“Oku, düşün, uygula, neticelendir!”
Giriş Tarihi:
Fiziki inşayı önemsiyor, insana dair yapılanmayı genellikle hamasete teslim ediyoruz. Acıyla yoğrulduğumuz zamanlarda ciddi önlemler alıyor, olaylar soğudukça motivasyon kaybediyoruz. Örneğin, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, "Oku, düşün, uygula, neticelendir" düsturunun yüzde 50'si ile ilgili olduğumuz kadar, kritik eşiği aşmamızı sağlayacak kalan yarısı ile o kadar da ilgilenmiyor veya başarı öyküsü yazamıyoruz. Oysa çare belli… Anadolu irfanını yaymak ve sosyolojik kurucu kodlarımızı hatırlamak, hatırlatmak!
Ankara Valisi Vasip Şahin başlattı… Bence ülke genelinde seferberlik anlayışıyla hareket etmeli, 52 hafta boyunca bu meseleye odaklanmalıyız. Nitekim Sn. Vali, yayımladığı mesajında nezaketin sadece bir haftayla sınırlı kalmamasını rica etti ve eğitimden sosyal yaşama kadar "kalıcı davranış kültürüne dönüşmesi" gerektiğini vurguladı.
"Toplumsal Dönüşümün İlk Adımı" temasıyla başlatılan "Nezaket Haftası" Ankara genelinde kutlandı. Valilik koordinasyonunda 12 paydaş kurumun iş birliğiyle hazırlanan Nezaket Haftası Eylem Planı doğrultusunda dikkat çekici etkinlikler hayata geçirildi. Hepimizi derinden sarsan hadiselerin yaşanmasından önce tasarlandığı için ayrıca değer kazanan bu faaliyetle toplumsal damarın tıkanıklık noktalarının açılması da hedeflendi.
***
Nezaket Haftası'nın amacı gayet sade ve çarpıcı idi:"Karşılıklı saygı ve nezaket bilincini artırmak, özellikle okullarda son yıllarda artış gösteren 'akran zorbalığı' ve 'dijital ortamlardaki olumsuz iletişim biçimleri' ile mücadele etmek!"
Konu başlığı gereği elbette "okullara öncelik" verildi. Öğrencilere yönelik empati kurma, saygılı iletişim, yardımlaşma ve paylaşma temalı farkındalık çalışmaları düzenlendi.
Kamu ve Toplum boyutu da ihmal edilmedi. Ebeveynler, kamu personeli ve vatandaşlar için "toplumsal nezaket davranışlarını" pekiştirecek seminerler gerçekleştirildi.
Dijital Farkındalık olmazsa olmazdı. Bilhassa sosyal medya üzerinden nezaket dilinin kullanımını teşvik eden kampanyalar yürütüldü. Sanırım, en zorlu başlıklardan biri de buydu. Hızla hâkim dil haline gelen sosyal medya anlatımları ve kısaltmaları sadece güzel Türkçemizi değil, ikili ilişkilerimizi de ipotek altına alacak derece tehdit unsuruna dönüştü. ***
"Peki, somut olarak neler yapıldı?" diye soracak olursanız… İşte size iyi uygulama örneklerinden kesitler…
Nezaket Elçileri Seçimi: Sınıflarda arkadaşlarına en nazik davranan öğrenciler ödüllendirildi.
Akran Zorbalığı Seminerleri: Uzman rehber öğretmenler eşliğinde, zorbalığın iletişime verdiği zararlar anlatıldı.
Mektup Günü: Öğrencilerin öğretmenlerine veya okul personeline teşekkür ve nezaket içeren mektuplar yazması teşvik edildi.
Trafikte Nezaket Denetimi: Emniyet ekipleri, rutin kontroller sırasında kurallara uyan ve nezaketli davranan sürücülere sembolik teşekkür belgeleri ve karanfiller verdi.
Siber Nezaket Eğitimi: Gençlerin, sosyal medya ve dijital platformlarda kullanılan siber zorbalık dili yerine siber nezaket diline yönelmeleri için atölye çalışmaları gerçekleştirildi.
Kuşaklararası Nezaket Buluşmaları: Gençlerin huzurevi ziyaretleri yaparak yaşlılarla "nezaket ve tecrübe" üzerine sohbet etmesi sağlandı
Toplu Taşımada Saygı: Ve nihayet unutulmaya yüz tutan o davranış… Otobüs ve metrolarda "Büyüklere yer verme" ve "Alçak sesle konuşma" gibi temel nezaket kurallarını hatırlatan anonslar yapıldı, görsel materyaller kullanıldı.Sözün özü…
Hemen hepimiz aynı dertten muzdaripiz. Kalabalıklar içinde yalnızlık çeken insanlar. Bir "günaydına hasret" çoğunluklar…
O halde, "İlk adımı atalım…" Bir "merhaba" ile işe başlayalım.
Hayatın her alanında tüm çocuklarımıza kendi evlâdımız gibi sahip çıkalım, onları dinleyelim, gerektiğinde uyaralım ama mutlaka moral verelim.