The Economist analizinde dikkat çeken Türkiye detayı: ABD’nin rolü azalırsa Ankara’nın Orta Doğu’daki ağırlığı artabilir
İngiliz yayın organı The Economist, ABD'nin Orta Doğu'daki onlarca yıllık hegemonyasının sona yaklaşabileceğini yazdı. "When America walks away" başlıklı analizde, Washington'ın bölgedeki rolünü azaltmasının yeni bir güç mücadelesinin kapısını aralayabileceği belirtilirken, oluşacak boşluğu doldurabilecek üç bölgesel güç arasında Türkiye de gösterildi. Analizde Türkiye'nin pragmatik dış politikası, Suriye ve Irak'taki etkinliği, Arap ülkeleriyle geliştirdiği ilişkiler ve savunma sanayisindeki hamleleri öne çıkarıldı.
İngiliz yayın organı The Economist, ABD'nin Orta Doğu'daki geleneksel rolünün zayıflamaya başladığına ilişkin dikkat çeken bir analiz yayımladı.
"When America walks away" başlıklı analizde, "On yıllardır Amerika Orta Doğu'da hegemonya kurdu. Bu sona ermek üzere" değerlendirmesine yer verildi.
The Economist, Washington'ın bölgeden tamamen çekilmesinin söz konusu olmadığını, ancak ABD'nin Orta Doğu'nun siyasi ve güvenlik düzenini şekillendiren başlıca dış güç olma konumundan geri adım atabileceğini iddia etti.
Analizde, ABD'nin bölgedeki etkisinin azalmasının ardından ortaya çıkabilecek güç boşluğunun ise başta Türkiye olmak üzere bölgesel aktörlerin ağırlığını artırabileceği belirtildi.
THE ECONOMIST: ABD ORTA DOĞU'DAKİ "MİMAR" ROLÜNDEN VAZGEÇEBİLİR
The Economist'in analizinde, Birinci Dünya Savaşı sonrasında büyük güçlerin bölgeyi şekillendirmesinden bu yana Orta Doğu'daki düzenin büyük ölçüde dış güçlerin müdahaleleriyle biçimlendirildiği ifade edildi.
ABD'nin de uzun yıllar boyunca savaşlar, gizli operasyonlar ve diplomatik girişimler aracılığıyla bölgede kendi tasarladığı düzeni oluşturmaya çalıştığı belirtildi.
Analizde, "Amerika'nın bölgeye kendi düzenini dayatma girişimleri artık sonuna geldi" değerlendirmesi yapıldı.
The Economist'e göre ABD, İngiltere, Fransa ve Rusya gibi bölgedeki varlığını sürdürecek ancak zaman zaman askeri güç kullanmasına rağmen "bölgenin mimarı" rolünü terk edecek.
Bu değişimin özellikle Washington'ın Orta Doğu'daki askeri varlığını yeniden değerlendirmesiyle bağlantılı olduğu kaydedildi.
WASHINGTON'IN GERİ ÇEKİLİŞİNİN İKİ İŞARETİ
Analizde, ABD'nin bölgedeki taahhütlerini azaltmaya başladığına işaret eden iki gelişme öne çıkarıldı.
Bunlardan ilkinin Yemen'deki Husiler olduğu belirtildi.
The Economist, ABD'nin Suudi Arabistan'ın Husilere yönelik saldırılarına katılmak yerine Husilerle kendi gemilerini korumaya yönelik görüşmeler gerçekleştirmesine dikkat çekti.
Analizde, "Bir süper güç, isyancı bir silahlı grupla anlaşma yaptığında herkes bunun ne anlama geldiğini anlar: Amerika, bölgedeki taahhütlerini azaltmak istiyor" ifadelerine yer verildi.
İkinci işaret olarak ise ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını azaltabileceği yönündeki beklenti gösterildi.
Analizde, ABD'nin bölgede barış döneminde yaklaşık 30 bin ila 40 bin askeri bulunduğu ve bunların 19 üste konuşlandığı belirtildi.
İnsansız hava araçları ve düşük maliyetli füzelerin Amerikan üslerinin savunmasızlığını ortaya çıkardığı ifade edilirken, Washington'ın askeri gücünü daha sınırlı sayıda noktada yoğunlaştırabileceği kaydedildi.
THE ECONOMIST'TEN TÜRKİYE VURGUSU: BÖLGESEL GÜÇLER ARASINDA ÖNE ÇIKIYOR
Analizin Türkiye açısından en dikkat çekici bölümünü ise Washington'ın geri çekilmesinin ardından oluşabilecek güç boşluğuna ilişkin değerlendirmeler oluşturdu.
The Economist, bu boşluğu doldurabilecek bölgesel ağırlığa sahip üç ülke bulunduğunu belirtti.
Bu ülkeler arasında Türkiye de gösterildi.
Analizde Türkiye'nin son dönemde Arap ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirdiği ve bölgesel etkinliğini artırdığı ifade edildi.
The Economist, Türkiye'nin Suriye'deki yeni hükümetin başlıca destekçisi haline geldiğini belirterek Ankara'nın bölgedeki rolüne dikkat çekti.
Türkiye'nin Irak'la da ticaret yolları, su kaynakları ve bölgesel terörle mücadele gibi alanlarda işbirliği yaptığı aktarıldı.
Analizde ayrıca Türkiye'nin Pakistan ve Suudi Arabistan'la imzaladığı güvenlik anlaşmasına da dikkat çekildi.