Yeni Nesil Tehlike Kapıda Değil, İçeride!
Yapay zeka…
Algoritmalar…
Siber saldırılar…
Artık isimlerini hemen her gün duyduğumuz teknolojik kavramlar.
Halbuki yakın zamana kadar daha kısıtlı alanlarda duyuyorduk; Sosyal medya, Hackerlar, Robotlar…
Geldiğimiz noktaysa bambaşka seviye.
***
Bir dönem "Yapay zekaya sahip robotlar insanlığı ele mi geçirecek?" sorusu vardı hatırlar mısınız?
Şimdi ise; yapay zeka aracılığı ile kurumların, şehirlerin, ülkelerin hatta dünyanın nasıl insanlar tarafından ele geçirilebileceğini, zihinlerin nasıl dönüştürülebileceğini konuşuyoruz.
Yine algoritmalarla sadece sosyal medya paylaşımlarının etkileşim oranının değil sosyal medya üzerinden toplumun nasıl dizayn edilebileceğini, düşüncelerimizin nasıl şekillendirilebileceğini konuşuyoruz.
Siber saldırı ya da siber suç dediğimizde sadece yasal olmayan işlemler, şifrelerin kırılması, hesapların ele geçirilmesi değil, dijital ayak izi bırakan herkesin nasıl tehlike altında olduğunu konuşuyoruz.
Sadece son bir haftadaki yaşananlar durumun vahametini gözler önüne seriyor.
İstanbul'daki casusluk operasyonu…
Ele geçirilen kimlik bilgileri, şifreler, Ip adresleri ile isimlerinizin nasıl suça karıştırıldığı…
İsrail'in soykırımı kendi lehine çevirmek için attığı adımlar…
Kim bilir daha niceleri vardır da gündeme gelme sırasını bekliyoruz
***
Teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor evet, ama büyük tehlikeleri de beraberinde getiriyor.
Hatta getirdi bile.
Mesela yapay zeka.
Bize ne yaptı farkında mısınız?
Artık daha az araştırıyoruz. Haliyle daha az okuyor, daha az insana temas ediyoruz.
Yeteneklerimiz sınırlanıyor, iş alanları daralıyor, daha da önemlisi duygularımızla, öfkelerimizle, hafızamızla, zihnimizde teknolojinin kölesi oluyoruz.
Yani Robotların ele geçirilmesi beklenirken bizler robotlaşıyoruz.
***
İBB'nin konu olduğu casusluk soruşturması
Bakmayın birilerinin "basit bir seçim kampanyası çalışması" dediğine
Bunu söyleyenler ya gerçekten dünyadan bir haber ya da siyasi çıkar odaklı görmezden gelenler.
Düşünün ki yabancı istihbarat servisleri bir kişinin bir kurumun ya da bir unsurun değil kişisel bilgilerini sahip olmak tek bir kare fotoğrafı için bile binlerce dolar harcıyor.
Tek bir ajan değil casusluk şebekeleri oluşturuyor.
Çünkü veri, artık petrol kadar değerli; hatta ondan bile stratejik.
Artık klasik "casusluk" kavramı yerini dijital casusluğa, veri ajanlığı gibi yeni terimlere bırakıyor.
Casusluk artık gizli kameralarla değil, masum uygulamalarla yapılıyor.
İstanbul'un da bu denklemin ortasında yer alması şaşırtıcı değil; hem ekonomik hem sosyolojik açıdan dünyanın en önemli metropollerinden biri.
Türkiye'nin de bölgenin de kalbi.
Peki İstanbul için iddia ne?
İstanbulluların kişisel verilerini yasal dayanak olmadan topladı ve bu bilgileri yabancı istihbarat servisleriyle bağlantılı kişi ya da kurumlara aktarılması. Adres bilgilerinden banka hesaplarına, sosyal medya hareketlerinden konum kayıtlarına kadar milyonlarca veri…
Konu yargı aşamasında.
Bu konuşulanları şimdilik soruşturma aşamasındaki suçlamalar, iddialar.
Yargı süreci tamamlandığında detaylar ortaya çıkacaktır.
***
Böyle bir gündem de yapılan önemli atama ise dikkatlerden kaçmamalı.
Siber Güvenlik Başkanlığı'na Ümit Önal atandı. Gelişen, büyüyen ve değişen teknolojinin içinden gelen bir isim. Siber güvenliğin belki de en kritik önemde olduğu şu dönemde bilgi birikimi ve tecrübesiyle büyük katkılar sağlayacaktır şüphesiz.


