Yunan basını Milli Eğitim Bakanı Tekin'i hedef aldı | Yunan Cumhurbaşkanı'ndan alçak provokasyon
Yunanistan merkezli Geopolitico gazetesi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında yaptığı açıklamaları manşetine taşıdı. Haberde özellikle Bakan Tekin’in tarih ve coğrafya terminolojisine ilişkin sözleri hedef alınırken, “Ege Denizi değil Adalar Denizi” vurgusu geniş yankı uyandırdı. Yunan basını, Türkiye’de müfredatta yapılan değişikliklerin “ulusal bilinç” vurgusunu öne çıkarmasından rahatsızlık duydu. Yunanistan Cumhurbaşkanı Konstantinos Tasoulas Meriç Nehri kıyısında provokasyona soyundu.
Yunanistan'da yayın yapan Geopolitico, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in okul ödül töreninde yaptığı konuşmayı dikkat çekici ifadelerle servis etti.
Haberde, Tekin'in "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" kapsamında eğitim müfredatında yapılan değişikliklere ilişkin değerlendirmeleri ön plana çıkarıldı. Geopolitico, Bakan Tekin'in özellikle tarih kitaplarında kullanılan bazı kavramlara yönelik eleştirilerini "provokatif" bir çerçevede sunmaya çalıştı.
Geopolitico Ekran Görüntüsü
"HAÇLI SEFERLERİ DEĞİL, HAÇLI SALDIRILARI"
Haberde, Bakan Tekin'in tarih eğitimine ilişkin verdiği örnekler geniş şekilde aktarıldı. Tekin'in konuşmasında, "Farkında olmadan bize dayatılan bazı kavramlar var. Örneğin çok masum görünen bir şey: Tarih kitaplarında bize 'Haçlı Seferleri' öğretiliyordu. Oysa doğru ifade 'Haçlı Saldırıları' olmalıdır" ifadelerini kullandığı belirtildi.
Yunan gazetesi, bu açıklamayı Türkiye'de eğitim politikalarının yeniden şekillendiğinin göstergesi olarak yorumladı.
"EGE DENİZİ YOK, ADALAR DENİZİ VAR" SÖZLERİ MANŞETE TAŞINDI
Geopolitico'nun en dikkat çekici başlığı ise Bakan Tekin'in coğrafi terminolojiye ilişkin sözleri oldu.
Haberde Tekin'in, "Lozan imzalandığında 'Ege Denizi' diye bir şey yoktu. Bu 'Ege Denizi' nerede? Lozan'da neden 'Ege Denizi' demiyorlar? Çünkü denizin adı 'Adalar Denizi'dir. 'Ege Denizi' kavramı, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kısmen Yunanistan'ın isteğiyle literatüre girmiş bir kavramdır" ifadelerine geniş yer verildi.
Yunan basını, bu açıklamaları "Türk Eğitim Bakanı'ndan tarihi ve coğrafi terminoloji çıkışı" şeklinde servis ederken, söz konusu ifadelerin Yunan kamuoyunda tartışma yarattığını yazdı.
"ULUSAL BİLİNÇ" VURGUSU RAHATSIZLIK YARATTI
Geopolitico haberinde, Bakan Tekin'in konuşmasının son bölümünde yaptığı "ulusal bilinç" vurgusunu da öne çıkardı.
Tekin'in, "Bunların hepsi çok masum görünüyor ancak millet olarak bilincimizi ve devletimize ile milletimize olan bilinçli bağlılığımızı doğrudan etkileyen unsurlardır" sözleri Yunan gazetesinde dikkat çekici bir detay olarak aktarıldı.
Haberde, Türkiye'de eğitim sisteminde yapılan değişikliklerin yalnızca akademik değil aynı zamanda "kimlik ve tarih bilinci" açısından da yeni bir yaklaşım ortaya koyduğu değerlendirmesine yer verildi.
TÜRK MEDYASININ YUNANİSTAN'A YÖNELİK HABERLERİNE DE DİKKAT ÇEKTİLER
Geopolitico'nun haberinde yalnızca Bakan Tekin'in açıklamaları değil, Türk medyasında yer alan bazı haberler de hedef alındı.
Haberde, Türk medya kuruluşlarının Greece Eğitim Bakanlığı'nın Pontus Rumları Soykırımı anma etkinliklerine ilişkin yayımladığı genelgeyi gündeme taşıdığı belirtildi.
Yunan gazetesi, Türk medyasının söz konusu genelgeyi "siyasi boyut taşıyan bir adım" olarak değerlendirdiğini ve öğrencilerin ideolojik olarak yönlendirilmeye çalışıldığı yönünde yorumlar yaptığını aktardı.
TÜRKİYE'NİN EĞİTİM HAMLELERİ KOMŞU BASININDA YAKIN TAKİPTE
Son dönemde Türkiye'de eğitim müfredatı, tarih anlatısı ve milli bilinç vurgusuna yönelik atılan adımların Yunan basını tarafından yakından takip edilmesi dikkat çekiyor.
Özellikle "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" çerçevesinde yapılan düzenlemeler, Yunanistan'daki medya kuruluşlarında sık sık analiz ve yorum konusu olurken, Geopolitico'nun son haberi de Ankara'nın eğitim politikalarının Atina'da rahatsızlık oluşturduğuna yönelik yorumları yeniden gündeme taşıdı.
ATİNA'DA MAVİ VATAN PANİĞİ! YUNAN CUMHURBAŞKANI'NDAN MERİÇ KIYISINDA KÜSTAH PROVOKASYON
Türkiye'nin denizlerdeki hakimiyetini perçinleyecek olan "Mavi Vatan Yasası" için düğmeye basması Atina'da büyük korkuya neden oldu. Yunanistan Cumhurbaşkanı Konstantinos Tasoulas, soluğu Türkiye sınırındaki Meriç Nehri'nde alarak kışkırtıcı açıklamalarda bulundu. Ankara'nın uluslararası hukuktan doğan haklarını koruma kararlılığı karşısında köşeye sıkışan Atina yönetimi, provokatif söylemlerle gerilimi tırmandırmaya çalışıyor.
MERİÇ KIYISINDA KÜSTAH SÖZLER
Türkiye'nin Mavi Vatan üzerindeki kararlı duruşu ve hazırlanan yeni yasa tasarısı Yunanistan'da yankılanmaya devam ediyor. Bu kapsamda sınıra giden Yunanistan Cumhurbaşkanı Konstantinos Tasoulas, Meriç kıyısında yaptığı konuşmada, "Türkiye ile sınırlarımız tartışmaya kapalıdır" ifadelerini kullandı. Ankara'nın hamlelerinden rahatsız olan Tasoulas, "Yunanistan-Türkiye kara ve deniz sınırları müzakere edilemez ve Yunanistan bunları mutlak bir şekilde korur" sözleriyle provokasyona imza attı.
ANILARA VE TARİHE SIĞINDILAR
Atina yönetimi, Türkiye'nin Adalar Denizi'ndeki haklarını korumak üzere hazırladığı yasa tasarısı karşısında çareyi yine gerilimi artırmakta buldu. Meriç Tümeni'ni ziyaret ederek askerlere hitap eden Tasoulas, "Yunanistan; tarihi, uluslararası hukuku, zaferlerimizi ve deniz hukukunu hiçe sayan provokasyonlardan veya tehditlerden yılmaz" dedi. Türk diplomasisinin ve sahadaki gücünün karşısında tarihi atıflarla ayakta kalmaya çalışan Tasoulas, "Geçmişte fethedilen bu sınırlar, bugün vatana hizmet etme konusunda kararlı genç Yunanlar, modern nesiller tarafından korunmaktadır. Bu sınırlar, karada veya denizde, müzakere edilemez" ifadelerini kullanarak küstah tavrını sürdürdü.
TÜRKİYE DENİZLERDEKİ HAKLARINI YASA HÜKMÜNE BAĞLIYOR
Atina'yı panikleten "Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu" ile Türkiye, denizlerdeki egemenlik haklarını en üst seviyede tescilleyecek. Hazırlanan yasa tasarısına göre Türkiye'nin karasuları Karadeniz ve Akdeniz'de 12, Ege'de ise 6 deniz mili olarak yasa hükmüne bağlanacak. Bu tarihi adım sayesinde kıta sahanlığı, bitişik bölge ve münhasır ekonomik bölge alanlarına ilişkin hukuki çerçeve tamamen netleşmiş olacak. Türkiye'nin bu hamlesiyle birlikte Mavi Vatan'daki her bir damla suyun koruma altına alınacak olması, Yunanistan'daki rahatsızlığın ana kaynağı olarak görülüyor.
