Kuleli Askeri Lisesi'ndeki erler, dehşet gecesini anlattı!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 36'sı tutuklanan, 14'ü ise serbest bırakılan Kulesi Askeri Lisesi'nde görevli erlerin mahkeme sorgusunda anlattıkları, darbe girişimi gecesi Çengelköy'de yaşanan dehşeti gözler önüne serdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 36'sı tutuklanan, 14'ü ise serbest bırakılan Kulesi Askeri Lisesi'nde görevli erlerin mahkeme sorgusunda anlattıkları, darbe girişimi gecesi Çengelköy'de yaşanan dehşeti gözler önüne serdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından sevk edildikleri nöbetçi İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından sorgulananKuleli Askeri Lisesi Lisesi Emniyet ve Muhafaza, Hizmet ve Ulaştırma Bölükleri'nde görevli erler, 15 Temmuz darbe gecesi, İstanbul'da olayların başladığı Çengelköy'de neler yaşandığını anlattı. Sevk edilen askerlerin birçoğunun terhislerine çok az bir zaman kaldığı dikkati çekerken, Azerbaycan uyruklu misafir bir askeri öğrencinin de o gece gözaltına alınanlar arasında olduğu belirlendi.
"Halkı terörist diye düşündüm"
Sorgulanan erlerden Şafak Korkut, olay günü gazinoda olduklarını ve Yüzbaşı Samet Örenler'in herkesi çağırdığının kendilerine söylendiğini belirterek, "Biz diğer kapıdan çıkıp kaçarken komutanlar gelmemizi söyledi. Samet Yüzbaşı bana, 'inşaat takımına çık, arkadaşlarını bul, halı sahadaki kale direklerini sök' dedi. Yardıma gelen bir kaç erle birlikte kale direklerini söktük. Başka bir arkadaş gelerek bizi mühimmat aldırmaya yolladı. Komutanlarımıza da mühimmat aldık. Sonra, 'helikopter gelecek' dendi ve geldi, halı sahanın ışıkları kapattırıldı. Biraz durdu helikopter. Komutanlarımıza ne yaptığımızı sorduk. 'Tatbikat olduğu, prosedür gereği olduğunu' söylediler." ifadesinde bulundu.
Helikopterin ayrılıp ikinci kez geldiğini ve içinden çıkan 3 kişinin okulun içine koşmaya başladığını aktaran Korkut, "Aykut Satmaz astsubaya telefon geldi. Bölük komutanı Samet Örenler arıyordu. 'Tüm askerleri toplayın, mühimmat alın ve nizamiyeye gelin' dedi. Nizamiyeye gittik ve çıktık. Sağda solda polisler vardı. O arada karşıda cami imamını rütbeliler çıkartmaya çalışıyordu. İmamı neden çıkardıklarını bilmiyorum. Cami imamı halkı sokağa çağırdı. Daha sonra rütbeliler gibi onu aldılar. Polisleri görünce, 'terörist eylemi olabilir, bizi de en yakın birliğiz diye çıkarıyorlar' sandım. Araca bindirdiler. 10 kişi kadardık. Bizi Çengelköy'e götürüp benzinlikte beklettiler. Sonra ileri gitmememizi söylediler. Halkı, 'terörist' diye düşündüm." dedi.
Hiçbir sivile zarar vermediklerini, okul komutanı olan Albay Mürsel Çıkrıkçı'nın bu sırada herkesi yere çöktürüp bir alana topladığını gördüğünü anlatan Korkut, siyah bereli, adının "Halit" olduğunu düşündüğü bir yüzbaşının ileride halka doğru ateş açtığını, araçlar geldiğini, orada bayağı bir süre durduklarını ve sonra yanlarına Üsteğmen Mustafa Paycı'nın gelerek komutana, "ileriden çok kişinin kendilerine doğru geldiğini" söylediğini dile getirdi.
Üsteğmen Mustafa Paycı ve yüzbaşı, camiden çıkan 50-60 yaşlarında insanlara da nişan alarak öldürmek amacıyla ateş etmeye başlamıştı. Sabah namazı saatleriydi. Orada karşımızdakilerin halk olduğunu anladım. Camiden çıkanlar sadece karşıdan karşıya geçiyordu ve ne sözlü ne de fiziki direnişleri söz konusuydu. Biz orada sadece 'terörist var' sandık. Sonradan uyandım. Birliğe dönünce hemen üzerimizi değiştirip teslim olduk."
"Kalabalık halka silahlarınızı sıkın yoksa ben sizin kafanıza sıkarım"
Er Recep Özbakır da, nöbet sonrası içtima olduğunu ve akşam tatbikat olacağının bildirildiğini belirterek, ona göre hazırlık yaptıklarını, akşam saat 19.00-20.00 arası iç bahçeye toplandıklarını, söylenmesi üzerine silah ve mühimmatlarını alarak aşağı indiklerini, o arada öğrenciler bulunduğunu ve her öğrenci başına bir asker verildiğini söyledi.
Kendilerini dışarı çıkararak ayrı yerlere gönderdiklerini ve kendisinin Beykoz istikametine doğru 35-40 kişi ile beraber gittiğini kaydeden Özbakır, şöyle konuştu: