Erdoğan düşmanlarına 'tarihi' yanıt Tuğrul Bey’den

Erdoğan düşmanlarına 'tarihi' yanıt Tuğrul Bey’den

Bundan tam 961 yıl önce; 1055'te Büyük Selçuklu Devleti'nin Sultanı Tuğrul Bey, kendisinden yardım isteyen İslam halifesinin yardımına koştu, Bağdat’a sefer düzenledi. Türkiye, neden mazlumlarla ilgileniyor; Suriye, Irak’taki katliamlara neden ses çıkartıyor diyenlere tarih niteliğindeki bir sefer bu. Türk milletinin tıpkı bugün olduğu gibi tarihinde de daima mazlumlara kol kanat germesi gelecek ekranlarınıza şimdi.

A HABER - Suriye'nin birçok yerinde mazlumlar bombalar altında can veriyor.

Myanmar'da Budistler, Arakan Müslümanları diri diri yakıyor.

Filistin'de Müslümanların hak mücadelesi, bitmek bilmeyen haksızlığa rağmen devam ediyor.

Tüm bunlar olurken de Türkiye'den mazlumlara yönelik her destek açıklaması sindirilmek isteniyor.

Türkiye, başka ülkelerin içişlerine karışmakla eleştiriliyor.

Eleştiriyi yapanların adresi sadece yurtdışında değil?

Türkiye'nin neden mazlumların sesi olduğunu yurtiçinde de anlamayanlar var.

Oysa Türkiye'nin hiçbir ülkenin toprağında gözü yok, komşularıyla iyi geçinmek istiyor.

Tüm dünyadaki dindaşlarını, soydaşlarını hatta tüm mazlumları sulh içinde, selamet içinde görmekten başka bir derdi de yok.

Türkiye; Yemen'de, Suriye'de, çatışmaların durmasını istediği gibi, Bosna Hersek'te de savaşın son bulmasını istemişti.

Gürcistan-Rusya savaşının suhulete ermesinde bu yüzden rol aldı.

TÜRKİYE'NİN GAYESİ: DÜNYA BARIŞI

Türkiye tarihten bu yana hep dünyada barışın hakim olmasını istedi.

Sadece Türkiye Cumhuriyeti değil, onu var eden milletin tarihsel gayesi daima bu oldu.

1025 yılında Selçukluların başına geçen Tuğrul Bey de bu maksatla Bağdat'a sefer düzenledi.

1055 yılında Bağdat merkezli Abbasi halifesi olan Kaim, Bağdat'ı zulümle yöneten

Şii Büveyhoğullarına karşı olan bağımlılıktan kurtulmak istedi.

Bu amaçla Abbasi Halifesi Kaim, Bağdatlı ünlü âlim ve Kadı Mâvardı'yı elçi tayin ederek Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey'den yardım istedi.

Tuğrul Bey de bu büyük âlimin elçilik ettiği kadim şehir Bağdat'a yönelik İslam halifesinin yardım talebine olumlu yanıt verdi.

Büyük Selçuklu Devleti, Abbasi halifesini ve ehlisünnet Müslümanları Şii'lerine baskı ve zulümlerinden kurtarmak için 1055'te Bağdat'a sefer düzenledi.

TUĞRUL BEY BAĞDAT'I ZULÜMDEN KURTARDI

Tuğrul Bey, Bağdat'ta zulüm uygulayan Şii Büveyhoğullarını ağır bir yenilgiye uğrattı.

Irak'ta son Büveyhoğulları hükümdarı olan El-Meliku'r-rahim'i esir alan Tuğrul Bey bu devlete son verdi.

Böylece Tuğrul Bey Bağdat'a girip Abbasi halifeliğinin koruyuculuğunu üzerine aldı.

Ne var ki tam da bu esnada Tuğrul Bey'in kardeşi İbrahim Yınal Tuğrul Bey'e karşı isyan etti.

Tuğrul Bey, bir yandan isyanı bastırmak diğer yandan da Şii Büveyhoğullarını ortadan kaldırmak için çetin bir mücadele verdi.

Bu sırada savaşı daha da zorlaştıracak bir gelişme yaşandı.

Aralık 1058'de 400 atlı süvari bedevi Kahire'de bulunan Şii Fatimilerin desteğiyle Bağdat'ı işgal ettiler.

Fatimiler Halifesi Mûstensir adına hutbe okuttular.

Ancak Tuğrul Bey tüm bu zorluklara rağmen Bağdat'taki Müslümanları yalnız bırakmadı.

Onları zulümden kurtarmak için yıllar süren zorlu mücadelesine devam etti.

Tarihler 1060 yılını gösterdiğinde Tuğrul Bey İbrahim Yinal isyanını bastırdı ve Şii Fatimilerin eline geçmiş olan Bağdat'ı yeniden fethetti.

İslam medeniyetinin devamı niteliğini taşıyan Abbasî halifesi Kaim'in tekrar Bağdat'a dönmesini sağladı.

TUĞRUL BEY: DOĞU'NUN VE BATI'NIN SULTANI

Abbasi Halifesi Kaim de Müslümanların Bağdat'a yeniden kavuşmasına sebep olan, Tuğrul Bey'e Ruknu'd-devlet yani dinin direği ve Malikul-meşrik ve Mağrib yani Doğu'nun ve Batı'nın sultanı unvanlarını verdi

Tuğrul Bey, Bağdat'ı işgal etmedi, Selçuklu topraklarına da katmadı.

Müslümanlara yönelik zulme son verdi ve kadim şehri yeniden asıl sahiplerine Ehl-i sünnet Müslümanlarına teslim etti.

Türkler Orta Asya'dan Anadolu'ya geldiği günden beri İslam'a ve Müslümanlara hizmeti dava edindi. Yardıma muhtaçlara elini uzattı.

Erdoğan neden Halep ile ilgileniyor, Bağdat'ın düştüğü duruma üzülüyor diye soranlar da öncelikle bu tarihsel gerçeği göz önünde bulundurmalı.

Türkler Müslümanların mağduriyetiyle bugün ilgilenmeye başlamadı.

Tıpkı Yavuz Sultan Selim Han'dan sonraki tüm Osmanlı sultanlarının kendilerine Hadimul Harameyn, yani İslam'ın iki kutlu beldesi Mekke ve Medine'nin hizmetkârı unvanını yakıştırması gibi Türkler daima İslam dünyasının hizmetkârı oldu.

Türk milleti, Mavera'dan Bağdat'a Yemen'den Halep'e Bosna'dan Çeçenistan'a patlayan her bir silah sesinin sorumluluğunu omuzlarında hissetti.

Çünkü Türklerin Anadolu'ya gelişi sıradan bir toprak kazanma mücadelesi değildi.

KIZIL ELMA VE İLAHİ KELİMETULLAH DAVASI

Tüm dünyaya barışı yaymanın, mazluma kol kanat germenin adı kimi zaman kızıl elma kimi zaman da ilahi kelimetullah davası olarak adlandırıldı.

Ama gaye hep aynı oldu.

Dervişler, veliler, âlimler bu uğurda nefes tüketti.

Yiğitler, dinin direği hep bu davaya baş koydu.

Erler bu kutlu mücadelede şehadeti yudumladı.

Türk milleti tıpkı Sultan Tuğrul'un Bağdat'taki mazlumlar için sefere koyulması gibi bugün de tüm dünya Müslümanlarının ve mazlum milletlerin mağduriyeti uğruna mücadele ediyor.

İşte Türkiye bu yüzden Suriye, Irak, Yemen, Libya, Arakan ve daha birçok bölgedeki mazlumların sesi olmaya devam edecek. Zira tarih hem Türkiye'ye hem de onu var eden asil millete böyle kutlu bir vazife yüklüyor.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin