Bunlara karnımız tok
Giriş Tarihi:
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack geçen gün çıkmış Reuters'a maval okuyor.
Neymiş?
İsrail ile Türkiye arasındaki "yanlış anlaşılmaları" önlemek için resmî bir iletişim kanalı kurmaya çalışıyorlarmış.
İşin tuhaf yanı, ne İsrail'in ne de Türkiye'nin "iletişim kazası" gibi bir dertleri var.
Herkes her şeyi taammüden yapıyor.
Zaten soykırımcı siyonist rejimin gece yarısı sınırımıza 70 kilometre mesafedeki Ebu el-Duhur Üssü'nü vurmasını "iletişim kazası" olarak tanımlamak için Barrack kafalı olmak icap eder. Malumunuz, Netanyahu rejimi Türkiye'nin Halep kırsalına inmesini "İsrail'in güvenliğine tehdit" sayıyor! Ankara'yı da "Yeni Suriye'nin en tehlikeli müttefiki" telakki ediyor.
Buna mukabil, Türkiye de İsrail'in karakteristik özelliğinin saldırganlık olduğunu dile getiriyor.
Demem o ki kimsenin kimseyi yanlış anladığı yok.
Hem Barrack Efendi değil miydi Kasım 2025'te adeta racon kesip "Türkiye ve İsrail birbirleriyle savaşmayacak" diye kestirip atan?
Ne değişti peki, bu telaş da neyin nesi?
Soykırımcı İsrail rejimi canı istediğinde Suriye'yi bombalıyordu, hiçbirinizde zerre telaş yoktu, şimdi hayırdır?
Bu sefer İsrail'in karşısında Türkiye, Türkiye'nin başında da "Türkiye'ye saldıracak olanlar olursa Türkiye savaştan çekinmez" diyen Erdoğan var...
Asıl karın ağrıları bu!
Bu da gayet doğal.
Çünkü Türkiye, Hama ve T4 Hava Üssü'ne S-400'leri, Hisarları ve SİHA'ları dizmeye hazırlanıyor.
O çelik şemsiye bir açılırsa ırkçı siyonist rejimin Suriye semalarında sergilediği o pervasız saldırganlığın tarihe gömüleceği aşikâr.
Hülasa, Ankara'nın sahaya inmesi, İsrail'in kimyasını adamakıllı bozdu.
Dün Gazze'yi çoluk çocuk soykırımdan geçirirken "İsrail'in savunma hakkı" diye zırvalayanlar da Türkiye'nin çelik iradesini görünce aniden barış pıtırcığı oluverdi!
Küresel efendilerin ayartıcı ve avutucu lakırdılarına karnımız tok.
Neymiş?
İsrail ile Türkiye arasındaki "yanlış anlaşılmaları" önlemek için resmî bir iletişim kanalı kurmaya çalışıyorlarmış.
İşin tuhaf yanı, ne İsrail'in ne de Türkiye'nin "iletişim kazası" gibi bir dertleri var.
Herkes her şeyi taammüden yapıyor.
Zaten soykırımcı siyonist rejimin gece yarısı sınırımıza 70 kilometre mesafedeki Ebu el-Duhur Üssü'nü vurmasını "iletişim kazası" olarak tanımlamak için Barrack kafalı olmak icap eder.
***
Buna mukabil, Türkiye de İsrail'in karakteristik özelliğinin saldırganlık olduğunu dile getiriyor.
Demem o ki kimsenin kimseyi yanlış anladığı yok.
Hem Barrack Efendi değil miydi Kasım 2025'te adeta racon kesip "Türkiye ve İsrail birbirleriyle savaşmayacak" diye kestirip atan?
Ne değişti peki, bu telaş da neyin nesi?
Soykırımcı İsrail rejimi canı istediğinde Suriye'yi bombalıyordu, hiçbirinizde zerre telaş yoktu, şimdi hayırdır?
Bu sefer İsrail'in karşısında Türkiye, Türkiye'nin başında da "Türkiye'ye saldıracak olanlar olursa Türkiye savaştan çekinmez" diyen Erdoğan var...
Asıl karın ağrıları bu!
***
Türkiye, savunma sistemlerini tam yerleştirmeden İsrail'in gerçekleştirdiği mahut saldırı da hep bu karın ağrısının eseri.Bu da gayet doğal.
Çünkü Türkiye, Hama ve T4 Hava Üssü'ne S-400'leri, Hisarları ve SİHA'ları dizmeye hazırlanıyor.
O çelik şemsiye bir açılırsa ırkçı siyonist rejimin Suriye semalarında sergilediği o pervasız saldırganlığın tarihe gömüleceği aşikâr.
Hülasa, Ankara'nın sahaya inmesi, İsrail'in kimyasını adamakıllı bozdu.
Dün Gazze'yi çoluk çocuk soykırımdan geçirirken "İsrail'in savunma hakkı" diye zırvalayanlar da Türkiye'nin çelik iradesini görünce aniden barış pıtırcığı oluverdi!
Küresel efendilerin ayartıcı ve avutucu lakırdılarına karnımız tok.