Beyaz Saray: Trump'ın gözü İran'ın üzerinde | A Haber 2 kritik noktadan anbean aktarıyor
Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada Trump'ın İran'a sivil ölümlerinin devam etmesi halinde ciddi sonuçlar olacağını söylediği belirtilerek "İran'da 800 idam durduruldu" denildi. Açıklamada tüm seçeneklerin olduğu da vurgulanırken "Trump'ın gözü İran'ın üstünde" ifadeleri yer aldı. ABD'den ve İran'dan canlı yayın ile anbean gelişmeleri duyuran A Haber Tahran Muhabiri Ekber Karabağ ve A Haber Wshington Muhabiri İrfan Sapmaz son durumu değerlendirdi.
İran'daki protestolarda tansiyon düşmüş durumda ancak ABD tarafından yapılan açıklamalar gerilimi artırıyor.
Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada Trump'ın İran'a sivil ölümlerinin devam etmesi halinde ciddi sonuçlar olacağını söylediği belirtilerek "İran'da 800 idam durduruldu" denildi.
Beyaz Saray, İran'daki protestolar hakkında yaptığı açıklamada, "Dün gerçekleştirilmesi planlanan 800 idam durduruldu. Trump ve ekibi durumu yakından takip ediyor, tüm seçenekler masada" dedi.
İran'ın böyle bir kara almış olması tartışma konusu olurken İran'dan canlı yayın ile anbean gelişmeleri duyuran A Haber Tahran Muhabiri Ekber Karabağ son durumu değerlendirdi.

A HABER TAHRAN'DAN AKTARIYOR
A Haber Tahran Muhabiri Ekber Karabağ: Yani bu kısa sürede nasıl 800 kişi yargılandı da iddianame hazırlandı... Hani 2-3-5 deseydiniz biraz inandırıcı olurdu ama 800 idamın durdurulması. Bunlarla ilgili ne zaman iddianame hazırlandı, nasıl oldu, ne zaman mahkemeler yapıldı, yargı süreci nasıl yapıldı? Tabii bunların hepsi... Bilmiyorum yani bir propaganda mı desek, ne desek ama bu %100 gerçek değil, yani bunu söyleyelim. Gerçeği tartışmalı, bu şekilde desek daha doğru olur. Hani arka planda neler oluyor tabii bilemiyorsun siyasette, onu bilemiyorsun. Ancak iki günde, üç günde böyle bir şey mümkün değildir.

800 KİŞİ İÇİN KISA SÜREDE NASIL BÖYLE BİR KARAR ÇIKTI?
Bu rakam tartışmalı. Olaylar daha niteliği 2-3 gün oldu. Nasıl bu mahkemeler oluştu, bu tartışmalı bir mesele. Hatta esasında bu tartışma nereden çıktı? Bu idam meselesi... Özellikle bir kişinin üzerinde duruyorlardı. Kereç kentinde tutuklu bulunan bir kişiydi, İrfan Sultani. İki gün önceydi Batı medyasında bu kişinin ismi çıktı. İşte protestolar sırasında bu kişi tutuklandı ve şimdi de idama mahkum edildi diye bir haber yapıldı.
Ve zaten Trump ilk açıklamasında "Evet, benim güçlü tavrım dolayısıyla bu insan idamdan kurtuldu" dedi. Ancak İran yargısından sabah saatlerinde açıklama geldi. Dedi ki: "Esasında biz bu insanı idama da mahkum etmemiştik. Bu meselelerle suçlanıyordu, sıralamışlardı. Bizim yasalarımıza göre en fazla bu insan için hapis verebiliriz, ortada bir idam yok." Gerçekten de böyle midir, öyle midir, değil midir; o da bir tartışma konusu.

PEK İNANDIRICI DEĞİL SİYASİ BİR MESELE
Donald Trump iki gün önce ne diyordu? "Sokaklarda kan dökülürse ben müdahale ederim" demişti. Şimdi belki bir şekilde İran'a müdahale etmemek istiyor. Bu tip şeyler, meselelerle... "Evet, İran 800 kişiyi öldürecekti, idam edecekti. Benim tavrım dolayısıyla idam etmedi, o yüzden ben artık saldırmıyorum oraya." Yani saldırmak istemiyor. O yüzden bu rakamları, "Evet ben bakın ne kadar güçlüydüm, benim sözümden dolayı İran bundan vazgeçti..." Yani bunlar pek inandırıcı değil. Bir mahkeme oluşsun, ne zaman bu mahkeme oluştu, ne yapıldı? Ben hiç böyle bir şey görmedim. Sadece İran Yargı Kurumu Başkanı'nın mesela basında gördüm, birkaç tane bu protestocuyla görüşmesini gördüm. Onlarla görüşüyordu, nasıl oldu... Basında bu konuda şey... "Artık ne çabuk bunları aldılar, mahkemeye götürdüler şey yaptılar?" Dediğim üzere belki de bu tamamıyla siyasi bir meseledir.
Amerikan ana akım medyasının yorumlarına, özellikle de Pentagon'da 18 ayrı istihbarat servisinde çalışmış olan think-tank kuruluşlarında şu anda görev yapan ve Amerika Birleşik Devletleri'nde de "Döner Kapı Politikası" olarak adlandırılan ABD derin yapısının isimlerini sürekli olarak ileriye süren ABD ana akım medyasındaki bu isimlere göre de İsrail Başbakanı Netanyahu ile Donald Trump tamamıyla ayrı yollarda İran yönünde. Netanyahu bu saldırıların olmasını istiyor ancak Donald Trump buna karşı çıkıyor. O anlamda aralarında bir çatışma var kısacası.
A Haber Washinton Muhabiri İrfan Sapmaz da ABD'nin tavrını ve açıklamalarını şu şekilde değerlendirdi:
TRUMP TÜRKİYE'DEN BİR MESAJ ALMIŞ OLABİLİR Mİ?
İrfan Sapmaz'ın aktardıkları şu şekilde:
Pentagon'un belirli kesimleri arasında. Tam Pentagon diyemeyiz aslında. Özellikle de tabii Pentagon'un istihbarat servisi DIA... Özellikle onun içerisindeki bu derin yapılar, Netanyahu ile bağlantılı derin yapılar Trump'ın önüne sürekli olarak işte saldırılması gerektiği, Tahran'ın tamamıyla yönetiminin düşürülmesi gerektiği yönünde istihbarat raporları sunuyorlar. Ancak Donald Trump ne MOSSAD'a ne de kendi istihbarat servislerine tam anlamıyla güveniyor diyebilirim. O anlamda da Donald Trump Yani Hakan Fidan'ın başlattığı bu görüşmeler üzerinden Türkiye'den bir mesaj almış olabilir mi? Onun için de İran'a yönelik olası bir saldırıda geri adım atmış olabilir mi?
ABD BAŞKANI NE MOSSAD NE DE CIA'E GÜVENİYOR
Donald Trump sorusunun cevabı şu aslında: Çünkü Donald Trump kendi deyimiyle söylüyorum; ne MOSSAD'a güveniyor ne CIA'ye güveniyor. Onun için de kendi ortaklarıyla, bir anlamda Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ki burada bölgedeki en önemli isimler, onlardan alacağı özel bilgiler, Suudi Arabistan, Katar gibi Birleşik Arap Emirlikleri gibi çeşitli kanallarla bağlantıları da var. Yani kendi istihbarat servislerine güvenmediği için de işte Steve Witkoff gibi Jared Kushner gibi çevresindeki özel isimlerle de sürekli temasını sürdürüyor bölgeyle ilgili. Çünkü bir oyunun içine çekilmek istendiğinin çok farkında, özellikle Donald Trump, Netanyahu, Netanyahu'nun ABD'deki bu derin yapı içerisindeki uzantıları tarafından.
Yani genel bir Amerikan politikası demeden öte, Donald Trump'ın genel bir politikası nedir? Bana göre belki de Suudi Arabistan Prensi Muhammed bin Selman'ın aldığı bu karar Donald Trump'ı son derece memnun etmiş olabilir. Her ne kadar Pentagon içerisindeki bu derin yapıyı ya da istihbarat toplumu içerisindeki bu derin yapıyı, Netanyahu ile bağlantıda olanları memnun etmese de. Onun için bunlara ben hep dikkat ederseniz Banu ayrım yaparak anlatmaya çalışıyorum. Yani yaptığım buradaki yorumlarda Amerikan ana akım medyasına, istihbarat topluluklarına, Pentagon'a dayandırıyorum ve tarafları belirlemeye çalışıyorum. Yani Amerikan ana akım medyası dediğimiz zaman kim? Washington Post, New York Times, CNN International gibi bunların içerisinde yüzde 8,5-9'a varan bu derin yapının payları var. Bu biliniyor, bu bir sır değil. Onun için Donald Trump da bunları çok şüphesiz çok iyi biliyor.
Onun için atacağı tüm adımlarda çok taraflı raporlara bakıyor, özel bilgilere bakıyor, özel ilişkilerine bakıyor. Sayın Cumhurbaşkanının bu anlamda, Sayın Cumhurbaşkanının bu anlamda İran'la ilgili en azından Hakan Fidan üzerinden, en son yaptığı görüşmede bu ne kadar gündeme geldi bilmiyorum. Bu anlamda Donald Trump bunları da dikkate aldığını düşünüyorum. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanıyla birlikte hem Hakan Fidan hem de Cumhurbaşkanının etrafındaki ekiple ilgili de hatırlayacaksınız Donald Trump, "Bu insanlar çok zeki ama bu çok hoşuma gitmiyor, bu kadar zeki olmaları" demişti. Yani orada bir iltifatta bulunmuştu hatırlayacaksınız. Donald Trump'ın böyle bir güzel tarafı var. Ne anlamda? Sadece kendi ülkesinin istihbarat servisleri tarafından masasına konulan raporlara güvenmeden kendi özel kanallarıyla da, ki Donald Trump'ın en çok uyguladığı "Back Channel" dediğimiz arka kapı diplomasisini Donald Trump çok iyi okuyor, çok iyi kullanıyor ve hem Ukrayna meselesinde hem Venezuela meselesinde hem de Gazze meselesinde zaten bunları gördük açıkça.
TRUMP 'GİDİP İRAN'I VURALIM YERLE BİR EDELİM' POLİTİKASINI İZLEMİYOR
Amerika deyince tek başına Amerika Birleşik Devletleri topyekün işte Donald Trump istihbarat topluluklarıyla, Pentagon'la ya da tüm sistemle ortak hareket ediyor demek değil demiştim. Bunu İran için de söylüyorum. Çok özel bilgilere dayanarak söylüyorum. Şu anda Hamaney, işte oğlu Mücteba Hamaney ki Devrim Muhafızları'nın başında ve Mesud Pezeşkiyan İran'la bir savaş istemiyorlar. Ve kesinlikle de masaya oturma taraftarılar. Onun için de şu anda Devrim Muhafızları içerisinde de çok ciddi bir bölünme var. Hamaney ve oğlu Mücteba Hamaney tam anlamıyla Devrim Muhafızları'nı kontrol ediyor dememiz doğru değil. Devrim Muhafızları içerisinde gerek İsrail'le, gerek işte daha önceki yayınlarımızda dile getirdin İngiltere'yle, MI6'la, CIA'le birçok yerle de bağlantıları var. Donald Trump bunları ben biliyorsam, Donald Trump şüphesiz bunları biliyor. Onun için Donald Trump da İran'dan çıkan seslere "topyekün bir ses çıkıyor, hadi gidelim İran'ı vuralım, yerle bir edelim" gibi bir politika izlemiyor.
GÜNÜN MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN