Trump'tan İran mesajı: Anlaşma yapmak isterim! Hürmüz Boğazı'nda patlama sesleri

Trump'tan İran mesajı: Anlaşma yapmak isterim! Hürmüz Boğazı'nda patlama sesleri

ABD ile İran arasındaki gerilimde gözler yeniden Hürmüz Boğazı'na çevrildi. Donald Trump, Tahran ile "çok iyi görüşmeler" yürüttüklerini belirterek stratejik boğazın "çok yakında" açılacağını söyledi. İran'la görüşmelerin devam ettiğini belirten Trump "İran'la bir anlaşma yapmayı tercih derim çünkü insanları öldürmek istemiyorum." dedi. Umman’ın Kumzar bölgesi açıklarında seyreden bir tankerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişi sırasında gemi yakınında iki patlama sesi duyulduğu bildirildi.

İran-ABD hattında diplomatik trafik hızlanıyor. Katar, taraflar arasındaki savaşı sona erdirmeye yönelik arabuluculuk girişimlerinde ilerleme sağlandığını açıklarken Tahran, Washington ile doğrudan müzakere yürütüldüğü iddialarını reddetti. Hürmüz Boğazı'nın yeniden ticari geçişlere açılması ise temasların en kritik başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.

BU CANLI ANLATIM SONA ERDİ

YENİ GELİŞMELERİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

İŞTE ORTA DOĞU'DAN ANBEAN YAŞANANLAR

CANLI ANLATIM

HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA PATLAMA SESLERİ

Umman’ın Kumzar bölgesi açıklarında seyreden bir tankerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişi sırasında gemi yakınında iki patlama sesi duyulduğu bildirildi.  

ABD ve İran arasındaki gerilim Hürmüz Boğazı'nda güvenlik endişelerine yol açmaya devam ediyor. Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları Ajansı’ndan (UKMTO) yapılan açıklamada, Umman'ın Kumzar bölgesi açıklarında seyreden bir tankerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişi sırasında gemi yakınında iki patlama sesi duyulduğu bildirildi. Olayın gemi kaptanı tarafından rapor edildiği aktarılarak, "Mürettebatın ve geminin güvende olduğu doğrulanmış, herhangi bir çevresel hasar bildirilmemiştir" ifadelerine yer verildi. Bölgedeki gemilere dikkatli olma ve şüpheli durumları UKMTO'ya bildirme çağrısında bulunuldu.  

HÜRMÜZ BOĞAZI İÇİN 60 GÜNLÜK GEÇİCİ PLAN

Gözlerin yapılan açıklamalara çevrildiği süreçte, sunucu Tahir, Donald Trump'ın son dakikalarda yaptığı açıklamaların Amerika üzerindeki etkilerini ve bu gelişmelerin ne yöne evrileceğini A Haber Washington Muhabiri İrfan Sapmaz'a sordu.

A Haber Washington Muhabiri İrfan Sapmaz, CBS'in diplomatik kaynaklara dayandırdığı kritik bir haberi paylaşarak başladığı konuşmasında, "İran ve Umman, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik önerinin genel çerçevesi üzerinde anlaşmaya vardı. Habere göre önümüzdeki günlerde resmi bir duyuru yapılabilir. Masadaki formül ise daha kapsamlı bir anlaşma müzakere edilirken ticari gemi trafiğinin devam etmesini sağlayacak 60 günlük geçici bir plan" bilgisini paylaştı. Donald Trump’ın sıcak açıklamalarına da değinen Sapmaz, Trump'ın, "İran bizimle anlaşma yapmayı istiyor. Ben de anlaşma yapmayı tercih ediyorum. İnsanları öldürmek istemiyorum. İran bize saygı duyuyor. Görüşüyoruz, bakalım ne olacak" şeklindeki sözlerini aktardı.

ABD EKONOMİSİ VE PETROLÜN KARMAŞIK DENGESİ

Petrol piyasaları ve ABD ekonomisi arasındaki ilişkiyi analiz eden Sapmaz, "ABD dünyanın en büyük petrol üreticisi olduğu için fiyat artışından kazanıyor gibi görünebilir ancak tablo daha karmaşık. Kısa vadede petrol üreticileri ve kaya petrolü şirketlerinin kârlılığı artabilir, enerji hisseleri yükselebilir. Ancak ABD ekonomisi yalnızca petrol üreticilerinden ibaret değil" dedi. Yüksek petrol fiyatlarının geniş ölçekli zararlarına dikkat çeken Sapmaz, "Yüksek fiyatlar benzin fiyatlarını, nakliye maliyetlerini, gıda ve üretim maliyetlerini artırıyor. Bu durum enflasyon üzerinde baskı oluştururken, tüketicinin harcanabilir gelirini azaltıyor ve Fed'in faizleri yüksek tutma ihtimalini artırıyor. Ekonomi genelindeki bu maliyetler, enerji sektörünün kazancını aşabiliyor" ifadelerini kullandı.

AMERİKAN HALKININ ÖNCELİĞİ: BENZİN FİYATLARI

ABD'deki güncel benzin fiyatlarını canlı yayında paylaşan Sapmaz, fiyatların istasyonlarda 3.90 dolardan başlayıp 5 dolara kadar ulaştığını belirterek, "Amerikan halkı İran savaşıyla ilgilenmiyor. 'Biz neden bu savaşın cezasını çekiyoruz?' sorusu ciddi bir şekilde sorgulanıyor. Kamuoyu yoklamalarında İran’a destek yüzde 17’lere kadar düştü. Donald Trump, sürekli tansiyonu yüksek tutacak açıklamalarla ve diplomatik baskılarla fiyatları indirmeye çalışıyor" sözleriyle sahadaki durumu özetledi.

HÜRMÜZ'ÜN STRATEJİK ÖNEMİ

Trump'ın temel hedefinin Hürmüz Boğazı'nı açık tutarak petrol arzını korumak olduğunu vurgulayan Sapmaz, "ABD bugün yaklaşık 13,8 milyon varil ham petrol üretiyor ancak aynı zamanda günde 20 milyon varil petrol tüketiyor. Ağır ham petrol ithal etmeye devam ediyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak bir kriz, sadece Körfez ülkelerini değil, ABD’deki benzin pompalarını da birinci derecede etkiliyor. Beyaz Saray açısından Hürmüz, Amerikan ekonomisinin enflasyon ve büyüme dengesi açısından stratejik bir geçiş noktasıdır" diyerek sözlerini noktaladı.

TRUMP:İRAN'LA ANLAŞMA YAPMAYI İSTERİM

ABD Başkanı Trump Tahran'la görüşmelerin devam ettiğini belirterek "İran'la bir anlaşma yapmayı tercih derim çünkü insanları öldürmek istemiyorum." açıklamasını yaptı. 

ABD'nin Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde düzenlenen ekonomi temalı bir etkinlikte konuşan Trump, dış politikada İran gündemine değindi.

İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini kaydeden Trump, "Onlarla anlaşma yapmayı tercih ederim çünkü insanları öldürmek istemiyorum." dedi.

Trump, "İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük saldırıyı" başlatmaya hazır olduklarını, ancak Körfez liderlerinden ve İranlı yetkililerden gelen saldırıyı durdurma ve görüşme talebine olumlu karşılık vererek planladıkları saldırıları askıya aldığını belirtti.

"Beni aradılar ve lütfen bunu yapmayın konuşalım dediler. Biz şu anda görüşüyoruz. Bakalım ne olacak, ama bize saygı gösteriyorlar." ifadelerini kullanan Trump, görüşmelerin başarısız olması halinde İran'ı "sert şekilde" vurmaya hazır olduklarını yineledi.

ABD Başkanı Trump, İran'ın nükleer silaha sahip olamayacağını bir kez daha dile getirerek, temel amaçlarının bu olduğunu savundu.

PEZEŞKİYAN: BUGÜNE KADAR AYAKTA KALDIYSAK, BU İRAN HALKI SAYESİNDE OLDU

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, cumhurbaşkanı olarak görev yaptığı 2 yıl içindeki İran gündemi ve ABD-İsrail’in ortak saldırılarını başlattığı 28 Şubat sonrasında yaşanan sürece ilişkin İran resmi haber ajansı IRNA’nın sorularını cevapladı.

Pezeşkiyan, "Bu süre boyunca düşmanın bütün çabası bizi bölmek oldu. Eğer bugünlere kadar gelebildiysek, bunun nedeni bizi ayakta tutan asil İran halkıdır. Bu yalnızca sokaklarda olan insanlar değildi; kalplerinde kırgınlık ve şikayet taşıyan ancak İran uğruna sokağa çıkmayan ve sorun çıkarmayan kesimler de buna dahildi. Onlar sadece sorun çıkarmamakla kalmadı, aksine destek oldu, dayanışma gösterdi ve birlik içinde hareket etti" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı görevinde 2 yılı geride bırakan Pezeşkiyan, görev süresini değerlendirirken, Hamas eski Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin başkent Tahran’da düzenlenen hava saldırısında öldürülmesini hatırlattı. Ülkede yaşanan elektrik, doğal gaz ve su sıkıntılarına da değinen Pezeşkiyan, Batılı ülkelerin İran’a yönelik Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) yaptırımlarını yeniden devreye sokma kararını gündeme getirdi. Pezeşkiyan ayrıca, geçen yıl İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaşa ve Aralık 2025-Ocak 2026 dönemindeki sokak olaylarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Pezeşkiyan, "Tüm bu zorluklara ve sorunlara rağmen hükümet, yöneticiler, valiler, kaymakamlar, çalışanlar, halk ve silahlı kuvvetler ülkeyi bugünlere taşıdı. Hükümet, tüm bu sorunların ortasında, savaşları ve planları hazırlayanların toplumsal çöküş oluşturmak amacıyla halkta oluşturmaya çalıştığı duyguların ortaya çıkmasını engellemek için elinden gelen çabayı gösterdi. Onlar toplumumuzu yıkmak istedi ancak bu gerçekleşmedi ve ülke bugüne kadar güçlü bir şekilde yönetildi" dedi.

"DEVRİM SONRASI TARİHTE YAŞADIĞIMIZ EN ZOR SÜREÇ"

Konuşmalarında sürekli "halk" vurgusu yaptığı ve bu açıklamalarında hükümeti protesto eden halkı mı, ABD-İsrail saldırıları sonrasında sokaklara çıkan halk ya da belli bir kesimi mi kastettiğine yönelik soruya Pezeşkiyan, "Halk derken inancı, görüşü, cinsiyeti ve etnik kökeni ne olursa olsun bu ülkede yaşayan herkes kastedilmektedir. Hükümetin görevi, herkese adalet temelinde yaklaşmak ve eşit davranmaktır. Ne yazık ki bu konuda birçok sorunumuz bulunuyor ve bu süreci düzeltmek için bir fırsata ihtiyacımız var" dedi.

Bu süreç boyunca İran’ı parçalamaya yönelik tüm çabaların gösterildiğini ancak ülke halkının dirayetiyle ayakta kaldıklarını savunan Pezeşkiyan, 1979 yılındaki İslam Devrimi’ne değinerek, "Bugüne kadar ayakta kaldıysak, bu bizi bir arada tutan asil İran halkı sayesinde oldu. Her halükarda bugün karşı karşıya olduğumuz durum, devrim sonrası tarihte yaşadığımız en zor süreçtir. Mevcut yaptırımlar vardı ve daha da ağırlaştırıldı. Ardından bankalarımız ve finansal süreçlerimiz de yaptırım kapsamına alındı. Bununla yetinmediler ve bir savaş başlattılar. Sonrasında da bizi kuşatma altına almaya çalıştılar. Yani bizi en zor şartlar altında devirmeyi amaçlıyorlar" ifadelerini kullandı.

Halk ile birlikteliğe vurgu yapan Pezeşkiyan, "Ancak halkla birlikte olduğumuzda hiçbir güç bizi deviremez; yeter ki bunu kalpten kabul edelim ve buna inanalım. Bugün yaptıkları tüm planlar ve uyguladıkları baskılar, halkı memnuniyetsizliğe ve sözde protestolara yöneltmeyi amaçlıyor. Ancak bu insanlar asildir; İran ve İran’ın geleceği için duruşlarını korudular ve biz de dik durmaya devam edeceğiz. Bu değerli insanlara söz veriyoruz: Bedenimizde hayat ve nefes olduğu sürece, tüm kalbimizle onlara hizmet edeceğiz" dedi.

"GÖREVLERİ KENDİ YAKINLARIMIZA DEĞİL, LİYAKAT SAHİBİ İNSANLARA VERMELİYİZ"

Pezeşkiyan’a, İran’da "uzlaşı" söylemi üzerinden toplumda iki farklı algının oluştuğu belirtildi. Bu algılardan ilkinin, hükümetin farklı siyasi akım ve grupların pay aldığı bir "ortaklık yapısı" olarak görülüp görülmediği; diğerinin ise uzlaşının farklı kesimler ve toplumun tamamıyla ülkenin sorunlarını çözmek amacıyla iş birliği ve ortak hareket anlamına gelip gelmediği yönünde olduğu ifade edildi.

Bu konudaki değerlendirmesi sorulan İran Cumhurbaşkanı, "Görevleri kendi yakınlarımıza değil, liyakat sahibi insanlara vermeliyiz. Üstünlüğün ölçüsü takvadır. Topluma bu açıdan baktığımızda, insanlarla iş birliği yapmanın ve birlikte çalışmanın ölçütü; ekonomi, sanayi, tarım, sanat, yönetim veya başka herhangi bir alan olsun, işi kusursuz şekilde yapabilme yeteneğidir. İnsanlara bu temelde yaklaşırsak, artık ‘belirli bir gruba ait olduğum için üstün olduğum’ düşüncesi ortadan kalkar. Herkes görev almalı; ancak bunu parti, grup, siyasi aidiyet veya düşünceye göre değil, liyakatine, yeteneğine ve ortaya koyduğu performansa göre yapmalıyız" dedi.

"BİZİM YETKİN İNSANLARA SAHİP OLMAMIZI İSTEMİYORLAR"

Pezeşkiyan, "savaş suçu" değerlendirmelerine ilişkin, İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney’in ve Minab’ta bulunan kız ilkokulundaki birçok çocuğun öldürülmesine değinerek, "Düşman, gücümüzü simgeleyen her şeyle sorun yaşıyor. İnsan hakları, hayvan hakları, özgürlükler ve benzeri konularda öne sürdükleri argümanların daha önce de benim açımdan pek inandırıcı olmadığını birçok kez söyledim; ancak bugün bu söylemler tamamen çökmüştür. İlk soru şu: Liderimiz hangi suç nedeniyle öldürüldü? Komutanlarımız ve bilim insanlarımız hangi suç nedeniyle hedef alındı? Çocuklarımız neden vuruldu? Ne kadar düşünürsem düşüneyim, bu eylemler için hiçbir mantık veya gerekçe göremiyorum" dedi.

Pezeşkiyan, "Onlar bizim kapasitemizi, direncimizi ve yenilikçiliğimizi simgeleyen her şeyle sorun yaşıyor. Üniversiteleri, uzay merkezlerini, yapay zeka alanında faaliyet gösteren merkezleri hedef alıyor ve bilim insanı ve yetkin akademisyenleri öldürüyorlar. Bizim yetkin insanlara sahip olmamızı istemiyorlar" dedi.

ESKİ DİNİ LİDER HAMANEY’İN ÖLDÜRÜLMESİ

Ali Hamaney’in öldürüldüğünü ne zaman öğrendiği ve o anda ne hissettiğine ilişkin bir soru alan Pezeşkiyan, "O sırada burada bir toplantı yapıyorduk. Burası vurulduğunda aslında bunu o anda hissettim; çünkü saldırının şekli ve liderimizin burada olduğunun söylenmesi nedeniyle insanın böyle bir hisse kapılması doğaldı. Daha önce bahsettiğim duygu tarif edilemez. Ancak çok büyük bir değeri ve desteği kaybettik; özellikle de hükümete bir dağ gibi arka çıkan ve destek veren kişiyi. Kendisiyle konuştuklarımızı açıkça paylaşıyordum. Onun desteği olmasaydı toplumsal gerilimlerin daha erken ortaya çıkma ihtimali vardı. Düşman da buna güveniyordu; füzelerle saldırarak ve yıkım gerçekleştirerek ülkeyi devirebileceklerini hesaplamışlardı" dedi.

"MÜCTEBA HAMANEY İLE İLETİŞİM KURMAK ŞU ANDA ÇOK ZOR"
Pezeşkiyan, Ali Hamaney'in ardından yen İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney’in seçilmesine ilişkin, "Umutlarını kaybettiklerinde lideri öldürdüler. Çok acımasız bir şey yaptılar ve ülkenin çökeceğini düşündüler, ancak süreç devam etti ve sevgili liderimizin yerine yeni liderimiz seçildi. Şimdi ise yeni liderimizin varlığı, bu yolda devam etmemiz için büyük bir güç oluşturuyor; ancak kendisiyle iletişim kurmak şu anda çok zor" ifadelerini kullandı.

Mücteba Hamaney’in müzakere sürecindeki teklifleri "prensipte kabul etmediği" yönündeki mesajına değinen Pezeşkiyan, "Nihai olarak bu sürecin ilerlemesine izin verdi. Bölünme oluşturmak, ayrılıkları yeniden canlandırmak ve kendi siyasi hedeflerine ulaşmak isteyen bazı kesimler bu konuyu büyüttü" dedi.

YURT DIŞINDAKİ İRANLILARIN ÜLKEYE DÖNÜŞÜNÜN KOLAYLAŞTIRILMASI
Savaş sırasında yurt dışında yaşayan İranlıların ülkeye dönüşü konusunun sıkça gündeme geldiğine yönelik bir soru alan Pezeşkiyan, bu konuyu Ali Hamaney ile görüştüğünü ve kendisine bir mektup yazmayı planladıklarını söyledi. Pezeşkiyan, "Dışişleri Bakanlığı’na ve ilgili çalışma arkadaşlarımıza da, ülkeye dönmek isteyen hiçbir İranlıya sorun çıkarılmaması konusunda güvenlik kurumlarının bilgilendirilmesi için süreci takip etmelerini söyledim. Bir kişinin ülkeye girişinde bir olsa bile onlara geri gelmelerini söylemeliyiz, ülkeye girdikten sonra gözaltına alınmamalı, geri dönüşüne izin verilmemesi gibi bir durum olmamalı. Her İranlı, herhangi bir engelle karşılaşmadan ülkesine giriş yapabilmeli" dedi.

Bu konunun onaylandığını ve sonuna kadar takip edilmesi gerektiğini ancak, eski dini liderden dönüş mektubu alamadıklarını söyleyen Pezeşkiyan, bu süreci Mücteba Hamaney ile sonlandırabilmeyi dilediklerini kaydetti.

"(SOKAK OLAYLARI) BU NOKTAYA GELMESİNE İZİN VERMEMELİYDİK"
Pezeşkiyan, eski dini lider Ali Hamaney ile İran’daki sokak olaylarına ilişkin gerçekleştirdiği görüşmelere yönelik soruya cevabında, "Kendisi çok üzgündü, biz de çok üzgündük; çünkü yaşanan olaylarda atılan adımlar gerçekten çok sertti. Öte yandan, olayın yönetilmesi konusunda gerekli hazırlıkların bulunmaması nedeniyle çok sayıda kişi yaralandı. Birçok genç hayatını kaybetti ve bazıları da uzuvlarını kaybetti. Bu olay hala aklımdan çıkmıyor, unutamıyorum. Bu noktaya gelmesine izin vermemeliydik" dedi.

"KORKAK TRUMP'IN KENDİSİ, BU KİŞİLERİN SİLAHLI OLDUĞUNU AÇIKÇA SÖYLEDİ"
ABD Başkanı Donald Trump’ın sokak olayları sırasındaki açıklamalarına ve şiddet yanlısı göstericilere verdiği desteğe değinen Pezeşkiyan, "Korkak Trump'ın kendisi de bu kişilerin silahlı olduğunu ve desteklendiğini açıkça söyledi; dolayısıyla amaçlarının ne olduğu belliydi. Ancak aralarında masum insanlar da vardı. Gerçek şu ki bizim sorunlarımız vardı ve bunlar hala mevcut. Bazı insanlar sorunlarını haklı gerekçelerle dile getiriyordu ancak bazıları bu ortamı kötü niyetli amaçlarını gerçekleştirmek için kullanmak istedi ve bu durum sürecin birbirine karışmasına yol açtı" ifadelerini kullandı.

"YAKLAŞIK 3 BİNLİK BİR RAKAMI 30 VEYA 40 BİNE ÇIKARIP KAMUOYUNU YANILTTILAR"
İran Cumhurbaşkanı, "Bir protesto ayaklanmaya dönüştüğünde, artık dostu düşmandan ayırmak kolay olmaz ve süreç zor olayların yaşandığı bir noktaya ulaşır. Bazı medya kuruluşları ve gazetecilerin İran'da 40 bin veya 60 bin kişinin öldürüldüğünü iddia ettiğini gördünüz. Böyle bir atmosfer oluştuğunu fark ettiğimizde, tüm ölenlerin ve hayatını kaybedenlerin isimlerinin ve ulusal kimlik numaralarının açıklanmasını istedik. Ancak yurt dışında oturup kendilerini duyarlı, bilgili ve zaman zaman entelektüel ya da bilim insanı gibi gösteren kişiler, yaklaşık 3 binlik bir rakamı 30 veya 40 bine çıkardı ve kamuoyunu yanılttı. Bu davranış onların ne kadar korkak ve ihanet içinde olduğunu gösteriyor" açıklamasını yaptı.

Yeni dini lider Mücteba Hamaney ile yaptığı yazılı görüşmelere ilişkin değerlendirmede bulunan Pezeşkiyan, "Aklımdaki her şeyi, konulardan haberdar olması için kendisiyle paylaştım; o da bize anlayış, mantık ve uygun bir tutumla yaklaştı. Bu nedenle bazı çevrelerin kendisi hakkında zaman zaman dile getirdiği ifadeler, benim gördüğüm kişilikle örtüşmüyor. Bazılarının çizdiği portre, gerçeklikten farklıdır. Ne yazık ki mevcut durum, bazı kötü niyetli kişilere konuları farklı şekilde tanımlama ve farklı bir görüntü sunma fırsatı verdi" dedi.

İRAN: HÜRMÜZ BOĞAZ'ININ AÇILMASI ABD'NİN TUTUMUNA BAĞLI

İran resmi haber ajansı IRNA'ya konuşan Garibabadi, Umman ile Hürmüz Boğazı konusundaki görüşmeler sonucu ortaya çıkan anlaşmanın son aşamasına yaklaştığını açıkladı.

Anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması anlamına gelmediğini söyleyen Garibabadi, "Hürmüz Boğazı üzerinden geçen yeni rota geçicidir ancak 2 ila 4 ay veya daha uzun süre geçerli olabilir. Umman ile anlaşmaya varıldıktan sonra ikinci aşamaya geçmek için yeni bir karara ihtiyacımız var." ifadelerini kullandı.

 "ABD İLE HİÇBİR GÖRÜŞME YAPILMADI"
ABD yönetiminin açıklamalarının aksine görüşmelerin yalnızca İran ve Umman arasında gerçekleştiğini aktaran Garibabadi, "Hürmüz Boğazı'ndan geçiş konusundaki uzlaşıya İran ve Umman arasında, iki kıyı devleti olarak ulaşıldı bu süre zarfında ABD ile hiçbir görüşme yapılmadı." dedi.

Garibabadi, Umman ile varılan uzlaşıya göre, Boğaz'dan geçişler için yeni güzergahın açılacağını belirterek, "Lark Adası yakınlarında kurulan kuzey güzergahı ve Umman iç sularında bulunan güney güzergahı, tamamen geçici güzergahlar oldukları için kapatılacaktır. İran ve Umman arasında oluşturulan bu yeni anlaşma uygulama aşamasına geçerse, gemilerin geçişi için yeni güzergah uygulanacaktır." dedi.

İranlı yetkili, şöyle devam etti:

"Şu anda bizim için gerçekten stratejik bir öneme sahip olan Hürmüz Boğazı'nda etkin bir egemenlik kurabilmek için, gemilerin tamamen İran karasularından geçmesi gerektiğini ilan etmemize gerek yok. Savaş öncesinde olduğu gibi, 60 yıl boyunca tüm giriş ve çıkışlar Umman karasularından gerçekleşti ve İran savaş sırasında Hürmüz Boğazı'nda etkin bir egemenlik kurdu. Bu, giriş ve çıkış koridorunun bazı bölümleri İran'ın karasularından geçecek. Dolayısıyla yeni bir modele tanık oluyoruz. Bu yeni model, ulusal güvenlik kaygıları ve ulusal çıkarların korunmasına dayanıyor ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nda etkin egemenliğini uygulama stratejisidir."

 "ABD'DEN TAAHHÜTLERİNE GERİ DÖNMEYE TAMAMEN HAZIR OLDUĞUNA DAİR MESAJLAR ALDIK"

Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılmasının ABD'nin tutumuna bağlı olduğuna işaret eden Garibabadi, "ABD'den (İslamabad Mutabakatı'ndaki) taahhütlerine geri dönmeye tamamen hazır olduğuna dair mesajlar aldık. Buna karşılık ikinci aşamaya ( Mutabakatın 5. maddesi gereği Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması) geçmeye karar verip vermediğimiz konusunda bu kararın henüz verilmediğini ve gözden geçirildiğini belirtmeliyim." diye konuştu.

Garibabadi, bu düzenlemenin yalnızca İran ve Umman arasında kararlaştırılması gerektiğini ve Tahran'ın bu süreçte başka hiçbir ülkeye hak tanımadığını ifade etti.

İRAN VE UMMAN ARASINDA HÜRMÜZ BOĞAZI GÖRÜŞMELERİ
İran ve ABD arasında 14 Haziran'da Pakistan arabuluculuğunda varılan mutabakatın ilk aşamasında ABD'nin İran'a ait dondurulmuş varlıkları serbest bırakması karşılığında Hürmüz Boğazı'nın açılması ve İran'ın bu stratejik su yolundan geçişlerden 60 gün boyunca ücret almayacağı kararlaştırılmıştı.

ABD, mutabakatın imzalanmasının ardından İran'ın dondurulmuş varlıklarını serbest bırakmamış ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişler için Umman karasularından alternatif rota belirlemişti. ABD'nin bu adımlarını mutabakatın ihlali sayan İran, Boğaz'dan geçişleri kısıtlayarak "izinsiz geçiş yapmaya çalışan" bazı gemileri vurmuştu. Mutabakata rağmen iki ülke arasındaki gerginlik 8 Temmuz'da şiddetli çatışmaların başlamasına yol açmış ve yaklaşık iki hafta devam etmişti.

İran, Hürmüz Boğazı'na kıyısı bulunan Umman ile Boğaz'da gemiler için güvenli geçiş yolları belirlenmesi amacıyla yeniden görüşmelere başlamıştı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Umman ile yürütülen teknik ve siyasi görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini açıklamıştı.

ABD MEDYASI: HÜRMÜZ BOĞAZI İÇİN GEÇİCİ ANLAŞMA BUGÜN DUYURULABİLİR

ABD merkezli haber sitesi Axios’un haberine göre; Washington yönetimi, Tahran ve Umman ile Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik 60 günlük geçici anlaşmayı bugün duyurabilir. Küresel enerji ticareti ve deniz taşımacılığı açısından stratejik bir öneme sahip Hürmüz Boğazı’na ilişkin diplomatik temaslarda dikkat çeken bir iddia ortaya atıldı. ABD merkezli haber sitesi Axios’un haberinde, "ABD, İran ve Umman, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik geçici bir anlaşmaya yaklaşmış durumda ve ABD bunu bugün duyurmayı hedefliyor" ifadeleri kullanıldı.

Axios’un ABD’li kaynaklara dayandırdığı haberinde; anlaşmanın, gemilerin Hürmüz Boğazı üzerinden geçişini düzenleyen 60 günlük bir anlaşma olduğu belirtiliyor. Buna göre gemiler, Basra Körfezi yönüne İran karasuları üzerinden, ters yönde ise Tahran ile koordinasyon halinde Umman karasuları üzerinden geçiş yapabilecek. Anlaşmada, gemi geçişlerinden herhangi bir ücret alınması öngörülmüyor. Anlaşmanın süresinin uzatılabileceği belirtilen haberde, anlaşmaya varılamaması halinde Trump yönetiminin İran topraklarına geniş çaplı saldırılar düzenleme ihtimalini değerlendirdiği ifade edildi. Axios, İran yönetiminin anlaşmaların onay sürecini Salı günü tamamladığını iddia etti.

İRAN DEVLET TELEVİZYONU: UMMAN'LA OLASI BİR ANLAŞMA, HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN DERHAL AÇILMASI ANLAMINA GELMİYOR

İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğine ilişkin varılacak herhangi bir anlaşmanın boğazın derhal açılması anlamına gelmediği belirtildi.

İran Radyo ve Televizyon Kurumu (IRIB), ismi açıklanmayan bir kaynağın konuya ilişkin açıklamalarını yayımladı.

Açıklamada, gemi geçiş düzenlemelerine ilişkin görüşmelerin yalnızca İran ile Umman arasında yürütüldüğü, ABD ile herhangi bir bağlantısının bulunmadığı öne sürülerek, İran ile Umman arasında bir anlaşmaya varılsa dahi bunun Hürmüz Boğazı'nın derhal açılması anlamına gelmediği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının ABD'nin tutumunu değiştirmesi ve "ihlallerini düzeltmesine" bağlı olduğu kaydedildi.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la yürütülen görüşmelerin olumlu ilerlediğini, Orta Doğu'daki kritik sürecin 48 saat içinde netleşeceğini ve Hürmüz Boğazı'nın da çok yakında açılacağını söylemişti.

İran Devrim Muhafızları Ordusunun yayın organı ise anlaşmanın gecikmesinin temel nedeninin ABD'nin tehditleri olduğunu belirtmişti.

HUSİLER SUUDİ ARABİSTAN'I VURDUKLARINI AÇIKLADI

Yemen'deki İran destekli Husiler, Kızıldeniz'in kuzeyinde Suudi Arabistan'a ait petrol gemisini çok sayıda balistik füzeyle hedef aldığını açıkladı.

Husilerin Sözcüsü Yahya Seri, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin açıklama yaptı.

Seri, Kızıldeniz'in kuzeyindeki Yenbu bölgesi açıklarında Suudi Arabistan'a ait "Vefa" isimli petrol gemisini balistik füzelerle hedef aldıklarını belirtti.

Seri, bu saldırının "ablukaya ablukayla karşılık verme" anlayışı çerçevesinde gerçekleştirildiğini savundu.

HUSİLERİN SUUDİ ARABİSTAN'A YÖNELİK TEHDİTLERİ

İran destekli Husiler, 20 Temmuz'da, Suudi Arabistan'ın Yemen'de kontrolü altındaki bölgelere abluka uyguladığını iddia ederek "deniz seyrüsefer yasağı" olarak nitelendirdikleri bir uygulama başlattıklarını duyurmuştu.

Husiler, 22 Temmuz akşamı da Kızıldeniz'de Suudi Arabistan'a ait iki petrol tankerini balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef aldıklarını, saldırılar sonucunda gemilerde yangın çıktığını ileri sürmüştü.

İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana Yemen'in başkenti Sana'nın yanı sıra ülkenin bazı kent ve illerinde kontrolü elinde bulunduruyor.

İRAN DEVRİM MUHAFIZLARI ORDUSUNUN YAYIN ORGANI: İRAN, TEHDİTLERİN GÖLGESİNDE HİÇBİR ANLAŞMA YAPMAYACAK

İran Devrim Muhafızları Ordusuna ait yayın organı, Umman ile Hürmüz Boğazı konusundaki anlaşmanın gecikmesinin temel nedeninin ABD'nin tehditleri olduğunu ve İran'a yönelik askeri saldırı tehdidi devam ettiği sürece anlaşma yapılmayacağını bildirdi.

İran Devrim Muhafızları Ordusuna ait yayın organı "Sepahnews"in, görüşmelerle ilgili bilgi sahibi olan ismi açıklanmayan bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, Hürmüz Boğazı konusunda Umman ile devam eden görüşmelerden henüz anlaşma çıkmamasının nedeninin ABD'nin müdahalesi ve bu ülkenin Başkanı Donald Trump'ın tehditleri olduğu belirtildi.

Söz konusu yetkili, "ABD'nin müdahalesi ve İran'a yönelik askeri saldırı tehdidi devam ettiği sürece anlaşma gecikecektir. İran, tehditlerin gölgesinde hiçbir anlaşma yapmayacaktır." ifadelerini kullandı.

İran ve ABD arasında 14 Haziran'da Pakistan arabuluculuğunda varılan mutabakatın ilk aşamasında ABD'nin İran'a ait dondurulmuş varlıkları serbest bırakması karşılığında Hürmüz Boğazı'nın açılması ve İran'ın bu stratejik su yolundan geçişlerden 60 gün boyunca ücret almayacağı kararlaştırılmıştı.

ABD, mutabakatın imzalanmasının ardından İran'ın dondurulmuş varlıklarını serbest bırakmamış ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişler için Umman karasularından alternatif rota belirlemişti. ABD'nin bu adımlarını mutabakatın ihlali sayan İran, Boğaz'dan geçişleri kısıtlayarak "izinsiz geçiş yapmaya çalışan" bazı gemileri vurmuştu. Mutabakata rağmen iki ülke arasındaki gerginlik 8 Temmuz'da şiddetli çatışmalara yol açmış ve yaklaşık iki hafta devam etmişti.

İran, Hürmüz Boğazı'na kıyısı bulunan Umman ile Boğaz'da gemiler için güvenli geçiş yolları belirlenmesi amacıyla önceki gün yeniden görüşmelere başlamıştı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Umman ile yürütülen teknik ve siyasi görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini açıklamıştı.

TRUMP'TAN İRAN'A HÜRMÜZ BOĞAZI MESAJI: ÇOK YAKINDA AÇILACAK

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile "çok iyi görüşmeler" yürüttüklerini belirterek, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın "çok yakında" yeniden açılacağını söyledi. Trump, boğazın açılmaması halinde ise İran'ın "çok sert vurulacağı" uyarısında bulundu.

"İRAN İLE ÇOK İYİ GÖRÜŞMELER YAPIYORUZ"

California ziyareti sırasında Fox News'e konuşan Trump, İran ile yürütülen temaslara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Trump, "İran ile çok iyi görüşmeler yapıyoruz." diyerek Tahran yönetimiyle diplomatik temasların sürdüğünü açıkladı.

İran'ın aylardır devam eden çatışmaları sona erdirecek bir anlaşmaya varmak istediğini savunan Trump, Tahran'ın anlaşma konusunda istekli olduğunu belirtti.

HÜRMÜZ İÇİN DİKKAT ÇEKEN MESAJ: ÇOK YAKINDA AÇILACAK

Trump, küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndaki duruma ilişkin de konuştu.

ABD Başkanı, "Hürmüz Boğazı çok yakında açılacak." ifadesini kullandı.

Trump'ın açıklaması, İran ile yürütülen görüşmelerde Hürmüz Boğazı'nın durumunun da gündemde olduğuna yönelik beklentileri artırdı.

İRAN'A TEHDİT: ÇOK SERT VURULACAK

Trump, diplomatik görüşmelere ilişkin olumlu mesajlarının yanında Tahran yönetimine sert bir uyarıda da bulundu.

Hürmüz Boğazı'nın "çok yakında" yeniden açılması gerektiğini söyleyen Trump, aksi durumda İran'ın "çok sert vurulacağını" belirtti.

Trump'ın açıklamaları, bir yandan İran ile anlaşma için görüşmelerin sürdüğüne işaret ederken diğer yandan Washington'ın Hürmüz Boğazı konusunda Tahran üzerindeki askeri baskıyı sürdürdüğünü ortaya koydu.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin