İmamoğlu maskeli siyasal vandallık!
Meclis kürsüsü, milletindir. Kürsüye yönelik her saygı, millet iradesine gösterilen saygıdır.
Kürsünün işlevini engelleyen her müdahale ise doğrudan demokratik düzenin zedelenmesi anlamına gelir. "Siyasi vandallıktır!" Tıpkı dün tanık olduğumuz gibi.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından Adalet Bakanlığı görevine atanan Akın Gürlek ile İçişleri Bakanlığı'na getirilen Mustafa Çiftçi için TBMM'de "ant içme" programı vardı. Genel Kurulu yöneten yılların deneyimi Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, bir gerilim yaşanmaması için "perde arkası siyasi diplomasi" işletmeye çalıştı. Partilerin grup başkanvekilleri ile görüştü. Derken AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül ve CHP Grup Başkanvekili Murat Emir'in de aralarında olduğu parti temsilcileri salondaki yerlerini aldılar.
Gül, AK Parti Grubu'na dönerek "sakin kalın" işareti yaptı. CHP'li Emir'le birlikte gelen bir diğer grup başkanvekili Ali Mahir Başarır ise partili arkadaşlarına dönerek kaşını kaldırdı ve "uzlaşma yok" sinyali gönderdi.
Esasen, CHP'li vekillerin, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yemin etmesini önlemek için kürsü işgaline yönelecekleri gün içinde duyulmuştu. Bu nedenle AK Partili vekiller de kürsüyü koruma altına almak üzere teyakkuza geçtikleri izlenimi veriyorlardı.
***
Sonra, Bakan Gürlek'i yemin etmesi için kürsüye davet etti. Ne olduysa o andan itibaren oldu! Bir grup CHP'li vekil kürsüyü işgal ederken bir başka grup CHP'li de Gürlek'in önünü keserek kürsüye yürümesini engellemek istedi. Haliyle AK Parti Grubu da hareketlendi. Bir yanda kürsüyü açmaya çalışan vekilleri diğer yanda Gürlek'i koruma çemberine alanları gördük. Ve maalesef "siyasi vandallığa" tanıklık ettik. Bilgi sınırlarımız dahilinde Meclis tarihinde ilk kez bir yemin töreni kürsü işgaliyle tekmelerin yumrukların konuştuğu üzücü olaylarla kayda geçti.
***
Fakat kürsü işgalinin, yemin için kürsüye gelen bir bakanın fiziki müdahaleye maruz bırakılmasının bizce savunulabilecek yanı yoktur!
Doğrusu; Bakan Gürlek, CHP'lilerin açık hedefi olduğunun bilinci ile soğukkanlılığını koruyan, yüzüne yansıyan gerginliği yöneten bir duruş sergiledi. Ama kararlıydı, yeminini gür bir sesle ve hızla tamamladı. Bakan Çiftçi ise devam eden gerginlikten nasibi aldı. O da AK Partili vekillerin kürsü koruması altında, zor şartlarda ant içerken, kızı ve oğluyla izleyici locasında oturan eşinin gözleri doldu. Meclis'teki manzaradan duyduğu rahatsızlık, büyük hüzne dönüştü ve arkasına bile bakmadan süratle locadan ayrıldı.
Günün sonunda geriye ne kaldı?
Temsili demokrasi ile anarşizm arasındaki çizginin her an aşılabildiği bir Meclis tablosu toplumsal hafızadaki sıkıntılı yerini aldı!
Ve nihayet!..
CHP'li vekillerin her biri, âdeta "Ekrem İmamoğlu maskesi" takmış gibiydi. Gürlek de o maskeleri düşüren siyasi aktör olarak karşılarına çıktı.
Öngörülerimizde yanılmak isteriz. Ama belli ki CHP, Gürlek'le uğraşmayı sürdürecek. Gürlek ise artık siyasi kimliği ile mücadele verecek, gerektiğinde konuşacak ve Cumhurbaşkanlığı kabinesi ile AK Parti grubunu ve Cumhur İttifakı'nı yanında bulacak!