İslamabad’da uzlaşı sağlanamadı: ABD’den İran’a deniz ablukası kararı

İslamabad’da uzlaşı sağlanamadı: ABD’den İran’a deniz ablukası kararı

ABD ile İran arasındaki savaşta tansiyon düşmezken, taraflar Pakistan’ın başkenti İslamabad’da bir araya geldi. Ateşkes beklentisiyle başlayan görüşmeler anlaşma sağlanamadan sona erdi. Gelişmelerin ardından CENTCOM, İran limanlarına yönelik deniz ablukası başlatılacağını duyurdu.

Dünyanın gözü Orta Doğu'da yaşanan ABD/İsrail - İran savaşına çevrilirken Pakistan'da yapılan ateşkes görüşmelerinden sonuç çıkmadı. İki taraf da birbirini aşırılıkla suçlarken savaşın nasıl bir yöne doğru gideceği merak konusu...

İŞTE 12 NİSAN TARİHİNDE ANBEAN YAŞANANLAR

CANLI ANLATIM

İRAN'DAN ABD'YE ABLUKA TEPKİSİ

ABD’nin İran limanlarına giriş ve çıkışları kapsayan deniz trafiğine yönelik abluka kararına İran cephesinden tepki geldi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ABD’nin kararının benzin fiyatlarında daha fazla artışa yol açacağına dikkat çekerek, "Şu an pompaya yansıyan benzin fiyatlarının tadını çıkarın. Sözde 'abluka' ile birlikte, yakında 4-5 dolarlık benzini özleyeceksiniz" dedi.

Kalibaf, farklı benzin istasyonlarındaki fiyatları gösteren bir uygulamada yaptığı "Beyaz Saray’a yakın benzin istasyonu" aramasının ekran görüntüsünü paylaştı.

 

İRAN: ABD HİÇBİR DERS ALMAMIŞ

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilen müzakerelere ilişkin açıklamada bulundu.

Arakçi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Son 47 yılın en üst düzeyde yürütülen yoğun görüşmelerinde İran, savaşı sona erdirmek amacıyla ABD ile iyi niyet çerçevesinde temas kurdu. Ancak İslamabad Mutabakat Zaptı’na sadece birkaç adım kala maksimalist talepler, sürekli değişen şartlar ve abluka ile karşılaştık. Hiçbir ders alınmamış. İyi niyet, iyi niyet doğurur. Düşmanlık ise düşmanlık doğurur" ifadelerini kullandı. 

ABD’DEN İRAN’A DENİZ ABLUKASI KARARI

CENTCOM, 13 Nisan saat 17.00'de (TSİ) İran limanlarına giren veya bu limanlardan çıkan tüm gemilere yönelik deniz ablukası başlatacağını duyurdu

 

"HÜRMÜZ BOĞAZI SONSUZA KADAR İRAN'IN VE BÖLGENİN OLACAK"

İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü Rıza Telayi Nik, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünün sonsuza kadar İran'ın ve bölgenin elinde kalacağını söyledi.

İran basınına göre, Telayi Nik, Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklamalarda bulundu.

Sözcü Telayi Nik, açıklamasında, "Hürmüz Boğazı'nın kontrolü sonsuza kadar İran'ın ve bölgenin elinde kalacak." dedi.

ABD ve İsrail'in, İran'daki sistemi devirmek için ortaya koyduğu çabanın başarısızlığa uğradığını ve bunun İran'ı daha güçlü ve sağlam hale getirdiğini savunan Telayi Nik, "Bu savaş sırasında düşmanın en gelişmiş uçakları zarar gördü ve yok oldu." ifadesini kullandı. 
 

NETANYAHU MOSSAD BAŞKANINI DEĞİŞTİRDİ

İsrail istihbarat teşkilatı MOSSAD'da deprem etkisi yaratan bir görev değişimi yaşanıyor. 7 Ekim saldırıları sonrası hedef tahtasına oturtulan teşkilatın başına, istihbarat geçmişi olmayan ancak katil Netanyahu’nun "sağ kolu" olarak bilinen General Roman Goffman getiriliyor. İsrail’in en karanlık koridorlarında alınan bu karar, dünya başkentlerinde yankılanmaya devam ediyor.

Görev değişiminin bir tasfiye mi yoksa planlı bir rotasyon mu olduğu sorusuna açıklık getiren A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "Şimdi herkes 'görevden alındı' olarak yorumladı ama zaten Aralık ayında karar verilmişti Mossad Başkanı'nın değişmesine. Çünkü 5 yıl oluyor görev süreleri. Mevcut Mossad Başkanı David Barnea. Şimdi yerine gelen isim tartışma konusu ama Aralık ayı itibarıyla Netanyahu zaten Roman Goffman'ı atayacağını duyurmuştu" ifadelerini kullandı.

