Dünyanın gözü barış masasında: İran Heyeti İslamabad'a ulaştı
Orta Doğu’daki çatışmaların ardından ilan edilen geçici ateşkes sürecinde İran heyeti, ABD ile yapılması planlanan görüşmeler öncesinde Pakistan’ın başkenti İslamabad’a ulaştı. Tarafların masaya oturması için Washington’ın Tahran’ın ön koşullarını kabul etmesi gerektiği belirtilirken, karşılıklı sert açıklamalar sürecin seyrini belirsiz kılıyor.
ABD-İsrail ile İran arasında devam eden ve küresel enerji piyasaları ile tedarik zincirini derinden etkileyen çatışmalarda 15 günlük ateşkes sağlandı. Ateşkes kapsamında İran heyeti, müzakereler için Pakistan'ın başkenti İslamabad'a ulaştı. Görüşmelerin, taraflar arasında diplomatik temasların yoğunlaşacağı yeni bir sürecin başlangıcı olabileceği değerlendiriliyor.
İşte dakika dakika yaşanan gelişmeler…
CANLI ANLATIM
BEYAZ SARAY’DA SİYONİST KISKACI!
Orta Doğu’da sular durulmak bilmezken, Washington koridorlarında tarihin en sert güç savaşı yaşanıyor. Siyonist lobinin Beyaz Saray üzerindeki etkisi, Amerikan başkanlarının Orta Doğu politikalarını adeta şekillendirirken; Donald Trump ve Binyamin Netanyahu arasında yaşanan gerilimli güç mücadelesi bölgenin kaderini belirliyor. Uzman isimler, Baba Bush’tan Biden’a kadar uzanan süreçte İsrail lobisinin etkisi analiz ederken, küresel sistemin çok kutuplu düzene geçiş sancıları A Haber ekranlarında masaya yatırıldı.
İSRAİL’İN AMERİKAN SİYASETİNDEKİ LOBİ ETKİSİ
Amerika Birleşik Devletleri’nin siyasi ve askeri desteği olmadan İsrail’in bölgede bu denli yayılmacı bir politika izleyemeyeceğini vurgulayan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali, “İsrail, Amerikan siyasetini kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirebilme gücüne sahip. İşin en tehlikeli tarafı da bu; Amerika’nın Orta Doğu politikasında, özellikle kritik bölgelerde direksiyon hâkimiyeti İsrail’in etkisi altında şekilleniyor. 7 Ekim’den sonra İsrail kendisi için stratejik bir pencere açıldığını düşündü ve İran’ın vekil güçlerine karşı topyekûn bir strateji geliştirdi. Nihayetinde ‘ahtapotun başı’ olarak gördüğü İran’a hem Haziran hem Şubat aylarında saldırılar düzenledi” sözleriyle bölgedeki tabloyu özetledi.
TRUMP VE NETANYAHU ARASINDAKİ BİLEK GÜREŞİ
İsrail’in yayılmacı politikalarının sınırlandırılmasının, Amerikan siyasetindeki lobi etkisinin azaltılmasına bağlı olduğunu belirten Dr. Anar Ali, “Şu anda Trump ile İsrail lobisi arasında ciddi bir bilek güreşi yaşanıyor. Bu mücadelenin sonucu; ateşkes sürecini, Lübnan dosyasını ve Orta Doğu’nun geleceğini belirleyecek. Epstein dosyası gibi farklı başlıklar da bu denklemde konuşuluyor. Netanyahu ise Amerikan siyasetini ve networklerini çok iyi bilen bir isim. Hatta bazı alanlarda Netanyahu’nun etkisi Trump’tan bile daha güçlü olabiliyor. Trump Netanyahu’yu istemese de, lobi baskısıyla onu defalarca Beyaz Saray’da ağırlamak zorunda kaldı” ifadelerini kullandı.
BABA BUSH’TAN BİDEN’A: AMERİKAN DIŞ POLİTİKASINDA SÜREKLİLİK TARTIŞMASI
Son 40 yılın Amerikan başkanlarının Orta Doğu politikaları değerlendirilirken, farklı dönemlerde yaşanan çatışmalar ve müdahaleler gündeme getirildi. Baba Bush döneminde Körfez Savaşı ve Panama müdahalesi, Clinton döneminde Balkanlar ve Irak operasyonları, George W. Bush döneminde Afganistan ve Irak işgalleri, Obama döneminde ise DEAŞ’ın yükselişi ve Suriye krizi öne çıktı. Biden döneminde ise Gazze’deki gelişmelerin belirleyici olduğu ifade edildi.
İRAN DOSYASINDAKİ RADİKAL DÖNÜŞÜM VE YENİ KIRMIZI ÇİZGİLER
Trump döneminde İran politikasının İsrail etkisiyle sertleştiğine dikkat çeken Dr. Anar Ali, “Uranyum zenginleştirme, balistik füze kapasitesi ve vekil güçlere verilen destek de artık kırmızı çizgiler arasında değerlendiriliyor. Bu değişim, İran’a yönelik müdahale zeminini genişletmiştir. Önceden sadece nükleer silah temel kırmızı çizgiydi, ancak bugün kapsam çok daha geniştir” dedi.
KÜRESEL SİYASETTE TRUMP ANALİZİ VE “GORBAÇOV ANI”
Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar, küresel medya ve ideolojik çatışmalara dikkat çekerek, Trump’ın politikalarının bazı çevrelerce Sovyetler Birliği’nin çözülme sürecine benzetildiğini ifade etti. Tutar, “Trump’ın uzlaşmacı görülen tavırlarının Amerikan imparatorluğunun zayıflamasına yol açacağı yönünde analizler yapılıyor. Bu durum Gorbaçov ya da Yeltsin dönemine benzetiliyor” dedi.
ÇOK KUTUPLU DÜNYA VE ABD’NİN GERİ ÇEKİLME SÜRECİ
Tutar, ABD’nin küresel hegemonyadan uzaklaştığını belirterek, “1991 sonrası ilan edilen tek kutuplu dünya anlayışından geri adım atılıyor. Amerika artık çok kutuplu dünyaya pratik olarak uyum sağlama sürecinde” değerlendirmesinde bulundu.
ABD-İSRAİL İLİŞKİLERİNİN TARİHSEL ARKA PLANI
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Kemal Olçar ise ABD ile İsrail ilişkilerinin tarihsel kökenine değinerek, “Amerika 1776’da kuruldu ve 1948 sonrası İsrail ile ilişkileri yeni bir boyut kazandı. Bu süreç İngiltere’nin küresel hegemonyasını kaybetmesiyle hızlandı” dedi.
HİZBULLAH’TAN İSRAİL’İN KUZEYİNE ROKET SALDIRILARI
Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyini hedef alan yeni roket saldırıları nedeniyle ülkenin birçok bölgesinde sirenler çaldı.
Hizbullah, İsrail’e yönelik misillemelerine yenilerini ekledi. İsrail basınında yer alan haberlere göre; Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyini hedef alan yeni roket saldırıları nedeniyle Lübnan sınırına yakın Kiryat Shmona, Safed, Nehariya ve Akka şehirleri ile Celile bölgelerinde sirenler çaldı. İsrail hava savunma sistemlerinin Hizbullah roketlerini önlemeye çalıştığı anlar kameralara yansırken, saldırıların herhangi bir hasara yol açıp açmadığına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.
TRUMP: ANLAŞMANIN YÜZDE 99'U NÜKLEER YASAK!
ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan'da İran'la yapılacak müzakerelerde olası bir anlaşma için ilk şartın "nükleer silah üretilmemesi yönünde garanti verilmesi" olacağını belirtti.
Trump, başkent Washington'dan ayrılırken uçağa binmeden önce basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.
ABD heyetinin Pakistan'a uçtuğunu ve yarın İran temsilcileriyle müzakere edeceğini belirten Trump, olası bir anlaşmanın ilk şartıyla ilgili, "Nükleer silah olmayacak. Biliyorsunuz, bence rejim değişikliği zaten gerçekleşmiş durumda ancak biz bunu hiçbir zaman bir kriter olarak belirlememiştik. Tek kriterimiz nükleer silah olmamasıydı. Anlaşmanın yüzde 99'unu da bu madde oluşturuyor." ifadelerini kullandı.
"İran'ın deniz kuvvetleri yok oldu, hava kuvvetleri, tüm uçaksavarları ve liderleri yok oldu. Tüm ülke yok oldu." diyen ABD Başkanı, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerden ücret almasına izin vermeyeceklerini bildirdi.
Trump, "Uluslararası sular olduğu için buna izin vermeyeceğiz. Eğer bunu yapıyorlarsa kimse yapıp yapmadıklarını bilmiyor ama eğer yapıyorlarsa izin vermeyeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
Olası bir anlaşma sonrası Hürmüz Boğazı'nın "otomatik olarak açılacağını" söyleyen Trump, bunun kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
Trump, "Süreç kolay olmayacaktır ama şunu söyleyebilirim, o boğazın trafiğe açılmasını oldukça kısa bir süre içinde sağlamış olacağız." dedi.
"YEDEK PLANA İHTİYACINIZ YOK"
ABD Başkanı Trump, bir soru üzerine İran'la müzakereler konusunda yedek bir plana ihtiyaç duymadıklarını belirterek, "Bir yedek plana ihtiyacınız yok. Bizim elimizde zaten bir plan var. Karşı tarafın ordusu yenilgiye uğratıldı, askeri güçleri tamamen yok oldu." diye konuştu.
Trump, İran'ın müzakerelerde sunulacak şartları kabul edeceğine inancını ifade etti.
Söz konusu müzakereye ilişkin Trump, "Yarın bir araya gelecekler. Tüm sürecin nasıl işleyeceğini hep birlikte göreceğiz." dedi.
Trump, İran'la ilgili, "Onlar, yani karşı taraf, önceki başkanlarla tam 47 yıldır müzakere yürütüp duruyorlardı, biz ise öyle uzun uzadıya konuşan bir taraf değiliz." değerlendirmesinde bulundu.