Tahir İnan
Tahir İnan

Cevap vermeme hakkı var mı?!

Bir bip sesiyle telefon titriyor. Bir mesaj.

Hatta iki,üç,dört….

Açıyorsunuz.

Kopyala-yapıştır bir cümle. Bazılarında bir görsel.

Pek çoğunda hitap için isim bile yok:

"Bayramınız mübarek olsun"

Bitti.Bayramlaşıldı!

Duygu yok!

Samimiyet yok!

Temas yok!

İhlas? O hiç yok!

Ne var peki?

Çoklu ilet kısmına ekleyerek bizi de düşünen birileri..

Pek çoğumuzun esiri olduğu bir sanal gerçek maalesef!

Şöyle bir düşünelim!

Kaç yıldır o kapılar açılmıyor?

Kaç yıldır o eller öpülmüyor?

Kaç yıldır aynı sofrada oturulmuyor?

Kaç bayramdır şeker çikolata alınmadı eve?

"İşler yoğundu", "Şehir çok kalabalık, trafik vardı", "Tatil için değerlendirelim dedik", " Bize kimse gelmiyor zaten"…

"Arasaydık, sesini duysaydık, bir iletişim kursaydık bari?"

Yok! Vakit yok!

Sonunda her şeyi bir mesaja sığdırdık.

Sevgiyi de.

Saygıyı da.

Vefayı da.

Ve yılda sadece 2 kez bu fırsatı bize sunan bayramı da!

Dinimiz dahi ibadet görüyor sıla-i rahimi. Yani bağı koparmamayı.Akrabayı unutmamayı.Yüz çevirmemeyi.

Yasak kılıyor cimriliği, bencilliği, karşılık bekleyerek iyilik etmeyi.

"Allah'a kulluk edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Allah kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez." Nisa/36

****

Konuşmanın, dokunmanın bitkilere bile iyi geldiğine dair bilimsel teoriler konuşulurken bizim bu ısrarımız neden bilmem.

Aslında ektiğimizi biçiyoruz..

Yüz yüze gelmeden, aynı sofraya oturmadan, aynı sessizliği paylaşmadan eksik kalıyoruz.

Sadece ekrana bakakalıyoruz.

Yalnızlaşanlara, yalnız kalanlara eklenip gidiyoruz.

Bildirimler arttıkça sesler azalıyor.

Kendi elimizle kısıyoruz sesimizi.

Belki de farkında olmadan Mübarek bayramların atmosferinden uzaklaştırıyoruz nesillerimizi..

Modern çağın bizi sürüklediği felaketler yetmiyormuş gibi.

Siyonizmin emperyal batının her bayramı acıya boğmaya çalışıyor.

Gazze…Filistin…Sudan…Sızlatıyor zaten yüreğimizi.

Tam da bu yüzden, bari kendi evimizde bayramı yaşatalım.

Kendi soframızda.

Kendi mahallemizde.

Kendi güzel ülkemizde…

Siyasi tartışmalar bir gün susabilir.

Küskünlükler ertelenebilir.

Dargınlıklar bir kenara bırakılabilir.

Bir kapıyı çalmak…

Bir el uzatmak…

Bir mesaj yerine hiç değilse sesini duyurup "nasılsın?" demek zor değil.

Çünkü hiçbir algoritma bir dokunuşun yerini tutamaz.

Hiçbir emoji bir bakış kadar etkili olamaz.

Ellerde.

Gözlerde.

Kalplerde.

Karşılık beklemeden bir iz bırakalım bu bayram.

Kurban Bayramımız mübarek olsun.

"Susuzun nasibi su ise, suyun da nasibi susuz kalmış kişidir."

Prof.Dr.Kemal Sayar

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin