Hürmüz Boğazı'nda kritik eşik! Nükleer tehdit ve İsrail'in kirli planı
Dünya ekonomisinin can damarı olan Hürmüz Boğazı'nın yeniden ticari gemilere açılmasıyla birlikte gözler Orta Doğu'ya çevrildi. Savunma ve Güvenlik Stratejileri Analisti Yusuf Alabarda, Hürmüz Boğazı’ndaki gizli ambargodan İsrail’in Lübnan’ı haritadan silme planına kadar tüm kirli senaryoları A Haber’de tek tek deşifre etti. İran’ın yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyum resti ve İsrail’in ‘insansızlaştırma’ projesiyle bölge ateş çemberine dönerken, "Büyük İsrail" hedefindeki kan donduran adımlar ilk kez bu kadar net gözler önüne serildi. İşte savaşın seyrini kökten değiştirecek o çarpıcı gerçekler...
Ortadoğu'da tansiyon düşmek bilmezken, Hürmüz Boğazı'ndan gelen son dakika haberleri küresel piyasaları rahatlattı. Savunma ve Güvenlik Stratejileri Analisti Yusuf Alabarda, bölgedeki ateş çemberini ve küresel güçlerin satranç hamlelerini A Haber ekranlarında tek tek deşifre etti.
(Foto: ahaber.com.tr ekran görüntüsü)
Hürmüz Boğazı'ndaki yeni trafik kurallarından İran'ın nükleer restine, İsrail'in Güney Lübnan'daki 'insansızlaştırma' projesinden bölgedeki askeri hareketliliğe kadar her detay, savaşın ve diplomasinin seyrini değiştirecek nitelikte. Ateş hattındaki sıcak gelişmeleri değerlendiren Alabarda, "Büyük İsrail" projesinin kan donduran safhalarına ve ABD-İran hattındaki gizli pazarlıklara ışık tuttu.
(Foto: ahaber.com.tr ekran görüntüsü)
HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA YENİ DÖNEM: İSRAİL BAĞLANTILI GEMİLERE GEÇİT YOK!
Bölgedeki deniz trafiğine dair ulaşılan yeni uzlaşmanın detaylarını aktaran Yusuf Alabarda, "Hürmüz Boğazı'nın kuralları İran'ın açıkladığı kadarıyla belli oldu. Ticari gemilere açık, ancak 'düşman' olarak nitelendirilen İsrail ile bağlantılı her türlü ticari görünümlü deniz unsurlarına kapalı kalmaya devam edecek. Bu süreç İran ile koordine içerisinde ve onun belirlediği güzergahtan işleyecek" ifadelerini kullandı. Bu kararın dünya enerji piyasalarındaki yansımasına dikkat çeken Alabarda, "Bu açıklama piyasalarda hemen karşılık buldu ve petrol fiyatları 86-87 dolara kadar geriledi" sözleriyle ekonomik etkileri vurguladı.
Hürmüz Boğazı'nın açılma sürecinde küresel aktörlerin rolüne değinen Yusuf Alabarda, "ABD'nin uyguladığı ambargo sonrası Çin de sıkıntıya girmişti. Çin, Hürmüz'ün seyrüsefere açılması gerektiği yönünde net açıklamalarda bulunmuştu. İran, uluslararası ölçekte kendisine yönelen bu baskıyı ateşkes periyodunda daha fazla taşıyamazdı. Normal şartlarda 'savaş devam ediyor' diyebilirlerdi ama şu an geçici de olsa bir ateşkes varsa, Boğaz'ın Deli Dumrul gibi kapatılmasının dünyaya izahı yoktu" şeklinde konuştu.
NÜKLEER RESTLEŞME: YÜZDE 60 ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUM KRİZİ
İran'ın nükleer kapasitesinin İsrail ve ABD için en kritik eşik olduğunu belirten Yusuf Alabarda, Ortadoğu'da tansiyon düşmek bilmezken, Hürmüz Boğazı'ndan gelen son dakika haberleri dünya enerji piyasalarını sarstı. Savunma ve Güvenlik Stratejileri Analisti Yusuf Alabarda, bölgedeki ateş çemberini ve küresel güçlerin satranç hamlelerini A Haber ekranlarında tek tek deşifre etti. Hürmüz Boğazı'ndaki yeni trafik kurallarından İran'ın nükleer restine, İsrail'in Güney Lübnan'daki 'insansızlaştırma' projesinden bölgedeki askeri hareketliliğe kadar her detay, savaşın ve diplomasinin seyrini değiştirecek nitelikte. Ateş hattındaki sıcak gelişmeleri değerlendiren Alabarda, "Büyük İsrail" projesinin kan donduran safhalarına ve ABD-İran hattındaki gizli pazarlıklara ışık tuttu. ifadelerini kullandı.
(Foto: ahaber.com.tr ekran görüntüsü)
"HAFTALAR İÇİNDE NÜKLEER SİLAH SAHİBİ OLABİLİRLER"
İran'ın uranyumu teslim etme konusundaki tavrını aktaran Yusuf Alabarda, "İran, ABD'nin uranyum teklifini kabul etmiyor. Özellikle de yüzde 60 zenginleştirdikleri uranyumu teslim etmeyeceklerini açıkladılar. Yüzde 60 seviyesine ulaşıldığında, nükleer silaha erişmek için gereken süre sadece haftalarla sınırlıdır. Yeni bir makineye veya altyapıya gerek kalmadan süreç tamamlanabilir" uyarısında bulundu. Alabarda, nükleer denge konusundaki endişelerini ise "İran nükleer silaha sahip olduğunda İsrail'i dengelemiş olmayacak, tehdit ikiye katlanacak. Yarın bu silahın başka ülkeler için kullanılmayacağının garantisini kimse veremez" sözleriyle dile getirdi.
ABD VE İSRAİL İÇİN STRATEJİK YIKIM: "HANGİSİNİ BAŞARDINIZ?"
İsrail'in askeri operasyonlarının siyasi sonuçlarını sorgulayan Yusuf Alabarda, "Netanyahu için büyük bir kayıp söz konusu. Rejim mi gitti? Hayır. Uranyum mu alındı? Hayır. Balistik füze tesisleri mi kapatıldı? Hayır. Üstüne bir de Hürmüz'ü kapattırdınız. ABD'ye sorarlar: Neyi başardın? Bu başarısızlık Kasım'da Trump'a, ilk seçimde de Netanyahu'ya yazar" dedi. Alabarda, olası bir uzlaşmada İran'ın uranyum seviyesinin yüzde 3,5-4 seviyelerine çekilmesinin şart koşulabileceğini belirtti.
LÜBNAN'DAKİ "İNSANSIZLAŞTIRMA" VE SİYONİST GENİŞLEME STRATEJİSİ
İsrail'in Lübnan'daki saldırılarının arka planındaki dehşet verici planı açıklayan Yusuf Alabarda, "Lübnan'da konuşulan her şey aslında İran ile yapılan pazarlıkla alakalıdır. Hizbullah'ı 40 yıl boyunca eğiten ve donatan İran aklıdır. İsrail, Lübnan'ın güneyindeki köyleri Apple Maps'ten bile sildirdi, artık oraya baktığınızda boş bir bölge görüyorsunuz. Litani Nehri hattına kadar alan kazanmak istiyorlar" dedi. Bölgedeki sivil tahliyenin bir işgal hazırlığı olduğunu vurgulayan Alabarda, "1,2 milyon insan göç etti. İsrail, Lübnan'ın güneyini kendi genişleme stratejisi kapsamında yutmaya hazırlanıyor. Golan'ı ve Batı Şeria'yı yuttuğu gibi burayı da yutmak istiyor" ifadelerini kullandı.
SICAK HATTA LOJİSTİK KOPUŞ VE KİMYASAL TEHDİT
İsrail'in Lübnan ile olan tüm bağları koparmaya çalıştığını belirten Yusuf Alabarda, "İsrail Lübnan'ın güneyindeki son köprüyü de vurarak bölgenin ülke ile bağlantısını tamamen kesti. Ayrıca uçaklarla bölgeyi ilaçladılar; bu, oradaki suyun ve yiyeceklerin kullanılamaz hale gelmesi demektir. Bu bir insansızlaştırma projesidir. Siyonizm sabırla bekleyebilir, hemen yutması gerekmiyor" şeklinde konuştu. Gazze ile Lübnan arasındaki farka değinen Alabarda, "Gazze'de bunu yapamadılar çünkü Gazzelinin kaçacak bir yeri yoktu, o yüzden soykırıma uğradılar ve 72 bin insan katledildi. Lübnanlılar ise kuzeye veya Suriye'ye kaçabildi" dedi.
SURİYE'YE GÖÇ VE MOSSAD SIZMASI RİSKİ
Lübnan'dan Suriye'ye geçen sığınmacılar üzerinden büyük bir istihbarat riskine dikkat çeken Yusuf Alabarda, "Giden 1,2 milyon insanın 220 bini Suriye'ye geçti. Bu 220 bin kişinin içinde 10 bin Mossad ajanının sızmadığını düşünmek safdillik olur. Bu kişileri sonradan ayıklamak çok güç olacaktır" uyarısında bulundu.


