(Foto: AA)
1. TÜM ASKERİ HEDEFLER TAMAMLANACAK
ABD merkezli The Washington Post'a göre ilk adım, sahadaki tüm askeri görevlerin eksiksiz tamamlanması. Bu kapsamda İran'ın nükleer programını yeniden başlatmasını engellemek için bölünebilir nükleer materyalin ele geçirilmesi ya da imha edilmesi öngörülüyor.
Habere göre ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ın Hürmüz Boğazı'nı zorla açmaya yönelik planı da devreye alınabilir. Ayrıca boğaz güvenliğinin çok uluslu bir donanmaya devredilmesi ya da geçiş yapan gemilerden "refakat ücreti" alınması seçenekler arasında yer alıyor.
İran'ın enerji ihracatının kalbi olan Hark Adası'nın ele geçirilmesi, ablukaya alınması ya da tamamen yok edilmesi de planın kritik unsurları arasında gösteriliyor. Eğer ABD bu görevleri tamamlarsa, İran üzerinde tam bir kontrol kuracak ve rejim bir daha asla dünya ekonomisini rehin alamayacak. ABD askeri komutanları bu hedeflere önümüzdeki iki ila üç hafta içinde ulaşılabileceğine inanıyor, ancak görevin ne zaman tamamlandığının belirlenmesi koşullara bağlı olmalıdır.
(Foto: AA)
2. MÜZAKERE OLMAZSA LİDERLER HEDEFTE
İkinci adım, müzakere ihtimali için hedef alınmayan İranlı liderlerin ortadan kaldırılması. Haberde, Trump'ın daha önce müzakere kanallarını açık tutmak için bazı İranlı liderlere yönelik saldırıları ertelettiği ancak bu isimlerin teslim şartlarını reddetmesi halinde hedef haline gelebileceği ifade ediliyor. Trump'ın son bir ültimatom vererek İsrail'i kapsamlı bir liderlik saldırısı için yönlendirebileceği belirtiliyor.
3. ATEŞKES OLMADAN ZAFER İLANI
Planın üçüncü adımında ise herhangi bir ateşkes ya da barış anlaşması olmadan tek taraflı zafer ilanı yer alıyor. Habere göre, sahadaki askeri hedefler tamamlandığında Trump'ın operasyonları askıya aldığını açıklaması bekleniyor. Bu yaklaşım, klasik diplomatik süreçlerin tamamen dışında bir strateji olarak öne çıkıyor.
4. BARIŞ ŞARTLARI ZORLA KABUL ETTİRİLECEK
Dördüncü adımda ABD'nin kendi belirlediği barış şartlarını İran'a tek taraflı olarak dayatması öngörülüyor. İran'ın nükleer ya da balistik füze programını yeniden canlandırmaya çalışması veya vekil güçlere destek vermesi halinde ABD ve İsrail'in yeniden saldırı hakkını saklı tutacağı vurgulanıyor. Bu durumun, İran üzerinde sürekli bir askeri baskı oluşturması hedefleniyor.
5. REJİM ÜZERİNDE BASKI VE İÇ ÇÖKÜŞ
Planın son aşaması ise İran'daki iç dinamiklere odaklanıyor. The Washington Post'a göre Trump yönetimi, İran rejimine protestoculara yönelik şiddetin kabul edilmeyeceği mesajını vermeyi planlıyor. Rejimin sivillere ateş açması halinde sorumlu askeri ve siyasi liderlerin hedef alınacağı belirtiliyor.
Bu stratejinin, İran halkının korku bariyerini aşmasını sağlayarak muhalefeti güçlendirebileceği ve uzun vadede rejimin çöküşüne zemin hazırlayabileceği ifade ediliyor.
"DAMOKLES'İN KILICI" TAKTİĞİ
Habere göre, bu yaklaşımın temel amacı İran yönetimi üzerinde sürekli bir tehdit hissi oluşturmak. Bu tür saldırıların tehdidi, rejimin üzerinde Damokles'in kılıcı gibi asılı kalmalıdır. Şu anda İran'ın hayatta kalan liderleri, Trump'ın baskısının birkaç hafta içinde ortadan kalkacağına inanıyorlar.
Bu düşünceden vazgeçmeleri için büyük çaplı muharebe operasyonları sona erdikten sonra birkaç hassas saldırı gerekebilir, ancak Trump'ın şartlarını herhangi bir şekilde ihlal etmeleri durumunda her an gökyüzünden üzerlerine bir füze düşebileceğini anladıklarında, bu baskı rejimin iradesini ve yönetme yeteneğini kırmaya başlayacaktır.
Bu durum aynı zamanda İran muhalefetinin örgütlenmesi ve rejime meydan okuması için de alan yaratacaktır.
İranlılar, baskıcılarının artık cezasız bir şekilde onları öldüremeyeceğini gördüklerinde, korkularını kaybedecek ve onlara meydan okumada daha cesur olacaklardır. ABD ve İsrail'den gelen dış askeri baskı ile İran halkından gelen iç baskının birleşimi rejimi parçalayacaktır.