Kılıçdaroğlu CHP’si FETÖ dün, bugün!
Konu, FETÖ'den açıldı mı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun düne ait bilançosu "yanlış tercihlerle yani siyasi bataklarla dolu!"
Ama durun bir dakika!
13 yıllık genel başkanlık döneminde FETÖ ile yolu sık sık kesişen, davetlerine icabet eden, muhalefet etme adına FETÖ'nün 17-25 Aralık kumpasının kurgusuna yaslanan, kritik cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ABD'ye giden ve bir ara gizemli şekilde ortadan kaybolan hatta 15 Temmuz hain darbe girişimine "kontrollü darbe" diyecek kadar bence akıl tutulması yaşayan Sn Kılıçdaroğlu, bütün bunları unutmuş olamaz.
Ortada, "siyasi hafıza kaybı belirtisi olmadığına göre", Kemal Bey (30 Mayıs 2026) CHP Genel Merkezi'nin önünde konuşurken aşağıdaki cümleleri hesapsızca sarf etmiş olabilir mi? Kendi döneminde CHP'ye sızdığını öne sürdüğü FETÖ ajanlarından söz ederken, FETÖ yüzleşmesi ile karşı karşıya kalacağını öngörmemiş olabilir mi?
Özetle, ne demişti Kılıçdaroğlu?
"…Bu yaşlı adam sizinle tarih önünde açıkça helalleşsin. Benim bu aziz millete, bu cefakâr örgüte bir özür borcum var… Arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum. Biz vatan dedikçe, biz millet dedikçe kapalı kapılar ardında dış odaklardan medet uman, onlardan icazet ve yardım dileyen o gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum!"
İşte bu noktada...
Sn Kılıçdaroğlu'nun, "adım adım ilerleyeceği ve sinir savaşını tırmandıracağı" anlaşılıyor. Bir iddia ortaya attı ama kimlik açıklamadı! Sanırım, zamanı lehine kullanarak, önce eteklerdeki taşların dökülmesini bekleyecek. Sonra eşgal çizmeye başlayacak. Derken bu simaların isimlendirilmesini üçüncü taraflara bırakıp, son kertede, "Medyada yazılıp çiziliyor zaten" diyecek. Bunlar elbette, Kemal bey siyasetini izlemiş bir gazeteci olarak benim öngörülerim. Yanılabilirim de. Örneğin, Kılıçdaroğlu çıkıp, "arkamdan hançerlendim" sözünü söylemesine sebep olan gizli toplantıların organizatörlerini ve FETÖ ile iltisaklarını açıklayabilir de!
Bir o kadar mühim olan husus da şudur:
Kemal Bey, şayet FETÖ ile "taktik ve konjonktürel işbirliği tesis etti" ise bu sorunlu ilişkiye kendisini "stratejik olarak yönlendiren", CHP'de makam tahsisine ikna eden partili -eski- arkadaşlarını da ifşa etmek zorundadır. Aksi takdirde hem siyaseten iddiasının altında kalır hem de en güçlü argümanı elinden kayıp giderse benzerlerine önceki yıllarda rastlandığı gibi "yalancı çoban!" durumuna düşüverir!
***
PARTİ İÇİ KAVGA VE TBMM'NİN KONUMU!
CHP, mazisiyle ilginç bir parti. Bugün yaşananları anlamlandırmak için iki misal verelim…
2. Genel Başkan İsmet İnönü ile 3. Genel Başkan Bülent Ecevit, rahmetli olduklarında "CHP üyesi değildiler!"
Şimdi ana konumuza dönelim… Ve iki tespitimizi paylaşalım:
1- CHP'de yaşanan "grup kavgasının" arenası Meclis veya Anıtkabir olmamalı!
2- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP Grup Başkanı sıfatını taşıyan Özgür Özel arasındaki siyasi mücadele legal zeminin dışına taşmamalı!
Bu yönüyle bakıldığında, bugün 13:30'da toplanacak CHP Grubu için, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş isabetli bir hamle ile "meselenin tarafı veya hakemi olmadığını" kayda geçirmiştir. Ancak bundan sonra Özel ve ekibinin, CHP Genel Merkezi'ni TBMM'ye taşıma kararının üreteceği komplikasyonlar da düşünülmelidir.
Görünen o ki… Özel, Grup Başkanı unvanı ile uygun her fırsatta TBMM Genel Kurulu'na gelecek, partisini ve tabanını diri tutma adına bir ileri adım daha atacak.
Lakin bu tür gövde gösterileri, sadece CHP'yi değil, muhtelif sataşmalarla siyaseti yani Meclis'i de gerebilir. Gerginlik türetenler, bu olumsuz enerjiyi Meclis'in dışına taşırmayı isteyebilir.
İşin özeti şudur:
Meclis kayıtlarına göre Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı'dır. Aynı şekilde CHP grup iç yönetmeliği gereği yapıldığı ilan edilen seçime göre Meclis kayıtlarında Özgür Özel de CHP Grup Başkanı'dır. Mesele, CHP kurumsal yapısı içinde çözülmelidir. CHP Grup İç Yönetmeliği'ndeki, "Grup Başkanı, Genel Başkan'a bağlı çalışır" ifadesi yine CHP'nin bünye içinde netleştirmesi gereken husustur!