Okan Müderrisoğlu

Okan Müderrisoğlu

Cerrahi Yıkım Stratejisi’nin sonuçları!

Giriş Tarihi:

Türkiye, 1990 yılındaki 1. Körfez Savaşı ile Irak'ın 2003'teki işgalinden askeri ve stratejik açıdan ciddi dersler çıkaran bir devlet. 2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna savaşı yanında bugün de İsrail ile ABD'nin organize ettiği saldırganlık, milli güvenlik siyaseti açısından ibret verici olaylarla dolu!
İran'da, Haziran 2025-Şubat 2026 arasında yaşananlar da teyit ediyor ki…
Güven veren, devlet organlarının eşgüdümünü gözeten rasyonel, etkili ve itibarlı liderlik… Tahkim edilmiş iç cephe… Milletin bağrından çıkan milli ordu… Güvenlik ve istihbarat birimleri arasında mutlak uyum… Yerli ve milli savunma sanayii…
Olmazsa olmaz!
Dünden bugüne alınan önlemler ve yapılan yatırımlarla…
1990'lı yıllara kadar kolordu ve tümen seviyesinde örgütlenen Türk Silahlı Kuvvetleri ilk olarak hareket ve harekât kabiliyeti yüksek mobil tugay sistemine geçti.
Hava üstünlüğünün önemine göre kısaorta- uzun vadeli plânlamalar yapıldı.
İstihbarat ve elektronik harp destekli "derinlikte hassas vuruş" konsepti benimsendi.
Bir kez daha anlaşıldı ki…
Modern savaşta belirleyici olan artık yalnızca ateş gücü değil! Bilgiyi kim daha hızlı toplar, işler ve kullanırsa sahada üstünlüğü ele geçiriyor. Yani… Bilgiye dayalı, hızlı, esnek ve müşterek güç kullanımı caydırıcılık sağlıyor. Bu durum askeri literatürde (İngilizcesiyle)"OODA" olarak tanımlanıyor…
Observe: Gözlemle.
Orient: Değerlendir/ Yönlendir.
Decide: Karar Ver.
Act: Harekete Geç!
Hız kazanan taraf, "Daha erken vuruyor.Daha az hata yapıyor. Daha az kayıp veriyor!"

***

Gelelim, İsrail-ABD şer ikilisinin uyguladığı savaş yöntemine…
Bu savaş makinelerinin, İran'a yönelik koordineli saldırıları, "Cerrahi Yıkım" stratejisi diye biliniyor.
Yüksek hassasiyetli mühimmat ve istihbarat temelli operasyonlarla yalnızca belirlenen stratejik hedeflerin imha edilmesi "cerrahi yıkım"olarak ifade ediliyor!
Böylece, savaş alanını genişletilmeksizin, "kritik altyapının, komuta-kontrol merkezlerinin,füze üslerinin ve nükleer tesislerin" noktasal olarak devre dışı bırakılması hedefleniyor.
Yine net olarak görülüyor ki…
İsrail-ABD ekseni… Yüksek teknoloji, odaklı vuruş ve önleyici darbe doktrini üzerinden ilerlerken;
İran modeli… Asimetrik genişleme, vekil savaş ve doygunluk stratejisi üzerinden şekilleniyor.
ABD ayrıca…
"Algoritmik Savaş Doktrinini" de İran saldırılarında test ediyor. Savaş alanındaki koordinasyon ve karar hızı ile isabet oranını yapay zekâ kullanarak arttırma becerisini dünyaya sunuyor. Ki daha sonra bu teknolojisini pazarlayabilsin!
Burada, komutanlarının merkezi rolün koruyan Pentagon, karar döngüsünü hızlandırmak için veri analiz yükünü bilgisayarlara devrediyor. Bu sayede, "kaçınılmaz hata riskini" en aza indiriyor. (Bkz. Türkiye tecrübesi/Uludere-2011)
Günümüz savaşlarında, "uydu, drone,radar ve sinyal istihbaratından gelen verihacmi" o kadar yüksek ki komuta kademesini veya kapasitesini aşabiliyor!
Bu nedenle "Ağ Merkezli Harp" yaklaşımı giderek ağır basıyor. "Sensörler, komuta merkezlerive ateş unsurları dijital ağ üzerindengerçek zamanlı olarak birbirine bağlanıyor.Karar hızı artırılırken, hedefe enuygun kuvvet, en kısa sürede operasyonelmerkeze yönlendiriliyor!"

***

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, basiretli bir biçimde on yıllar önce başlattığı yerli savunma sanayinin, anayasal sınırlarında görev yapması sağlanan Genelkurmay'ın ve teknolojik yetkinlik sahibi askerin heyetin varlığı Türkiye'nin en büyük gücü olarak karşımıza çıkıyor.
TSK'da, dijital komuta kontrol sistemleri, İHA-SİHA entegrasyonu, özgün uydu haberleşme altyapısı, elektronik harp birikimi, güncel tehditlerin değerlendirilmesi ve bertaraf edilmesinde hayati önem taşıyor. Aynı şekilde "katmanlıhava savunma yaklaşımı" kapsamında kısa-orta-uzun menzilli füzelerin seri üretimi de öncelikli yerini koruyor. Daha da çarpıcı olanı ise hasım ülkelerden yönelecek füze tehdidinin bir başka füze ile vurulmasına ek olarak, hipersonik füzelerin elektronik harp karıştırıcı ile hedefinin şaşırtılması, hatta kaynak ülkeye döndürülmesi de Türkiye'nin mesafe kat ettiği aşamalar arasında yer alıyor.
Özetle…
İyi ki binlerce yıla yayılan devlet kültürüne ve bugün itimat telkin eden devlet aklına sahibiz!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin