sözüm de Kerem Aktürkoğlu'na! Kardeşim, Fenerbahçe Kulübü senin için yaklaşık 50 milyon euro'luk yatırım yaptı. Sen, rakibe ve hakeme itiraz etmeyi bırak, futbolunu oyna. Bu sinirli ruh halinle Fenerbahçe'ye katkıdan çok zarar veriyorsun. İlk yarıda başa baş bir mücadele ortaya koyan Fenerbahçe'nin, ikinci yarıda Beşiktaş karşısında tel tel dökülmesi Fenerbahçe taraftarını kahretti.
TURGAY DEMİR: "HAK EDEN KAZANDI"
Ne derbiydi ama… Bunca sıcak havaya ve yüksek nem oranına rağmen iki takım oyuncuları da ilk dakikadan itibaren varlarını, yoklarını çimlere serdiler. Goller, kartlar, direkten dönen toplar derken gerilim bir an bile azalmadı. Kanté ve Guendouzi'ye karşı Orkun ve Salih daha etkili oldular. Özellikle hücuma verdiği destekle Orkun fark yarattı. Olaitan ise kritik müdahalelerle herkesin yardımına koştu; bir de müthiş ara pasıyla ikinci golün hazırlayıcısı oldu. İlk yarıda Fenerbahçe belki biriki kez daha etkili geldi Beşiktaş kalesine ama ikinci yarıda oyun tamamen Beşiktaş'ın kontrolündeydi. Ederson farkın açılmasını önledi. İlk goller savunmacılardan geldi. Skriniar karambolde attı, Rıdvan ise soldan, adeta sol kroşeyle uzak direği gördü. Harika bir goldü.
Vlahovic, Skriniar'ın sert markajından kurtulmak için büyük çaba harcadı ve zaman zaman hava toplarında da üstünlük sağladı. İkilinin mücadelesinde Halil Umut Meler'in gösterdiği kartlar doğruydu. Bu tartışma biraz daha uzamış olsa saha tam anlamıyla karışabilirdi. Velhasıl kelam, iyi olan kazandı. Fenerbahçe'de İrfan Can, Beşiktaş'ta Cerny derbinin en düşük puanını hak ettiler. Onların dışında Beşiktaş takımında herkes cebine istediği kadar yıldız koyabilir. Agbadou, Orkun, Vlahovic, Rıdvan, Trossard, Salih ve diğerleri… Hakem Meler gördüğünü çaldı, görmediğine devam dedi. Kerem'in penaltı beklediği pozisyonda faul yok. Meler, benzer faulleri orta sahada da çalmadı. Uzun sözün kısası; İtaliano ile Kartal yüksekten uçmaya devam ediyor. İsmail Kartal ile Kanarya ne yapar, bilinmez. Ha, unutmadan…Lukaku'dan ne köy olur ne de kasaba! Bitmiş!..
EMRE BOL: "NASIL BİTECEK?"
Fenerbahçe-Beşiktaş derbilerini pek severim. Her zaman güzel hikayeler çıkar. Dünkü karşılaşmada Halill Umut Meler'in gereksiz düdükleri olmasa tempolu bir maç izleyebilirdik. İlk yarı orta saha oyuncuları arasında oynandı. Çok mücadele ettiler, çok pas hataları yaptılar. Fenerbahçe adına Guendouzi ve Skriniar Beşiktaş'ta ise Trossard ile Rıdvan ilk yarının göze çarpan isimleriydi. Greenwood gereksiz bir biçimde inanılmaz derecede egoist oynadı. Asist katkısı yapabileceği pozisyonlarda inatla kaleyi denedi. Oysa hanesine 2 asist yazdırabilirdi. Zira bence gol kadar değerli. Beşiktaş'ın çok şey beklediği Orkun Kökçü derbilerde gördüğü kırmızı kartlar sonrası sakinleşmiş! Ama fazla sakinleşmiş! Anti depresan almış gibiydi. Bu ayarı iyi yapmak lazım.
İkinci yarı sarı-lacivertli takımın genel hastalığı baş gösterdi. Sezonun başından bu yana dakikalar geçtikçe takım düşüyor. Beşiktaş rakibinin düştüğü dönemde arka arkaya pozisyonlar yakaladı. Düşünün Ederson'un en iyi çıkardığı maçlardan birinde mağlup oluyorsun. İki takımda sezonu erken açtı. Aradaki fiziksel farkı ancak teknik direktör maharetine bağlayabiliriz. Beşiktaş hak ettiği bir galibiyet aldı. Sahada daha takım gibi durdular. İsmail Kartal'ın Fenerbahçesi sadece ilk yarı performansıyla fazla ileri gidemez. Kendi saha ve seyircin önünde bu kadar etkisiz olmaya hakkın yok. Bir de kafamdaki deli soru: Ağır Lukaku ile yaşlı ve çabuk yorulan oyuncu grubuyla sezon nasıl bitecek?
SİNAN VARDAR: "BEŞİKTAŞ FIRTINASI"
Derbi, denk iki takımın mücadelesi şeklinde başladı. Ev sahibi Fenerbahçe istediği baskıyı bir türlü kuramazken, Beşiktaş önce rakibi tartı, ardından da maça ağırlığını koydu.
Beşiktaş'ın geçen sezon devre arasında bonservisine 18 milyon Euro ödediği Agbadou, yaptığı inanılmaz hatayla Fenerbahçe'nin öne geçmesine neden oldu.
