3 Anlaşma, 3 Hedef...
Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
Türkiye'nin birbiri ardına imzaladığı üç uluslararası belge gerek batı gerekse doğu ekseninde oldukça ilgi çekti.
Bunlardan en fazla ezber bozanı kuşkusuz Mekke Ortak Savunma Anlaşması oldu. Oysa son üç ay içinde iki kritik anlaşma daha devreye girdi.
Bir hayli derinlikli görünen, doğal olarak gizli bölümleri de bulunan Türkiye-Birleşik Krallık Güvenlik ve Savunma Ortaklığı ile...
İki ülke arasındaki askeri iş birliği en üst seviyeye çıkarılırken; "savunma teknolojileri, siber güvenlik, hibrit tehditlerle mücadele ve uzay sahasında" yeni mekanizmalar kurulmaya başlandı bile.
Türkiye'nin 20 adet Eurofighter Typhoon savaş uçağı, ekipman ve mühimmat alımı, 10 Türk pilot ile 100 teknisyenin eğitimi, uçakların idame, işletme, bakım ve elektronik harp yeteneklerinin Türk Hava Kuvvetlerine kazandırılması süreci de tüm hızıyla devam ediyor.
Daha düne kadar...
"Ne olursa olsun Yunanistan'ın yanında olacağını" ilan eden Paris'in, Ankara'ya yönelme eğilimini de görmezden gelmemek lazım.
Nitekim... Yakın zamanda imzaları atılan Türkiye-Fransa Savunma İşbirliği Anlaşmasının;
Havadan havaya Meteor füzesi satışının önündeki Fransız engelinin kaldırılması için zemin oluşturması,
Türkiye, Fransa ve İtalya ortaklığında başlatılan ancak siyasi gerilimler nedeniyle duraklayan SAMP/T hava savunma sistemi ortak üretimi ve teknoloji transferi müzakerelerini yeniden canlandırması kuvvetle muhtemel! Gelelim, Mekke Savunma İttifakı'na...
Bu çerçeve metnin tam manasıyla uygulamaya taşınması TBMM'den onay almasına bağlı. Ama bu arada Türkiye ile Suudi Arabistan arasında yasal altyapısı zaten tesis edilmiş olan askeri iş birliği mutabakatının aktive edildiğini söyleyebiliriz. Halen, Türk savunma sanayiin geliştirdiği alçak ve orta irtifa hava savunma sistemleri Suudilerin hassas enerji tesislerini korumakta! Dünyanın peşinde koştuğu Türk yapımı SİHA'ların da operasyonel olduğu bir sır değil. Hatta Suudların, Türk F-16'larına üs tahsis etmek istediği de biliniyor. Oysa ellerinde F-15'ler, Eurofighter'lar, Tornadolar var. Tamamını kullanamadıkları da anlaşılıyor. Bu vesileyle Suudilerin envanterindeki Eurofighter'larda Türk pilotların eğitimi de düşünülebilir. Öyle ya İngilizlerin üreteceği yeni nesil uçaklar 2030'dan sonra ancak gelebilecek. 2027-2030 aralığında ise Katar'daki Typhoon uçaklarının bir an önce alınması hedefleniyor ki en geç 9 ay yetişmiş öğretmen pilotlarımız olacak.
Unutmadan... Türkiye-Pakistan- Suudi Arabistan'ı ortak güvenlik kapsamında buluşturan anlaşma, bir devletten yönelebilecek saldırıya karşı dayanışmayı içeriyor. Bir diğer anlatımla Suudi-Husi çatışmasını başka bir bahiste ele almak gerekiyor.
Kabul edelim ki... Somali'deki askeri ve stratejik çıkarlarımız (enerji, uzay tesisi vb.) kritik önemde. Lojistik için Kızıldeniz'i kullanıyoruz. Haliyle MİT'in Husilerle asgari temas kurması, güvenli geçiş için zaruret arz ediyor.
