CANLI | ABD İran saldırısında 140 askeri hedefi vurdu! İran'dan misilleme: Bahreyn ve BAE'de alarmlar çaldı

CANLI | ABD İran saldırısında 140 askeri hedefi vurdu! İran'dan misilleme: Bahreyn ve BAE'de alarmlar çaldı

ABD, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari bir gemiye ateş açan İran'a karşı bu hafta üçüncü saldırı turunu başlatırken 140 askeri hedefin vurulduğu paylaşıldı. Bu saldırılar sonrası İran Hürmüz'ü kapatırken BAE, Kuveyt, Katar ve Bahreyn'e yönelik misilleme saldırıları düzenledi. Çok sayıda ülkede kritik seviyede alarm verildi.

ABD'nin, Hürmüz Boğazı'nda ticari bir gemiye ateş açan İran'a yönelik bu hafta başlattığı üçüncü saldırı dalgasında 140 askeri hedefin vurulduğu bildirildi. Operasyonların ardından İran, Hürmüz Boğazı'nı ulaşıma kapatırken Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve Bahreyn'i hedef alan misilleme saldırıları düzenledi.
Bölgedeki gerilim tırmanırken çok sayıda ülke güvenlik alarm seviyesini en üst düzeye çıkardı.

İŞTE ORTA DOĞU'DAN ANBEAN GELİŞMELER

CANLI ANLATIM

İRAN'DAN AÇIKLAMA: ANLAŞMALAR SONA ERDİ

İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Kalibaf ABD ile İran arasında varılan mutabakat anlaşması ile ilgili "Tek taraflı anlaşmalar dönemi sona erdi." dedi.

BAHREYN'DE ALARM

Bahreyn İçişleri Bakanlığı, İran saldırısı nedeniyle ülke genelinde bir kez daha sirenlerin çaldığını duyurdu

KATAR: DURUM NORMALE DÖNDÜ

Katar'da güvenlik tehdidinin sona erdiği ve ülkede durumun normale döndüğü bildirildi. Katar İçişleri Bakanlığı tarafından ülkedeki güvenlik durumuna ilişkin açıklama yapıldı.

Açıklamada, ülkede yaşanan güvenlik tehdidinin tamamen ortadan kalktığı ve koşulların normale döndüğü duyuruldu.

Söz konusu güvenlik tehdidinin niteliğine veya içeriğine ilişkin detaylı bilgiye yer verilmedi. Bakanlık açıklamasında ayrıca, halka yetkili makamlar tarafından yayımlanan talimatlara ve yönlendirmelere bağlı kalma çağrısı yapıldı.

NE OLMUŞTU?

Katar İçişleri Bakanlığı, kısa bir süre önce yaptığı ilk açıklamada ülkedeki güvenlik tehdidi seviyesinin yüksek olduğunu duyurmuştu.

Kamu güvenliğinin korunması amacıyla bakanlıkça yapılan uyarıda, "Herkesin evlerinde kalmaya özen göstermesi, dışarı çıkmaması, pencerelerden ve açık alanlardan uzak durması" istenmişti.

KUVEYT ALARM VERDİ

Kuveyt ordusu tarafından yapılan açıklamada "Silahlı kuvvetlerimiz Kuveyt hava sahasında düşman hava hedeflerine karşı müdahalede bulunmaktadır" denildi.

İRAN'DAN BAE'YE SALDIRI

BAE tarafından yapılan açıklamada "Hava savunma sistemlerimiz İran'ın saldırılarına karşılık veriyor" ifadeleri kullanıldı.

HÜRMÜZ'DE SALDIRI KRİZİ: "SAVAŞ DÜŞÜK YOĞUNLUKLU OLARAK DEVAM EDECEK"

Hürmüz Boğazı'ndaki son gelişmeleri ve tırmanan gerilimi A Haber ekranlarında değerlendiren Terör ve Güvenlik Uzmanı İbrahim Keleş, "Gidişat gösteriyor ki bu düşük yoğunluklu olarak devam edecek bir savaş gibi gözüküyor. Yani, tıpkı Rusya-Ukrayna Savaşı'na benzer bir duruma dönüşme eğilimini görüyorum. Çünkü İran’da, bilhassa kendi içindeki yönetimde bir çatlaklık var sanırım. O yüzden de İran tüm askeri birliklerine tam olarak sahip olamıyor. Bazı kontrol dışı güçlerin de devreye girdiğini tahmin ediyorum." ifadelerini kullandı.

14 MADDELİK MUTABAKATTA 5. MADDE KRİZİ

Ateşkes sürecindeki tıkanıklığın nedenlerine değinen İbrahim Keleş, "İran’ın devlet olarak altına imza attığı 14 maddelik ateşkes mutabakatındaki maddelerin çoğu aslında İran’ın lehine. 60 günlük süreçte bu maddelerin uygulanması bekleniyordu ancak 5. maddede işler tıkandı. Bu maddede Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin serbestçe geçişi için İran’ın ‘elinden geleni yapacağı’ ifadesi geçiyor. İran, ‘ben elimden geleni yapıyorum, kontrol dışı güçler var’ diyerek kendine bir kaçamak noktası yaratıyor. İran’da bir tarafta savaş yanlıları, diğer tarafta ise ateşkesin sürmesini isteyen bir kesim var. Amerika ise maddelerin tamamının uygulanmasını istiyor." sözleriyle masadaki pazarlığın zorluğunu aktardı.

"İSRAİL BU İŞTEN HİÇ MEMNUN DEĞİL"

Sürecin sabote edilme ihtimali üzerinde duran Keleş, "Biz her zaman bu işin sabotaja çok açık olduğundan bahsetmiştik. İsrail’in bu işten hiç memnun kalmadığını, süreci sekteye uğratacak adımlar atabileceğini söylemiştik ki maalesef gelişmeler tahminlerimizi doğru çıkardı. Rahmetli Mahir Kaynak’ın dediği gibi; bir olayda faili bulmak istiyorsanız kime yaradığına bakın. Bu durum ne ABD’nin ne de İran’ın işine yarıyor; yarayan tek devlet İsrail. İsrail, İran’ın kolunun kanadının kırılması için ABD’yi bu işin içine dahil etmek istiyor. Bu saldırıların arkasında İran’ın resmi ordusu değil, kontrol dışı güçler veya bir ‘sahte bayrak’ operasyonu ihtimali çok kuvvetli." dedi.

SEÇİM SONRASI BÜYÜK SALDIRI TEHLİKESİ

Gelecek projeksiyonuna dair çarpıcı bir öngörüde bulunan İbrahim Keleş, "Bu bıçak sırtı durum kasım ayına, yani Amerikan seçimlerine kadar böyle devam edecek gibi gözüküyor. Şu anda doğrudan bir müzakere yok; Pakistan ve Katar gibi ülkeler araya giriyor ama netice yok. Eğer ekim ayındaki seçimlerde Netanyahu, kasım ayındaki seçimlerde ise Trump yerini korursa, seçimlerden sonra İran’ı tamamen teslim almaya dönük daha geniş çaplı bir saldırı başlatılacağını tahmin ediyorum." ifadelerini kullandı.

İRAN YÖNETİMİNDE İKİLİK VE KARARSIZLIK HAKİM

İran'ın psikolojik üstünlüğünü kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Terör ve Güvenlik Uzmanı İbrahim Keleş, "İran aslında bu 14 maddeyle psikolojik üstünlüğü kazanmıştı ve taleplerine karşılık almıştı. Bu kadar avantajlıyken saldırılarla bunları kaybetmesinin mantığı yok. Ancak İran yönetiminde bir çatlaklık olduğu görülüyor. Geçtiğimiz ay Pezeşkiyan’a yapılan saldırı da bir şeylerin yolunda gitmediğini gösteriyor. Müzakereleri kim yürütecek; Kalibaf mı, Dışişleri Bakanı mı, Cumhurbaşkanı mı? İran kendi içinde bir ikilik yaşıyor ve iş adeta Devrim Muhafızları’nın inisiyatifine kalmış durumda." sözleriyle İran içindeki yönetim krizine dikkat çekti.

CENTCOM: İRAN'A YENİDEN SALDIRI TURU BAŞLATILDI

ABD'nin, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari bir gemiye ateş açan İran'a karşı bu hafta üçüncü saldırı turunu başlattığı bildirildi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Amerikan X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, İran'a karşı başlatılan yeni saldırı dalgası duyuruldu.

Komutanlığın açıklamasında, "ABD Merkez Komuta Güçleri, bugün (ABD) doğu saatiyle 19.15'te İslam Devrim Muhafızları güçlerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçen Kıbrıs bandıralı bir konteyner gemisi olan M/V GFS Galaxy'ye pervasızca saldırmasının ardından bu hafta İran'a karşı üçüncü saldırı turunu başlattı." ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, İran'ın saldırdığı gemide sivil bir mürettebat üyesinin kayıp olduğu, yangın çıkan geminin makine dairesinde ciddi hasar olması nedeniyle yolculuğuna devam edemediği belirtildi.

İran'a ticari gemilere yönelik daha önceki saldırıları sonrasında ABD ile yaptığı mutabakat zaptına bağlılığını göstermesi için "bir fırsat daha sunulduğu" ifade edilen açıklamada, fakat İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilere ve sivil denizcilere saldırmaya devam ettiği vurgulandı.

CENTCOM'un açıklamasında, buna karşılık olarak ABD'nin yeni bir saldırı başlatarak İran'a "ağır bir maliyet ödettiği" ve bu saldırıların "başkomutanın (ABD Başkanı Donald Trump) talimatıyla" gerçekleştirildiği kaydedildi.
 

ABD İRAN'I VURUYOR! PEŞ PEŞE PATLAMA SESLERİ

İran'ın güneyindeki Çabahar kentinde patlama seslerinin duyulduğu ve Basra Körfezi kıyısındaki Buşehr kentinde de 5 yeni patlamanın meydana geldiği bildirildi.

İran devlet televizyonunun haberine göre, güneyde Umman Körfezi kıyısındaki Çabahar kentinde 2 patlama sesi duyuldu.

Ülkenin güneybatısında daha önce patlamaların bildirildiği ve Basra Körfezi kıyısında yer alan Buşehr kentinde de 5 yeni patlama sesi duyulduğu aktarıldı.
 

İRAN HÜRMÜZ'Ü KAPATTI

İran Devrim Muhafızları Ordusu Donanması, "yabancı müdahalenin yol açtığı istikrarsız güvenlik durumu nedeniyle, Hürmüz Boğazı'nın ikinci bir duyuruya kadar kapatıldığını" duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı'nda yabancı müdahale ve gemilerin "yetkisiz rotalarda" seyretmeye çalışmasının güvenlik sorunlarına yol açtığı öne sürüldü.

Daha önce yabancı müdahalelerin ve gemilerin rotalarının izinsiz şekilde belirlenmesine karşı uyarıda bulunulduğu belirtilerek, birkaç saat önce bazı gemilerin bu uyarıları dikkate almadığı ve "yetkisiz rotalarda" ilerlemeye çalıştığı ifade edildi.

Uyarılara rağmen rotasını değiştirmeyen ve deniz güvenliğini tehlikeye attığı öne sürülen gemilerden birinin, Devrim Muhafızları Ordusu Donanması tarafından uyarı atışlarıyla durdurulduğu aktarılarak, "Bu olay sonucunda ve yasadışı yabancı müdahale nedeniyle ortaya çıkan bu istikrarsız güvenlik durumu sebebiyle, Hürmüz Boğazı ikinci bir duyuruya kadar kapatılacak." denildi.

Açıklamada, Hürmüz Boğazı bölgesinde Amerikan müdahaleleri sona erene kadar hiçbir gemiye geçiş izni verilmeyeceği belirtilerek, "Amerikan-Siyonist düşmanın topraklarına girmesine izin veren ülkeler, bu müdahalenin sonuçlarından sorumlu tutulacaktır." ifadelerine yer verildi.

İRAN VE UMMAN'DAN HÜRMÜZ HAMLESİ

ABD merkezli CNN International, Umman'ın Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin iki ayrı koridordan yürütülmesinin ve her iki güzergahın da açık tutulmasına yönelik bir öneri taslağı hazırladığını öne sürdü.

Umman Haber Ajansı ise, Maskat ile Tahran yönetimlerinin Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisine ilişkin siyasi ve teknik görüşmeleri sürdürme konusunda anlaştığını bildirdi.

ABD merkezli CNN International, Umman'ın Hürmüz Boğazı'ndaki uluslararası deniz trafiğine ilişkin geçici bir öneri taslağı hazırladığını öne sürdü. Haberde, öneri kapsamında boğazdaki deniz trafiğinin iki ayrı koridordan yürütülmesinin ve her iki güzergahın da açık tutulmasının planlandığı iddia edildi.

Habere göre, güneyde yer alacak deniz koridoru Umman karasularında bulunacak ve burada ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaş öncesindeki seyrüsefer düzeni korunarak gemilerin serbest geçişi sağlanacak.

Kuzeyde, İran karasularından geçecek rotayı kullanacak gemilerin ise önceden İran makamlarından izin alması gerekecek. Ancak, taraflar arasında sağlanacak muhtemel anlaşma kapsamında bu güzergahı kullanacak gemilerden herhangi bir geçiş ücreti veya hizmet bedeli alınmayacağı belirtildi.

"İRAN VE UMMAN, TEKNİK VE SİYASİ GÖRÜŞMELERİ SÜRDÜRME KONUSUNDA ANLAŞTI"

Umman ile İran, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüseferin uluslararası hukuk çerçevesinde yürütülmesine yönelik teknik ve siyasi görüşmelerin sürdürülmesi konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi. Umman Haber Ajansı'ndan sosyal medyada paylaşılan açıklamada, "Umman ve İran, son dönemde yaşanan gelişmelerin ortaya çıkardığı durum ve sonuçlar ışığında Hürmüz Boğazı'nda seyrüseferin güvenliğini ve serbestisini sağlamak amacıyla Maskat'ta görüşmeler gerçekleştirdi. İki taraf, uluslararası hukuka uygun olarak gerekli mutabakatlara ulaşmak amacıyla hem teknik hem de siyasi düzeyde görüşmeleri sürdürme konusunda anlaştı" denildi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve beraberindeki heyet, Hürmüz Boğazı'ndaki son duruma ilişkin başlıkları ele almak üzere Umman'ın başkenti Maskat'a resmi ziyaret gerçekleştirmişti. Arakçi, Ummanlı mevkidaşı Seyid Bedir bin Hamad Al-Busaidi ile bir araya gelmişti.

PAKİSTAN VE SUUDİ ARABİSTAN, İRAN'DA GERİLİMİN TIRMANMASINDAN ENDİŞELİ

Pakistan ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları, yaptıkları telefon görüşmesinde İran'da gerilimin tırmanmasından duydukları endişeyi dile getirerek, diyaloğun devam ettirilmesinin önemini vurguladı.

Pakistan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve Suudi mevkidaşı Faysal bin Ferhan telefon görüşmesi yaptı.

Görüşmede son bölgesel gelişmeleri ele alan iki bakan, haziranda imzalanan mutabakat zaptına rağmen İran'da gerilimin tırmanmasından duydukları endişeyi aktardı.

Açıklamada, "Bakanlar çatışmanın yinelenmesinin kimsenin çıkarına olmadığı ve bölgesel barış ve istikrarı sağlama çabalarını baltaladığı konusunda mutabık kaldı." ifadesine yer verildi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Dar görüşmede, tüm taraflara azami itidal göstermeleri ve arabuluculuk çabalarında barışçıl ve anlamlı bir sonuca ulaşmak için gerekli zaman ve alanı tanımaları çağrısını tekrarladı.

Görüşmede iki bakan, yakın temas halinde kalınması konusunda görüş birliğine vardı.

Savaşı sonlandırmak için ABD ve İran, 14 Haziran'da İslamabad Mutabakatı imzalamış, mutabakat ile nihai anlaşma için 60 günlük müzakere süresi öngörülmüştü.

Ancak ABD ordusu, 8 Temmuz'da İran'a karşı yeni saldırılar başlatmış, İran da bu saldırılara misilleme olarak komşu ülkelerdeki ABD üslerini hedef almıştı.