Açıkçası bu oyuncuya bu paraların nasıl verildiğini anlamakta zorlanıyorum. Her forma giydiği maçta Beşiktaş'a zarar veren bir görüntü ortaya koyuyor. Aman dikkat! Beşiktaş, Trossard'ın şahane pasında altyapısından yetişen Rıdvan Yılmaz'ın harika vuruşuyla skoru dengelemeyi başardı.
Rıdvan'ın ortaya koyduğu mücadele ve attığı gol, altyapıdan yetişen oyuncuların Beşiktaş için ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Rıdvan'ın sakatlığı nedeniyle ikinci yarıya devam edememesi ise Beşiktaş adına büyük şanssızlıktı. Rıdvan'a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Beşiktaş'ın Vlahovic'in ayağından bulduğu golün iptal edilmesi, siyah beyazlılar açısından gecenin en tartışmalı anlarından biri oldu ama Meler de Beşiktaş'ı durduramadı.
Beşiktaş, golün ardından da rakip kalede tehlikeler yarattı. Ancak Beşiktaş, eline geçen fırsatları değerlendirmekte oldukça cömert davrandı. Belki de tarihi farkı kaçırdı Beşiktaş!
Oyunun genelinde Fenerbahçe'ye karşı üstün bir görüntü sergileyen Beşiktaş, özellikle ikinci yarıda rakibine ciddi anlamda nefes aldırmadı. Açık ve net; Beşiktaş dün şampiyonluğun en büyük adayı olduğunu dosta, düşmana gösterdi.
Beşiktaş, Fenerbahçe'yi sahadan silerken şampiyonluğun en büyük adaylarından olduğunu da gösterdi.
Kadıköy'deki bu mücadele yalnızca bir derbi galibiyeti açısından değil, takımın karakteri ve ortaya koyduğu futbol açısından da son derece önemliydi.
Teknik kadro takıma müthiş bir kondisyon ve kazanma azmi vermiş. İtaliano, futbolcuları ve bu müthiş galibiyette emeği geçen herkesi yürekten tebrik ediyorum. Helal olsun size!
HAKKI YALÇIN: "SİZDEN BU KADAR!"
Dün gece Beşiktaş'ın arkadaşlık bağlarına, kazanma duygusuna övgülerimizi gönderirken, iki teknik adam arasındaki kalite farkını göz ardı etmeyelim. Çünkü bütün deliller İsmail Kartal'ın aleyhine. Maçın son 20 dakikasında yürüyecek hali kalmayan Fenerbahçe'ye karşılık, pas trafiği muhteşem ve son dakikaya kadar rakip alana bindiren bir Beşiktaş. Bu zor maç Beşiktaşlı futbolcuların ritmi tutturdukları zaman "ne kadar çok" olduklarının da belgesidir. Ligin 4 maçında 2 yenilgi alan Fenerbahçe'nin daha ne kadar yok olacağının merak sorusudur.
Greenwood'un başlattığı pozisyonları final sahnesinde harcamasıyla, Skriniar gibi bir adamın gol atması arasındaki çelişkiye bakınca "futbol böyle bir şey" dedim. "Hata ve talih olmasaydı futbol olmazdı!" Rıdvan ve Vlahovic'in attığı gollerde de Skriniar'a baktım da o da topla birlikte gol oldu sanki. "Tek hamlede mat olan bir adamı dikkatli izlerseniz, rakip takımda en çok görmek istediğiniz birinin kendi takımınızda olmasından rahatsızlık duymanız gerekir" dedim. Ardından 'çamur adam şenliklerinde neden bu adamdan başka bir Fenerbahçeli boy göstermiyor?' diye kendi kendime söylendim. Bunun cevabını da rakip tribünlere apış arasını gösteren böyle bir adamı bu takıma kaptan yapanlara bıraktım.
Bazı yenilgiler özre müsait değilse, bazı futbolcuları dikkatli irdelemenin zamanı gelmemiş midir? Ne yani ligin başı diye gerçekleri inkar mı edeceğiz? Greenwood'a parantez açarsam (adı efsane olanlar yaptıklarından değil yapamadıklarından sorumludur) der ve parantezi kapatırım. Geceyi harcayanların başını çekenlerden biriydi. Lukaku için Talisca'yı harcayanlar, bir sezonu daha harcamayı göze aldıysa diyecek bir şeyimiz yok demektir. Kerem Aktürkoğlu'nun Barış Alper'den hiçbir farkı yok. Hakeme oynamakla pozisyona yürek koymak farklı şeyler. O yüzden Kerem'in pozisyonunda penaltı bekleyenler duvarına Barış Alper'in posterini assın.
Beşiktaş hem düşünce hem de kalite açısından rakibinden öndeyse, gecenin alkışlarını Beşiktaş'a gönderirken, mesajımızı da Fenerbahçe'yi gönderiyoruz. Bu takımın yanlışlardan vazgeçeceğini sanmak en büyük yanılgımız oldu. Kazanmanın yasası istemektir deyip, 'futbol aranıyor' ilanlarına cevap bile vermeyen Fenerbahçeli futbolcuların yerine noktayı biz koyalım. 'Bu maçta sizden bu kadar!' Üstelik gelecek de soru işaretleriyle dolu.