
MİSİLLEME RİSKİ GÖZ ARDI EDİLMİYOR
Muhtemel bir harekatın kapsamının belirsiz olduğunu ve potansiyel risklerin göz önüne alındığını vurgulayan kaynaklar, ABD'nin askeri kapasitesinin büyük bölümünü İran saldırısı için kullanmasının, Çin'i Tayvan'ı işgal etme konusunda cesaretlendirebileceğine dikkat çekti.
Kaynaklardan birinin "Eğer rejim değişikliği hedefleyen bir saldırıdan bahsediyorsak, İran'ın elindeki her şeyle misilleme yapması çok muhtemel. Bölgede çok sayıda varlığımız var ve bunların her biri potansiyel bir hedef. Ayrıca 'Demir Kubbe' koruması altında değiller. Bu nedenle Amerika'nın kayıplarının olma ihtimali yüksek. Ve bu da çok fazla siyasi risk içeriyor" dediği aktarıldı.

"NE YAPACAĞINI YALNIZCA TRUMP BİLİR"
Beyaz Saray sözcüsü Anna Kelly, konuyla ilgili yorum talebi üzerine, "Medya başkanın düşünceleri hakkında spekülasyon yapmayı sürdürse de, Başkan Trump'ın ne yapıp ne yapmayacağını yalnızca kendisi bilir" açıklamasında bulundu. Washington'daki İsrail Büyükelçiliği ise konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'ın balistik füzeler hakkında konuşmayı reddettiğini iddia ederek bunu "büyük bir sorun" olarak nitelendirdi.
ABD basınına göre, Rubio, Karayip ülkesi Saint Kitts ve Nevis ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, İran'ın ABD'yi bölgedeki üslerini ve ortaklarını tehdit eden, özellikle kısa menzilli olmak üzere çok sayıda balistik füzeye sahip olduğunu, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar ve Bahreyn'deki tüm üslerinin bu kapsama girdiğini söyledi.
Ayrıca deniz taşımacılığını ve ABD Donanması'nı tehdit etmeye çalışan deniz unsurlarına da sahip olduğunu öne süren Rubio, "Bu nedenle, herkesin şunu anlamasını istiyorum. Nükleer programın ötesinde, yalnızca Amerika'ya ve Amerikalılara saldırmak için tasarlanmış bu konvansiyonel silahlara da sahipler." dedi.
Rubio, bu konuların ele alınması gerektiğini ve yapılacak müzakereler ile görüşmelerin büyük ölçüde nükleer programa odaklanacağını belirterek, şunları kaydetti:
"İlerleme kaydedilebileceğini umuyoruz çünkü Başkan'ın tercihi diplomatik alanda ilerleme sağlamak ancak şunu da unutmamak önemli, İran balistik füzeler hakkında bizimle veya herhangi kimseyle konuşmayı reddediyor ve bu büyük bir sorun."

İRAN İLE ABD ARASINDAKİ MÜZAKERE SÜRECİ
İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a yönelik saldırılarıyla kesintiye uğrayan İran-ABD arasındaki nükleer müzakereler, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin girişimleri ve Umman'ın arabuluculuğunda yeniden canlandırılmıştı.
ABD'nin saldırı tehditleri ve devasa askeri yığınağı devam ederken taraflar, 6 Şubat'ta Umman'da dolaylı müzakereler için bir araya gelmiş ve temasların sürdürülmesi konusunda mutabakata varmıştı. Daha sonra ikinci tur görüşmeler 17 Şubat'ta Cenevre'de devam etmişti. Taraflar görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini bildirmiş ve daha sonra Cenevre'de 26 Şubat'ta yeniden bir araya gelinmesi konusunda anlaşmıştı.
İran, nükleer programını atom bombası üretimini engelleyecek sınırlamalar çerçevesinde sürdürme karşılığında yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor. ABD ise Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını ve elindeki yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyum stokunun ülke dışına çıkarılmasını istiyor.
Müzakerelerde, zenginleştirme oranının hangi seviyede sınırlandırılacağı, yüzde 60 düzeyinde zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kilogram uranyum stokunun durumu ve yaptırımların kaldırılma takvimi ve doğrulama mekanizmaları ele alınıyor.