CHP'nin kronik ötekileştirme hastalığı nüksetti: 28 Şubat kafasından kurtulamıyorlar
Türkiye’de son dönemde Ramazan süslemeleri, 168 ismin yayımladığı laiklik bildirisi ve CHP’li vekillerin Kur’an kurslarına yönelik açıklamaları yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Kendini “aydın” olarak tanımlayan 168 ismin Ramazan ayında yayımladığı bildirinin zamanlaması manidar bulunurken, bu dil geçmişteki vesayetçi anlayışı hatırlattı. İşte CHP'nin kronikleşen 28 Şubat bağımlılığı...
Türkiye'de son günlerde peş peşe yaşanan gelişmeler, "Eski Türkiye" özlemi çekenleri yeniden sahneye çıkardı. Ramazan süslemelerine yönelik tepkiler, 168 sözde aydın ismin laiklik bildirisi ve CHP'li vekillerin Kur'an kurslarını hedef alan sözleri...
A Haber "Kronik Ötekileştirme Hastalığı"nı mercek altına aldı.
Türkiye, yüzyıllardır farklı inançların, kültürlerin ve yaşam tarzlarının barış içinde bir arada yaşadığı devasa bir medeniyet coğrafyası. Anayasal güvence altında olan din ve vicdan özgürlüğü, bugünlerde bir kesimin "seçici" yaklaşımıyla yeniden tartışma konusu yapılmak isteniyor.

ÖZGÜRLÜK SADECE BİR KESİM İÇİN Mİ?
Türkiye'de yılbaşı kutlamaları, Noel etkinlikleri ve milli bayramlardaki kamusal süslemeler nasıl ki anayasal bir hak ve demokratik bir zenginlik olarak görülüyorsa; 11 ayın sultanı Ramazan ayı hazırlıkları da aynı çerçevede değerlendirilmesi gerekiyor. Ancak son dönemde mahyaların asılması, camilerin ışıklandırılması ve okullardaki manevi etkinlikler, belli çevreler tarafından "gericilik" ya da "laikliğe aykırılık" yaftasıyla hedef alınıyor. İnanç özgürlüğünün sadece belli yaşam tarzları için geçerli olduğunu savunan bu anlayış, "kronik ötekileştirme hastalığının" bir dışa vurumu olarak yorumlanıyor.
168 "SÖZDE" AYDININ MANİDAR ÇIKIŞI
Mübarek Ramazan ayının manevi iklimi tüm ülkeyi sarmışken, kendisini "aydın" olarak tanımlayan 168 isimden ortak bir açıklama geldi. Türkiye'nin "gerici bir kuşatma" altında olduğunu iddia eden bu bildirinin zamanlaması ise oldukça manidar bulundu. Toplumun geniş kesimlerinde "Neden şimdi?" sorusunu uyandıran bu çıkış, 1990'lı yılların o karanlık manşetlerini ve vesayetçi dilini hatırlattı.

CHP'Lİ ÖZÇAĞDAŞ'TAN KUR'AN KURSLARINA AĞIR SÖZLER
Tartışmaların fitilini ateşleyen bir diğer gelişme ise CHP'li Suat Özçağdaş'ın açıklamaları oldu. Özçağdaş, ailelerin çocuklarını güvenle emanet ettiği Kur'an kurslarını hedef alarak "Ne idüğü belirsiz yapılar" ifadesini kullandı. Milli ve manevi değerlerin çocuklara öğretildiği yasal kurumların bu şekilde kriminalize edilmeye çalışılması, "inanç özgürlüğüne açık bir saldırı" olarak nitelendirildi.
ZİHNİYET AYNI ZİHNİYET: 28 ŞUBAT HORTLADI MI?
Bugün yaşananlar, akıllara 28 Şubat sürecini getirdi. Başörtülü öğrencilerin üniversite kapılarından geri çevrildiği, İmam Hatiplere katsayı engellerinin konulduğu ve dindar vatandaşların kamusal alandan dışlandığı o karanlık dönem; bugün "laiklik hassasiyeti" adı altında yeniden canlandırılmak isteniyor. Yıllarca bu ülkede inancını yaşamak isteyen Anadolu insanına reva görülen "Öz yurdunda garipsin, öz yurdunda parya" muamelesi, benzer söylemlerle tekrar sahneye sürülüyor.

"TÜRKİYE ARTIK ESKİ TÜRKİYE DEĞİL"
Analizde son olarak, Türkiye'nin bu suni tartışmalarla geri götürülemeyeceği vurgulandı. Milletin değerleriyle kavga eden, toplumsal çoğulculuğu sadece kendi tekeline alan anlayışın karşısında; inancına, geleneğine ve geleceğine sahip çıkan bir Türkiye olduğu belirtildi.