ESKİ İSRAİL BAŞBAKANI, NETANYAHU'NUN SEÇİMLERİ ERTELEMEK İÇİN ÜLKEYİ İRAN'LA SAVAŞA SÜRÜKLEYEBİLECEĞİNİ SÖYLEDİ

 Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun genel seçimlerde kaybedeceği kanaatine varması durumunda Lübnan'a saldırıları, İran ile daha geniş bir savaşa yol açacak şekilde artırabileceğini belirtti.

Eski Başbakan Barak, Kanal 12 televizyonuna yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun Lübnan ve İran'la yaşanan askeri gerilimi seçim sürecinde siyasi çıkarı için kullanabileceğini savundu.

Netanyahu'nun, Ekim 2026'da yapılması planlanan genel seçimleri kazanamayacağını anlaması halinde farklı senaryoları devreye sokabileceğini öne süren Barak, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

"Netanyahu'nun seçimlerden birkaç gün önce kaybedeceğini anlaması halinde (Lübnan'ın güneyindeki) Nebatiye kentindeki hedeflere saldırı talimatı vermesi muhtemeldir.

Hizbullah buna İsrail'e İHA saldırılarıyla karşılık verir. Ardından İsrail ordusu Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesini hedef alır. Böylece çatışmalar Hizbullah'la sınırlı kalmaz ve İran'la savaşa dönüşür."


Barak, Netanyahu'nun seçim sürecini sekteye uğratmaya yönelik girişimlerde bulunabileceğini de öne sürerek, "Netanyahu kaybedeceğini anladığı anda seçimleri baltalamak için son derece tehlikeli adımlar atmaktan çekinmez. Seçim günü oy sayım merkezlerine yönelik provokatif baskın girişimlerine tanıklık edebiliriz." ifadelerini kullandı.

İsrail Evimiz Partisi lideri Avigdor Liberman da 14 Mayıs'ta benzer uyarılarda bulunarak, Netanyahu'nun "seçim amaçlı" bir askeri adım atabileceği ihtimaline dikkati çekmişti.

Haaretz gazetesinin askeri analisti Amos Harel de 24 Nisan'da yayımlanan değerlendirmesinde, Netanyahu hükümetinin seçim hesapları doğrultusunda Gazze'ye yeni bir saldırı düzenlemeyi hedeflediğini, hükümetteki bazı yetkililerin ise Hamas'ın İsrail'e roket atarak "büyük bir hata yapmasını" beklediğini belirtmişti.

İRAN'DAN YENİ MÜZAKERE MESAJI

İranlı müzakere ekibine yakın bir kaynak, ABD'nin mevcut tutumundan geri adım atmadığı sürece Tahran-Washington müzakerelerinin söz konusu olmayacağını söyledi.

İranlı müzakere ekibine yakın bir kaynak, yarı resmi Fars Haber Ajansına konuya dair açıklama yaptı.

Kaynak, Tahran-Washington arasındaki müzakerelerin, ABD mevcut tutumundan geri adım atmadığı sürece gerçekleşmeyeceğini ifade etti.

Söz konusu kaynak ayrıca, İsrail medyasında yer alan ve İran'ın ABD'den müzakere talep ettiği yönündeki haberleri yalanlayarak şunları kaydetti:

"ABD'nin geri adım attığının göstergesi, savaşın sonlandırılması amacıyla Lübnan çalışma grubunun kurulması, geri çekilmenin sağlanması, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş konusunun çözülmesi ve İran'ın petrol ihracatının normale dönmesi başta olmak üzere üzerinde mutabakata varılan diğer hususların uygulamaya konulmasıdır."

 

İRAN SAĞLIK BAKANLIĞI: 2 GÜNDE 17 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

 İran Sağlık Bakanlığı, ABD'nin 8-9 Temmuz'da ülkeye düzenlediği saldırılarda 17 kişinin hayatını kaybettiğini, 115 kişinin yaralandığını duyurdu.

Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Kermanpur, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, ABD'nin 8-9 Temmuz'da ülkenin 6 şehrine düzenlediği saldırıların neden olduğu can kayıplarına ilişkin bilgi verdi.

Kermanpur, saldırılarda biri kadın 17 kişinin hayatını kaybettiğini, 115 kişinin yaralandığını aktardı.

İran'ın, Hürmüz Boğazı'nda birkaç gemiyi "koordinasyonsuz" hareket ettiği gerekçesiyle hedef almasının ardından ABD, İran ile varılan mutabakata rağmen 8-9 Temmuz'da İran'ın güney bölgeleri ve ülkenin kuzeyindeki Gülistan eyaletine saldırılar düzenlemişti.

İran da Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün'deki ABD üslerine karşı saldırılar gerçekleştirmişti.

 

İRAN'DA MUHAFAZAKAR KANADIN ÖNDE GELENLERİNDEN CELİLİ: "MÜZAKERE ÜLKENİN GÜCÜNÜ ZAYIFLATIYORSA ZARARLIDIR"

İran'da muhafazakar kanadın önde gelen isimlerinden ve Batı ile yürütülen nükleer müzakerelerde sert tutumuyla bilinen Said Celili, ABD ile müzakerelerin "zayıflık" olarak algılanabilecek bir zemine oturtulmasına karşı uyarıda bulundu.

Devletin Maslahatını Teşhis Konseyi Üyesi ve muhafazakar kanadın önde gelen isimlerinden Celili, X sosyal medya platformunda paylaştığı mesajında, ABD ile müzakere sürecine işaret etti.

Batı ile müzakereler konusunda genellikle sert tutum izleyen Celili, "Müzakere bir araçtır, bir hedef değil. Bir dönemde etkili olabilir, bir diğerinde olmayabilir. Araçlara özne verilmemeli ve önemli olan onun türü, nasıl ve ne zaman kullanıldığıdır. Eğer gücü sabitleyip takviye ederse değerlidir. Eğer ülkenin gücünü zayıflatırsa, zararlıdır." ifadelerini kullandı.

Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad döneminde Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri ve Nükleer Başmüzakereci olarak görev yapan Celili, uzun yıllardır güç odaklı ve realist dış politika yaklaşımını savunuyor. İran'da temsil ettiği kanadı "gölge hükümet" olarak da adlandıran Celili'nin açıklamaları, ülke yönetiminin şahin kanadındaki görüşleri yansıtması açısından da önemli bulunuyor.

YEMEN'DE HÜKÜMET İLE HUSİLER ARASINDAKİ ESİR TAKASI BELİRSİZ BİR TARİHE ERTELENDİ

Yemen'de meşru hükümet ile İran destekli Husiler arasında bugün yapılması beklenen esir takasının ertelendiği bildirildi.

Yemen resmi ajansı SABA'nın haberine göre, hükümette Esirler ve Gözaltına Alınanlar Komitesi Başkanı Hadi Heyc, Husilerle gerçekleştirilmesi planlanan esir takasına ilişkin Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilciliği ile Uluslararası Kızılhaç Komitesinden resmi bildirim aldıklarını açıkladı.

Husilerin bugün gerçekleştirilmesi planlanan esir takasını uygulamayı reddettiğini belirten Heyc, "Bu nedenle esir takası belirsiz bir tarihe ertelendi." dedi.

Husilerin çıkardıkları engellere rağmen Yemen hükümetinin esir takası için tüm hazırlıkları tamamladığına vurgu yapan Heyc, esir takası anlaşmasının gerçekleşmemesinden Husileri sorumlu tuttu.

Yemenli yetkili, Husilerin alıkoyduğu vatandaşları siyasi ve askeri şantaj aracı olarak kullandığını belirtti.

HUSİLER: HÜKÜMET TAKAS LİSTESİNE YENİ İSİMLERİN EKLENMESİNİ REDDETTİĞİ İÇİN SÜREÇ ERTELENDİ

Husilerin Esirler Komitesi Başkanı Abdulkadir el-Murtada da kendilerine bağlı haber ajansına yaptığı açıklamada, esir takasının ertelenmesinden hükümetin sorumlu olduğunu iddia etti.

Esir takasının gerçekleşmesi için üzerlerine düşen hazırlıkları tamamladıklarını öne süren Murtada, hükümetin takas listesine yeni isimlerin eklenmesini kabul etmemesi nedeniyle sürecin ertelendiğini savundu.

Yemen hükümeti, geçen ay Ürdün'ün başkenti Amman'da Husiler ile "tarihin en büyük esir takası anlaşmasının imzalandığını" açıklamıştı.

Her iki taraftan toplam 1728 kişinin serbest bırakılmasını kapsayan anlaşmada, Husilerin uzun yıllardır alıkoyduğu bazı siyasetçi ve gazeteciler de bulunuyordu.

ABD'DEN, İRAN İLE BAĞLANTILI OLDUĞU İDDİA EDİLEN KİŞİLERE YAPTIRIM

 ABD Hazine Bakanlığı, İran lideri Mücteba Hamaney ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağlantılı olduğu öne sürülen kişilerin yaptırım listesine alındığını açıkladı.

ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisinden (OFAC) yapılan açıklamada, Hamaney ve diğer İran hükümet yetkilileri yararına çalıştığı ve İranlı bir "finansal aracı" olduğu gerekçesiyle Ali Ansari'ye yaptırım uygulandığı bildirildi.

Açıklamada, Ansari'nin, "kamu kaynaklarından sağlanan serveti yurt dışındaki geniş çaplı gayrimenkul ve ticari varlık portföyüne aktardığı" ifade edilirken, daha önce yaptırım uygulanan İranlı bankalar adına işlem yapan ve "çok sayıda paravan şirket kullanan" İran döviz bürolarının da yaptırımlar ile hedef alındığı belirtildi.

Yaptırım listesine eklenenler arasında Mohammad Darbani, Mohsen Khandan, Ahmad Navai Lavasani ve Amir Navai gibi "Partners Exchange" döviz şirketi ile ilişkili isimlerin yer aldığı kaydedilen açıklamada, Saint Kitts ve Nevis'te kayıtlı bir şirket olan "Smart Global Limited"in de Ansari ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle listeye eklendiği aktarıldı.

ABD-İran savaşını sonlandırmak için iki ülke, 14 Haziran'da İslamabad Mutabakatı'nı imzalamış, mutabakat ile nihai anlaşma için 60 günlük müzakere süresi öngörülmüştü.

Ancak ABD ordusu, 8 Temmuz'da İran'a karşı yeni saldırılar başlatmış, İran da bu saldırılara misilleme olarak komşu ülkelerdeki ABD üslerini hedef almıştı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD'nin mutabakat zaptına ilişkin yükümlülüklerini ihlal ettiğini belirterek "İran, mutabakat zaptının 9. paragrafını ihlal eden sözde ABD Hazine Bakanı'nın aksine sözünü tuttu." ifadesini kullanmıştı.

İRAN DIŞİŞLERİ BAKANI ARAKÇİ, KRİTİK TEMASLAR İÇİN UMMAN'A GİTTİ

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeleri görüşmek üzere Umman'ın başkenti Maskat'a geldi.

İran'ın resmi haber ajansı IRNA'nın aktardığına göre Arakçi, Maskat'ta Ummanlı yetkililer tarafından karşılandı. Ziyaretin programına ilişkin henüz ayrıntılı bir açıklama yapılmadı.

GÖZLER MASKAT'TAKİ KRİTİK TEMASLARDA

IRNA'nın cuma günü yayımladığı habere göre, Arakçi'nin Umman temaslarında Hürmüz Boğazı'ndaki son durum da masaya yatırılacak. Bölgede son günlerde artan gerilim nedeniyle Maskat'taki görüşmeler uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

ATEŞKES SONRASI GERİLİM YENİDEN TIRMANDI

İran ile ABD, haziran ayı ortasında Pakistan'ın arabuluculuğunda askeri çatışmaları sona erdirmeyi ve kalıcı bir barış anlaşmasına zemin hazırlamayı amaçlayan bir mutabakat zaptı imzalamıştı.

Ancak son iki gün içinde gerilim yeniden yükseldi. İran'ın Hürmüz Boğazı'nda üç ticari gemiyi hedef almasının ardından taraflar karşılıklı saldırılar düzenledi.

Tahran yönetimi de ABD'nin üst üste ikinci gece gerçekleştirdiği saldırılara misilleme olarak Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Ürdün'deki ABD askeri altyapısını hedef alan bir dizi saldırı gerçekleştirdi.

İRAN DIŞİŞLERİ BAKANI ARAKÇİ ABD'NİN MUTABAKATI İHLAL ETTİĞİNİ BELİRTTİ

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD'nin mutabakat zaptına ilişkin yükümlülüklerini ihlal ettiğini belirterek, "karşılıklı uyum" çağrısında bulundu.

Arakçi, ABD merkezli X şirketindeki sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran ve ABD arasında 14 Haziran'da yapılan mutabakatın Washington yönetimi tarafından ihlal edildiğini belirtti.

Arakçi, "İran, mutabakat zaptının 9. paragrafını ihlal eden sözde ABD Hazine Bakanının aksine sözünü tuttu." ifadesini kullandı.

Söz konusu ihlalin, ABD'nin gerçekleştirdiği diğer ihlallerin ve hatalı adımların devamı olduğunu belirten Arakçi, mutabakatın ancak karşılıklı uyumla mümkün olacağını kaydetti.

ABD-İran savaşını sonlandırmak için iki ülke, 14 Haziran'da İslamabad Mutabakatı imzalamış, mutabakat ile nihai anlaşma için 60 günlük müzakere süresi öngörülmüştü.

Ancak ABD ordusu, 8 Temmuz'da İran'a karşı yeni saldırılar başlatmış, İran da bu saldırılara misilleme olarak komşu ülkelerdeki ABD üslerini hedef almıştı.

ABD'DEN İRAN'A UMMAN ZİRVESİ ÖNCESİ YENİ UYARI! "AĞIR SONUÇLARLA KARŞILAŞIRLAR"

ABD ile İran arasında Umman'da cumartesi günü yapılması planlanan kritik görüşme öncesinde tansiyonu yükseltecek yeni bir açıklama geldi. Axios'un ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre Washington yönetimi, İran'ın görüşmenin ardından ticari gemilere yönelik saldırıları durduracağını taahhüt eden bir açıklama yayımlamasını bekliyor.

Haberde, ABD'li yetkililerin Tahran yönetiminin böyle bir taahhütte bulunmaması halinde "ağır sonuçlarla karşı karşıya kalacağı" uyarısında bulunduğu aktarıldı.

Kritik açıklamanın, ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik temasların geleceği açısından önemli bir mesaj niteliği taşıdığı değerlendirilirken, gözler cumartesi günü Umman'da gerçekleştirilecek görüşmeye çevrildi.

TRUMP: "İRAN BANA SUİKAST GİRİŞİMİNDE BULUNURSA, ORDU İRAN'I TAMAMEN YOK ETMEYE HAZIR"

ABD Başkanı Donald Trump, İran yönetiminin kendisine yönelik suikast düzenlemesi veya böyle bir girişimde bulunması halinde ABD ordusunun İran'ı "tamamen yok etmeye hazır" olduğunu belirtti.

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görevdeki ABD başkanına yönelik olası bir suikast tehdidine değinerek, böyle bir durumda ABD'nin askeri karşılığının çok ağır olacağını ifade etti.

ABD Başkanı, "İran İslam Cumhuriyeti'nin görevdeki ABD Başkanı'na, yani bana, suikast düzenlemesi ya da buna teşebbüs etmesi halinde İran'a doğrultulmuş ve ateşlenmeye hazır 1000 füze bulunuyor. Bunları derhal binlercesi takip edecek." ifadelerini kullandı.

Trump, ABD ordusuna gerekli talimatların verildiğini belirterek, ordunun bir yıl süreyle, gerekmesi halinde bu sürenin uzatılması kaydıyla, İran'ın tüm bölgelerini "tamamen yok etmeye ve imha etmeye hazır, istekli ve muktedir" olduğunu savundu.

Paylaşımını "Allah'a hamdolsun" ifadesiyle tamamlayan Trump, İran'a yönelik uyarısını yineledi.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin