Pankreas kanseri tedavisi gören Soner Olgun'un eski eşi Özlem Koldaş, sanatçının teşhis ve tedavi sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Koldaş, geçmişte yapılan tahliller üzerinden doktor ihmali iddiasını gündeme getirerek erken tanı konusunda soru işaretleri olduğunu belirtti.
Türk müziğinin sevilen isimlerinden Soner Olgun, bir süredir mücadele ettiği pankreas kanseri nedeniyle yaşadığı sağlık sorunlarıyla sevenlerini endişelendirdi. 30 Ağustos'ta yüksek ateş nedeniyle hastaneye kaldırılan 67 yaşındaki sanatçı, durumunun ağırlaşmasının ardından 1 Eylül'de yoğun bakıma alındı.
KIZINI GÖRÜNCE İLK SÖZLERİ "BENİ BURADAN ÇIKARIN" OLDU
Olgun'un eski eşi Özlem Koldaş, sanatçının son sağlık durumuyla ilgili açıklamalarda bulundu.
Özlem Koldaş'ın aktardığı bilgilere göre, yoğun bakımda tedavi gören Soner Olgun'un kızını görmesine izin verildi. Olgun'un kızını gördüğünde ilk olarak "Beni buradan çıkarın" dediği belirtildi.
Doktorların değerlendirmesi ve kızlarının imzasının ardından Olgun'un yoğun bakımdan normal odaya geçirilmesi sağlandı.
Olgun'un isteğinin yerine getirildiği ve evinde ihtiyaç duyabileceği tıbbi koşulların oluşturulduğu öğrenildi. Sanatçının tedavisine şu anda kendi evinde devam ettiği belirtildi.
BU KEZ EVİNE DÖNMEK İSTEDİ
Normal odaya alındıktan iki gün sonra Soner Olgun'un bu kez evine gitmek istediğini belirten Özlem Koldaş, sanatçının "Beni evime götürün" dediğini aktardı.
"DURUMU ÇOK KRİTİK, 24 SAAT HEMŞİRE GÖZETİMİNDE"
Özlem Koldaş, Soner Olgun'un 24 saat hemşire gözetiminde olduğunu ve ailesi ile sevdiklerinin yanında bulunduğunu açıkladı. Sanatçının yorulmaması için ziyaretlerin de sınırlı tutulduğu belirtildi.
Koldaş, Olgun'un sağlık durumunun kritik olduğunu özellikle vurguladı.
"Şu anda kendi evinde… Olmak istediği yerde, sevdiklerinin arasında. Onun istediği yerde olmasını sağlayabilmiş olmak benim için çok kıymetli. Evet, durumu çok kritik. Ama şu an bizim için en önemli şey onun huzuru, konforu ve sevgiyi hissetmesi."
Özlem Koldaş ayrıca Soner Olgun'un sevenlerinden dualarını ve güzel dileklerini eksik etmemelerini istedi.
DOKTOR İHMALİ İDDİASI
Pankreas kanseri tedavisi gören Soner Olgun'un eski eşi Özlem Koldaş, sanatçının teşhis ve tedavi sürecine ilişkin yeni bir paylaşım yaptı. Koldaş, paylaşımında yaşanan süreci ayrıntılarıyla anlatarak erken tanı konusunda soru işaretleri olduğunu ifade etti.
"SONER'İ ÇOK SEVDİĞİM DAHİLİYECİ ARKADAŞIM BETÜL'E GÖTÜRDÜM"
Özlem Koldaş, Soner Olgun'un sağlık sorunlarının ilk ortaya çıktığı dönemi şu sözlerle anlattı:
"Soner'i çok sevdiğim dahiliyeci arkadaşım Betül'e götürdüm. Kan tahlilleri yapıldı. O günkü sonuçlarında dikkat çekici bir sorun yoktu. Aradan yalnızca üç ay geçti. Soner'de yoğun bir ağız kuruluğu ve susuzluk başladı. Sık sık idrara çıkıyordu, halsizdi. Ankara'ya konsere giderken yol boyunca üç-dört kez arabayı durdurup tuvalete girmişti. Bir şeylerin normal olmadığını hissediyordum.
Beyin MR'ı ve damar görüntülemeleri yapıldı. Çok şükür, önemli bir bulgu çıkmadı. Soner bana dönüp, 'Gördün mü, bir şeyim yok. İlla benden bir hastalık çıkaracaksın.' dedi. Ben de, 'Hayır Sonerciğim. Şimdi endokrinolojiye gidiyoruz. Çünkü sende bir şey var ve ben bunu hissediyorum.' dedim."
"ŞEKERİ 580 ÇIKTI"
Koldaş, Soner Olgun'un o dönemde Prof. Dr. S.Ç. tarafından değerlendirildiğini belirterek, açlık kan şekerinin 580, HbA1c değerinin ise 16,1 çıktığını söyledi.
Koldaş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Soner o dönemde Prof. Dr. S.Ç. tarafından değerlendirildi. Açlık kan şekeri 580, HbA1c ise 16,1 çıktı. Üstelik elimizde yalnızca üç ay önce yapılmış ve bu tabloyu göstermeyen kan tahlilleri vardı. Ailede diyabet olup olmadığı soruldu. Vardı. Soner'e insülin başlandı ve biz diyabet tanısıyla hayatımıza devam ettik.
Yaklaşık bir buçuk yıl boyunca Soner'in diyabet hastası olduğunu düşündük. Bugün dönüp baktığımda beni kahreden soru tam olarak burada başlıyor. Üç ay gibi kısa bir sürede ortaya çıkan bu kadar ağır bir diyabet tablosunun altında başka bir neden olup olmadığı o dönemde araştırılmış mıydı? Pankreasın değerlendirilmesi gerekli miydi? Bu soruların tıbbi açıdan uzmanlar tarafından incelenmesini istiyorum."
Koldaş, doktorun söz konusu durumu pankreas hastalığı açısından değerlendirip değerlendirmediğini sorgulayarak sert ifadeler kullandı.
"NEDEN ARAŞTIRILMADIĞINI SORGULUYORUM"
Özlem Koldaş, geçmişe dönüp baktığında ani başlayan ve ağır seyreden diyabetin pankreas hastalıklarıyla ilişkisinin araştırılıp araştırılmadığını sorguladığını belirtti.
Koldaş, "Bugün geriye dönüp baktığımda, ani başlayan ve ağır seyreden diyabetin pankreas hastalıklarıyla ilişkili olup olamayacağının neden araştırılmadığını sorguluyorum. CA 19-9 gibi testlerin ve gerekli görülebilecek diğer değerlendirmelerin yapılıp yapılmaması gerektiği konusunda uzman görüşü alınmasını istiyorum." dedi.
Koldaş ayrıca, "Ben hekim değilim. Bugün öğrendiklerimi o gün bilmiyordum. Ancak bugün, yeni başlayan veya hızla kötüleşen diyabetin bazı durumlarda pankreas hastalıkları açısından da değerlendirme gerektirebileceğini öğrenmiş bulunuyorum. Bunun Soner'in özel durumunda geçerli olup olmadığını elbette uzmanların değerlendirmesi gerekir." ifadelerini kullandı.
"YÜZÜ VE GÖZLERİ SARARDI, HALSİZLEŞTİ, İŞTAHI KESİLDİ"
Koldaş, yaklaşık bir buçuk yıl sonra Soner Olgun'un sağlık durumunda yeniden değişiklikler yaşandığını anlattı.
"Keşke o gün birileri bize, 'Bunu da araştıralım.' deseydi. Keşke... Çünkü yaklaşık bir buçuk yıl sonra Soner'in yüzü ve gözleri sararmaya başladı. Halsizleşti, iştahı kesildi, mide bulantıları başladı. Yine doktora gitmek istemedi. 'Bir mide bulantısı ilacı alırım, geçer.' dedi. Birkaç gün sonra yine elinden tutup götürdüm."
Koldaş, yapılan kontrollerin ardından safra yollarında tıkanıklık tespit edildiğini belirtti.
"PANKREASTA BİR KİTLE BULUNDUĞU SÖYLENDİ"
Koldaş, hastanede yapılan değerlendirmelerde safra yollarındaki tıkanıklığın nedeninin araştırıldığını ve pankreasta bir kitle bulunduğunun kendilerine söylendiğini aktardı.
"Bu kez safra yollarında bir tıkanıklık olduğunu öğrendik. Taş olmasını diledik. Ama yapılan değerlendirmelerde bunun taş olmayabileceği, pankreasta bir kitle bulunduğu söylendi. Hastalığın pankreasla sınırlı olmadığı ve uzak yayılım bulunduğu da bize aktarıldı. O gün dünyamız değişti." diyen Koldaş, erken tanıyla ilgili soru işaretini yineledi.
Koldaş, "Benim bugün hâlâ cevabını aradığım soru şu: Bir buçuk yıl önceki o ani ve çok ağır diyabet tablosu daha ayrıntılı araştırılsaydı, Soner'in hastalığı daha erken yakalanabilir miydi?" ifadelerini kullandı.
Özlem Koldaş, yaşanan sürecin tıbbi belgeler ve bağımsız uzman görüşleriyle incelenmesini istediğini belirterek şu açıklamayı yaptı:
"Bunun cevabını tıbbi belgelerimizle, raporlarımızla ve gerektiğinde bağımsız uzman görüşleriyle arayacağız. Kimseyi sosyal medyada mahkûm etmek istemiyorum. Ancak yaşadığımız sürecin üzerinin örtülmesini de istemiyorum. Amacım herhangi bir kişi veya kurum hakkında kesin bir hüküm vermek değil; yaşadıklarımızın tıbbi açıdan incelenmesi."
"ALLAH BELANI VERSİN"
Koldaş, paylaşımının devamında isim vermeden bahsettiği Prof. Dr. S.Ç.'ye yönelik sert ifadeler kullandı.
Koldaş, "Ve sen; Prof. Dr. S.Ç. Sen insanı öldürüyorsun, bu işi bırak, o diplomanı bir tarafına s...! Evet, son dönemde herkese parasıyla diploma veriyorlar. Bence sen de satın almış bile olabilirsin! Ani diyabetin pankreas kanseri belirtisi olduğunu bilmeyecek bir insan ancak diplomayı satın almış olabilir! İçimde de kalmasın. Hukuken bir cezası olmadığını öğrendiğim bu cümleyi senin için etmek istiyorum Prof. Dr. S.Ç. Allah belanı versin!" ifadelerini kullandı.
Koldaş'ın paylaşımında dile getirdiği doktor ihmali iddiaları, kendi anlatımına dayanmaktadır.