Özetle... Ağır sancıları ile yeni bir dünya doğuyor ve Türkiye bu kez o dünyada oyun kurucu olmak için mücadele veriyor!
Bunlardan en fazla ezber bozanı kuşkusuz Mekke Ortak Savunma Anlaşması oldu. Oysa son üç ay içinde iki kritik anlaşma daha devreye girdi.
Bir hayli derinlikli görünen, doğal olarak gizli bölümleri de bulunan Türkiye-Birleşik Krallık Güvenlik ve Savunma Ortaklığı ile...
İki ülke arasındaki askeri iş birliği en üst seviyeye çıkarılırken; "savunma teknolojileri, siber güvenlik, hibrit tehditlerle mücadele ve uzay sahasında" yeni mekanizmalar kurulmaya başlandı bile.
Türkiye'nin 20 adet Eurofighter Typhoon savaş uçağı, ekipman ve mühimmat alımı, 10 Türk pilot ile 100 teknisyenin eğitimi, uçakların idame, işletme, bakım ve elektronik harp yeteneklerinin Türk Hava Kuvvetlerine kazandırılması süreci de tüm hızıyla devam ediyor.
Daha düne kadar...
"Ne olursa olsun Yunanistan'ın yanında olacağını" ilan eden Paris'in, Ankara'ya yönelme eğilimini de görmezden gelmemek lazım.
Nitekim... Yakın zamanda imzaları atılan Türkiye-Fransa Savunma İşbirliği Anlaşmasının;
Havadan havaya Meteor füzesi satışının önündeki Fransız engelinin kaldırılması için zemin oluşturması,
Türkiye, Fransa ve İtalya ortaklığında başlatılan ancak siyasi gerilimler nedeniyle duraklayan SAMP/T hava savunma sistemi ortak üretimi ve teknoloji transferi müzakerelerini yeniden canlandırması kuvvetle muhtemel! ***
Bu çerçeve metnin tam manasıyla uygulamaya taşınması TBMM'den onay almasına bağlı. Ama bu arada Türkiye ile Suudi Arabistan arasında yasal altyapısı zaten tesis edilmiş olan askeri iş birliği mutabakatının aktive edildiğini söyleyebiliriz. Halen, Türk savunma sanayiin geliştirdiği alçak ve orta irtifa hava savunma sistemleri Suudilerin hassas enerji tesislerini korumakta! Dünyanın peşinde koştuğu Türk yapımı SİHA'ların da operasyonel olduğu bir sır değil. Hatta Suudların, Türk F-16'larına üs tahsis etmek istediği de biliniyor. Oysa ellerinde F-15'ler, Eurofighter'lar, Tornadolar var. Tamamını kullanamadıkları da anlaşılıyor. Bu vesileyle Suudilerin envanterindeki Eurofighter'larda Türk pilotların eğitimi de düşünülebilir. Öyle ya İngilizlerin üreteceği yeni nesil uçaklar 2030'dan sonra ancak gelebilecek. 2027-2030 aralığında ise Katar'daki Typhoon uçaklarının bir an önce alınması hedefleniyor ki en geç 9 ay yetişmiş öğretmen pilotlarımız olacak.
Unutmadan... Türkiye-Pakistan- Suudi Arabistan'ı ortak güvenlik kapsamında buluşturan anlaşma, bir devletten yönelebilecek saldırıya karşı dayanışmayı içeriyor. Bir diğer anlatımla Suudi-Husi çatışmasını başka bir bahiste ele almak gerekiyor.
Kabul edelim ki... Somali'deki askeri ve stratejik çıkarlarımız (enerji, uzay tesisi vb.) kritik önemde. Lojistik için Kızıldeniz'i kullanıyoruz. Haliyle MİT'in Husilerle asgari temas kurması, güvenli geçiş için zaruret arz ediyor.
Özetle... Ağır sancıları ile yeni bir dünya doğuyor ve Türkiye bu kez o dünyada oyun kurucu olmak için mücadele veriyor!