Goffman’ın bir istihbaratçı değil, asker kökenli bir figür olduğuna dikkat çeken Emine Kavasoğlu, "Tartışma konusu olmasının sebebi şu: Çünkü Roman Goffman'ın bir istihbarat geçmişi yok, general. Daha önce bir istihbarat faaliyetinde bulunmamış, istihbarat birimlerinde çalışmamış. Dolayısıyla bu sebeple biraz tereddütle yaklaşılan bir isimdi. Netanyahu'nun askeri sekreteri olarak yıllardır görev yapıyor" dedi.

Goffman’ın ataması her ne kadar Aralık ayında planlanmış olsa da, kamuoyundaki "cezalandırma" algısı hala tazeliğini koruyor. MOSSAD Başkanı Barnea’nın siyasi arenadaki etkisine değinen Emine Kavasoğlu, "Böyle bir ortamda değişiklik olunca herkes 'Fatura acaba Mossad'a mı kesildi?' değerlendirmelerinde bulunuyor. Çünkü Netanyahu ve Trump'ı ikna edenin Mossad Başkanı olduğu iddiaları konuşuluyor günlerdir. Ve tabii bir de 2023 yılında gerçekleşen baskın var herkesin hafızalarında; Mossad'ı hedef tahtasına koyduğu 7 Ekim saldırıları sonrası. İşte dolayısıyla şimdi bunlar üst üste gelince herkesin aklında 'Mossad Başkanı görevden alındı' diye bir fikir oluştu" şeklinde konuştu.
 

 

İRAN: TRUMP ÇIKŞ YOLU ARIYORSA GÜVENİMİZİ KAZANSIN

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, "ABD eğer kendisi için bir çıkış yolu arıyorsa, bunun tek yolu İran halkının güvenini kazanmaktır" dedi.

 

İRAN: YAKLAŞAN ASKERİ GEMİLER ATEŞKES İHLALİ SAYILACAK

 İran, askeri gemilerin herhangi bir amaçla Hürmüz Boğazı'na yaklaşmasının ateşkes ihlali kabul edileceğini bildirdi.

Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'li yetkililerin Hürmüz Boğazı'na ilişkin ifadeleri üzerine yazılı açıklama (59 numaralı bildiri) yaptı.

Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın İran’ın kontrolü altında bulunduğu ve "belirli düzenlemelere uygun olarak sivil gemilerin zararsız geçişine açık olduğu" belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

"Herhangi bir gerekçe veya bahane ile Hürmüz Boğazı'na yaklaşmayı amaçlayan herhangi bir askeri gemi, ateşkes ihlali kabul edilecek ve ağır şekilde cezalandırılacaktır."

HAKAN FİDAN MÜZAKERE HEYETLERİYLE GÖRÜŞTÜ

Dışişleri Bakanlığı kaynakları: Bakan Fidan, İslamabad'daki müzakerelere katılan ABD'li ve Pakistanlı yetkililerle bugün telefon görüşmeleri yaptı.

Görüşmelerde, İslamabad'daki müzakerelerde taraflarca ortaya konulan yaklaşımlar değerlendirildi ve bundan sonraki süreç ele alındı.

 

ORTA DOĞU'DA MÜZAKERE ÇIKMAZI! TAHRAN'DA SON DURUM NE?

Dünyanın gözü günlerdir Pakistan’da yürütülen kritik ateşkes görüşmelerindeyken, ABD Başkanı Donald Trump’tan gelen son açıklamalar tüm dengeleri altüst etti.

A Haber muhabiri Ekber Karabağ, sıcak bölge Tahran’dan aktardığı bilgilerde, "Yaklaşık 5-6 gündür ateşkes meselesini ve Pakistan'da yapılan o görüşmeleri takip ediyorduk, onlar gündemdedir. Ancak Donald Trump'ın son açıklamasıyla birlikte bir anda gündem değişmiş oldu. Gündem tekrardan, geçtiğimiz günlerde de olduğu gibi savaş meselesine yoğunlaşmış oldu" ifadelerini kullanarak bölgedeki atmosferin ciddiyetini vurguladı.

TRUMP’TAN HÜRMÜZ ÇIKIŞI: "YA HERKES KULLANACAK YA KİMSE!"

Beyaz Saray’dan yükselen savaş tamtamları, İran’ın can damarı olan Hürmüz Boğazı’nı hedef aldı. Donald Trump’ın İran’a yönelik deniz ambargosu ve ablukasından bahsettiği konuşmasında, "Ya herkes boğazı kullanacak ya kimse kullanamayacak" sözleriyle İran’a açıkça meydan okuduğu görüldü. Trump ayrıca, "İşte yeni filomuz yola çıktı" diyerek bölgeye gönderilen dev Amerikan donanmasıyla tehditlerinin dozunu artırdı.

DEVRİM MUHAFIZLARINDAN SERT CEVAP: "AMERİKA’YI ÖLÜM FIRTINASI BEKLİYOR"

Washington’dan gelen bu küstah tehditlere Tahran’ın cevabı gecikmedi. İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri tarafından yapılan resmi açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki varlığına yönelik çok sert bir uyarı yer aldı. Devrim Muhafızları yetkilileri, "Amerika'nın böyle bir hata yapması durumunda, bölgede fırtınalı ölüm karşı tarafı bekliyor" sözleriyle, olası bir askeri müdahalede ABD’yi bir felaketin beklediğini dünyaya ilan etti.

İRAN: ABD-İSRAİL SALDIRILARINDA 942 OKUL ZARAR GÖRDÜ

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırılar sonucunda ülke genelinde 942 okulun zarar gördüğünü söyledi.

İran basınına açıklamada bulunan Muhacerani, ABD-İsrail saldırılarında zarar gören okullar ile sivil yapılara ilişkin bilgi verdi. ABD ve İsrail saldırılarında 942 okulun zarar gördüğünü ve bunlardan 18’inin tamamen yıkıldığını belirten Muhacerani, zarar gören okulların yenilenmesi için 2-3 ay gibi bir vakte ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Muhacerani, saldırılarda ayrıca 100 bini konut, 20 bin 500’ü ticari alan ve 339’u sağlık merkezi olmak üzere toplamda 125 bin 640 sivil birimin hasar gördüğünü belirtti.

Zarar gören sivil birimlerin yenilenmesi için 3-24 ay arası bir sürenin öngörüldüğünü ifade eden Muhacerani, saldırılarda evleri zarar gören vatandaşların evlerini yenilemek için konut kredisi imkanından faydalanabileceğini kaydetti.

TERÖR ORDUSUNDAN İRAN'A SALDIRI İÇİN "HAZIR OL" TALİMATI

 İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'in, Pakistan'ın başkenti İslamabad'daki ABD-İran müzakerelerinden sonuç alınamaması üzerine İsrail ordusuna İran'a yeniden saldırılara hazır olma talimatı verdiği belirtildi.

ALARM SEVİYESİ YÜKSELTİLDİ

İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre Zamir, orduya alarm seviyesinin yükseltilmesi emrini verdi.

ABD-İran müzakerelerinin sonuçsuz kalmasının ardından Zamir, İsrail ordusuna alarm seviyesini yükselterek yakın gelecekte İran'a yeniden saldırıların başlaması ihtimaline karşı hazır olma talimatı verdi.

İsrail ordusu kaynakları, ordunun İran'a yönelik daha önceki iki saldırı öncesine benzer bir uygulama çerçevesinde yeniden "hazırlık modu"na geçtiğini aktardı.

Haberde, İsrail Askeri İstihbarat Dairesi'nin (AMAN), İran'daki hedef listelerini genişletme çalışmalarını hızlandırdığı, öncelikli hedefler arasında füze sistemleri, füze rampaları ve destek altyapısının olacağı ileri sürüldü.

Ayrıca İsrail'in hava savunma sistemlerini güçlendirdiği ve farklı cephelerde eş zamanlı saldırı dahil çeşitli senaryolara hazırlandığı iddia edildi.

İsrailli savunma yetkililerinin ise müzakerelerde taraflar arasındaki uçurumun derinleştiğini ve diplomatik çözüm için zamanın daraldığını değerlendirdiği aktarıldı.

"MAYINLARI İMHA EDECEĞİZ"

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile müzakerelerin ardından yaptığı açıklamada İran'ın nükleer hedeflerinden vazgeçmediğini ve "ABD donanmasının, Hürmüz Boğazı'na girmeye veya boğazdan çıkmaya çalışan tüm gemileri ablukaya alma sürecini başlatacağını" belirtti.

Trump, sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, İran ile sabahın erken saatlerinde başlayıp gece boyu, yaklaşık 20 saat sürdüğünü aktardığı müzakerelerle ilgili açıklama yaptı.

ABLUKA BAŞLAYACAK

İran'ın nükleer hedeflerinden vazgeçmeye isteksiz olduğunu kaydeden Trump, "Birleşik Devletler Donanması, derhal Hürmüz Boğazı'na girmeye veya boğazdan çıkmaya çalışan tüm gemileri ablukaya alma sürecini başlatacak." ifadelerini kullandı.

Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı açmaya söz verip bilerek bunu yapmadığını, bu durumun birçok kişi ile ülke için zorluklara yol açtığını savunarak "Tüm donanmaları ve mayın bırakıcılarının çoğu tamamen havaya uçurulsa da suya mayın koyduklarını söylüyorlar. Bunu yapmış olabilirler ancak hangi gemi sahibi bunu riske atmak ister?" görüşünü paylaştı.

"KİTAPTAKİ TÜM KANUNLARI İHLAL EDİYORLAR"

İran'ın "itibarına kalıcı zarar geldiğini" vurgulayan Trump, "Söz verdikleri gibi uluslararası su yolunu bir an önce açma sürecine başlasalar iyi olur. Kitaptaki tüm kanunları ihlal ediyorlar." yorumunu yaptı.

Trump, ABD donanmasına, İran'a geçiş ücreti ödemiş olan uluslararası sulardaki her gemiyi tespit edip durdurma talimatı verdiğini ve Tahran'ın boğaza döşediği mayınları imha edeceklerini duyurarak "Yasa dışı geçiş ücreti ödeyen hiç kimse açık denizlerde güvenli geçiş hakkına sahip olmayacak." dedi.

ABD'ye ya da "barışçıl gemilere ateş açan İranlıları cehenneme göndereceklerini" savunan Trump, birçok açıdan, üzerinde mutabık kalınan hususların, askeri operasyonlarını sonuna kadar sürdürmelerinden daha iyi olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:

"Ancak nükleer gücün böylesine dengesiz, zorlu ve öngörülemez kişilerin eline geçmesine izin vermekle karşılaştırıldığında, tüm bu hususların hiçbir önemi kalmaz."

NÜKLEER HEDEFLERİ NEDENİYLE ÇOĞU LİDERLERİ ÖLDÜ"

Trump, boğaza izin verilenlerin girip çıkabileceği bir sonuca ulaşabileceklerini ancak İran'ın "bir yerlerde mayın olabilir" diyerek buna izin vermediğini savundu ve bunu "şantaj" şeklinde niteleyerek buna izin veremeyeceklerini kaydetti.

İran'ın bu duruma nasıl son verebileceklerini bildiğini ve "nükleer hedefleri nedeniyle çoğu liderlerinin öldüğünü" vurgulayan Trump, "Abluka yakında başlayacak. Diğer ülkeler de bu ablukanın bir parçası olacak." dedi.

Trump, ABD'nin her duruma hazırlıklı olduğunu ve "İran'da kalanı bitireceklerini" savunarak "İran, en önemli konudan vazgeçmiyor ve her zaman en başından bu yana, yıllar önce de dediğim gibi İran hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmayacak." ifadesine yer verdi.

Öte yandan, Trump, damadı Jared Kushner, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un İslamabad'daki görüşmeler hakkında kendisini bilgilendirdiğini söyleyerek Pakistan'ın Hindistan ile gerilim nedeniyle kendisine teşekkür ettiğini aktardı.

PAKİSTAN'DAN İKİ TARAFA DA ÇAĞRI

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, İslamabad'da Tahran ile Washington arasında yürütülen görüşmelerde ortak bir çerçeveye ve anlaşmaya ulaşılamamasının ardından, tarafların ateşkes taahhütlerini sürdürmelerinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

Pakistan Dışişleri Bakanlığının, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre, Dar, barış görüşmeleri davetini kabul ettikleri için İran ve ABD'ye teşekkür etti.

Dar, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın başkanlığındaki heyet ile ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in liderliğindeki heyetin İslamabad'da yaklaşık 24 saat süren yoğun müzakereler gerçekleştirdiğini belirtti.

Kalıcı barış ve refahın yalnızca bölge için değil, küresel düzeyde de kritik olduğuna işaret eden Dar, "Tarafların ateşkes taahhütlerini sürdürmeleri hayati önem taşımaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

İRAN: ABD BİZİM MANTIĞIMIZI ANLADI

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Pakistan'da gerçekleştirilen İran-ABD müzakerelerine ilişkin, "ABD bizim mantığımızı ve ilkelerimizi anladı. Güvenimizi kazanıp kazanamayacaklarına karar verme zamanıdır." dedi.

Kalibaf, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan, İran-ABD müzakerelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Müzakereler öncesinde iyi niyetlerini ve gerekli iradeye sahip olduklarını vurguladıklarını aktaran Kalibaf, "Daha önceki iki savaş nedeniyle karşı tarafa güvenimiz yok. ABD bizim mantığımızı ve ilkelerimizi anladı. Karşı taraf bu müzakere turunda İranlı heyetin güvenini kazanamadı. Güvenimizi kazanıp kazanamayacaklarına karar verme zamanıdır." ifadesini kullandı.

İRAN VE PAKİSTAN HATTINDA DİPLOMASİ TRAFİĞİ KİLİTLENDİ

Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı İshak Dar'ın başarısız geçen görüşmelerin ardından yaptığı açıklamaları değerlendiren A Haber muhabiri Fakhur Rahman, bölgedeki ateşkesin korunması noktasında ciddi kaygılar yaşandığını ifade etti. Rahman, İran'ın nükleer programı üzerinden yürütülen pazarlıklarda tarafların kırmızı çizgilerinden ödün vermemesi nedeniyle diplomatik yolların tıkandığını ve Pakistan'ın istikrar için arabuluculuk rolüne devam etmeye hazır olduğunu vurguladı.

