İsrail’in propaganda mekanizması yeniden devrede: Hedefte Türkiye var
İsrail'in dezenformasyon aygıtı Hasbara, Türkiye aleyhine yürüttüğü algı operasyonlarıyla yine iş başında. Asılsız iddialarla dünya medyasını yönlendirmeye çalışan siyonist zihniyet, "Gerçeğin bir önemi kalmadı" diyerek yürütülen kirli propagandanın boyutunu gözler önüne seriyor.
İsrail yönetimi içindeki siyonist zihniyet bir kez daha devreye girdi. Tel Aviv yönetimi, bu kez Türkiye düşmanlığında geçmiştekilere benzer taktikleri hayata geçirdi. İsrail ordusu içinde medyayı kontrol etmek amacıyla çalışan Hasbara birimi, günlerdir Türkiye karşıtı yalanları yaymaya çalışıyor. İşte İsrail'in izlediği kirli propaganda yöntemlerinden bazıları:
İSTENMEYENİ KARALA: Tel Aviv yönetimi, kendi politikalarına karşı çıkan herkesi hedef alıyor. Daha önce Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Kerim Han ve Birleşmiş Milletler Raportörü Francesca Albanese gibi isimler, "Gazze'de soykırım var." dedikleri için İsrail'in kara listesine alınmıştı. Şimdi ise İsrail'in başlıca hedeflerinden biri ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack oldu. Barrack, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırısını açıkça eleştirmişti.

TAHRİK VE PROPAGANDA: İsrail'in Suriye'deki boş askerî üsse saldırmasından bu yana ülke basınında Türkiye karşıtı tehditler içeren analizler yayımlanıyor. Jerusalem Post gazetesinde, "İstanbul'u da hedef alabiliriz." ifadesinin kullanıldığı bir yazı yayımlandı.
MAĞDURİYET SENARYOLARI: Siyonist zihniyetin İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en sık başvurduğu yöntemlerden biri de mağduriyet söylemi oldu. Bu kez Türkiye'yi kendisine tehdit olarak gösteren İsrail, yeniden mağdur rolüne büründü. Gazze'de soykırım yapan, Batı Şeria'da etnik temizlik uygulayan, 100 bin Filistinliyi katleden ve 9 ülkeye saldıran İsrail, dünya kamuoyuna kendisini mağdur tarafmış gibi yansıtıyor.
YALANLAR İŞBAŞINDA: İsrailli siyasetçi Eli Hazan, "Doğru olması önemli değil, artık doğrunun hiçbir önemi yok. Lehimize olan bir yalanı doğru gibi dünyaya aktarmalıyız." sözleriyle ülkesinin gerçek yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi.
İFTİRAYA DOYMUYORLAR: İsrail ordusunun raporunda bile Türkiye'nin Suriye'deki söz konusu üste askerî varlık göstermediği kabul edilirken Netanyahu ve çevresindekiler, günlerdir bu iddiayı dünya kamuoyuna aktarıyor.

İSRAİL'DE GÜNDEM TÜRKİYE'NİN GÜCÜ
İsrail'in 18 Ağustos'ta Suriye'nin kuzeyindeki Ebu Zuhur Hava Üssü'nü hedef almasından bu yana Ankara-Tel Aviv hattındaki gerilim, ülke basınının başlıca gündem maddelerinden biri hâline geldi.
İsrail basını, ülkede 27 Ekim'de yapılacak genel seçimlere dikkati çekmeye devam ediyor. Anketlerde önemli ölçüde oy kaybettiği belirtilen Başbakan Binyamin Netanyahu için Haaretz gazetesinde dün, "Seçimi kazanmak için tüm tuşlara basıyor." yorumu yapıldı.
Öte yandan Ynet News, Türkiye'nin yalnızca NATO'nun en büyük ordularından birine sahip olmadığını; Karadeniz'den Ege'ye, Suriye ve Irak'tan Kafkaslar ile Kuzey Afrika'ya uzanan geniş bir coğrafyada etkili bölgesel bir askerî güç konumunda bulunduğunu vurguladı.
SURİYE'DEN İSRAİL'E EGEMENLİK RESTİ
Suriye Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin arabuluculuğunda ve Ürdün'ün ev sahipliğinde, gerilimin azaltılması amacıyla İsrail ile üst düzey bir görüşme gerçekleştirildiğini bildirdi.
AFP'ye göre Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani başkanlığındaki üst düzey heyet ile Mossad Direktörü Roman Gofman'ın liderliğindeki İsrail heyeti bir araya geldi.

Suriye'nin genel ve askerî istihbarat başkanlarının da katıldığı görüşmede, İsrail saldırılarının, tutuklama operasyonlarının ve hedef almaların durdurulması amacıyla uygulanabilir mekanizmalar oluşturulması ele alındı.
İsrail'in Suriye'ye bazı "yeni kırmızı çizgiler" sunduğu ileri sürüldü. Açıklamada, Suriye tarafının ülkesinin egemen bir devlet olduğunu; ulusal çıkarları doğrultusunda ordusunu yeniden kurma ve geliştirme, ittifaklarını ve ortaklıklarını belirleme hakkına sahip bulunduğunu teyit ettiği belirtildi.
Suriye'nin, söz konusu egemenlik haklarını kısıtlayacak herhangi bir düzenlemeyi veya mekanizmayı kabul etmeyeceği kaydedildi.
