Washington'un
Maduro'yu haydutça alıkoymasının, uluslararası hukuku "güçlülerin sözleşmesine" indirgediğini, egemenliği, büyük güçlerin rızasına bağlı kırılgan bir imtiyaza çevirdiğini söktürebiliyorsun.
Dahası...
Maduro'yu savaş ganimeti gibi paketleyip
Venezuela halkının siyasi iradesini gasp eden bu haydutluğun dünyayı Hobbesçu "orman kanunu"na döndüreceğini herkes kadar sen de görüyorsun.
Hülasa, dünya sisteminin maskesinin düştüğünü, artık kuralların silahla yazıldığı bir gladyatör arenasında olduğumuzun farkındasın.
Lakin gördüğünün, anladığının, fark ettiğinin gereğini yapmıyorsun.
Tam aksine, kuralların silahla yazıldığı bu gladyatör arenasını fırsat bilip siyasi ranta çevirmeye çalışıyorsun.
Her netameli dönemde böyle kurnazlıklar yapmaya kostaklanıyorsun ama bir kusurcuğun var dostum: Kuyruğunu saklamayı beceremiyorsun!
***
Dönemin Başbakanı
Erdoğan'ın, çocukları katleden İsrail'in şefinin yüzüne "Siz çocukları öldürmeyi iyi bilirsiniz" deyip "One minute" çektiğinde de kuyruğun ortada kalmıştı.
Zira siyonist network, Erdoğan'ın işini bitirecek beklentisi içinde sinsice elini ovuşturuyor, "Buna da 'one minute' desene, şuna da desene" yollu artistlik yapıyordun.
Lakin, Erdoğan İsrail'e çaktığında, cevap
Tel Aviv'den önce senden gelmiş ve kuyruğun fena hâlde açıkta kalmıştı.
Gazze soykırımında da cibilliyetinin gereğini sergiledin...
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın
Hamas'ı "terör örgütü" yerine "Kuvayı Milliye" mesabesinde görmesini kriminalize etmeye gayret ettin. Bununla da yetinmedin, Gazze direnişçilerini "terörist" ilan ettin.
Umduğun randımanı alamayınca tornistan yaptın; Erdoğan'ın Gazze konusunda yeterli duyarlılığı gösteremediğini gündüz gözüyle iddia etmeye başladın.
Sonra da İsrail'in soykırımını "kendini savunma hakkı" tesmiye eden müstevlilere Erdoğan'ı gammazlamayı marifet sandın.
***
Şimdi de Maduro'yu arkalamadığı iddiasıyla Cumhurbaşkanımızı eleştirmeye kalkışıyorsun.
Erdoğan'ın dünya sisteminin patronuyla başı belaya girdiği an havalara uçacak olan da sensin. Tıpkı "kahraman" tesmiye ettiğin Nobel Barış Ödülü alan o hain kadın gibi "hizmete" talip olduğunu saklayamıyorsun.
Unutmuş değiliz:
Sayın Erdoğan'ı aynı şekilde derdest etmeye çalışan FETÖ'cülerin "yargı susturuculu darbe" çıktılarına mal bulmuş mağribi gibi atlayan da sendin, FETÖ marifeti tapeleri Meclis kürsülerinden okuyan da. Vaktiyle Almanya Şansölyesi'ne "Türkiye'ye gelme, Erdoğan'ı meşrulaştırma..." diyen de sendin.
Etrafına bakma dostum, aynaya bak; sen busun, bu kadarsın.