PAKİSTAN'DAN TARAFLARA ATEŞKES VE DİALOG ÇAĞRISI

Pakistan’ın bölgedeki gerilimi düşürmek için yoğun bir çaba sarf ettiğini belirten Fakhur Rahman, Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı İshak Dar’ın görüşmelerin ardından her iki tarafa da ateşkese sadık kalmaları yönünde telkinde bulunduğunu söyleyerek, "Pakistan makamları bölgede huzur ve istikrar için kendi rollerini oynamaya her zaman hazır oldukları mesajını veriyorlar" sözleriyle aktardı. Rahman, ateşkesin geleceği konusundaki endişelerin sürdüğünü ancak Pakistan'ın diyalog kanallarını açık tutmak için girişimlerini sürdüreceğini ifade etti.

ABD'NİN 'NÜKLEER GARANTİ' TALEBİNE İRAN'DAN RET

Müzakerelerin en kritik noktasının İran'ın nükleer silah kapasitesi olduğunu dile getiren Rahman, ABD yönetiminin İran'ın hiçbir şekilde nükleer silah sahibi olmayacağına dair ömür boyu garanti istediğini belirterek, "İran, ulusal çıkarları ve egemenliği söz konusu olduğunda hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğini ve bağımsızlığından taviz vermeyeceğini net bir şekilde ortaya koydu" ifadelerini kullandı. Rahman, İran’ın Batı'dan gelen bu taleplere karşı kendi şartlarını dayatmaya devam ettiğini bildirdi.

HÜRMÜZ BOĞAZI VE YAPTIRIMLAR KRİZİ TETİKLİYOR

Diplomatik trafiğin kilitlendiği diğer önemli başlıkları da sıralayan Fakhur Rahman, Hürmüz Boğazı'nın kontrolü ve ekonomik yaptırımlar konusundaki anlaşmazlığın sürdüğünü belirterek, "İran tarafı dondurulmuş varlıklarının iade edilmesini, yaptırımların tamamen kaldırılmasını ve tazminat ödenmesini talep ederken, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyi de kesin bir dille reddetti" sözleriyle durumu özetledi. Rahman, bu şartlar altında yeni bir görüşme turunun planlanmadığını ve diplomatik çabaların şu an için karşılıksız kaldığını ifade etti.

ABD İLE İRAN ARASINDA SICAK ÇATIŞMA RİSKİ

İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında gerçekleşen ve tarihin en uzun süreli görüşmesi olarak nitelendirilen müzakerelerden somut bir sonuç çıkmadı. Taraflar ülkelerine dönerken, Hürmüz Boğazı'nın statüsü, nükleer program ve yaptırımlar gibi hayati konularda uzlaşma sağlanamadı. Tahran’daki son gelişmeleri aktaran A Haber muhabiri Ekber Karabağ, diploması masasının henüz tamamen kapanmadığını ancak belirsizliğin sürdüğünü bildirdi.

DİPLOMASİ MASASINDA KARAMSAR HAVA

Müzakerelerin ardından her iki heyet de ülkelerine dönerken, sürecin gidişatına ilişkin ilk değerlendirmeler Tahran yönetiminden geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Diplomasi masasının hala kapalı olmadığını" belirterek görüşmelerin devam edebileceği sinyalini verdi. Ancak sözcü, müzakerelere "Çok karamsar bir havada ve karşı tarafa güven duyulmayan bir ortamda" oturduklarını ifade ederek masadaki gerilimi gözler önüne serdi. Görüşmelerde yaptırımların kaldırılması ve nükleer meseleler gibi ana başlıklar ele alınsa da taraflar arasındaki güven bunalımı aşılamadı.

HÜRMÜZ BOĞAZI VE NÜKLEER ÇIKMAZ

Müzakerelerin en büyük tıkanma noktalarından birini Hürmüz Boğazı ve İran’ın nükleer faaliyetleri oluşturdu. İran, savaş süresince kontrolü altına aldığı Hürmüz Boğazı için yeni bir hukuki statü tanımlamaya çalışırken, ABD tarafı bu talebe sıcak bakmıyor. Nükleer program konusunda da benzer bir çıkmaz yaşanıyor; ABD tarafı İran için "Sıfır zenginleştirilmiş uranyum" şartını koşarken, İran yönetimi düşük düzeyde de olsa bu faaliyetlerin devam etmesi gerektiğini savunuyor. Ayrıca Katar’da dondurulan 6 milyar dolarlık İran kaynağının serbest bırakılması konusu da tam bir mutabakata varılamayan maddeler arasında yer alıyor.

SAVAŞIN GELECEĞİ VE SON TEKLİF

14 günlük ateşkesin sonuna gelinirken, bölgede savaşın yeniden başlayıp başlamayacağı merak konusu. ABD heyeti Pakistan’dan ayrılmadan hemen önce İran tarafına son bir teklif iletti ve bu teklifin değerlendirilmesini istedi. Tahran'ın bu son teklife vereceği yanıt, bölgedeki dengeleri değiştirebilir. A Haber muhabiri Ekber Karabağ, "14 günlük ateşkesin sonucunda tarafların kaldığı yerden devam etmesine ilişkin ciddi yorumlar yapılıyor" sözleriyle bölgedeki sıcak çatışma riskinin hala masada olduğunu vurguladı.

İRAN: YENİ BİR GÖRÜŞME PLANLAMIYORUZ

İran basını, Tahran yönetiminin ABD ile yeni bir müzakere turu planlamadığını öne sürdü.

İran'ın Fars Haber Ajansı, müzakere heyetine yakın bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Tahran yönetiminin ABD ile yeni bir görüşme turu düzenlemeyi planlamadığını bildirdi.

Haberde görüşlerine yer verilen kaynak, ABD heyetinin müzakere masasından ayrılmak için bir bahane aradığını belirterek, bunun Washington yönetiminin beklentilerini düşürmeye istekli olmadığını gösterdiğini ifade etti.

 

İRAN: TEK TOPLANTIDA ANLAŞMAYA VARILAMAMASI DOĞAL

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Pakistan’ın başkenti İslamabad'da gerçekleştirilen ABD-İran dolaylı görüşmelerini İran basınına değerlendirdi. Bekayi, görüşmelerin ABD'ye duyulan güvensizlik atmosferinde gerçekleştirildiğini söyleyerek, “Bu görüşmeler, ABD ve İsrail'in 9 ay içinde ikinci kez giriştikleri ve 40 gün süren bir savaşın ardından, sadece güvensizlik değil, kuşku ve şüphenin hakim olduğu bir atmosferde yapıldı. Bu nedenle tek bir toplantıda anlaşmaya varılmaması doğaldır. Zaten kimsenin böyle bir beklentisi de yoktu” diye konuştu.

Bekayi, anlaşmaya varılamamasındaki diğer bir sebebin de kendine özgü zorlukları bulunan Hürmüz Boğazı ile bölge konularının bu müzakerelere ilave edilmesi olduğunu kaydetti. Bekayi, "Bu durum görüşmeleri daha karmaşık hale getirdi" ifadesini kullandı.

 

 

TRUMP’TAN İSRAİL’E BEYRUT ÜLTİMATOMU: SALDIRILAR DURACAK MI?

A Haber muhabiri Emine Kavasoğlu, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını azaltma kararı aldığına dair iddiaları ve Donald Trump’ın bu süreçteki belirleyici rolünü Tel Aviv’den canlı yayında aktardı. Washington’daki görüşmelerden çıkacak kararın sahadaki yansımalarını değerlendiren Kavasoğlu, İsrail’in ateşkes ve saldırıları durdurma konusundaki siciline dikkat çekti.

TRUMP’IN KARARI BELİRLEYİCİ OLACAK

Bölgedeki diplomatik trafiğin sahadaki ateşi düşürüp düşürmeyeceği merak edilirken Emine Kavasoğlu, "Aslında Washington’daki görüşme Trump’ın vereceği karara bağlı. Çünkü Trump zaten Lübnan’a yönelik saldırıların, daha ziyade Beyrut’a yönelik saldırıların azaltılması için bir ültimatomda bulundu." ifadelerini kullandı. Trump’ın bu baskısının askeri kanatta bir karşılık bulduğunu belirten Kavasoğlu, "Bunlar bir emir komuta zincirine ve özel izinlere tabi tutuldu. İsrail medyasına yansıyan buydu; askeri kanat istediği şekilde Lübnan’ı vurmayı sürdüremeyecek. Netanyahu da dahil bu mekanizma bu şekilde işleyecek." sözleriyle son durumu aktardı.

SALDIRILARDA "BEYRUT" AYRINTISI

İsrail ordusunun yaptığı açıklamalara rağmen sahadaki gerçekliğin farklı olduğunu vurgulayan Kavasoğlu, "Dün ordu tarafından 'saldırıları azaltma kararı aldık' denildi ancak görüyoruz ki Lübnan’a yönelik saldırılar henüz azaltılmadı. Trump’tan yeni bir ültimatom gelir, 'görüşmelere devam edeceğiz' denilirse Netanyahu hükümeti yeniden o saldırıları azaltma yoluna gidebilir." değerlendirmesinde bulundu. Bu azaltmanın kapsamına da değinen Kavasoğlu, "Bu Lübnan genelinde bir azaltma olmayacak, sadece Beyrut’u ayrı tutarak bir karar mekanizması işletiyorlar. Dolayısıyla saldırılar azalarak da olsa hala devam ediyor." ifadelerini kullandı.

İSRAİL’İN ATEŞKES SİCİLİ GÜVEN VERMİYOR

Washington’daki görüşmelerin bir ateşkes umuduyla takip edildiğini ancak İsrail’in geçmişteki tutumunun bu umutları gölgelediğini belirten Emine Kavasoğlu, "İsrail’in bu olası anlaşmalara ne kadar sadık kalacağını zaman gösterecek. Çünkü bugüne kadar İsrail’in imza attığı, taraf olduğu başta Gazze dahil birçok ateşkes gördük ama İsrail bunların hiçbirine uymadı." sözleriyle aktardı. İsrail’in saldırgan tutumunun devam ettiğini hatırlatan Kavasoğlu, "Halen Gazze’ye ölüm yağdırmaya devam ediyorlar. Keza Lübnan’da bir azaltma yaşanacak dendi ama o azaltma gerçekleşmedi. İsrail’in her cephede müzakerelere ne kadar sadık kalacağını yine kendi hareketleri belirleyecek." ifadeleriyle konuşmasını noktaladı.

SAVAŞ TAMBURLARI YENİDEN ÇALIYOR!

Ortadoğu’da barış umutları yerini yeniden derin bir belirsizliğe bırakıyor. ABD ve İran heyetlerinin Pakistan’daki kritik temaslarının ardından bölgeden ayrılması, bsorusunu gündeme taşıdı. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun savaşı yayma stratejisi ve Lübnan cephesindeki işgal planları, bölgeyi geri dönüşü olmayan bir kaosa sürüklüyor. Uzmanlar, masadaki ateşkes metninin "yapıcı muğlaklık" ile dolu olduğunu ve İsrail’in Lübnan’ı da kapsayan bir barışa şiddetle karşı çıktığını vurguluyor. İşte A Haber farkıyla krizin tüm perde arkası…

NETANYAHU’NUN SAVAŞ SİYASETİ: "GÖZLERİN GAZZE’YE DÖNMESİNİ İSTEMİYOR"

Ortadoğu’daki ateşkes sürecinin önündeki en büyük engelin İsrail iç siyaseti olduğunu vurgulayan uzmanlar, Netanyahu’nun iktidarını korumak için savaşa muhtaç olduğunu belirtiyor. Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Vakur Sümer, "Netanyahu savaşın sona ermesini istemez çünkü savaş sona erdiği zaman bütün gözler Gazze’ye ve Filistin’e dönecek" ifadelerini kullandı. Sahadaki durumun her an patlamaya hazır bir barut fıçısı olduğunu hatırlatan Sümer, "Her an için bozulmaya yatkın bir ateşkes süreci olarak bunu değerlendiriyorum" sözleriyle sürecin kırılganlığına dikkat çekti.

LÜBNAN CEPHESİNDE KRİTİK EŞİK: LİTANİ NEHRİ PLANI

İran’ın ABD’ye sunduğu 10 maddelik teklifin en kritik noktasının Lübnan ve Hizbullah olduğu ifade ediliyor. Bölgedeki stratejik hedefleri değerlendiren Prof. Dr. Önder Aytaç Afşar, "İran’ın önerileri içerisinde Lübnan’ı da kapsayan bir ateşkes çağrısı varken, Netanyahu’nun bu savaşı devam ettirme niyetinde olduğunu görüyoruz" dedi. İsrail’in asıl hedefinin Lübnan’ın güneyini kontrol altına almak olduğunu belirten Afşar, "İsrail, Lübnan’ı Litani Nehri’ne kadar işgal edip kendisine daha güvenli bir tampon bölge oluşturmak istiyor. Temel amaç, İran ile doğrudan karşı karşıya gelinecek bir savaşı tetiklemek ve kaotik ortamdan askeri harekatlarla faydalanmaktır" değerlendirmesinde bulundu.

DİPLOMASİDEKİ TUZAK: "YAPICI MUĞLAKLIK"

Ateşkes metinlerindeki ifadelerin taraflarca farklı yorumlanması, barışın önündeki en büyük diplomatik engel olarak görülüyor. Anlaşma metinlerindeki detaylara dikkat çeken uzmanlar, "Uluslararası ilişkiler literatüründe 'yapıcı muğlaklık' denilen bir kavram var; anlaşma maddeleri özellikle muğlak bırakılıyor ki taraflar istediği şekilde yorumlayabilsin" ifadelerini kullandı. İsrail’in Lübnan maddesine kesin bir dille itiraz ettiğini aktaran uzmanlar, "İran tarafı Lübnan maddesinin geçtiğini söylese de İsrail, anlaşma hükümlerinde böyle bir maddenin yer almadığını iddia ederek saldırılarını meşrulaştırmaya çalışıyor" şeklinde konuştu.

ABD’NİN "ONURLU ÇIKIŞ" AYARI VE İSRAİL’İN DİRENCİ

Savaşın küresel maliyeti ve yaklaşan seçimler nedeniyle Washington’ın strateji değişikliğine gittiği ancak İsrail’in bu plana uymadığı görülüyor. Süreci özetleyen Prof. Dr. Önder Aytaç Afşar, "ABD savaştan onurlu bir çıkış arıyor; petrol fiyatlarındaki artış ve küresel piyasalardaki arz şoku Amerika üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor" dedi. Başlangıçtaki hedeflerin uzağında kalındığını hatırlatan Afşar, "İran’ın nükleer kapasitesini yok etmek ve Hürmüz Boğazı’nı tamamen kontrol altına almak gibi hedeflerin karşılanmadığını görüyoruz. ABD bu maliyetten kurtulmak isterken, İsrail ise Hizbullah’ı tamamen güçsüzleştirmek için saldırılarını artırma eğiliminde" sözleriyle sahadaki derin çatışmayı aktardı.

ABD HEYETİ PAKİSTAN'DAN AYRILDI

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance liderliğindeki ABD heyetinin, İran’la yürütülen müzakerelerden sonuç alınamaması üzerine Pakistan’dan ayrıldığı bildirildi.

 

İRAN DIŞİŞLERİ BAKANI SÖZCÜSÜ: ABD'YE ÇOK GÜVENSİZLİK VAR

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi yaptığı açıklamada "ABD'ye bu kadar güvensizlik varken anlaşmaya bir toplantıda varılmaması doğaldır" ifadelerini kullandı.

 

 

Ahaber

İRAN: ABD AŞIRI TALEPLERDE BULUNDU

İran medyasında, İslamabad'daki Tahran-Washington görüşmelerinde ortak bir çerçeve ve anlaşmaya varılamamasının nedeninin ABD'nin aşırı talepleri olduğu öne sürüldü.

İran devlet televizyonu, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da düzenlenen İran-ABD görüşmelerinin sona erdiğini duyurdu.

İslamabad'da yaklaşık 21 saat süren ABD-İran müzakerelerinin özellikle Hürmüz Boğazı meselesi ve nükleer materyallerin ülke dışına çıkarılması gibi konularda anlaşma sağlanamadığı belirtildi.

İran heyetinin, çeşitli girişimlerle ABD tarafını ortak bir çerçeveye yönlendirmeye çalıştığı öne sürülürken, ABD tarafının aşırı taleplerinin ortak bir çerçeve ve anlaşmanın oluşmasını engellediği iddia edildi.

ABD: BİR ANLAŞMAYA VARILMADAN GERİ DÖNÜYORUZ

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da İran'la yapılan doğrudan müzakerelerin "bir anlaşmaya varılamadan" sona erdiğini açıkladı.

ABD Başkan Yardımcısı Vance, toplam 21 saat sürdüğü belirtilen doğrudan görüşmelerin ardından basın mensuplarına açıklama yaptı.

Vance, "21 saattir bu konuyla uğraşıyoruz ve İranlılarla bir dizi önemli görüşme yaptık. Bu iyi haber. Kötü haber ise bir anlaşmaya varamamış olmamız. Bence bu, ABD için olduğundan çok İran için kötü bir haber. Dolayısıyla bir anlaşmaya varamadan ABD'ye geri dönüyoruz." ifadelerini kullandı.

ABD Başkan Yardımcısı, İran'ın nükleer silah konusunda istedikleri taahhüdü vermediğini vurgulayarak, "Gerçek şu ki, İran'ın nükleer silah peşinde koşmayacağına ve nükleer silaha ulaşmasını sağlayacak araçları aramayacağına dair kesin bir taahhüt görmemiz gerekiyor. İranlıların uzun vadede nükleer silah geliştirmeyeceklerine dair temel bir taahhüdü görüyor muyuz? Henüz bunu görmedik." değerlendirmesinde bulundu.

ABD olarak temel taleplerini en net şekilde ortaya koyduklarını ancak İran'ın "bu şartları kabul etmemeyi tercih ettiğini" söyleyen Vance, ABD Başkanı Donald Trump'la da defalarca telefonda görüştüklerini kaydetti.

Vance, "Buradan ayrılıyoruz ve çok basit bir teklifle, nihai ve en iyi teklifimiz olan bir mutabakat metniyle ayrılıyoruz. İranlıların bunu kabul edip etmeyeceğini göreceğiz." şeklinde konuştu.

Ahaber