Akkuyu'dan yeni hedeflere nükleer enerjide stratejik akıl! Berat Albayrak'ın hamleleri büyük dönüşümü başlattı
Türkiye'nin ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS'de geri sayım sürerken, Türkiye'nin nükleer enerji hedefleri de genişliyor. Sinop ve Trakya'da planlanan yeni santrallerin yanı sıra küçük modüler reaktörler (SMR) de enerji gündeminde öne çıkıyor. İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü Nükleer Araştırmalar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Kam, Akkuyu'da devreye alma sürecinden Türkiye'nin nükleer enerji alanındaki gelecek hedeflerine kadar merak edilen başlıkları değerlendirdi.
Türkiye'nin ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS'de 1. güç ünitesinin devreye alınmasına yönelik çalışmalar sürerken, Türkiye'nin nükleer enerji yolculuğunda yeni bir dönem için hazırlıklar da hız kazanıyor. Santralin 1. ünitesinde haziran ayında gerçek yakıt yüklemesinin provası niteliğindeki temsili yakıt yükleme işleminin gerçekleştirilmesi, Akkuyu'da devreye alma sürecinin önemli aşamalarından biri oldu. Akkuyu'nun yanı sıra Sinop ve Trakya'da planlanan yeni nükleer güç santralleri ile küçük modüler reaktörlere (SMR) yönelik hedefler de Türkiye'nin nükleer enerji politikasında yeni başlıkları gündeme taşıdı. Peki, Akkuyu'nun devreye alınması Türkiye'nin nükleer enerji yolculuğunda ne anlama geliyor? Yeni santral projeleri ve SMR'lar Türkiye'nin enerji sisteminde nasıl bir rol üstlenecek?
Sabah gazetesinden Ümmügülsüm Yiğit'in haberine göre, İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü Nükleer Araştırmalar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Kam, Akkuyu NGS'de dört VVER-1200 ünitesinin inşa edildiğini ve toplam kurulu gücün 4 bin 800 MW olacağını söyledi. Türkiye'nin henüz işletmede bir nükleer güç reaktörüne sahip olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Kam, "Türkiye artık nükleer enerjiyi yalnızca konuşan değil, onu devreye almaya hazırlanan bir ülkedir. Bu, yetmiş yıla yaklaşan arayışın en somut aşamasıdır." dedi. Akkuyu'nun 1. ünitesinde devreye alma testlerinin sürdüğünü belirten Prof. Dr. Kam, temsili yakıt demetlerinin yüklenmesinin gerçek yakıt yüklemesinin provası olduğunu, gerekli lisans ve izinlerin ardından fiziksel devreye alma, ilk kritiklik, güç yükseltme testleri ve şebeke senkronizasyonunun geleceğini aktardı.
SİNOP VE TRAKYA İLE NÜKLEER VİZYON GENİŞLİYOR
Sinop ve Trakya'da planlanan projelerin hayata geçmesi hâlinde Türkiye'nin elektrik sisteminin daha dengeli ve dirençli hâle gelebileceğini söyleyen Prof. Dr. Kam, uzun vadeli vizyonda Akkuyu ile birlikte toplam 12 büyük konvansiyonel reaktöre ulaşılmasının hedeflendiğini belirtti. Sinop sahasının önemli bir lisanslama aşamasını geçtiğini, Trakya'da Kırklareli-İğneada bölgesindeki saha çalışmalarının sürdüğünü aktaran Prof. Dr. Erol Kam, nükleer enerjinin rüzgâr ve güneşin alternatifi değil, onları tamamlayan kararlı bir üretim gücü olması gerektiğini vurguladı.
NÜKLEER ENERJİDE ARZ GÜVENLİĞİ VURGUSU
Nükleer enerjinin enerji arz güvenliğine güçlü katkı sağladığını belirten Prof. Dr. Erol Kam, modern nükleer santrallerin çoğu zaman yüzde 90'ın üzerinde kapasite faktörlerine ulaşabildiğini ve uzun yakıt çevrimleri sayesinde aylarca kesintisiz üretim yapabildiğini söyledi. Nükleer yakıtın yüksek enerji yoğunluğuna sahip olduğunu aktaran Prof. Dr. Erol Kam, uzun dönemli yakıt planlaması ve stoklamanın farklı bir tedarik güvenliği sağladığını ifade etti. Yakıt üretimi, zenginleştirme, yedek parça ve bakım zincirlerinde dış bağımlılıkların tamamen ortadan kalkmadığını da belirten Kam, "Arz güvenliği, tek bir kaynağa bağımlı olmamak ve kriz anında sistemi ayakta tutacak seçeneklere sahip olmaktır." dedi.
SMR'LARIN VAADİ KÜÇÜKLÜĞÜNDE DEĞİL
SMR'ların büyük reaktörlerin alternatifi değil, doğru koşullarda onları tamamlayabilecek yeni bir nükleer seçenek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erol Kam, daha küçük ünite gücü ve kademeli yatırım imkânının küçük şebekeler ve sanayi bölgeleri açısından avantaj sağlayabileceğini belirtti. SMR'ların otomatik olarak ucuz veya hızlı kurulabilen bir teknoloji olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Erol Kam, yatırım maliyetleri, lisanslama, seri üretim ölçeği, yakıt tedariki, atık yönetimi ve tedarik zincirinin kritik başlıklar olduğunu söyledi ve "SMR'ların vaadi küçüklüklerinde değil, standartlaşarak çoğaltılabilmelerinde yatıyor." dedi.