
30 ÜLKE İLE GÜVENLİK ANLAŞMALARI İMZALANDI
Zırhlı araçlar, mayın temizleme araçları, sensör ve gözetleme sistemleri ile silahların, Türkiye'nin son dönemde Afrika ülkeleriyle imzaladığı anlaşmalar kapsamında yer aldığı belirtildi.
Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü'nün raporuna göre, söz konusu kıtadaki toplam 30 ülkenin Türkiye ile güvenlik alanında mutabakata vardığına işaret edildi.
ÇİNLİ FİRMAYLA SÖZLEŞMEYİ FESHETTİLER, TÜRK FİRMAYI DÜŞÜNÜYORLAR
Askeri ve ticari anlaşmalara ek olarak, Başkan Erdoğan'ın Afrika ile bağları güçlendirme konusunda çok aktif olduğu, Ankara'nın 2005 yılında Afrika Birliği'nin gözlemci üyesi statüsü kazandığı kaydedildi. Haberde şu notlar paylaşıldı:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çin ve Almanya'ya yaptığı ziyaretler kadar, Senegal'i 4 kez ziyaret etti. Nereye giderse gitsin, iş delegasyonu da beraberinde gitti.
Bu da Dakar Olimpik Yüzme Havuzu ve Doğu Afrika'nın en büyük stadyumu olan Ruanda'daki Kigali Arena gibi önemli altyapı projelerinin Türk şirketlerine verilmesiyle sonuçlandı.
Yakın zamanda Uganda, Kenya sınırına demiryolu inşa etmekten sorumlu Çinli bir firmayla sözleşmesini iptal etti. Bunun yerine bir Türk firmasıyla el sıkışmayı değerlendiriyor.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turuna artık yalnızca üç gün kaldı, Ankara'da kurulan yeni ittifaklar dünya tarafından yakından izleniyor. CNN International ve Independent gibi yayın kuruluşları ise ikinci tur tahminlerini sayfalarına taşıdı.
İngiliz The Guardian gazetesi, 'Aşırı milliyetçi lider cumhurbaşkanlığı için Kemal Kılıçdaroğlu'dan yana' başlığıyla sunduğu haberde Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ'ın ikinci tur kararını okurlarına aktardı.
Kılıçdaroğlu ve Özdağ'ın tüm sığınmacıları bir yıl içinde sınır dışı edeceklerini duyurduğunu belirten The Guardian, yanı sıra kayyım atanan belediye başkanlarına dair de bir anlaşma olduğunu kaydetti.
"Kılıçdaroğlu'na can simidi olan Kürt desteğine bir darbe niteliğinde bir karar alarak, Türkiye'nin güneydoğusundaki Kürt belediye başkanlarını görevlerine iade etmeme konusunda da anlaştılar" diyen gazete, muhalefet adayının ilk turdaki yenilginin ardından göçmen karşıtı söylemlerini ikiye katladığı yorumunu yaptı.

'Göçmen karşıtı lider Erdoğan'ın rakibini destekliyor' başlığını atan BBC de, Ümit Özdağ'ın açıklamalarına yer verdi. BBC'ye göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk turda oyların neredeyse yarısını alarak Pazar günkü seçimlerin favorisi olma özelliğini sürdürüyor.
Alman Deutsche Welle 'Göçmen karşıtı lider Erdoğan'ın rakibine destek oluyor' derken, Yunan Kathimerini ise 'Türkiye'de göçmen karşıtı partinin lideri ikinci turda Erdoğan'ın rakibine destek veriyor' başlığını seçti.
MİLLİYETÇİLER HEM SAĞDA HEM SOLDA
Fransız Le Monde'da yayımlanan analizin başlığı, 'Türkiye'de seçim zaferi siyasi yelpazede her yere yayılan milliyetçilerin' oldu. Yazıya göre, sağda olduğu gibi solda da milliyetçiler kendilerini asli ortaklar olarak kabul ettirdiler ve siyasi yelpazeyi giderek kutuplaşan söylemlere yöneltmeyi başardılar:
"Devlet Bahçeli yapılan işin ustası olarak tadına çıkarabilir... 14 Mayıs milletvekili seçimleri sonrası meclis, Türkiye Cumhuriyeti'nin asırlık tarihinin en milliyetçi dağılımınlarından birini oluşturmakta."
'ERDOĞAN KARARLI GÖRÜNÜYOR'
Independent gazetesi, 'Erdoğan kuralları kendisinin koyduğu seçimde Türkiye üzerindeki hakimiyetini sağlamlaştırmaya kararlı görünüyor' başlıklı analizinde ikinci tur için tahminde bulunuyor:
"Erdoğan büyük ihtimalle istediği seçim sonucunu alacak. Destekçilerini kızdıran ancak rakiplerinin geride kalmasıyla sonuçlanan Türkiye seçimlerinde, koltuğunu kaybetmesini ümit eden batılı liderlerin gönülsüz onayını kazanacak kadar şeffaf ve özgür. Erdoğan, muhalefet ittifakının başındaki Kılıçdaroğlu'na karşı bu Pazar cumhurbaşkanlığı seçimlerinin belirleyicisi olacak ikinci turuna çıkarken, tüm işaretler 85 milyonluk ülkede hakimiyetini beş yıl daha sağlamlaştırdığına işaret ediyor."

'TÜM İHTİMALLERE MEYDAN OKUDU'
CNN International ise, 'Türkiye'deki yıkıcı depremin ardından bu Erdoğan'ın son seçimi olabilirdi. Ancak o kazanmaya hazır' başlıklı bir haber yayımladı. Tamara Qiblawi imzalı metinde, "Türk lider Erdoğan'ın iktidara yükselişi, 1999 İzmit depreminin ardından yaşanan çekişmeli siyasi iklimle başladı" denildi ve haber şöyle devam etti:
"Bu yüzden, başka bir yıkıcı deprem Türkiye'nin güneydoğusundaki geniş alanları yerle bir ettiğinde, birçok gözlemci cumhurbaşkanının yirmi yıllık iktidarının gerçek bir döngü ile sona ermesini bekliyordu. Bunun yerine, Erdoğan tüm ihtimallere meydan okudu. Türkiye'de 14 Mayıs'ta yapılan seçimlerinin ilk turu, anketçilerin tahminlerinin aksine yarışta onu lider pozisyonuna taşıdı. Yanı sıra, Sinan Oğan'ı kendi bloğuna çekmesiyle Pazar günü düzenlenmesi beklenen ikinci tur seçimlerde Kılıçdaroğlu'na karşı şansını yükseltmeye devam etti."
LE POINT BU KEZ FARKLI
Seçimden önce yayımladığı skandal kapakla gündeme gelen Fransız Le Point dergisi, bu kez 'Deprem kurbanları Erdoğan'a inançlarını koruyor' diyor. AFP'nin haberini yayımlayan dergide öne çıkan satırlar var:
"Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bakışları Antakya'nın harabelerine tepeden bakan posterden uzanıyor ve ikinci tur seçimleri öncesi Ahmet Gülyıldızoğlu'nu teselli ediyor. 6 Şubat depremiyle sarsılan Türkiye'nin güney illerinde milyonlarca seçmen, 14 Mayıs'ta yeniden seçilmeyi kıl payı kaçıran 20 yıllık iktidardan yana olmayı tercih etti. Ahmet Gülyıldızoğlu, bir zamanlar altı katlı bir binanın bulunduğu boş arsanın önünde Erdoğan'ın rakibi Kılıçdaroğlu için 'Sizi umutlandırmıyor' diye itiraf bulunuyor. İlk turun aksine ikinci turun büyük favorisi 'reis' oldu."
PANİK İÇERİSİNDE UMUTSUZCA VERİLEN TEPKİLER
Hırvatistan gazetesi Jutarnji list, Sinan Oğan'ın Erdoğan'a destek açıklamasının ikinci turun sonucunu neredeyse kesinleştirdiğini kaydediyor:
"Erdoğan ilk turda rakibinden 2,5 milyon fazla oy aldı, bu da Kılıçdaroğlu'nun onu yenmek için pazar günü Oğan'ı destekleyen seçmenin tamamına ihtiyacı olacağı anlamına geliyor. Kılıçdaroğlu'nun giderek artan yenilgi olasılığına ilişkin paniğinin boyutu, Erdoğan'dan bıkmış sağcı seçmene ulaşmak umuduyla göçmenlere yönelik başvurduğu radikalleşen sert söyleminde görülebiliyor. Sakinliği ve dinginliği ile tanınan 'Türk Gandhi' şimdi de yurttaşları kaçak göçmenlerle korkutmaya çalışıyor."