Tezgâha dikkat
Giriş Tarihi:
Uçaklarını düşürdük, dönemin başbakanı "Vurun emrini ben verdim" dedi, yine de bu çetin badireyi atlattık.
Rus Büyükelçi Karlov'u vurdular, kriz teğet geçti.
Azerbaycan- Ermenistan savaşı dolayımında Rusya ve Türkiye karşı karşıya gelebilirdi. Korkulan olmadı.
Normal şartlarda iki ülkeyi savaş pozisyonuna sokabilecek bu badireler Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin'i birbirine daha çok yaklaştırdı.
Yani, tuzağa düşmedikçe güven tazelediler.
Fakat küresel oyun kurucular hiçbir zaman boş durmadılar, durmazlar!..
Fakat küresel bozguncuların iğvasına kanıp Rusya ile de köprüleri atmadı.
Ne mi yaptı?
İlişkileri sürdürdü. Hatta arabuluculuk yapmaya çalıştı.
Hem sözde değil özde arabulucu olduğunu kanıtlamak hem de denge unsuru olduğunu göstermek için Montrö'yü kalkan yapıp Karadeniz'i herkese kapattı.
Gelgelelim büyük hazımsızlık da burada başladı.
Hazımsızlığın gereği Türkiye-Rusya ilişkilerini krize sokmak için 3 Ağustos 2026'da ABD Kongresi'nde tezgâhı kurdular.
Ne ki Ukrayna'nın amacı o silahları doğrudan cepheye sürmekti.
Hâl böyle olunca Rus Sözcü Zaharova, "Ukrayna'ya ölümcül silah yığarsanız aramız bozulur..." yollu tepki gösterdi.
Şimdi iyi hesap yapalım:
Bir yanda özellikle 15 Temmuz saldırısı dâhil son yıllarda hep yanımızda duran Rusya, diğer yanda bizi hava savunma sisteminden yoksun bırakmakla kalmayıp sırf hava savunma sistemi S-400'leri aldığımız için düşman konumuna düşüren müttefikimiz ABD var.
Malumunuz, S-400'ler gerekçesiyle bizi F-35'ten atıp CAATSA ile terbiye etmeye kalkan mahut "müttefikimizin" istekleri de küstahlık seviyesinde.
İstiyorlar ki Rusya'dan aldığımız S-400'leri Ukrayna'ya verelim de Rusya'yı etkisiz hâle getirsinler.
Uzun lafın kısası...
Küresel bozguncuların "bizim adımıza savaşın" tezgâhına karşı her daim agâh olmamız lazım gelir.
Türkiye'nin ihtiyacı Batı'nın tarafını seçmek değil; her şartta kendi tarafını korumaktır.
Rus Büyükelçi Karlov'u vurdular, kriz teğet geçti.
Azerbaycan- Ermenistan savaşı dolayımında Rusya ve Türkiye karşı karşıya gelebilirdi. Korkulan olmadı.
Normal şartlarda iki ülkeyi savaş pozisyonuna sokabilecek bu badireler Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin'i birbirine daha çok yaklaştırdı.
Yani, tuzağa düşmedikçe güven tazelediler.
Fakat küresel oyun kurucular hiçbir zaman boş durmadılar, durmazlar!..
***
Ukrayna-Rusya savaşı dolayımında Türkiye baştan beri en zor olanı yaparak, "Toprak ilhakını tanımıyoruz, Ukrayna'nın bütünlüğünden yanayız" dedi.Fakat küresel bozguncuların iğvasına kanıp Rusya ile de köprüleri atmadı.
Ne mi yaptı?
İlişkileri sürdürdü. Hatta arabuluculuk yapmaya çalıştı.
Hem sözde değil özde arabulucu olduğunu kanıtlamak hem de denge unsuru olduğunu göstermek için Montrö'yü kalkan yapıp Karadeniz'i herkese kapattı.
Gelgelelim büyük hazımsızlık da burada başladı.
Hazımsızlığın gereği Türkiye-Rusya ilişkilerini krize sokmak için 3 Ağustos 2026'da ABD Kongresi'nde tezgâhı kurdular.
***
Türkiye sonuç itibarıyla ABD menşeli silahları Ukrayna'ya transfer etmekle elinden eskileri çıkarıp envanteri tazeleyecekti.Ne ki Ukrayna'nın amacı o silahları doğrudan cepheye sürmekti.
Hâl böyle olunca Rus Sözcü Zaharova, "Ukrayna'ya ölümcül silah yığarsanız aramız bozulur..." yollu tepki gösterdi.
Şimdi iyi hesap yapalım:
Bir yanda özellikle 15 Temmuz saldırısı dâhil son yıllarda hep yanımızda duran Rusya, diğer yanda bizi hava savunma sisteminden yoksun bırakmakla kalmayıp sırf hava savunma sistemi S-400'leri aldığımız için düşman konumuna düşüren müttefikimiz ABD var.
Malumunuz, S-400'ler gerekçesiyle bizi F-35'ten atıp CAATSA ile terbiye etmeye kalkan mahut "müttefikimizin" istekleri de küstahlık seviyesinde.
İstiyorlar ki Rusya'dan aldığımız S-400'leri Ukrayna'ya verelim de Rusya'yı etkisiz hâle getirsinler.
Uzun lafın kısası...
Küresel bozguncuların "bizim adımıza savaşın" tezgâhına karşı her daim agâh olmamız lazım gelir.
Türkiye'nin ihtiyacı Batı'nın tarafını seçmek değil; her şartta kendi tarafını korumaktır.