ABD-İran gerilimi nasıl bu noktaya geldi? Orta Doğu’daki krizin perde arkası

ABD ile İran arasındaki gerilim yeni bir askeri çatışma evresine girerken, bölgedeki dengeleri sarsan gelişmeler Orta Doğu’yu yeniden ateş çemberine sürükledi. ABD’nin İran’daki nükleer tesisleri hedef alan operasyonları, Tahran’ın misillemeleri ve yıllardır süren stratejik rekabet yeniden gündemin merkezine yerleşti. Peki Washington ile Tahran arasındaki kriz nasıl başladı ve bugünlere nasıl gelindi? A Haber’in özel analiz programı Perspektif, gerilimin tarihsel arka planını ve bölgesel güç mücadelesini mercek altına alarak süreci kapsamlı bir dosyayla ekrana taşıdı.
Seçim kampanyası boyunca "savaşları bitirme" vaadiyle seçmen karşısına çıkan Donald Trump'ın talimatıyla ABD ordusu, İsrail ile eş güdümlü olarak İran'a yönelik büyük bir askeri harekat başlattı. Nükleer tesislerin vurulduğu, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in hayatını kaybettiği ve bölgenin adeta bir ateş çemberine dönüştüğü saldırılar sonrası, uluslararası kamuoyu "Bundan sonra ne olacak?" sorusuna kilitlendi. Yıllardır süregelen nükleer gerilim ve stratejik hesaplaşma, yerini sıcak çatışmaya bırakırken; Türkiye itidal ve diplomasi çağrısını yineledi.
DİPLOMASİDEN SAVAŞA: TRUMP'IN YEDİNCİ HEDEFİ İRAN
Seçim sürecinde Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmeyi bekleyen Donald Trump, başkanlık koltuğundaki bir yılı dolmadan operasyon düğmesine bastı. ABD ordusunun İran'da büyük muharebe operasyonlarına başladığını duyuran Donald Trump, "Kısa bir süre önce Birleşik Devletler ordusu İran'da büyük muharebe operasyonlarına başladı. Tekrar söylüyorum; asla nükleer silaha sahip olamayacaklar" ifadelerini kullandı.
A Haber Editörü Kübra Urhan, Trump'ın bu hamlesinin bir yıl içindeki yedinci saldırısı olduğuna dikkat çekerek, "Seçim kampanyasında tüm savaşları bitireceğini vaat eden Donald Trump'ın bir yıl içinde saldırdığı yedinci ülke İran oldu. Orta Doğu bir kez daha ateş çemberinde" sözleriyle durumu özetledi.
(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
TARİHSEL KIRILMA: 1979'DAN BUGÜNE BİTMEYEN HESAPLAŞMA
İran ve ABD arasındaki gerilimin kökenleri, 1979 yılındaki İslam Devrimi'ne kadar uzanıyor. ABD'nin 39. Başkanı Jimmy Carter, o dönem yaşanan elçilik baskınına atıfta bulunarak, "Tahran'daki insanlarımızın rehin tutulması kadar Amerikan halkını birlik olmaya sevk eden başka bir olay yaşanmadı. İran halkı veya hükümeti arasında endişeyi haklı çıkaracak hiçbir eylemde bulunmadık" şeklinde konuştu.
(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
GEÇMİŞTE GÜNÜMÜZE ABD'NİN İRAN'A BAKIŞI
Süreç içerisinde Washington'un Tahran'ı nükleer bir tehdit olarak tanımladığını başkanlığı döneminde dile getiren George W. Bush, "İran tehlikelidir. İran'ın gizli bir askeri silah programı olduğuna inanıyoruz" dedi.
İsrail Eski Başkanı Ehud Olmert ise, "İran'ın nükleer kapasite kazanmasını durdurmak için yoğun ve ortak bir çabaya ihtiyaç var" diyerek askeri müdahalenin sinyallerini yıllar öncesinden vermişti.







