Okan Müderrisoğlu
Okan Müderrisoğlu

Sipariş sosyal medya araştırmasının bilinmeyenleri...

Sosyal medya ağlarının, insan doğasına aykırı algoritmik uygulamaları ve milli medya aleyhine işleyen haksız kazanç yöntemleri gündemdeki sıcaklığını korurken biz de Türkiye özelindeki değerlendirmelerimize devam edelim.
Önceki yazılarımızda...
Sosyal medya şirketi denilen küresel kartellerin...
Dezenformasyon tekniklerini, kitlesel manipülasyon araçlarını, telif ödemeksizin yerli içerik kullanımından kaynaklanan sorunları, reklâm piyasasındaki sömürü düzenini anlatmaya çalışmıştım.
Son olarak, "üretken yapay zekâ" adı altında Türk medyasına ait değerli arşivlerin bedelsiz olarak farklı bir altyapıya aktarıldığına, bu şekilde yayın trafiği saptırması yapıldığına dikkati çekmiştim.
Bugün, bahse konu global yapıların, ağır hukuki yaptırımlar karşısında algı yönetmek için nasıl çalıştıklarına dair arka plâna değinmek istiyorum.
Bakınız...
Londra merkezli araştırma şirketi Public First tarafından hazırlanan bir rapor, Mayıs 2026'da kamuoyuyla paylaşılmış durumda. Raporun başlığı oldukça çarpıcı:
"Meta'nın Türkiye'deki Etkisi!"
Başlangıçta masumane bir sektör değerlendirmesi gibi sunulan bu saha analizinin derinliklerinde bambaşka ayrıntılar yer alıyor.
Public First Raporu diyor ki...
"Meta ekosistemi, Türkiye'de dolaylı olarak 1.7 trilyon liralık (yaklaşık 53 milyar ABD Doları) dijital ekonomik hacmi desteklemektedir!"
Araştırmada...
Başta KOBİ'ler olmak üzere Türk şirketlerine açılan bir kapıdan ve finansal fırsatlardan söz edilirken sistemin işleyişindeki sakatlıklara dair tek bir eleştiriden bahsedilmediğini fark ediyorsunuz!
Peki ama neden?
Çünkü, araştırmayı fonlayan da Meta!
"E, ne var ki bunda?" diye sorabilirsiniz. Öyle ya... "Şirket tabii ki itibari değerini veya iddia ettiği katma değeri ölçmek, bunu da iş döndürdüğü piyasada imaj yönetimi için pazarlamak istemiş olabilir!"
Lâkin konu bu kadar basit değil.
Daha karmaşık!
Zira Meta, malûm rapora para öderken Public First'e somut bir siparişte de bulunuyor!
Diyor ki...
"Platformumun, sadece olumlu ve ekonomik büyümeyi tetikleyen yönlerini (KOBİ desteği, istihdam, dijitalleşme) ortaya çıkaracak şekilde sorular tasarlayacak, bu sonuçları bana bildireceksin!"
Yani rapor, Meta platformlarının Türkiye'deki veri gizliliği ihlallerine, dezenformasyonun toplumsal maliyetine, yerli medyanın reklam gelirlerini vakumlamasına asla odaklanmıyor. Olumsuz etkileri hiç hesaplamaya katmıyor!

***

Pembe tablo çizen raporun iddiasına bir bakıma itirafına göre,
Türkiye'de internet kullanan yetişkinlerin yüzde 72'si yeni bir işletmeyi ilk kez Meta platformları aracılığıyla keşfediyor.
Kullanıcıların yüzde 73'ü, Facebook veya Instagram üzerinde rastladıkları bir satıcıdan alışveriş yapıyor.
Türkiye'deki dijital ekonominin büyüklüğünün 2035'te 4,3 trilyon TL seviyesine çıkması bekleniyor.
Bir başka araştırmanın kaynağı ise...
"2026 DataReportal." Ürettiği verilere göre,
X'in Türkiye'deki aktif kullanıcı sayısı en az 18.5 milyon. Ki Türkiye bu sayı ile dünyada 7. sırada
X'in Türkiye'deki yıllık cirosu, 2.5 milyar TL civarında tahmin ediliyor.
TikTok, Türkiye'deki 18 yaş üstü 45 milyon yetişkin tarafından kullanılıyor.
TikTok'un, operasyonel ve reklam cirosu, yıllık 15-18 milyar TL aralığında hesaplanıyor.
Kuşkusuz...
Dijitalleşme, çağımızın gerçeği ve elbette bunu gözeteceğiz. Dijital ekonominin olanaklarından yararlanacak, asimetrik işleyen düzene ise teslim olmayacağız. Sosyal ağlarla da büyüyen ekonomik ortamı veri kabul ederken, pastanın dağılımındaki anormalliklerle mücadele edeceğiz. Hem neslimizi hem de ülkemizin hak, alaka ve menfaatlerini koruma iradesini canlı tutacağız!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin