Türkiye'nin 12 Eylül yılları
12 Eylül darbesi Türkiye’nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçti.. 1979 yılında birbiri ardına gerçekleşen suikastlar ve artan terör darbenin habercisi oldu. Demokrasinin askıya aldığı o günlerde; 1979 ila 1983 yılları arasında neler yaşanmıştı?
70'li yılların sonuydu. Türkiye adım adım tarihe kara bir leke olarak geçecek bir darbeye doğru ilerliyordu. Ancak önce uygun iklimi oluşturuyordu üst akıl.. Ekonomi hedef alındı darbeye giden yolda ilk olarak..
Dizginlenemeyen bir enflasyon canavarı kemiriyordu Türkiye'yi.. Türk lirası eriyordu adeta.... Yağmur gibi yağıyordu zamlar.. Temel ihtiyaç maddelerinin hemen hepsi karaborsaydı... Bir kıtlık ve karaborsa cennetine dönüşmüştü Türkiye.. Temel ihtiyaç maddelerini değerinden kat kat fazlasına satıp servet yapmıştı karaborsa ağaları.. Uzadıkça uzuyordu tüp, yağ ve şeker kuyrukları..
TÜRKİYE'NİN KARANLIK YILI: 1979
Bir yandan da terör kartı vardı masada.. Türkiye'nin hem ekonomisini bozuyor, hem de terörü tırmandırıyordu üst akıl.. Dinmek bilmiyordu silah sesleri.. Ölüm haberleri sıradanlaşmıştı ajanslarda.
Sefalet ve terörle halk canından bezdiriliyordu.. 1979'a gelindiğinde, yani darbeye bir yıl kala katlanarak büyüdü terör.. Suikast haberleri birbirini izlemeye başladı.
Takvim yaprakları 1 Şubat 1979'u gösterirken o suikast haberlerinden biriyle sarsıldı Türkiye..
ABDİ İPEKÇİ SUİKASTI
Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi'ydi kurşunların hedefi... Maçka'daki evinin yakınlarında arabasında hedef oldu İpekçi.. Suikasttan 5 ay sonra yani 25 Haziran 1979'da yakalandı olayın faili... Mehmet Ali Ağca'ydı o isim... Verdiği ifadede Abdi İpekçi'ye 5 - 6 el ateş ettiğini söyledi Ağca.
Fakat olay yerinde 9 mermi ele geçirilmişti... İkinci bir suikastçının olduğu ihtimalini güçlendirdi bu durum. Daha sonra Oral Çelik ve Mehmet Şener'in suikastı beraber planladığı ve Mehmet Ali Ağca'yı da tetikçi olarak sonradan aralarına aldıkları gündeme geldi.
Tutuklanarak Maltepe Askeri Cezaevi'ne kondu Ağca.. Ülkenin en iyi korunan cezaevlerinden biriydi Maltepe.. Ancak cezaevi günleri sadece altı ay sürdü Ağca'nın.... 23 Kasım 1979'da, adı Susurluk Kazası ile gündeme gelen Abdullah Çatlı'nın da aralarında bulunduğu iddia edilen bir grubun yardımıyla ülkenin en iyi korunan askeri cezaevlerinden biri olan kaçırıldı ve Bulgaristan'a geçti.
2 yıl sonra 13 Mayıs 1981'de II. Jean Paul'e suikast düzenledi bu kez Ağca... Dünyayı sarsan o suikast girişiminin ardından yakalanarak yargılandı.. Ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 13 Haziran 2000'de dönemin İtalya Cumhurbaşkanı Carlo Azeglio Ciampi'nin affını onaylamasıyla Türkiye'ye iade edildi. Sadece gasp suçundan yargılanabildi Ağca...
Sürekli çelişkili ifadeler ve tavırlar sergiledi.. Ne İpekçi, ne de Papa 2. Jean Paul suikastlarının ardındaki sır bir türlü aydınlatılamadı..
1979'DAKİ SUİKASTLAR ZİNCİRİ
Darbeye giden süreçte cinayetler ve suikastlar birbirini izledi.. 10 Eylül 1979'da Türkiye İşçi Partisi Adana Eski İl Başkanı Ceyhun Can, yazıhanesinde öldürüldü. Bir hafta sonra ise yani 19 Eylül'de bu kez Malatya ülkü ocakları eski başkanı Mürsel Karataş kurşunların hedefi oldu. İstanbul Sultanahmet'te öldürüldü Karataş...
Aralık ayına gelindiğinde ise Fedai dergisi sahibi MHP'li yazar Kemal Fedai Coşkuner İzmir'de suikasta uğradı..
Coşkuner, Agora semtinde alışveriş yaptığı pazar yerinden dönerken kurşunlanarak öldürüldüğünde takvimler 3 Aralık 1979'u gösteriyordu..
7 Aralık'ta ise bu kez İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyelerinden Cavit Orhan Tütengil'e suikast düzenlendi.. Evinden üniversiteye giderken silahlı saldırıya uğradı Tütengil.
11 Nisan 1980'de ise bu kez yeni bir suikast haberiyle sarsıldı Türkiye..
TRT İstanbul radyosu prodüktörlerinden Ümit Kaftancıoğlu, evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
GÜN SAZAK SUİKASTI
Mayıs ayında da durmadı suikast zinciri.. 27 Mayıs 1980'de MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak kurşunların hedefi oldu.. Eşi ile gittiği bir ziyaretten dönüp arabadan eşyalarını indirirken çapraz ateşe alınarak öldürüldü.
24 Haziran 1980'de ise bu kez MHP Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı Ali Rıza Altınok evinde saldırıya uğradı.. Altınok, o sırada evde bulunan kızıyla birlikte öldürüldü. 15 Temmuz 1980'de ise bu kez CHP'den bir isme suikast düzenlendi..
CHP İstanbul Milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu İstanbul Şişli'deki işyerinde öldürüldü.
ESKİ BAŞBAKAN ERİM'E SUİKAST
19 Temmuz 1980'e gelindiğinde ise eski bir başbakandı hedef bu kez.. Eski başbakan Nihat Erim İstanbul Dragos'taki evinin yakınında Dev-Sol militanları tarafından kurulan pusuda hayatını kaybetti.
22 Temmuz 1980'de ise sendikacılık konusunda sembol bir isim suikasta uğradı.. Maden-iş sendikası genel başkanı Kemal Türkler İstanbul Merter'de uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti..
12 EYLÜL'DE DEMOKRASİYE DARBE
Bir türlü bitmiyordu suikastlar.. Terör olayları önlenemiyordu.. Bir yanda bitmeyen kuyruklar, öbür yanda hayat pahalılığı ve dizginlenemeyen enflasyon vardı o günlerde.
Halk umutsuz, ve çaresizdi... Gelecek endişesi ve korku sarmıştı Türkiye'yi... Herkes bir kurtarıcı bekliyordu.. Yani bir darbe için her şey hazırdı artık… Ve ayak sesleri duyulan o darbe 12 Eylül 1980 sabahı gerçekleşti..

Darbe ilanının ardından ABD Merkezi Haberalma Ajansı CIA Türkiye masası istasyon şefi Paul Henze "Bizim çocuklar başardı" diyerek paylaşacaktı sevincini.... Ve şaşırtıcı gelişmelere şahit oldu Türkiye hemen ertesinde..
Karaborsa ve uzayıp giden kuyruklar sona erdi önce.. Sanki sihirli ve görünmez bir el tarafından harekete geçirilmiş, tıkır tıkır çalışmaya başlamıştı fabrikalar... Kıtlık ve kuyruklar biterken terörün yerini ise postal sesiyle yankılanan sokaklar aldı.
SİYASETÇİLERE SÜRGÜN
6. Süleyman Demirel hükümeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedildi darbeyle birlikte.. Partiler lağvedildi.. Önce askeri üslerde gözetim altında tutuldu, ardından yargılandı parti liderleri...
Gece 03.00'te ilan edilmişti darbe.. Sabah saat 05.30'da Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan'a birer tebliğ gönderildi Genelkurmay Başkanı Evren tarafından.
"TSK yönetime el koymuştur. Hükümetiniz feshedilmiş, parlamento üyeliğiniz düşmüştür. Talimatı getiren subayın ikazlarına uyunuz" ifadesi deniyordu o tebliğlerde.. Ayrıca gidecekleri adresler de belirtiliyordu liderlere... Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel için Hamzaköy Gelibolu adresi belirtilirken, Necmettin Erbakan'a ise Uzunada İzmir adres olarak gösterildi. Ecevit ve Demirel eşleriyle birlikte aynı uçakla Hamzakoy'a götürüldü.
11 Ekim 1980'e kadar, yani yaklaşık bir ay boyunca, burada kaldılar. Necmettin Erbakan ise aynı gün uçakla Uzunada'ya götürüldü. Alparslan Türkeş ise evinde bulunamadı... Milli Güvenlik konseyi, 13 Eylül'de bir bildiri ile teslim olmaması halinde suçlu duruma düşeceğini ilan etti Türkeş'in... Bunun üzerine 14 Eylül'de Ankara Merkez Komutanlığı'na teslim oldu Türkeş.. Sonra Uzunada'ya gönderildi o da..